C O N S E I L D E  
L ' E U R O P E  
AVRUPA  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ÜÇÜNCÜ DAĐRE  
GÜNSĐLĐ VE YAYIK - TÜRKĐYE DAVASI  
(Bavuru no:20872/02 )  
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
STRAZBURG  
21 ubat 2008  
Đꢀbu karar Sözleme’nin 44 § 2. maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecek  
olup ekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.  
1
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2008. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın  
adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri  
Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari  
olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan ve 20872/02 bavuru no’lu davanın nedeni bu ülke  
vatandaları ükrü Günseli ve Hasan Yayık ve bir tüzel kii olan TümtiSendikası’nın  
(bavuranlar) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne (AĐHM) 17 Nisan 2002 tarihinde Temel  
Đnsan Hakları ve Özgürlüklerini güvence altına Avrupa Đnsan Hakları Sözlemesi’nin (AĐHS)  
34. maddesi uyarınca yapmıolduğu bavurudur.  
Bavuranlar Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (AĐHM) önünde Đzmir barosu avukatlarından  
N. ve B. Değirmenci tarafından temsil edilmektedir.  
OLAYLAR  
Bavuranlar . Günsili ve H. Yayık sırasıyla 1960 ve 1957 doğumludur ve Đstanbul ve  
Đzmir’de ikamet etmektedir.  
Olayların meydana geldiği dönemde . Günsili 1949 yılında kurulan motorlu taıt içileri  
sendikası TÜMTĐꢁ’in (Türkiye Motorlu Taıt Đꢀçileri Sendikası) genel sekreteri ve H. Yayık  
sendikanın Đzmir ubesi sekreteri idi.  
1995 yılında Đzmir’de bulunan taımacılık irketi Nak-Kargo (irket) sendikalı kırk kadar  
içiyi önceden haber vermeksizin ve isonu tazminatı ödemeden iten çıkarmıtır.  
Bu iten çıkarılmaların ardından Aralık 1995, Ocak 1996 ve Mart 1996 aylarında sendikalı  
içiler irketin önünde iten çıkarılmaları protesto etmek amacıyla irketin önünde gösteri  
yapmılar veya baka gruplamalara katılmılardır. Bu olaylar iten çıkarılan içiler hakkında  
bazı cezai ilemlere yol açmıtır. Bavuranların da aralarında bulunduğu içiler bu süreçlerde  
aynı avukat aracılığıyla temsil edilmitir.  
A. 1995/1187 numaralı ceza davası  
4 ve 5 Aralık 1995 tarihlerinde iten çıkarılan içiler H. Yayık’la birlikte iyerinde toplanarak  
kamyonların yük boaltmasına engel olmulardır. Đꢀçilerin arasında ve irketin diğer içileri  
arasında tartıma yaanmıtır. Polis olaya müdahale etmive aralarında H. Yayık’ın da  
bulunduğu yirmi altı içiyi karakola götürmütür.  
7 Aralık 1995 tarihinde Bornova Asliye Ceza Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı, aralarında H.  
Yayık’ın da bulunduğu içiler ve H.D. isimli bir baka sendika görevlisi hakkında TCK’nın  
201/2 maddesinde ve devamında tanımlanmıolan ive çalıma hürriyetine engel olmak  
suçundan ceza soruturması balatmıtır. Dava Bornova Asliye Ceza Mahkemesi’nde  
1995/1187 dosya numarası ile kayda geçmitir.  
Sanıklar aynı gün mahkemenin birinci dairesi önüne çıkarılmılardır. Hakim karısında H.  
Yayık ve H. D. suçlamaları reddetmitir. Adı geçenler orada sendika temsilcileri olarak  
bulunduklarını dile getirmilerdir. Hakim H. Yayık’ın ve H. D.’nin serbest bırakılmasına  
karar vererek tanıkların duruması için baka bir tarih belirlemitir.  
Takip eden duruma 8 Ocak 1996 tarihinde yapılmıtır. Bornova Asliye Ceza Mahkemesi  
irketin temsilcisinin müdahil taraf olarak yetkisinin olmadığını saptamıtır. Bir sonraki  
duruma tarihi 8 ubat 1996 olmutur.  
8 ubat 1996 tarihli durumada görgü tanıkları dinlenmitir.  
2
14 Mart 1996 tarihli durumada tarafların avukatları dava dosyasını incelemek için süre talep  
etmitir. Mahkeme durumayı 14 Mayıs 1996 tarihine almıtır.  
14 Mayıs 1996 tarihinde irketin avukatı, sözkonusu davanın Bornova Asliye Ceza  
Mahkemesi’nde devam eden diğer ceza davalarıyla birletirilmesi talebinde bulunmutur.  
Bornova Asliye Ceza Mahkemesi 28 Haziran 1996 tarihinde takip eden durumada dosyanın  
birletirilmesi amacıyla incelenmesine karar vermitir.  
13 Ağustos 1996 tarihinde yeni bir hakimin atanması nedeniyle dosyanın incelenmesi kararı  
ertelenmitir.  
B. 1996/117 numaralı ceza davası  
8 Aralık 1995 tarihinde irket mahallinde iten çıkarılan içiler ile diğer içiler arasında çıkan  
kavgaya polis bir kez daha müdahale etmitir.  
irket Bornova Cumhuriyet Savcılığına irketin ileyiini engellendiğini ve çalıanlarının  
tehdit edildiğini ileri sürerek ikayette bulunmutur.  
Cumhuriyet Savcısı 19 Ocak 1996’da aralarında H. Yayık ve H. D.’nin de bulunduğu yirmi  
besendikalı hakkında TCK’nın 201/2 ve devamındaki maddeler ile 2911 sayılı gösteri ve  
toplanma yönetmeliğinin 28/1. maddesine dayalı olarak ive çalıma hürriyetine engel olmak  
suçundan ceza davası açmıtır. Bu yargı süreci Asliye Ceza Mahkemesi 1 no’lu dairesinde  
görültür.  
23 Ocak 1996 tarihinde ilk duruma gerçekletirilmitir. Asliye Ceza Mahkemesi sanıkların  
bir sonraki durumada hazır olmalarını istemitir.  
8 ubat 1996 tarihli durumaya sanıklar ve avukatları katılmamıtır. Mahkeme davacı tarafın  
görgü tanıklarını dinlemitir.  
22 Mart 1996 tarihinde üç sanık haricinde bütün sanıklar dinlenmitir. H. Yayık ve H. D.  
haklarında yapılan suçlamaları reddetmive olay yerinde iten çıkarılan sendikalılara elik  
etmek için toplandıklarını belirtmilerdir. Asliye Ceza Mahkemesi dosyada eksik bulunan  
belgelerin tamamlanmasını talep ederek duruma tarihini 14 Mayıs 1996’ya ertelemitir.  
14 Mayıs 1996, 28 Haziran 1996 ve 13 Ağustos 1996 tarihli durumalara H. Yayık ve avukatı  
katılmatır. Asliye Ceza Mahkemesi bazı tanıkları dinlemive durumaya katılmayan  
sanıkların çağrılması talebini yinelemitir.  
C. 1995/1280 numaralı ceza davası  
irket 26 Aralık 1995 tarihinde aralarında H. D.’nin de olduğu on altı içi hakkında yeniden  
Savcılıkta ikayette bulunmutur.  
Savcılık 26 Aralık 1995 tarihinde irketin çalıma düzenine engel olma, bakasına iddet  
uygulama suçları ile ilgili soruturma balatmıve sanıkları Asliye Ceza Mahkemesi  
huzuruna çıkarmıtır. 1995/1280 numaralı dosya ile kayda geçen davada sanık olarak  
bavuranların isimleri yer almamıtır.  
3
27 Aralık 1995 tarihinde Asliye Ceza Mahkemesi ikinci dairesi H.D.’nin ve diğer sanıkların  
dinlenmesi için bir duruma düzenlemitir.  
Bornova Asliye Ceza Mahkemesi 24 Aralık 1997 tarihinde TCK’nın 201/1 maddesi uyarınca  
tehdit yoluyla irketin ileyiine engel olmak suçundan H. D.’yi ve besanığı altı ay hapis  
cezasına çarptırmıve tecil etmitir. Diğer sanıklar beraat etmitir.  
Bavuranlara göre bu hüküm belirtilmeyen bir tarihte Yargıtay tarafından usul yönünden  
bozulmuve dava birinci derece mahkemesine iade edilmitir.  
12 Eylül 1996 tarihinde Bornova Asliye Ceza Mahkemesi iade edilen davayı 1995/1187 kayıt  
numaralı dosyayla birletirmitir.  
D. 1996/168 numaralı ceza davası  
irketin yetkilisi 3 Ocak 1996 tarihinde irketlerinin ileyiine engel oldukları gerekçesiyle  
göstericiler hakkında ikayette bulunmutur.  
Bunun üzerine Bornova Asliye Ceza Mahkemesi’nde H. Yayık ve aralarında H. D.’nin de  
olduğu diğer dört sanığın ive çalıma hürriyetine engel olmak suçu ile yargılanmasına  
balanmıtır.  
Dava 1996/168 numara ile kaydedilmitir. Taraflar bu davaya ilikin bakaca bilgi  
vermemilerdir.  
E. 1996/222 numaralı ceza davası  
1 Mart 1996 tarihinde . Günsili sendika temsilcisi olarak irket önünde bir araya gelen iten  
çıkarılan sendikalı içileri ziyaret etmitir. Olay yerinde bulunan polisler ve bazı içiler  
arasında kavga çıkmıtır. Bunun üzerine bazı içiler polis karakoluna götürülmütür.  
Aynı gün irketin yapmıolduğu ikayet üzerine Cumhuriyet Savcısı . Günsili ve H.D.’nin  
de olduğu diğer besendikalıyı toplantı ve gösteri kanununa muhalefet etmek, ive çalıma  
hürriyetine engel olmak, içilerin ie geri alınmaları için iveren üzerinde baskı ve tehdit  
oluturmak suçları ile itham etmitir. Açılan ceza davası 1996/222 numara ile kayda  
geçmitir.  
Yine 1 Mart 1996 tarihinde adı geçenler ivedilikle Bornova Asliye Ceza Mahkemesi Birinci  
Dairesi hakimi karısına çıkarılmılar. . Günsili ve H.D. haklarında yapılan suçlamaları  
reddetmive olay yerinde iten çıkarılan sendikalılara destek vermek amacıyla bulunduklarını  
belirtmilerdir. Hakim sanıkların serbest bırakılmalarına karar vermive adli sicil kayıtlarını  
talep ederek avukatların yetkilerini düzenlemelerini istemitir.  
26 Nisan 1996 tarihinde sanıkların durumaya katılmadıklarını tespit eden mahkeme  
sanıkların ve görgü tanıklarının celbine karar vermitir.  
28 Haziran 1996 tarihinde H.D. ve sanıkların avukatı hazır bulunmutur. Bornova Asliye  
Ceza Mahkemesi görgü tanıklarını dinlemitir. Bir sonraki duruma tarihi 13 Ağustos 1996  
olarak belirlenmitir.  
4
F. Bavuranlar hakkında açılan ceza davalarının birletirilmesi  
12 Eylül 1996 tarihinde Bornova Asliye Ceza Mahkemesi Birinci Dairesi aynı olaylara  
dayanan ve benzer sanıkların yer aldığı, 1996/222, 1996/168/, 1996/117, 1995/1280 numaralı  
dosyalarla açılan ceza davalarının 1995/1187 numaralı dosyada birletirilmesine karar  
vermitir.  
14 Kasım 1996 ve 7 ubat 1997 tarihleri arasında çeitli durumalar gerçekletirilmi, sanıklar  
ve avukatları bunlara katılmamılardır.  
16 Nisan 1997 tarihinde H. Yayık avukatının yokluğunda savunmasını yapmıtır. Hakkında  
yapılan zor kullanma suçlamasını reddederek olay yerinde iten çıkarılan sendikalılara destek  
vermek amacıyla bulunduğunu belirtmitir.  
13 Haziran 1997 tarihinde hakim ikinci kez H. Yayık ve görgü tanığı G. K.’nın durumaya  
çağrılmasını istemitir.  
7 Ekim 1997 tarihinde H. Yayık mahkeme önünde önceki beyanlarını tekrar etmive  
hakkında yapılan iddet kullanma ithamını reddetmitir. Hakim G. K.’nın daha önce  
dinlendiğini ifade etmitir. Bavuranların avukatı durumada hazır bulunmutur.  
9 Eylül 1997 tarihinde bavuranlar ve avukatları durumaya katılmamıtır.  
9 Aralık 1997 tarihinde mahkeme sanık H.D.’nin ve görgü tanığı M.K.’nın dinlenmesini  
istemitir.  
10 Eylül 1999 tarihinde bavuranların avukatı mahkemeye H.D.’nin öldüğü bilgisini  
vermitir. Mahkeme adıgeçenin nüfus kaydını istemitir.  
8 Kasım 1999 tarihli duruma H. D.’nin nüfus kaydının olmaması nedeniyle ertelenmitir.  
Bornova Asliye Ceza Mahkemesi 31 Aralık 1999 tarihli durumada nüfus ilerinden alınan  
cevaba göre H.D.’nin hayatta olduğu bilgisini edinmitir. Mahkeme bunun üzerine adıgeçene  
yapılan çağrının ve ihzar müzekkeresinin devamına karar vermitir.  
H.D. 3 Ocak 2001 tarihinde yaamını yitirmitir. Mahkeme ölüm kağıdını 10 Mayıs 2002’de  
almıtır. Bu duruma sırasında bavuranların avukatı son görülerini sunmak için ek süre talep  
etmitir.  
9 Aralık 1997’den 10 Mayıs 2002 tarihine dek uzanan bütün dönem boyunca Bornova Asliye  
Ceza Mahkemesi her iki ayda bir duruma gerçekletirmitir. Durumaların her biri H. D.’nin  
mahkemeye gelmemesi nedeniyle ertelenmi, duruma tutanakları baka bir neden veya  
gerekçe göstermeksizin «H.D.’nin durumaya gelmediği, adı geçen hakkında ihzar  
müzekkeresi çıkarılması gerektiği» gibi birbirini tekrar eden ifadelerle sınırlı kalmıtır.  
Savcılık 31 Mayıs 2002 tarihinde bütün sanıkların serbest bırakılmasını talep etmitir. Aynı  
gün mahkeme delil yokluğundan bavuranların ve otuz yedi sendikalının beraatına karar  
vermitir.  
5
Bütün bu dönemin tamamında bavuranlar ve avukatları 5 Mayıs 1998 ve 7 ubat 2002  
tarihleri arasında gerçekletirilen durumaların on yedisine katılmamıtır.  
HUKUK  
I. AĐHS’NĐN 6/1 MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
Bavuranlar yargılamanın uzunluğunun AĐHS’nin 6/1 maddesinde öngörülen «makul süre»  
ilkesinin ihlaline yol açtığını iddia etmektedir.  
Hükümet bu iddiaya karı çıkmaktadır.  
A. Kabuledilebilirlik hakkında  
AĐHM, AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde bavurunun dayanaktan yoksun  
olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca baka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru  
bulunmadığını tespit eder.  
B. Esasa dair  
Hükümet toplam otuz dokuz sanığın karığı olayların tekerrür etmesi ve ilgili ceza dava  
sayısının çokluğu nedeniyle davanın karmaık bir yapısının bulunduğunu savunmaktadır.  
Bundan dolayı bedosya 1995/1187 sayılı dosyada birletirilmitir. Hükümet bavuranların  
durumaların çoğunluğuna katılmamalarının davanın uzamasına yol açtığını vurgulamaktadır.  
Bavuranlar bu sava karı çıkmaktadır.  
AĐHM, dikkate alınması gereken dönemin bavuranlara suçun isnat edilmesi ile baladığını  
gözlemlemektedir, bu durum sırasıyla H. Yayık için 1995/1187 dosya numaralı ceza davası  
ile 7 Aralık 1995’te ve . Günsili için 1996/222 dosya numaralı ceza davası kapsamında 1  
Mart 1996 tarihinde ilk defa sözkonusu olmutur. Anılan bu dönem asliye ceza  
mahkemesinde H. Yayık için altı yıl ve beaydan fazla ve H. Yayık için altı yıl iki ay geçen  
bir sürenin ardından bavuranların serbest bırakılmaları ile 31 Mayıs 2002 tarihinde  
tamamlanmıtır.  
AĐHM yargılama süresinin uygunluğunun davanın artları ıığında ve davanın karmaıklığı,  
bavuran ve ilgili mercilerin tutumu gibi içtihadında yerlemiölçütlere bakılarak  
değerlendirilmesi gerektiğini hatırlatır (bkz. diğerleri yanında Pélissier ve Sassi – Fransa  
[BD], 25444/94).  
AĐHM öncelikli olarak sözkonusu sürecin yetkili mahkemelerin otuz dokuz sanığın yer aldığı  
davayı yönetmek ve asliye ceza mahkemesinin birbiriyle bağlantılı pek çok davayı  
birletirmek durumunda kalmaları ölçüsünde belirli karmaık bir yapısının bulunduğunu not  
etmektedir. Bu hal ve isnat edilen suçun niteliğinin aynı oluu, kanıtların bir araya getirilmesi  
ve tamamlanması, her bir kiinin olaya karııp karımadığı ve kiisel olarak suçun isnat edilip  
edilemeyeceği hususu olayların yeniden yapılandırılmasında uzun bir çalımayı zorunlu  
kılmıtır. Bununla birlikte, bu koullar tek baına eletiri konusu sürenin uzunluğunu haklı  
gösterememektedir.  
6
AĐHM elde edilen unsurlara göre bavuranların tutumuna ilikin olarak H. Yayık’ın ve .  
Günseli’nin ceza davaları kapsamında Asliye Ceza Mahkemesi tarafından dinlendiklerini  
gözlemlemektedir. Farklı birçok ceza davasının birletirilmesinin ardından Asliye Ceza  
Mahkemesi iki kez daha H. Yayık’ı dinlemi, . Günseli avukatı tarafından temsil edilmitir.  
Bavuranların durumalara çoğunlukla katılmadıkları konusuna gelince, davanın seyri bu  
durumdan etkilenmigörünmemektedir, zira bu gerekçeyle durumanın ertelendiği  
tutanaklara geçmemitir. Aynı ekilde bavuranların avukatının savunmalarını sunmak için ek  
süre istemesi aırı bir gecikmeye yol açmamıtır. Dava sürecinde kendilerine yüklenebilecek  
herhangi bir gecikme sözkonusu değildir.  
Yetkili mercilerin tutumu ile ilgili AĐHM, bavuranların da bulunduğu olaylara karıan içiler  
hakkında açılan bütün ceza davalarının 12 Eylül 1996 tarihinde 1995/1187 numaralı dosyada  
birletirildiğini tespit etmektedir. Bu tarihten itibaren Asliye Ceza Mahkemesi kararını beyıl  
sekiz ayda vermitir. AĐHM’ye göre özellikle 9 Aralık 1997 ve 10 Mayıs 2002 tarihleri  
arasında Asliye Ceza Mahkemesi H.D. adlı sanığın mahkemeye gelmemesi gibi tek bir  
gerekçeye dayalı olarak tekerrür eder ekilde durumaları ertelemitir. AĐHM bu süre boyunca  
dava sürecinde kayda değer bir ilerlemenin sağlanamağını not etmektedir.  
AĐHM 6/1 maddesinin Sözlemeci Devletlere kendi yargı sistemlerini, mahkemelerinin  
özellikle makul süre de dahil, AĐHM’nin bütün gerektirdiklerini karılayacak ekilde gerekli  
yükümlülüklerin her birini düzenlemesi görevini yüklediğini hatırlatmaktadır (Bkz. Djaid-  
Fransa kararı, no: 38687/97, 29 Eylül 1999). AĐHM mevcut bavuruda durumaların gereksiz  
yere Asliye Ceza Mahkemesi tarafından defalarca ileri bir tarihe ertelendiği ve Hükümetin bu  
gecikmeye ilikin makul bir açıklama getirmediği saptamasını yapmaktadır.  
Mahkemeye sunulan tüm delilleri incelemesinin ve mahkemenin bu yöndeki yerleik  
içtihadını göz önüne almasının ardından AĐHM, sözkonusu sürecin uzunluğunun aırı  
olduğuna ve «makul süre» ile bağdamadığına itibar etmektedir.  
Bu nedenle AĐHS’nin 6/1 maddesi ihlal edilmitir.  
II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐ’NĐN UYGULANMASI  
AĐHS’nin 41. maddesine göre “Mahkeme ibu Sözleme ve Protokollerinin ihlal edildiğine  
karar verirse ve ilgili Yüksek Sözlemeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi  
edebiliyorsa, AĐHM, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun surette, zarar gören tarafın adil  
tatminine hükmeder.”  
A. Tazminat  
Bavuranlar maruz kaldığı manevi zarar için 25.000 Euro tazminat talep etmektedir.  
Hükümet bu miktarlara karı çıkmıtır.  
AĐHM bavuranların belirli bir manevi zarara uğradıklarına itibar ederek hakkaniyete uygun  
ekilde bavuranların her birine ayrı olarak 3.600 Euro ödenmesine karar vermitir.  
B. Yargılama masraf ve giderleri  
7
Bavuranların avukatı masraflar için 400 Euro ve AĐHM önünde bavurunun hazırlanması  
için yapılan çalıma saatlerine karılık 6.000 Euro talep etmektedir. Bu taleplerle ilgili ispat  
edici AĐHM’ye herhangi bir belge sunulmamıtır.  
Hükümet bu miktarlara itiraz etmitir.  
AĐHM’nin yerleik içtihadına göre bir bavuran gerçekliğini, gerekliğini kanıtladığı makul  
miktarlardaki yargı giderlerini elde edebilir (Bkz. Iatridis-Yunanistan (dostane çözüm) no:  
31107/96, Nikolova-Bulgaristan no: 31195/96). Bu bağlamda AĐHM, bavuranların AĐHM  
önünde yapmıoldukları yargı giderlerine karılık hiçbir belgeyi sunmadıklarını not  
etmektedir. Bu nedenle bavuranlara bu yönde herhangi bir ödeme yapılmamaktadır.  
C. Gecikme Faizi  
Gecikme faizi Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi faizlerine uyguladığı orana üç  
puanlık bir artıeklenerek belirlenecektir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK MAHKEME, OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1. Bavurunun kabuledilebilir olduğuna;  
2. AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;  
3 a) AĐHS’nin 44 / 2. maddesi gereğince kararın kesinletiği tarihten itibaren üç ay içinde,  
miktara yansıtılabilecek her türlü vergi ve masraflardan muaf olarak, ödeme tarihindeki döviz  
kuru üzerinden Y.TL.’ye çevrilmek üzere, Savunmacı Hükümetin gerçek kii bavuranların  
her birine 3.600 (üç bin altı yüz) Euro manevi tazminat ödemesine;  
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapıldığı tarihe kadar Hükümet  
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan  
fazlasına eit oranda basit faizin uygulanmasına;  
4. Adil tatmine ilikin diğer taleplerin reddine;  
KARAR VERMĐꢀTĐR.  
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.  
maddelerine uygun olarak 21 ubat 2008 tarihinde yazıyla bildirilmitir.  
8
9