C O N S E I L D E  
L ' E U R O P E  
AVRUPA  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
GÜLLÜ - TÜRKĐYE DAVASI  
(Bavuru no:1889/04)  
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
STRAZBURG  
10 Kasım 2005  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44§2. maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecek olup  
bazı ekli düzeltmelere tabi olabilir.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2005. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (1889/04) bavuru no’lu davanın nedeni,  
bu ülke vatandaı Ferhan Güllü’nün (bavuran) 2 Ekim 2003 tarihinde Avrupa Đnsan Hakları  
Sözlemesi’nin (AĐHS) 34. maddesi uyarınca Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne (AĐHM)  
yapmıolduğu bavurudur.  
Bavuran AĐHM önünde Đstanbul Barosu avukatlarından H. Kaplan tarafından temsil  
edilmektedir.  
Bavuran Wernicke-Korsakoff hastası olması nedeniyle yeniden hapsedilmesinin,  
AĐHS’nin 2. ve 3. maddelerini ihlal edeceğini ileri sürmektedir.  
OLAYLAR  
I. DAVANIN KOULLARI  
A. Bavurunun yapılmasına neden olan olaylar  
Bavuran 1961 doğumludur ve u an Almanya’da ikamet etmektedir. Elazığ  
Sıkıyönetim Komutanlığı Askeri Mahkemesi tarafından 21 Ocak 1983 tarihinde müebbet ağır  
hapis cezasına çarptırılan bavuran, 1991 yılında artlı salıverilmitir.  
Bavuran, 13 Ekim 1994 tarihinde, PKK mensubu olduğu gerekçesiyle Diyarbakır  
Devlet Güvenlik Mahkemesi tarafından on beyıl ağır hapis cezasına çarptırılmıtır.  
Bavuran, Đstanbul Kapalı Cezaevindeyken, 25 Haziran 1997 tarihli iddianame ve 12  
Aralık 1997 tarihli ek iddianameyle bavuranla birlikte yargılanan diğer altı kii ile birlikte,  
tutuklulara serbest kaldıklarında PKK’ya mensup olmalarını söylediği ve bu örgütün  
yürütğü silah kaçakçılığı ile ilgili çeitli emirler verdiği gerekçesiyle Đstanbul Devlet  
Güvenlik Mahkemesi’nde bavuran aleyhine yeni bir dava açılmıtır.  
Bu nedenle bavuran birçok açlık grevi yapmıtır.  
Bavuran, 20 Aralık 2000 tarihinde, Đstanbul H Tipi Kapalı Cezaevi’ne nakledilmitir.  
Geçen zaman zarfında bavuranın sağğı bozulmubu nedenle birçok defa hastaneye  
kaldırıltır.  
Son olarak bavuran 14 Mart 2003 tarihinde, Adli Tıp Kurumu Bakanlığı 3. Đhtisas  
Kurulu tarafından muayene edilmive bavuranda Wernicke-Korsakoff Sendromu bulunduğu  
tehis edilmitir. 3. Đhtisas Kurulu raporunda, hayati tehlikesinin bulunmadığını belirtmi,  
organik nitelikli bir akıl hastalığı tespit edildiğinden ilgili makamlara bavuranın cezasının altı  
ay ertelenmesini salık vermitir.  
1 Nisan 2003 tarihinde, CMUK’un 399. maddesi gereğince Đstanbul Cumhuriyet  
Basavcısı, erteleme kararını kabul etmitir. Bununla birlikte, CMUK’un 399. maddesinin  
“tutukluların” değil de, “hükümlülerin” serbest bırakılmasını öngördüğü gerekçesiyle  
bavuran hemen serbest bırakılmamıtır.  
18 Nisan 2003 tarihinde, onbeduruma yaptıktan ve bavuranla ilgili iddianameyi  
onunla birlikte yargılanan diğer altı kiinin iddianamelerinden ayırdıktan sonra Đstanbul  
2
Devlet Güvenlik Mahkemesi, bavuranı suçlu bularak, on iki yıl altı ay ağır hapis cezasına  
çaptırtır.  
25 Nisan 2004 tarihinde bavuran yeniden Adli Tıp Kurumu’na sevk edilmive aynı  
gün muayene edilmitir. 2 Mayıs ve 12 Mayıs 2003 tarihlerinde de muayene edilmitir.  
Bavuran 18 Nisan 2003 tarihli kararı temyize götürmüfakat bavurusunu hemen geri  
çekmitir. Bunu yaparken, bavuran CMUK’un 399. maddesinden faydalanabilmek için  
mahkumiyetinin bir an önce kesinlemesini dilemekteydi.  
Bu Karar 12 Mayıs 2003 tarihinde kesinlemitir.  
16 Mayıs 2003 tarihinde, Đstanbul Cumhuriyet Basavcısı, CMUK’un 399. maddesi  
gereği, ek bir kararla bavuranın serbest bırakılmasına karar vermitir.  
Cumhuriyet Basavcısı, bavurana en geç 10 Eylül 2003 tarihinde Savcılığa gelmesini  
aksi takdirde aleyhinde yakalama müzekkeresi çıkarılacağını belirtmitir.  
30 Mayıs 2003 tarihinde, 3. Đhtisas Kurulu, 25 Nisan, 2 Mayıs ve 12 Mayıs 2003  
tarihlerinde yaptığı muayenelere ilikin raporunu sunmutur.  
Bu rapora göre, bavuranın durumu Anayasa’nın 104. maddesi alanına girmektedir. Bu  
madde iyiletirilemez bir hastalığı olan mahkumların Cumhurbakanı tarafından affedilmesini  
kapsamaktadır.  
Bavuran 16 Mayıs 2003 tarihinde yapılan çağrıya cevap vermive yeniden muayene  
edilmek üzere Savcılığa gitmitir.  
10 Eylül 2003 tarihinde, 3. Đhtisas Kurulu bavuranın sağlık durumunun artık cezasının  
infazının ertelenmesini ve Cumhurbakanı affını gerektirmediğini belirten bir rapor  
hazırlatır.  
16 Eylül 2003 tarihinde, Đstanbul Cumhuriyet Basavcısı bavuran aleyhine yakalama  
müzekkeresi çıkarmıtır. Bununla birlikte 30 Mayıs 2003 ve 10 Eylül 2003 tarihli sağlık  
raporları arasındaki çeliki nedeniyle Đstanbul Cumhuriyet Basavcısı, Adli Tıp Kurumu  
Genel Kurulu’ndan bu konu ile ilgili olarak bilgi istemitir.  
Bavuran ise firar etmitir.  
Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu bavurana ilikin bütün sağlık raporlarını  
değerlendirmive 10 Eylül 2003 tarihli sağlık raporu sonuçlarını onaylamıtır.  
12 Ocak 2004 tarihinde, Cumhuriyet Basavcısı bavuran aleyhine çıkartılan yakalama  
müzekkeresini yinelemitir.  
B. AĐHM’nin soruturma ziyareti.  
Elli üç bavurudan oluan bir grupta yeralan mevcut davada, AĐHM içtüzüğünün ek  
A1 maddesi uyarınca, esastan inceleme yapılabilmesi için ilgili olayları ortaya koyabilmek  
amacıyla bir soruturma görevi balatmıtır.  
3
Bu nedenle, AĐHM, üyeleri arasından, Türkiye’de bulunan ceza infaz kurumlarına ve  
hastanelere ziyaretlerde bulunacak üç kiiyi ve aralarında bavuranın da bulunduğu ilgili  
kiilerin sağlık durumlarının, özgürlükten yoksun bırakıcı bir cezayı çekip çekemeyeceklerini  
belirlemek için nöropsikolojik testler yapmak üzere, üç uzman hekimden oluan Uzman  
Kurulu’nu görevlendirmitir.  
23 Ağustos 2004 tarihinde bu soruturma görevinin iyi neticelenmesi amacıyla AĐHM,  
Hükümet’ten içtüzüğünün 39. maddesi uyarınca, yukarıda belirtilen incelemelerin yapılacağı  
6-13 Eylül 2004 tarihleri arasında, firarda olan bavuranın yeniden hapsedilmemesini  
istemitir.  
Buna paralel olarak, AĐHM bavurana, 11 Eylül 2004 tarihinde muayenesinin  
yapılacağı Đstanbul Çapa Tıp Fakültesi’ne gelmesi çağrısında bulunmutur. Bu çağrı  
yapılırken, geçerli bir mazeret bildirmeyerek bu çağrıya uymadığı takdirde, AĐHS’nin 37 § 1.  
maddesinin c) bendi uyarınca bavurusunun ya da ilgili ikayetin kayıttan düürüleceğine  
dikkati çekilmitir.  
Bu amaçla yapılmıolan soruturma görevi hakkındaki genel bilgi Tekin Yıldız-  
Türkiye ( no:22913/04, 10 Kasım 2005) kararında yer almaktadır.  
HUKUK AÇISINDAN  
I. AĐHS’NĐN 2. VE 3. MADDELERĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
HAKKINDA  
Bavuran, cezasının infazının ertelenmesi kararının sağlık raporuyla açıkça çelien ve  
hiçbir bilimsel dayanağı olmayan bir sağlık raporuna dayanılarak iptal edildiğini dile  
getirerek, Wernicke-Korsakoff hastası olduğunu, yeniden hapsedilmesinin AĐHS’nin 2. ve 3.  
maddelerini ihlal edeceğini iddia etmektedir. Ayrıca tutuklu bulunduğu sırada, yalnızca  
“hükümlü” olmadığı gerekçesiyle ve talebini destekleyen sağlık raporlarına rağmen  
CMUK’un 399. maddesinden yararlanamamasının, AĐHS’nin 3. maddesini ihlal eden insanlık  
ı bir muamele olduğunu ileri sürmektedir.  
Bavuran, aynı hükümleri ileri sürerek, yirmi yıldan fazla süren mahkumiyetinin  
uzunluğu dikkate alındığında, cezaların infazına ilikin 647 sayılı Kanun’la ters düğünü  
iddia etmektedir. Bu nedenle, 4616 sayılı Kanun’dan (21 Aralık 2000 tarihinde ilan edilen ve  
23 Nisan 1999 tarihine kadar ilenen suçlardan dolayı artla salıverilmeye, dava ve cezaların  
ertelenmesine dair Kanun) ve Türk hukukunda uygulanabilen ceza indiriminden  
faydalanamadığından ikayetçi olmaktadır. Sonuç olarak, 2026 yılında son bulması  
öngörülen hapis süresinin AĐHS’yi ihlal ettiğini iddia etmektedir.  
AĐHM, 1 Eylül 2005 tarihli bir mektupla bavuranın avukatının müvekkilinin  
Almanya’da bulunduğunu ve AĐHM’nin, içtüzüğünün 39. maddesi uyarınca aldığı kararın  
polisler tarafından aranan müvekkilinin yakalanmasını engelleyecek nitelikte olmadığını,  
müvekkilinin sağlık muayenesine katılamayacağını belirttiğini gözlemlemektedir.  
Gerçekten de bavuran kendisine yapılan ikaza ve Hükümet’ten yerine getirmesi  
istenilen önlemlere rağmen 11 Eylül 2005 tarihindeki muayeneye gelmemitir.  
4
Hükümet, bavuranın AĐHM’nin çağrısına uymadığı gerekçesiyle, bavurunun  
kabuledilemez ilan edilmesi gerektiğini belirtmektedir.  
AĐHM bavuranın dayanaktan yoksun olan argümanının anlaılabilir hiçbir nesnel  
kaygıdan kaynaklanmadığını, Hükümet’in benzer davalar çerçevesinde, kendisinden istenilen  
bütün önlemleri yerine getirdiğini, organizasyona ve soruturma görevinin sürdürülmesine  
örnek bir katkıda bulunduğunu düünmektedir.  
Bu artlarda, bavuran taraf Hükümet’ten kaynaklanabilecek herhangi bir zararın  
meydana gelmesinden kaygılandıklarını iddia edemez zira böyle bir durum meydana gelse  
bile, bundan sonuç çıkarmak sadece AĐHM’ye düecektir.  
Her halükarda, bavuran, kendisi için yapılması öngörülmüolan sağlık muayenesine  
gelmeyi reddedip ve bunu anlaılabilir bir nedene dayandırmayarak, bu ekilde kendi  
bavurusuna ilikin olayların ortaya koyulmasını engellememeliydi.  
Sonuç olarak, AĐHM, bu ikayeti AĐHS’nin 37§1 maddesinin c) bendi kapsamında  
incelemenin gereksiz olduğunu düünmüve kayıttan düürülmesine karar vermitir.  
AĐHM, tutuklama süresinin uzunluğuna ve 4616 sayılı Af Kanunu’ndan  
yararlanamamıolmasına ilikin olarak yapılan ikayetle ilgili olarak, bu ikayetlerin Kolu-  
Türkiye (bavuru no: 35811/97, kabuledilebilirliğe ilikin 6 Temmuz 2004 tarihli karar) ve  
Kalan-Türkiye (bavuru no: 73561/01, 2 Ekim 2001 tarihinde kabuledilemez ilan edilen  
bavuru) davalarında incelenen ikayetlerle özet olarak benzer olduğunu gözlemlemektedir.  
AĐHM, bu kararlarından ayrılmasını gerektirecek hiçbir unsur bulunmadığından,  
AĐHS’nin 2. ve 3. maddelerine dayanan ikayetlerin ikinci kısmının, AĐHS’nin 35§§3. ve 4.  
maddeleri uyarınca dayanaktan yoksun olduğundan reddedilmesi gerektiğine karar vermitir.  
II. AĐHS’NĐN 6. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
AĐHS’nin 6 §§1 ve 3 maddelerinin d) bendine atıfta bulunan bavuran, kendisini 18  
Nisan 2003 tarihinde mahkum eden Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin bağımsız ve  
tarafsız bir mahkeme olmadığı iddiasında bulunmaktadır. Bavuran aynı zamanda, savunma  
tanıklarını dinletemediğinden savunma hakkının ihlal edildiğinden ve sözkonusu yargılama  
süresinin uzunluğundan ikayetçi olmaktadır.  
A. Kabuledilebilirlik Hakkında  
AĐHM, bu ikayetlerin esastan inceleme gerektiren, olaylara ve hukuka ilikin sorular  
gündeme getirdiğini gözlemlemektedir. AĐHM, bu ikayetlerde AĐHS’nin 35. maddesinde  
öngörülen hiçbir kabuledilemezlik gerekçesi ile karılaılmadığından bu ikayetleri  
kabuledilebilir bulmutur.  
B. Esas Hakkında  
1. Devlet Güvenlik Mahkemelerinin bağımsızlığı ve tarafsızlığı hakkında  
5
AĐHM daha önce buna benzer ikayetlerin dile getirildiği birçok dava incelediğini ve  
bunların AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlali yönünde sonuçlandığını kaydetmektedir (Bkz.  
örneğin, Özel-Türkiye, no:42739/98, §§ 33-34, 7 Kasım 2002 ve Özdemir adıgeçen ).  
AĐHM mevcut davayı incelemive Hükümet’in davayı farklı ekilde sonuçlandıracak  
hiçbir olgu ve delil sunmadığı kanaatine varmıtır. AĐHM, TCK’da öngörülen ve  
cezalandırılan suçlardan ötürü Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde yargılanan bavuranın,  
aralarında askeri bir hakimin yer aldığı mahkeme heyeti önüne çıkmaktan endie duymasının  
anlaılabilir olduğu kanısındadır. Dolayısıyla bavuran, Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin  
davanın içeriğine yabancı mülahazalarla karar almasından haklı olarak kaygı duymuolabilir.  
Bu nedenle bavuranın, bu yargı merciinin tarafsız ve bağımsız olmadığı yönündeki  
üphelerinin, nesnel bir biçimde haklı gerekçelere dayandığı kabul edilebilir (Incal –Türkiye,  
9 Haziran 1998 tarihli karar, Karar ve Hükümlerin Derlemesi 1998-IV, s. 1573, § 72).  
AĐHM, bavuranı yargılayıp mahkum eden Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin  
AĐHS’nin 6 § 1. maddesinde öngörülen bağımsız ve tarafsız bir mahkeme niteliğini taımadığı  
sonucuna varmıtır.  
Sonuç olarak AĐHS’nin bu maddesi ihlal edilmitir.  
Savunma tanıklarını dinletemediği ve bu nedenle savunma hakkının ihlal edildiğine  
ilikin olarak yapılan AĐHS’nin 6 §3 maddesinin d) bendine ilikin ikayetle ilgili olarak  
AĐHM, benzer davalarda da dile getirildiği üzere tarafsızlıktan ve bağımsızlıktan yoksun bir  
mahkemenin, hiçbir surette, yargı yetkisi altındaki kiilere adil bir yargılama temin  
edebileceğinin varsayılamayacağını hatırlatır.  
Bavuranın, davasının bağımsız ve tarafsız bir mahkeme önünde görülmesi hakkının  
ihlal edildiği tespiti ıığında, AĐHM, savunma hakkının ihlal edildiğine ilikin olarak yapılan  
ikayetlerin ayrıca incelenmesine gerek olmadığı kanaatine varmıtır (Bkz, diğerleri arasında,  
Çıraklar-Türkiye, 28 Ekim 1998 tarihli karar, Derleme 1998-VII, s. 3074, §§ 44-45, Özdemir,  
adıgeçen, §§ 40-41, ve Okutan-Türkiye, no:43995/98, §§30-31, 29 Temmuz 2004).  
2. Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde görülen davanın süresi hakkında  
Bavuran, yargılama süresinin AĐHS’nin 6§1 maddesinde öngörülen “makul süre”  
ilkesini ihlal ettiğini iddia etmektedir.  
Hükümet görübildirmemitir.  
Değerlendirmeye alınacak süre 25 Haziran 1997 tarihinde balamı, 18 Nisan 2003  
tarihinde sona ermitir. Yargılama sadece ilk derece mahkemesi önünde yaklaık beyıl on ay  
sürmütür.  
AĐHM, bir yargılama süresinin makul olup olmadığının davanın koulları ve  
AĐHM’nin içtihatları uyarınca, özellikle de davanın karmaıklığı, bavuranın ve yetkili  
makamların tutumu dikkate alınarak değerlendirildiğini hatırlatmaktadır (Bkz. diğerleri  
arasında, Pélissier ve Sassi-Fransa [GC], no: 25444/94, § 67, CEDH 1999-II).  
6
AĐHM buna benzer sorunların dile getirildiği pek çok dava incelemive bunların  
AĐHS’nin 6 § 1 maddesinin ihlal edildiğine karar vermitir. (Bkz. Pelissier ve Sassi,  
adıgeçen).  
AĐHM, kendisine sunulan unsurları inceledikten sonra, mevcut davada Hükümet’in  
davayı farklı ekilde sonuçlandıracak hiçbir argüman sunmadığını gözlemlemektedir. Bu  
konudaki içtihatları uyarınca, dava konusu yargılama süresinin aırı uzun olduğuna ve “makul  
süre” ilkesine uymadığına karar vermitir.  
Sonuç olarak, dava süresi dikkate alındığında AĐHS’nin 6 § 1 maddesi ihlal edilmitir.  
III. AĐHS’NĐN 7. MADDESĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
Bavuran PKK’ya mensup olduğu gerekçesiyle çifte mahkumiyete maruz kaldığını  
iddia ederek AĐHS’nin 7. maddesine atıfta bulunmaktadır.  
AĐHM, bavurana verilen cezaların, farklı tarihlerde ilenen farklı suçlardan dolayı  
balatılan, farklı iki ceza yargılaması sonrasında verildiğini tespit etmektedir.  
Birinci dava, 1991 ila 1992 yılları arasında ilenen suçlardan dolayı balatılmı, 13  
Kasım 1994 tarihinde sona ermitir.  
Đkinci dava, 1995 ila 1997 yılları arasında ilenen suçlardan dolayı balatılmı, 18  
Nisan 2003 tarihli kararla sona ermitir.  
O halde, bavuranın aynı suçtan iki kere mahkum edildiği düünülemez ( Bkz. mutatis  
mutandis, Y.D-Türkiye, 1 Eylül 1993 tarihli Komisyon kararı).  
Sonuç olarak, AĐHM, bu ikayetin AĐHS’nin 35 §§ 3. ve 4. maddeleri uyarınca  
dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle reddedilmesi gerektiğine karar vermitir.  
IV. AĐHS’NĐN 17 VE 18 MADDELERĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
HAKKINDA  
Yukarıda belirtilen ikayetlerin tamamı için, bavuran sebep göstermeksizin AĐHS’nin  
17. ve 18. maddelerine atıfta bulunmaktadır.  
AĐHM, bavuranın ikayetlerinin bu maddeler ıığında incelenmesini gerektirecek bir  
neden bulunmadığı görüündedir.  
Bu nedenle, bavurunun bu kısmının AĐHS’nin 35 §§ 3 ve 4 maddeleri uyarınca  
dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle reddedilmesi gerektiğine karar vermitir.  
V. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA  
A. Tazminat  
Bavuran, 15.000 Euro tutarında maddi, 35.000 Euro tutarında manevi tazminat talep  
etmektedir.  
7
Hükümet, fahitutarda ve dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle bu miktarlara karı  
çıkmaktadır.  
AĐHM, AĐHM’nin içtüzüğünün 60 § 2 maddesinin aksine, bavuranın hiçbir gerekçe  
göstermeyip taleplerini açıklamadığını gözlemlemektedir. Bu nedenle, maddi tazminat  
talebini reddetmektedir.  
Bununla birlikte, yukarıda tespit edilen ihlaller gözönüne alındığında, AĐHM,  
hakkaniyete uygun olarak bavurana 6.000 Euro manevi tazminat ödenmesinin uygun  
olacağına karar vermitir.  
B. Masraf ve harcamalar  
Bavuran AĐHM’de sürdürülen yargılama ile ilgili olarak yapılan yazıma, faks ve  
çeviri masrafları için 10.000 Euro talep etmektedir.  
Hükümet, zaten fahitutarda olan bu taleplerin, belgelerle desteklenmediği  
gerekçesiyle reddedilmesi gerektiğini savunmaktadır.  
Mahkemenin bu konudaki içtihadı bakımından, AĐHS’nin 41. maddesi uyarınca  
masraf ve harcamaların ödenmesi bu masrafların gerçekliğinin, gerekliliğinin hatta makul  
niteliğinin ortaya konulmasını gerektirmektedir.  
Ayrıca, yargı masraflar tespit edilen ihlalle ilgili olduğu sürece geri ödenebilir  
(Beyeler-Đtalya (adil tazmin) [GC], no: 33202/96, § 27, 28 Mayıs 2002).  
Bavuranın iddialarını kanıtlayacak belgelerin bulunmayıı ve yukarıda tespit edilen  
ihlaller ıığında AĐHM, hakkaniyete uygun olarak, bavurana 500 (beyüz) Euro ödenmesine  
karar vermitir.  
C. Gecikme Faizi  
Gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına  
uygulağı faiz oranına üç puan eklenecektir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK AĐHM OYBĐRLĐĞĐYLE;  
1. Bavuranın yeniden hapsedilme olasılığına ilikin olarak AĐHS’nin 2 ve 3 maddelerine  
dayanarak yapılan ikayetlerin kayıttan düürülmesine;  
2. AĐHS’nin 6. maddesine ilikin olarak yapılan ikayetlerin kabuledilebilir olduğuna;  
3. Bavurunun geri kalan kısmının kabuledilemez olduğuna;  
4. Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin bağımsızlık ve tarafsızlıktan yoksun olması  
nedeniyle AĐHS’nin 6§1. maddesinin ihlal edildiğine;  
5. AĐHS’nin 6§3 d) maddesi uyarınca yapılan ikayetin incelenmesine gerek olmadığına;  
8
6. Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde görülen davanın süresi nedeniyle AĐHS’nin  
6§1 maddesinin ihlal edildiğine;  
7. a) AĐHS’nin 44 § 2 maddesi gereğince kararın kesinletiği tarihten itibaren üç ay  
içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Yeni Türk Lirası’na çevrilmek üzere  
Savunmacı Hükümet tarafından bavurana:  
i. maddi tazminat için 6.000 (altı bin) Euro ödenmesine;  
ii. masraf ve harcamalar için 500 (beyüz) Euro ödenmesine;  
iii. yukarıdaki miktarların her türlü vergiden muaf tutulmasına;  
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet  
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç  
puan fazlasına eit oranda basit faiz uygulanmasına;  
8. Adil tazmine ilikin diğer taleplerin reddine;  
karar vermitir.  
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77§§2. ve 3.  
maddesine uygun olarak 10 Kasım 2005 tarihinde yazıyla bildirilmitir.  
9