CONSEIL DE  
L'EUROPE  
AVRUPA  
KONSEYİ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐKĐNCĐ DAĐRE  
GÜNTER – TÜRKĐYE  
(Bavuru no. 52517/99)  
KARAR  
(Özet Çeviri)  
STRAZBURG  
22 ubat 2005  
Bu karar Sözleşme’nin 44 § 2 maddesinde belirtilen şartlar uyarınca kesinlik kazanacaktır.  
Editör tarafından revizyona tabi tutulması mümkündür.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2005. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USULĐ ĐꢁLEMLER  
Dava, Hüseyin Hamit Günter (“bavuran”) isimli Türk vatandaı tarafından AĐHS’nin  
(“Sözleme”) 34. maddesine dayanarak 5 Ağustos 1999 tarihinde Türkiye aleyhine yapılan  
bavurudan (no. 52517/99) kaynaklanmaktadır.  
16 Eylül 2004 tarihinde, AĐHM bavurunun kısmen kabul edilebilir olduğuna karar  
vermitir. Hükümet esasa ilikin görübelirtmi, bavuran ise belirtmemitir (Đç Tüzük 59 §  
1).  
OLAYLAR  
Bavuran 1920 doğumludur ve Đstanbul’da yaamaktadır. Mustafa Rıfat Günter ve  
Rabia Günter’in varisidir.  
27 Mart 1985 tarihinde, Mustafa Rıfat Günter ve Rabia Günter, iki ahit huzurunda  
sözlü vasiyette bulunarak ölünceye kadar bakılmak artıyla, sahip oldukları gayrımenkulü  
Darülaceze’ye bağılama taahhüdünde bulunmulardır. Bunu takiben Darülaceze’ye  
yerletirilmiler ve burada sırasıyla 3 Mayıs 1985 ve 2 Mayıs 1985 tarihlerinde vefat  
etmilerdir.  
7 Mayıs 1985 tarihinde, Darülaceze, ili 3. Sulh Hukuk Mahkemesi’ne bavurarak  
vasiyetnamenin açılmasını talep etmive aynı gün mahkeme, Darülaceze’yi, murislerin  
mirasçısı olarak tespit etmitir. Bu karar bavurana tebliğ edilmemitir, fakat mahkeme  
tarafından adresi ve isimleri bilinmeyen kiiler için bir gazete ilanı verilmitir.  
29 Aralık 1992 tarihinde, bavuran, veraset ilamı almak için Đstanbul 6. Sulh Hukuk  
Mahkemesi’ne bavurmuve 25 Mayıs 1993 tarihinde, murislerin sözlü vasiyetlerinin  
geçersiz olduğunun ilan edilmesi talebiyle ili 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde dava  
açmıtır. Bavuran, murislerin yalı olmaları nedeniyle vasiyetname yapma ehliyetine sahip  
olmadıklarını ileri sürmütür.  
10 Ekim 1993 tarihinde, Hazine, murislerin vasiyetlerinin geçersiz olduğunun ilan  
edilmesi talebiyle aynı mahkemede dava açmıtır.  
16 Aralık 1993 tarihinde, ne bavuran ne de vekilleri durumada bulunmu;  
Darülaceze’nin davaya devam etmek istemediğini beyan etmesi ile dava kayıttan düülmütür.  
Bavuran 28 Ocak 1994 tarihinde davayı yenilemitir.  
28 Nisan 1994 tarihli durumada, murislerin veraset ilamına ilikin açılan davanın  
karara bağlanmaolması sebebiyle, bavuran, mahkemenin davayı adli tatil sonrasına  
bırakması gerektiğini öne sürmütür. Veraset ilamı çıkarılmasının dava için bir ön mesele  
tekil etmesi sebebiyle, mahkeme davayı Eylül’e ertelemitir.  
20 Eylül 1994 tarihinde bavuran, davanın tekrar ertelenmesi talebinde bulunmutur.  
27 Aralık 1994 tarihinde taraflar durumaya itirak etmemitir. Bavuran mazeret  
bildirmitir.  
Bunu takip eden iki durumada bavuran, bir erteleme talebinde daha bulunmutur.  
11 Temmuz 1995 tarihinde, mahkeme, Hazine’nin davasını bavuranın davasıyla  
birletirme kararı almıtır.  
3 Ekim 1995 tarihinde mahkeme, bavuran tarafından isimleri verilen iki ahitten  
birinin ifadesini almıtır. Diğer ahide ulamak ise mümkün olmamıtır.  
26 Aralık 1995 ve 2 Nisan 1996 tarihlerinde, mahkeme, davayı ileri bir tarihe  
bıraktır. Zira bavuran mazeret bildirerek durumaya gelmemitir.  
27 Haziran 1996 tarihinde, ikinci ahidin de ifadesi alınmıve dava ileri bir tarihe  
bırakıltır.  
Bavuran, mazeret bildirerek 5 Kasım 1996 ve 29 Ocak 1997 tarihli durumalara  
gelmemive davanın Yargıtay’a intikal ettiğini mahkemeye bildirmitir.  
15 Nisan 1997 tarihinde, bavuran, veraset ilamını mahkemeye sunmutur.  
19 Haziran 1997 tarihinde bavuran, Bay ve Bayan Günter’in yasal ehliyetleri  
hakkında karar vermeden önce, AĐHM’den, Adli Tıp Kurumu’a danımasını talep etmitir.  
Adli Tıp ise dava dosyasındaki belgelerin bir karara varmak yeterli olmadığını mahkemeye  
bildirmitir. 16 Ekim 1997 tarihinde, mahkeme, Darülaceze’den Bay ve Bayan Günter’le ilgili  
tüm sağlık raporlarını talep etmitir. Darülaceze, 18 Aralık 1997 tarihinde, ellerinde bu tür  
belgelerin olmadığını mahkemeye bildirmitir.  
10 Mart 1998 tarihinde Adli Tıp Kurumu, eldeki dava dosyası temelinde bir karara  
varmanın imkansız olduğunu bildirir bir rapor hazırlamıtır.  
17 Mart 1998 tarihinde, mahkeme, ölüme bağlı tasarrufun iptali için, hak talep eden  
kiinin, iptal gerekçesinden muttali olduğu tarihten itibaren bir yıl, veya vasiyetin varislere  
bildirilmesinden itibaren beyıl içinde dava açılabileceğini ifade etmitir. Mahkeme, Bay ve  
Bayan Günter’in vasiyetlerinin 7 Mayıs 1985 tarihinde varislere bildirilmiolmasına rağmen,  
25 Mayıs 1993 tarihinden önce bavuran tarafından dava açılmadığını not etmitir.  
Dolayısıyla, zaman aımına uğradığı gerekçesiyle davanın düürülmesi gerektiği sonucuna  
varmıtır. Bavuran temyiz yoluna gitmitir.  
8 Ekim 1998 tarihinde Yargıtay, ilk derece mahkemesinin kararını onamıtır. 15 ubat  
1999 tarihinde bavuranın kararın düzeltilmesi talebi reddedilmitir.  
HUKUK  
I. AĐHS’NĐN 6. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
31. Bavuran, hukuki ilemlerin uzun sürmesinin, AĐHS’nin 6 § 1. maddesinde ifade  
bulan “makul süre” gerekliliği ile bağdamadığından ikayetçi olmutur. Bu maddenin ilgili  
bölümleri öyledir:  
“Herkes, gerek medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili nizalar … konusunda karar verecek  
olan, … bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, … görülmesini istemek  
hakkına sahiptir…”  
A. Dikkate alınacak süre  
32. Hukuki ilemler, 25 Mayıs 1993 tarihinde balamıve 15 ubat 1999 tarihinde  
sona ermitir. Dolayısıyla, üç mahkemede yaklaık olarak beyıl dokuz ay sürmütür.  
B. Uygulanabilir ölçütler  
33. Mahkeme, hukuki ilemlerin süresinin makuliyetinin, davanın olayları ıığında ve  
özellikle davanın karmaıklığı, bavuranın ve ilgili makamların tutumu ve davada bavuranın  
karı karıya olduğu riskler olmak üzere, Mahkeme’nin içtihadında açık ve kesin olan  
ölçütlere atıfta bulunularak değerlendirilmesi gerektiğini yineler (bkz. diğerlerinin yanı sıra,  
Frydlender – Fransa [BD], no. 30979/96, § 43, AĐHM 2000-VII).  
C. AĐHM’nin değerlendirmesi  
34. Hükümet, sözkonusu ilemlerin makul süreyi geçmediğini öne sürerek bu iddiayı  
reddetmitir. Bavuranın davasının karmaık bir miras anlamazlığı olduğunu ileri sürmütür.  
Bu davada üç taraf bulunmaktadır: bavuran, Hazine ve Darülaceze. Aynı süre zarfında aynı  
mirasla ilgili yürütülmekte olan baka ilemler bulunmaktaydı. Yerel mahkemenin bu  
ilemlerin sonuçlarını beklemesi gerekmekteydi.  
35. Ayrıca, ilemlerin uzun sürmesinin bavuranın tutumundan kaynaklandığını, zira  
bavuranın bütün durumalara katılmadığını ve veraset ilamı ile ilgili ilemlerin sonucunu  
beklemek için birkaç defa erteleme talep ettiğini belirtmitir. Dolayısıyla, adli makamlara  
yüklenebilecek bir gecikmenin bulunmadığı sonucuna varmıtır.  
36. Bavuran, Hükümet’in itirazını reddetmitir.  
37.Mahkeme, bavuranın, yasal ehliyetleri olmaması sebebiyle Bay ve Bayan  
Günter’in vasiyetinin iptal ettirmesi giriimi ile ilgili olduğunu tespit etmitir. Bu husus  
hakkında bilirkii raporu gerektiren somut anlamazlığa rağmen, Mahkeme, ilemlerin ne  
karmaık olduğunu ne de etraflı bir aratırma gerektirdiğini not eder.  
38. Bavuranın tutumu ile ilgili olarak mahkeme, birkaç durumaya itirak etmediği ve  
erteleme talebinde bulunduğunu tespit etmitir. Ancak, bunlar, mahkemenin bir ön mesele  
olarak gördüğü veraset ilamının bekletilmesi esnasında meydana gelmitir. Dolayısıyla, ilam  
çıkarılıncaya kadar dava karara bağlanamamıtır. Buna göre, bavuranın ilemlerin  
uzatılmasında payı olduğu söylenemez.  
39. Makamların tutumuna gelince, Mahkeme öncelikle, adli makamların veraset  
ilamını çıkarmasının dört yıl altı aydan fazla sürdüğünü not eder. Ayrıca, mahkeme, bu ilamı  
sununcaya dek dikkate değer bir ilem yürütmemitir. Ancak ilam çıkarıldığında mahkeme,  
Bay ve Bayan Günter’in yasal ehliyetleri hakkında görüalmak için Adli Tıp Kurumu’na  
bavurmutur. Ayrıca, yaklaık olarak altı yıl süren ilemlerin sonunda dava basit bir  
formalite – zaman aımı sınırlamasına uymaması – sebebiyle düürültür.  
30. Bu olaylar çerçevesinde, Mahkeme, bavuranın davasının makul bir süre içinde  
görülmediğine hüküm getirmitir. Dolayısıyla, AĐHS’nin 6 § 1. maddesi ihlal edilmitir.  
II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI  
41. AĐHS’nin 41. maddesi öyledir:  
Mahkeme ibu Sözleme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek  
Sözlemeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde,  
hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”  
42. Bavurana, bavurusunun kabul edilebilir olduğunu bildirir 21 Eylül 2004 tarihli  
bir Sekreterya mektubunda, bavurandan adil tazmin taleplerini belirtmesi istenmitir. Ancak,  
bavuran buna cevap vermemitir. Dolayısıyla, Mahkeme, bu balık altında tazminat  
ödenmemesine karar vermitir.  
YUKARIDAKĐ GEREKÇELERE DAYANARAK MAHKEME OYBĐRLĐĞĐYLE  
AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir.  
Đngilizce olarak hazırlanmıve Mahkeme Đç Tüzüğü 77 §§ 2. ve 3. maddeleri uyarınca  
22 ubat 2005 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmitir.  
S. DOLLÉ  
Sekreter  
J.-P. COSTA  
Bakan