kuralına riayet edilmediği itirazında bulunmaktadır. Son olarak Hükümet, baꢀvuranların esasa
iliꢀkin itirazlarına karꢀı çıkmaktadır.
AĐHM, daha önce benzer ꢀikayet ve görüꢀleri incelediğini hatırlatmaktadır (bkz, örneğin,
E.K.-Türkiye, baꢀvuru no: 28496/95, 28 Kasım 2000 ve Yücel-Türkiye (no:2), baꢀvuru no:
31152/04, 8 Nisan 2008). Mevcut davada AĐHM, yukarıda sözü edilen davalarda ulaꢀtığı
sonuçlardan farklı bir sonuca ulaꢀmak için hiçbir neden görememektedir. AĐHS’nin 35.
maddesinde belirtilen kabuledilemezliğe iliꢀkin hiçbir gerekçe tespit edemeyen AĐHM,
sözkonusu ꢀikayetlerin kabuledilebilir nitelikte olduğunu beyan etmektedir.
AĐHS’nin 6/1 maddesinde ileri sürülen ihlale iliꢀkin olarak ise, dikkate alınacak süre 27
Temmuz 1995 tarihinde baꢀlamaktadır. AĐHM’nin elindeki unsurlara göre ulusal mahkemeler
önünde halen derdest olan dava iki dereceli mahkemede üç kere görülerek yaklaꢀık on üç yıl
altı ay sürmüꢀtür.
AĐHM, mevcut davadakine benzer sorunları ortaya koyan davaları incelemiꢀ ve konuya iliꢀkin
yerleꢀik içtihadından çıkan kriterleri göz önüne alarak “makul süre” gerekliliğine riayet
edilmediğini tespit etmiꢀtir (bkz, diğerleri arasından, Frydlender-Fransa, baꢀvuru no:
30979/96).
Baꢀvuranlar ve avukatları tarafından yinelenen eksiklikler ile iꢀlenen suçların karmaꢀıklığını
göz önüne alarak mevcut davada farklı bir sonuca ulaꢀmak için hiçbir neden göremeyen
AĐHM, AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiği kanaatindedir.
Baꢀvuranların gözaltı sırasında avukat yardımından yoksun kalmalarına iliꢀkin AĐHS’nin 6/3
c) maddesi ile ilgili olarak AĐHM, Salduz-Türkiye (baꢀvuru no: 36391/02, 27 Kasım 2008)
kararına atıfta bulunmakta ve aynı gerekçelerle sözkonusu hükmün ihlal edildiğini tespit
etmektedir.
Baꢀvuranın ꢀikayetçi olduğu tutukluluk yaklaꢀık dokuz yıl on ay sürmüꢀtür. AĐHM, benzer
davaları incelemiꢀ ve bu kadar süre tutuklu tutulmanın AĐHS’nin 5/3 maddesini ihlal ettiğine
kanaat getirmiꢀtir (bkz, Dereci-Türkiye, baꢀvuru no: 77845/01, 24 Mayıs 2005 ve Taciroğlu-
Türkiye, baꢀvuru no: 25324/02, 2 ꢁubat 2006). Hükümetin sözkonusu sonuçlardan farklı
sonuçlara ulaꢀtıracak hiçbir tespit ve argüman sunmamasından dolayı AĐHM, Tut açısından
AĐHS’nin 5/3 maddesinin ihlal edildiği sonucuna ulaꢀmaktadır.
AĐHS’nin 41. maddesinin uygulanmasına iliꢀkin olarak ise baꢀvuranlar maruz kaldıkları
manevi zarar için sırasıyla 25.000 ve 40.000 Euro talep etmektedirler. Hükümet, AĐHM’ye
sözkonusu talepleri reddetme çağrısında bulunmaktadır.
Baꢀvuranların belli bir manevi zarara uğramalarından dolayı AĐHM, hakkaniyete uygun
olarak Gülbahar’a 7000 Euro ve Tut’a 13.000 Euro manevi tazminat ödenmesine
hükmetmektedir.
Baꢀvuranlar, yaklaꢀık 6.500 Euro avukatlık ücretine ve 200 Euro masraflara tekabül eden
miktarı talep etmektedirler. Belgelendirilmediğini göz önüne alan AĐHM, masraflara iliꢀkin
talepleri reddetmektedir. Buna karꢀın, avukatlık ücreti ile ilgili taleplere iliꢀkin olarak, AĐHM,
baꢀvuranların avukatı tarafından iletilen çalıꢀma tablosunu göz önüne almakta ve hakkaniyete
uygun olarak baꢀvuranlara 1.000 Euro ödenmesine hükmetmektedir.
3