A. Kabuledilebilirlik hakkında
Hükümet AĐHS’nin 35. maddesinde öngörülen altı ay kuralına riayet edilmediğinden
AĐHM’den DGM’nin bağımsızlığı ve tarafsızlığı hakkındaki ꢀikayeti reddetmesi talebinde
bulunmakta, bu ꢀikayete iliꢀkin nihai kararın yine aynı mahkeme tarafından alındığını
savunmaktadır. Hükümet bu bağlamda olayların meydana geldiği dönemde iç hukukta
Yargıtay’ın Devlet Güvenlik Mahkemelerinin yapısı hakkındaki ꢀikayete görüꢀ bildirme
yetkisinin olmadığını ifade etmektedir. Baꢀvuranın iç hukuk yollarının etkisiz olduğuna
kanaat getirdiği 2 Nisan 1998 tarihinden itibaren yani DGM kararından itibaren altı ay içinde
baꢀvurması gerekirdi. Oysa baꢀvuru 5 Mayıs 1999 tarihinde yapılmıꢀtır.
AĐHM, daha önce Özdemir-Türkiye kararında buna benzer bir ꢀikayetin dile getirildiğini ve
bunun reddedildiğini hatırlatmaktadır (no: 59659/00, 6 ꢁubat 2003). Bu sonuçtan ayrı
tutulacak hiçbir gerekçe yer almamakta, dolayısıyla Hükümetin itirazı reddedilmektedir.
AĐHM, yerleꢀik içtihadından doğan kıstaslar (Bkz. Incal-Türkiye kararı 9 Haziran 1998 ve
Çıraklar-Türkiye kararı 28 Ekim 1998) ve sunulan delillerin bütünü ıꢀığında baꢀvuranın
ꢀikayetinin esastan incelenmesi gerektiğine itibar etmektedir. Ayrıca kabuledilemezliğe iliꢀkin
hiçbir gerekçe yer almamaktadır.
B. Esas hakkında
1. Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin bağımsızlığı ve tarafsızlığı üzerine
AĐHM, daha önceki kararlarda buna benzer pek çok ꢀikayetlerin dile getirildiğini ve bunların
AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlali ile sonuçlandığını belirtmektedir (Bkz. Özel kararı ve
Özdemir-Türkiye kararı no: 59659/00 6 ꢁubat 2003).
AĐHM, mevcut davada Hükümetin davanın seyrini farklı ꢀekilde sonuçlandıracak hiçbir
tespiti ve delili sunmadığını kaydetmekte, bunun yanı sıra aralarında askeri bir hakimin de yer
aldığı Devlet Güvenlik Mahkemesi karꢀısında baꢀvuranın «ulusal güvenliğe» dayalı suçlardan
yargılanması konusunda endiꢀe duymasının anlaꢀılabilir olduğu tespitinde bulunmaktadır.
Baꢀvuran, hakkında açılan davada Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin kararını yabancı
gerekçelere dayandırdığı yönünde bir ꢀüphe duyabilir. Bu nedenle baꢀvuranın bu yargı
makamının tarafsız ve bağımsız olmadığı yönündeki ꢀüphelerinin dikkate alınması gerekir.
(Incal-Türkiye kararı, 9 Haziran 1998).
AĐHM baꢀvuranı yargılayıp mahkum eden Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin 6 § 1. madde
uyarınca bağımsız ve tarafsız bir mahkeme olmadığı sonucuna varmaktadır.
2. Yargı sürecinin adilliği ve masumiyet karinesi
Hükümet bir ihlalin varlığına karꢀı çıkmaktadır.
AĐHM, benzer davalarda da dile getirildiği üzere tarafsızlıktan ve bağımsızlıktan yoksun bir
mahkemenin her halükârda adil ve hakkaniyete uygun bir yargılama sürecini garanti altına
alamayacağını hatırlatmaktadır.
3