veya soruşturma işlemini başlatma sorumluluğunu kurbanın yakınlarına bırakmamalıdırlar
(sözüedilen Paul ve Audrey Edwards, § 69).
Bir cinayet hakkında yürütülen soruşturmanın etkin olabilmesi için, genel olarak,
soruşturma yapmakla yükümlü kişilerin ve sorgulamaları yapanların olaylara karışanlardan
bağımsız olmaları gerektiği düşünülebilir (Bkz. örneğin, 27 Temmuz 1998 tarihli Güleç-
Türkiye kararı, 1998-IV, s. 1733, §§ 81-82 ve Oğur-Türkiye kararı, no: 21954/93, §§ 91-92,
1999-III). Bu da, hiyerarşi olarak veya kurumsal her türlü bağın bulunmamasıyla beraber,
uygulamada da bağımsızlık gerektirmektedir (Bkz. örneğin, 28 Temmuz 1998 tarihli Ergi-
Türkiye kararı, 1998-IV, s. 1778-1779, §§ 83-84 ve yakın zamandaki Kuzey İrlanda davaları,
örneğin Hugh Jordan-İngiltere, no: 24746/94, § 120, 4 Mayıs 2001 ve Kelly ve diğerleri-
İngiltere, no: 30054/96, § 114, 4 Mayıs 2001).
Yürütülen soruşturma, sorumluların tespit edilmesi ve cezalandırılmasını
sağlayabilmesi için etkin olmak durumundadır (sözü edilen Oğur, § 88). Davanın
sonuçlanmasından daha önemlisi bir sonuca ulaşmak için tüm yolları kullanmak hükümlülüğü
bulunmaktadır. Yetkililerin, olaya ilişkin kanıtların toplanabilmesi amacıyla, makul olarak
kendileri için ulaşılabilir olan tedbirleri almaları gerekir. Bu kanıtlar, özellikle görgü
tanıklarının verdiği beyanlar, teknik ve bilimsel alanda çalışma yapan polisin aldığı notlar ve
gerektiğinde, kurbanın maruz kaldığı yaralanmaların tam ve kesin tanımını yapan bir otopsi
ile beraber özellikle ölüm nedenine ilişkin klinik saptamalar üzerinde objektif olarak yapılan
analiz olabilir (Bkz. örneğin Salman-Türkiye, no: 21986/93, § 106, 2000-VII, Tanrıkulu-
Türkiye, no: 23763/94, § 109, 1999-IV ve Gül-Türkiye, no: 22676/93, § 89, 14 Aralık 2000).
Kurbanın ölüm nedenini oluşturma yetisine veya sorumlu kişi veya kişilerin tespit edilmesine
zarar verecek yöndeki her türlü soruşturma hatası, bu soruşturmanın etkisiz olmasıyla
sonuçlanabilir (adli soruşturmayı yürüten memur için, ölüme sebebiyet vermiş kuvvete
başvurma olayına doğrudan karışan güvenlik güçleri mensuplarının tanık olarak karşısına
çıkmalarına zorlamanın imkansızlığı hakkında, bkz. yakın zamandaki Kuzey İrlanda davaları,
örneğin sözüedilen Hugh Jordan, § 127).
Makul olan ivedilik ve özen gerekliliği sözkonusudur (Bkz. örneğin, Mahmut Kaya-
Türkiye, no. 22535/93, § 106-107, 2000-III). Bazen özel bir durumda soruşturmanın
ilerlemesini engelleyen engel veya zorluklar bulunsa da, ölüme sebebiyet veren kuvvet
kullanımı sözkonusu olduğunda yetkililer tarafından ani soruşturma açılması, genel olarak
kamu güvenini ve hukuk devletine olan inancını sağlamak ve de yasadışı eylemlere veya bu
eylemlerin yapılmasına yönelik gizli ittifaklara göz yumulduğu görüntüsünün önüne geçmek
için işin en önemli noktası olarak değerlendirilebilir (Bkz. sözüedilen Hugh Jordan, § 108,
136-140).
Aynı nedenlerden dolayı, sorumluların teoride olduğu kadar pratikte de hesap
vermelerini garanti etmek amacıyla, soruşturmanın veya sonuçlarının devlet tarafından
kontrolü için yeterli bir unsur bulunmalıdır. Yapılan devlet kontrolünün derecesi davadan
davaya değişmektedir. Her halükarda, mağdurun yakınlarının, mağdurun yasal çıkarlarının
korunması için gerektiği ölçüde usul işlemlerine katılmalıdır (Bkz. örneğin, McKerr-İngiltere,
no: 28883/95, § 148, 2001-III).
AİHM, Milletvekili dokunulmazlığı konusunda, Meclis oturumları sırasında yapılan
beyanları kapsayan ve meclis üyelerinin bireysel çıkarlarının tersine, genel anlamda Meclis
çıkarlarının korunması amacını güden bir dokunulmazlığın, AİHS ile bağdaştığı kanısında
olduğunu hatırlatmaktadır (A.-İngiltere, no: 35373/97, §§ 84-85, 2002-X). Buna karşın,