AĐHM elde edilen unsurlara göre baꢀvuranların tutumuna iliꢀkin olarak H. Yayık’ın ve ꢁ.
Günseli’nin ceza davaları kapsamında Asliye Ceza Mahkemesi tarafından dinlendiklerini
gözlemlemektedir. Farklı birçok ceza davasının birleꢀtirilmesinin ardından Asliye Ceza
Mahkemesi iki kez daha H. Yayık’ı dinlemiꢀ, ꢁ. Günseli avukatı tarafından temsil edilmiꢀtir.
Baꢀvuranların duruꢀmalara çoğunlukla katılmadıkları konusuna gelince, davanın seyri bu
durumdan etkilenmiꢀ görünmemektedir, zira bu gerekçeyle duruꢀmanın ertelendiği
tutanaklara geçmemiꢀtir. Aynı ꢀekilde baꢀvuranların avukatının savunmalarını sunmak için ek
süre istemesi aꢀırı bir gecikmeye yol açmamıꢀtır. Dava sürecinde kendilerine yüklenebilecek
herhangi bir gecikme sözkonusu değildir.
Yetkili mercilerin tutumu ile ilgili AĐHM, baꢀvuranların da bulunduğu olaylara karıꢀan iꢀçiler
hakkında açılan bütün ceza davalarının 12 Eylül 1996 tarihinde 1995/1187 numaralı dosyada
birleꢀtirildiğini tespit etmektedir. Bu tarihten itibaren Asliye Ceza Mahkemesi kararını beꢀ yıl
sekiz ayda vermiꢀtir. AĐHM’ye göre özellikle 9 Aralık 1997 ve 10 Mayıs 2002 tarihleri
arasında Asliye Ceza Mahkemesi H.D. adlı sanığın mahkemeye gelmemesi gibi tek bir
gerekçeye dayalı olarak tekerrür eder ꢀekilde duruꢀmaları ertelemiꢀtir. AĐHM bu süre boyunca
dava sürecinde kayda değer bir ilerlemenin sağlanamadığını not etmektedir.
AĐHM 6/1 maddesinin Sözleꢀmeci Devletlere kendi yargı sistemlerini, mahkemelerinin
özellikle makul süre de dahil, AĐHM’nin bütün gerektirdiklerini karꢀılayacak ꢀekilde gerekli
yükümlülüklerin her birini düzenlemesi görevini yüklediğini hatırlatmaktadır (Bkz. Djaid-
Fransa kararı, no: 38687/97, 29 Eylül 1999). AĐHM mevcut baꢀvuruda duruꢀmaların gereksiz
yere Asliye Ceza Mahkemesi tarafından defalarca ileri bir tarihe ertelendiği ve Hükümetin bu
gecikmeye iliꢀkin makul bir açıklama getirmediği saptamasını yapmaktadır.
Mahkemeye sunulan tüm delilleri incelemesinin ve mahkemenin bu yöndeki yerleꢀik
içtihadını göz önüne almasının ardından AĐHM, sözkonusu sürecin uzunluğunun aꢀırı
olduğuna ve «makul süre» ile bağdaꢀmadığına itibar etmektedir.
Bu nedenle AĐHS’nin 6/1 maddesi ihlal edilmiꢀtir.
II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐ’NĐN UYGULANMASI
AĐHS’nin 41. maddesine göre “Mahkeme iꢀbu Sözleꢀme ve Protokollerinin ihlal edildiğine
karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleꢀmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi
edebiliyorsa, AĐHM, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun surette, zarar gören tarafın adil
tatminine hükmeder.”
A. Tazminat
Baꢀvuranlar maruz kaldığı manevi zarar için 25.000 Euro tazminat talep etmektedir.
Hükümet bu miktarlara karꢀı çıkmıꢀtır.
AĐHM baꢀvuranların belirli bir manevi zarara uğradıklarına itibar ederek hakkaniyete uygun
ꢀekilde baꢀvuranların her birine ayrı olarak 3.600 Euro ödenmesine karar vermiꢀtir.
B. Yargılama masraf ve giderleri
7