C O N S E I L D E  
L ' E U R O P E  
AVRUPA  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐKĐNCĐ DAĐRE  
GÜLECAN - TÜRKĐYE DAVASI  
(Bavuru no: 23904/03)  
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
STRAZBURG  
28 Nisan 2009  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecek olup, ekli  
bazı düzeltmelere tabi olabilir.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın  
adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri  
Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari  
olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USUL  
T.C. vatandaı Mahmut Gülecan (bavuran) tarafından Türkiye Cumhuriyeti aleyhine, 16  
Mayıs 2003 tarihinde, Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilikin  
Sözleme’nin (Avrupa Đnsan Hakları Sözlemesi - AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapılan  
23904/03 numaralı bavuru sonucu bu dava görülmektedir.  
OLAYLAR  
I. DAVANIN KOULLARI  
Bavuran gözaltında avukatı olmaksızın alınan ifadelere dayanılarak yasadıı bir örgütün  
mensubu olmak suçundan devlet güvenlik mahkemesinin 5 Ağustos 2002 tarihli kararı ile  
mahkum edilmitir. Yargıtay 15 Ekim 2002 tarihli karar ile -ki bu karar 25 Kasım 2002’de  
nihai hale gelmitir- ilk derece mahkemesinin kararını onamıtır. Yargıtay Cumhuriyet  
Basavcısının görüü bavurana tebliğ edilmemitir.  
HUKUK  
I. AĐHS’NĐN 6. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
Bavuran avukat bulundurma hakkından yararlanmadığı halde gözaltında vermiolduğu  
ifadeye dayanılarak mahkum edilmesinden ikayetçi olmaktadır. Bavuran Yargıtay  
Cumhuriyet Basavcısı’nın görüünün kendisine tebliğ edilmediğini iddia etmektedir.  
Bavuran AĐHS’nin 6. ve 13. maddelerini ileri sürmektedir. AĐHM, bu ikayetlerin yalnızca  
AĐHS’nin 6/1 maddesi ve 6/3 maddesinin c) fıkrası çerçevesinde incelenmesi gerektiğini öne  
sürmektedir.  
A. Kabuledilebilirliğe dair  
Hükümet bavuranın iç hukuk yollarını tüketmediğini savunmakta ve gözaltında avukat  
bulundurma hakkına ilikin ikayetini Yargıtay önünde dile getirmesi gerektiğini  
belirtmektedir. Hükümet altı ay kuralına riayet edilmediğini ifade ederek AĐHM’yi AĐHS’nin  
35/1 maddesi uyarınca bavuruyu kabuledilemez ilan etmeye davet etmektedir.  
Daha önce de benzer ikayetleri Çimen-Türkiye kararında (no:19582/02, 3 ubat 2009)  
reddettiğini hatırlatan AĐHM, mevcut bavuruda da varmıolduğu bu sonucun dıına  
çıkılmasını gerektirecek herhangi bir özel durum görememektedir. AĐHM bu nedenle  
Hükümetin ön itirazlarını reddetmektedir.  
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde bavurunun dayanaktan yoksun  
olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca baka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru  
bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle bavurular kabuledilebilir niteliktedir.  
B. Esas hakkında  
AĐHM bavuranın bu bavuruda öne sürdüğü ikayetleri daha önce incelediğini ve Yargıtay  
Cumhuriyet Basavcısının görüünün tebliğ edilmemesi nedeniyle AĐHS’nin 6/1 maddesinin  
(sözü edilen Göç kararı) ve gözaltında avukat bulundurma hakkından yoksun kalınması  
2
nedeniyle de AĐHS’nin 6/3 maddesinin c) fıkrasının ihlal edildiği sonucuna vardığını bir kez  
daha yineler (sözü edilen Salduz).  
AĐHM mevcut bavuruyu incelemive Hükümetin Mahkemenin bu davada farklı bir sonuca  
ulamasını sağlayacak ikna edici hiçbir tespit ve delil sunmadığını belirlemitir.  
Bu nedenle AĐHS’nin 6/1 ve 6/3 maddesinin c) fıkrası ihlal edilmitir.  
II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐ’NĐN UYGULANMASI  
Bavuran 20.000 Euro manevi ve 20.000 Euro maddi tazminat, ayrıca avukatlık gideri ve  
yargılama masraf ve harcamaları için 4.176 Euro istemektedir.  
Hükümet AĐHM’yi bu talepleri reddetmeye çağırmaktadır.  
AĐHM tespit edilen ihlal kararı ile öne sürülen maddi tazminat talebi arasında hiçbir illiyet  
bağı kuramamakta ve bu talebi reddetmektedir.  
Manevi tazminata ilikin AĐHM bavurana 1.000 Euro ödenmesini kararlatırmaktadır.  
AĐHM kanıtlayıcı belgelerin yokluğunda yargılama gider ve masraflarına yönelik talepleri  
reddetmektedir. Buna karın bavuranın avukatının iletmiolduğu avukatlık sözlemesi ila  
çalıma çizelgesini dikkate alan AĐHM bavurana hakkaniyete uygun 1.000 Euro yargılama  
gideri ödenmesini uygun görmektedir.  
AĐHM gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına  
uygulağı faiz oranına üç puanlık bir artıın ekleneceğini ifade etmektedir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1. Bavurunun kalan kısmının kabuledilebilir olduğuna;  
2. AĐHS’nin 6/1 ve 6/3 c) maddesinin ihlal edildiğine;  
3. a) AĐHS’nin 44 / 2 maddesi gereğince kararın kesinletiği tarihten itibaren üç ay içinde,  
ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden TL.’ ye çevrilmek ve her türlü vergiden muaf  
tutulmak üzere Savunmacı Hükümet tarafından bavurana manevi tazminat olarak 1.000 (bin)  
Euro ve yargılama masraf ve giderleri için 1.000 (bin) Euro ödenmesine;  
b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ve ödemenin yapılmasına kadar, bu meblağlara  
Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli faizinin üç puan fazlasına eit oranda basit  
faizin uygulanmasına;  
4. Adil tatmine ilikin diğer taleplerin reddine;  
KARAR VERMĐꢀTĐR.  
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.  
paragraflarına uygun olarak 28 Nisan 2009 tarihinde yazıyla bildirilmitir.  
3