AĐHM, baꢀvuran Mustafa Bozkurt’un 5 Haziran 2002 tarihli imzalı baꢀvuru formunun
7 Haziran 2002 tarihinde postaya verildiğini, bu durumda polis karakolunda gözaltı süresinin
bitmesinden itibaren altı ay içinde baꢀvurunun yapılmıꢀ olduğunu gözlemlemektedir. Bu
nedenle yapılan itiraz reddedilmektedir.
2. Đç hukuk yollarının tüketilmemesi hakkında
Hükümet iç hukuk yollarının tüketilmediğini hatırlatmakta, baꢀvuranların nöbetçi
hakim kararıyla uzatılan gözaltı süresine itiraz edebileceklerini ifade etmektedir.
AĐHM, AĐHS’nin 5/4. maddesine yönelik yapılan ꢀikayetle doğrudan ilintili olduğunu
not ederek bu itirazı esasa birleꢀtirmektedir.
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde baꢀvurunun dayanaktan yoksun
olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca, baꢀvurunun baꢀka açılardan bakıldığında da
kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle baꢀvuru kabuledilebilir
niteliktedir.
B. Esas hakkında
1. AĐHS’nin 5/1 c) maddesi
Hükümet baꢀvuranların polis karakolunda gözaltına alınmalarının ve gözaltı süresinin
uzunluğunun olayların meydana geldiği dönemde iç hukukta yürürlükte bulunan mevzuata
uygun olduğunu savunmaktadır.
AĐHM daha önce de benzer sorunların dile getirildiğini ve bunların AĐHS’nin ihlali ile
sonuçlandığını hatırlatmaktadır (Bkz. Karagöz-Türkiye kararı, no: 78027/01 ve Balık-Türkiye
kararı, no: 6663/02, 15 ꢁubat 2007). AĐHM, Mahkemeye sunulan bütün delil unsurlarının
incelenmesinden Hükümetin Mahkemenin bu davada farklı bir sonuca ulaꢀmasını sağlayacak
ikna edici hiçbir tespit ve delil sunmadığını kaydetmektedir.
AĐHM baꢀvuranların 21 ve 22 Ocak 2002 tarihlerinde gözaltına alındıklarını ve 25
Ocak 2002 tarihine dek gözaltında kaldıklarını, bu son tarihte nöbetçi hakim kararıyla tutuklu
yargılanmak üzere cezaevine gönderildiklerini gözlemlemektedir. Adı geçenler cezaevine
sevk edildiklerinin ertesi günü sorgulanmak üzere polis karakoluna götürülmüꢀler, 4 ꢁubat
2002 tarihli nöbetçi hakim kararıyla gözaltı süresi on gün daha uzatılmıꢀ, baꢀvuranlar
böylelikle yirmi gün boyunca gözaltında kalmıꢀlardır.
AĐHM’nin daha önceki mezkur Karagöz kararında da belirttiği üzere, baꢀvuranların
tutuklanmalarının sonrasında polis karakoluna gönderilmeleri etkili hukuki bir denetimi
ortadan kaldırmaktadır. Ayrıca, hali hazırda hapiste olan bir tutuklunun sorgulanmak üzere
güvenlik güçlerine teslim edilmesi gözaltı sürelerine iliꢀkin uygulanan mevzuatta hile yapmak
anlamına gelmektedir. Tutuklu yargılanmak üzere cezaevine gönderilmelerinden birkaç saat
sonra yeni sorgulamalara maruz kalan baꢀvuranlar da bu muameleye maruz kalmıꢀlardır. Bu
husus 5/1 c) maddesiyle öngörülen düzenlemelere aykırı olup, sorgulanan kiꢀiyi ilgili
güvencelerden yoksun bırakmaktadır.
Bu nedenle AĐHS’nin 5/1 c) maddesi ihlal edilmiꢀtir.
3