AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin hepsinden evvel tarafların çıkarlarını ve adaletin iyi iꢀleyiꢀinin
korunmasını amaçladığının altını çizmek gerekir (Bkz. mutatis mutandis, Acquaviva-Fransa,
21 Kasım 1995 tarihli karar), bir belgenin kendileri tarafından yorumlanması gerektiği
kanaatinde oldukları zaman, bunu ifade etme imkânı taraflara sağlanmalıdır. Özellikle,
yargıya tabi kiꢀilerin adaletin iꢀleyiꢀine güvenmesi buna bağlıdır: sözkonusu güvence,
diğerleri arasında, dosyadaki her belge hakkında görüꢀ bildirebilme güvencesine
dayanmaktadır (Bkz. Nideröst-Huber, ve F.R.-Đsviçre, 37392/97, 28 Haziran 2001 tarihli
karar).
Diğer yandan, hakim kendisi de, özellikle bir itirazı reddettiği veya re’sen ele alınan bir
gerekçeye dayanarak bir uyuꢀmazlığı çözdüğü zaman vicahilik ilkesine uymak zorundadır
(Skondrianos-Yunanistan, 63000/00, 74291/01 ve 74292/01 no’lu, 18 Aralık 2003 tarihli
kararlar, ve Clinique des Acacias ve diğerleri-Fransa, 65399/01, 65406/01, 65405/01 ve
65407/01 no’lu, 13 Ekim 2005 tarihli kararlar).
2. Bu ilkelerin uygulanması
Mevcut halde, bir disiplin soruꢀturmasının ardından, askeri bir hastanede sivil hemꢀire olarak
çalıꢀan baꢀvuran görevinden alınmıꢀtır. Đlgili tarafından yapılan iptal baꢀvurusu Askeri
Yüksek Đdare Mahkemesi tarafından reddedilmiꢀtir.
Bununla birlikte, 20 Ağustos 1999 tarihli cevaben vermiꢀ olduğu savunmalarında Milli
Savunma Bakanlığı 1602 sayılı Kanun’un 52. maddesine uygun olarak idari soruꢀturma
dosyasını Yüksek Mahkemeye ayrı bir zarfta iletmiꢀtir. Yüksek Mahkeme’nin kararından
baꢀvuranın talebinin Milli Savunma Bakanlığı tarafından «gizli» damgalı bir zarfın içine
konulmuꢀ bilgi ve belgelere ve idari soruꢀturma kapsamında elde edilen ifadelere dayanılarak
reddedildiği ortaya çıkmaktadır.
Baꢀvuran, aleyhinde yapılan son derece ciddi disiplin suçlarının altını çizerek, soruꢀturma
dosyasının ifꢀa edilmemesine boꢀ yere karꢀı çıkmıꢀtır.
AĐHM, bir ceza yargılama usulü kapsamında, ilgili kanıtların açığa vurulması hakkının
mutlak olmadığının dile getirildiğini hatırlatmaktadır. Bir ceza davasında, sanığın haklarıyla
dengelenmesi gereken, milli güvenlik nedeniyle veya misilleme riski altında olan ꢀahitleri
koruma veya soruꢀturma metotlarını gizli tutma gerekliliği gibi çekiꢀen menfaatler olabilir.
Bazı hallerde, baꢀka bir bireyin temel haklarını saklı tutmak veya önemli bir kamu yararını
korumak için bazı kanıtları savunmanın bilgisine sunmamak gerekebilir. Bununla birlikte,
AĐHS’nin 6 § 1. maddesi uyarınca, yalnızca, savunma haklarını sınırlayan mutlak gerekli
önlemler meꢀrudur (Van Mechelen ve diğerleri-Hollanda, 23 Nisan 1997 tarihli karar).
Üstelik, sanığa adil bir yargılanma garanti edilmek isteniliyorsa, haklarının sınırlanmasıyla
savunmaya çıkarılan her zorluk hukuki makamların önünde izlenen yargılama usulüyle
yeterince telafi edilmelidir (Doorson-Hollanda, 26 Mart 1996 tarihli karar, Van Mechelen ve
diğerleri, Fitt, ve Jasper). AĐHM’ye göre, bu tür ilkelerin, özellikle davada kazanılmak
istenilen ꢀey ıꢀığında baꢀvuran açısından -ağır disiplin suçlarına dayalı görevden alma-
hususuna uygulanması gerekir (Bkz. mutatis mutandis, Fitt).
Hükümetin, baꢀvuranın görevden alınmasına iliꢀkin idari yargılama usulü sırasında
soruꢀturma dosyasının açığa çıkarılmamasını haklı gösterecek hiçbir argümanı sunmadığını
not etmek gerekir. Zaten, bu dosya, milli güvenliğe veya misilleme riski altındaki tanıkları
korumaya veya soruꢀturma metotlarını gizli tutma gerekliliğine bağlı zorunluluklarla bu
4