AİHM, AİHS'ııin 5. maddesinin Sözleşmenin kurduğu sistem içindeki önemini hatırlat-
maktadır. Buna göre 5. madde bireyin özgürlüğüne Devletin yapabileceği keyfi müdahalelere
karşı koruma getirir. Yürütmenin müdahalelerinin yargısal denetimi, 5. maddenin 3.
fıkrasındaki keyfiliği en aza indirmeye ve hukuk devletini gerçekleştirmeye yönelik garantinin
asli bir özelliğidir ki bu "Sözleşmenin dibacesinde açıkça anılan demokratik bir toplumun
temel ilkelerinden biri "dir. (Bkz. Sakık ve diğerleri-Türkiye kararı 26 Aralık 1997, 1997-VII,
s.2623-2624, § 44).
AİHM, geçmişte birçok defa yetkililerin terörle ilgili olarak yürütülen soruşturmalarda
özel birtakım problemlerle karşılaştığını kabul etmektedir. (Bkz. diğerleri arasında Brogan ve
diğerleri-İngiltere 29 Kasım 1998, seri:A no: 145
s.33,§61, Murray-İngiltere 28 Ekim 1994, seri:A no:300, s.27, § 58 ve 20869/92, § 64 AİHM
Dikme-Türkiye kararları AİHM 2000-VII). Fakat Mahkeme AİHS'nin 5. maddesinin, iç hukuka ve
yerel mahkemelere terör eylemlerinden suçlanan kişilerin yakalanması ve gözaltına alınması
konusunda denetim mekanizmasını keyfi olarak yürütme serbestisini vermediğini ifade etmek-
tedir. (Bkz.mutadis mutandis, anılan Murray kararı s.27, § 58).
Bu koşullarda başvuranın gözaltı süresi 17 Ekim 1995 tarihinde başlamış, DGM karşısına
çıktığı 26 Ekim 1995'te sona ermiş, yani dokuz gün sürmüştür. AİHM bu durumda anılan
Brogan kararına da atıfla bulunarak (s.33, § 62) terör olaylarına karşı önlem alma amacıyla da
olsa, AİHS'nin 5 § 3. maddesi çerçevesinde belirlenen dört gün altı saatlik gözaltı süresinin
dışına çıkıldığını hatırlatmaktadır.
Sonuç olarak Mahkeme içtihadında yer alan yasal gözaltı süresine riayet
edilmemiş ve AİHS'nin 5 § 3 maddesi ihlal edilmiştir.
B. AİHS'nin 5 § 4 maddesi
Başvuran, gözaltı kararının hukukiliğinin denetlenmesi talebiyle başvuru
yapmanın mümkün olmadığından şikayetçi olmaktadır.
Hükümet, başvuranın gözaltında kaldığı sürenin olayın meydana geldiği
dönemdeki yasalara uygun olduğunu ifade etmektedir.
AİHM, yakalanma veya tutuklanma haliyle özgürlükleri kısıtlanan herkesin, özgürlük
kısıtlanmasının yasaya uygunluğu hakkında kısa bir süre içinde karar verilmesi ve yasaya
aykırı görülmesi halinde serbest bırakılması için bir mahkemeye başvurma hakkına sahip
olduğunu belirterek Sözleşmenin 5 § 4 maddesini hatırlatmaktadır. (Bkz. 21 Şubat 1990 tarihli
Van der Leer-Hollanda seri:A no:170, s. 14 § 35, ve Musial-Polonya kararları no:24557/94, §
43, AİHM 1999-II).
AİHM, başvuranın ancak dokuz günlük gözaltı süresinin ardından hakim karşısına
çıkarıldığını ve yetkili hakim tarafından tutuklama kararı verildiğine dikkat çekmektedir. Bu
uygulama, sonucu itibariyle AİHS'nin 5 § 3 maddesinde öngörülen «makul süre» kavramıyla
bağdaşmamaktadır. (Bkz. sözü edilen Sakık ve diğerleri kararı, § 51, ve mutadis mutandis Van
Droogenbroeck-Belçika kararı 24 Haziran 1982, seri: A no:50, s. 29, § 53).
Sonuç olarak AİHS'nin 5 § 4 maddesi ihlal edilmiştir.
C. AİHS'nin 5 § 5 maddesi
Başvuran, ulusal yargı makamları önünde Türk hukuku çerçevesinde 5. maddenin ihlalinin
tazmini için yapılan talebin reddedilerek 5 § 5. maddenin ihlal edildiğini iddia etmektedir.