belirtilen yasal zaman aşımının dolduğuna karar vermiştir. Buna göre başvuran aleyhindeki cezai işlemlerin
durdurulmasını emretmiştir.
18. 10 Eylül 1998'de başvurana ilişkin karar kesinlik kazanmıştır.
II. İLGİLİ İÇ HUKUK VE UYGULAMA
19. İlgili iç hukuk ve uygulamalar Şahiner/Türkiye , no. 29279/95, AİHM 2001-IX'da bulunabilir.
HUKUK
I. AİHS'NİN 6 § 1 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
20. Başvuran, kendisine karşı yürütülen cezai işlemlerin, AİHS'nin 6 § 1 maddesinde öngörülen makul bir
süre içerisinde bitirilmediğinden şikâyet etmektedir. Söz konusu madde şu şekildedir:
"Herkes- kendisine yöneltilen suçlamalara ilişkin olarak- bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre
içinde görülmesini istemek hakkına sahiptir."
21. Hükümet başvuranın iddialarına itiraz etmiştir. Binlerce dosyanın incelenmesinde karşılaşılan zorluklar
göz önüne alındığında, başvuran aleyhine yürütülen cezai işlemlerin gereğinden uzun sürmediğini iddia etmiştir.
Ayrıca Hükümet, davanın karmaşıklığını ve başvuranın işlediği iddia edilen suçların niteliğini de vurgulamıştır.
Mahkemelerin, başvuran da dahil etkinlikleri ve birbirleriyle ilişkilerinin saptanması gereken toplam 624 zanlıyı
kapsayan bir dava ile uğraştığını belirtmiştir. Bu bağlamda Hükümet, Diyarbakır Sıkıyönetim Mahkemesi'nin 19
Şubat 1985 tarihli kararının 1977 sayfadan oluştuğuna ve arşivlerde bu davaya ilişkin 90 dava dosyası bulunduğuna
dikkat çekmiştir. Ayrıca başvuran aleyhinde verilen ilk karar ile mahkûmiyetin bozulmasından sonra başvuran
dahil 188 zanlıya ilişkin işlemlerin Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi'nde başladığını iddia etmiştir. Bu mahkeme
ifadelerini almak için zanlıların ve tanıkların nerede olduğunu belirlemek zorunda kalmıştır. Hükümet bu etkenler-
in dava işlemlerinin uzun sürmesini açıkladığını ve yargılama mercilerinin ihmalinden ya da gecikmesinden söz
edilemeyeceğini öne sürmüştür.
A. Dikkate alınması gereken süre
22. AİHM, dava işlemlerinin 22 Aralık 1980'de, başvuranın tutuklandığı gün başladığını ve 10 Eylül 1998'de,
Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi'nin nihai kararı açıklandığında sona erdiğini belirtmektedir. Dolayısıyla işlemler
on yedi yıl, sekiz ay ve yirmi yedi gün sürmüştür.
23. AİHM'nin yargılama yetkisinin ratione temporis 'i yalnızca Türkiye'nin Avrupa İnsan Hakları Komisy-
onu'na bireysel başvuru hakkını kabul ettiği tarih olan 28 Ocak 1987'den sonra geçen on bir yıl yedi ay ve yirmi iki
günü göz önüne alabilmesine neden olmaktadır. Yine de AİHM, dava işlemlerinin yukarıda belirtilen tarihteki
durumunu da dikkate almalıdır (bkz. Şahiner , § 22 ve Cankoçak/Türkiye , no. 25182/94 ve 26956/95, §§ 25-26,
20 Şubat 2001). Bu kritik tarihte işlemler zaten altı yıldan uzun süredir devam etmekteydi.
B. Davanın uzunluğu
24. AİHM hem ilk derece hem de temyiz işlemlerinde ciddi gecikmeler olduğunu düşünmektedir. Başvuranın
ve diğer çok sayıda zanlının aleyhine açılan davanın karmaşık bir dava olduğunu kabul edebilir. Ama buna rağmen
dava işlemlerinin on yedi yıl, sekiz ay ve yirmi yedi gün sürdüğü ve AİHM'nin bu sürenin on bir yıl, yedi ay, yirmi
iki gününü göz önüne aldığı dikkat çekmektedir. Çok uzun olan bu sürenin yalnızca davanın karmaşıklığı ile açık-
lanması mümkün değildir. AİHM'nin kanaatince dava işlemlerinin bu kadar uzun sürmesi ancak yerel mahkemen-
in dava ile yeterince ilgilenmemesiyle açıklanabilir (bu bağlamda bkz. yukarıda sözü geçen Cankoçak ve Şahiner
davaları, sırasıyla §§ 32 ve 27).
25. AİHM, önündeki kanıtlara ve konuya ilişkin içtihatlara (bkz. Cankoçak , § 33, ve Şahiner § 30) dayanarak,
söz konusu dava işlemlerinin süresinin "makul süre" gereksinimini tatmin etmediğine karar vermiştir.
26. Bu nedenle AİHS'nin 6 § 1 maddesi ihlal edilmiştir.
II. AİHS'NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
27. AİHS'nin 41. Maddesi şöyledir: