CONSEIL DE  
L'EUROPE  
AVRUPA  
KONSEYİ  
AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ  
Mustafa GÜÇLÜ ve diğerleri -TÜRKİYE DAVASI  
(Başvuru no: 42670/98) KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ  
Davanın nedeni, Türk vatandaşı olan Mustafa Güçlü , Firdevs Helvaci ve  
Ayşe Yazıcı'nın, "başvuranlar", 9 Temmuz 1998 tarihinde, insan Haklarını ve  
Temel Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşme'nin "Sözleşme" eski 25.maddesi  
uyarınca, Türkiye aleyhine Avrupa İnsan Hakları Komisyonu'na "Komisyon", 1  
No'lu Ek Protokolün 1. maddesinin ihlal edildiği iddiasıyla yaptıkları  
başvurudur (başvuru no: 42670/98).  
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi "AİHM" önünde, başvuranlar Ankara  
Barosu'nda Av. Mahmut Özbay tarafından temsil edilmektedirler.  
OLAYLAR  
1. DAVANIN ÖZEL KOŞULLARI  
Türk vatandaşı olan başvuranlar, Çorum'da ikamet etmektedirler.  
1991 yılında, Çorum Osmancık Belediyesi başvuranlara ait arsalarını  
istimlak etmiştir.  
Bilirkişiler tarafından belirlenen istimlak bedelleri istimlak tarihinde  
başvuranlara ödenmiştir.  
Aynı yıl, başvuranlar, arsaların istimlak bedellerini yetersiz buldukları  
gerekçesiyle Osmancık Asliye Hukuk Mahkemesi'ne başvurmuşlardır.  
13 Aralık 1994 tarihinde, adı geçen mahkeme başvuranlara ek bedel  
olarak toplam 1.577.142.000 Türk Lirası ödenmesine ve kamulaştırma  
tarihinden itibaren, geçen süre için yıllık %30 gecikme faizi uygulanmasına  
hükmetmiştir.  
Yargıtay, ilk dereceli mahkemesinin 13 Aralık 1994 tarihli kararını 17  
Temmuz 199a tarihinde onamıştır.  
Başvuranlara, 28 Ocak 1998 tarihinde son olarak yatırılan miktar ile  
birlikte toplam 3.518.761.000 TL ek bedel ödenmiştir.  
HUKUKA DAİR  
l. AİHS'NİN EK 1 NOLU PROTOKOL'ÜN 1. MADDESİNİN İHLAL  
EDİLDİĞİ İDDİASI  
Başvuranlar, Türkiye'deki enflasyon oranın göre temerrüt miktarının  
yetersiz olmasından ve ek bedellerin ödemesinde meydana gelen  
gecikmelerden dolayı kamulaştırma dairesinin mülkiyet haklarına saygı  
gösterilmediğini iddia etmektedirler. Bu konuda, aşağıda belirtilen AlHS'ne Ek  
1 Nolu Protokol'ün 1. maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmektedirler.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2004. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın  
adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri  
Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari  
olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
A. Kabuledilebilirliğe ilişkin  
Hükümet, AİHS'nin 35 maddesi uyarınca başvuranların Borçlar Kanunun  
105. maddesine başvurmadıkları gerekçesiyle iç hukuk yollarını  
tüketmediklerini iddia etmiştir.  
Başvuranlar, Hükümet'in iddialara itiraz ederek söz konusu iç hukuk  
yolun yetersiz olduğunu belirtmişlerdir.  
AİHM, Aka-Türkiye kararında Hükümet'in ileri sürmüş olduğu benzer ön  
itirazın daha önce reddettiğini hatırlatmıştır (Bkz, 23 Eylül 1998 tarihli karara,  
§§34-37).  
Hükümetin bu sonucu değiştirecek her hangi bir sav sürmemesi  
gözönüne alındığında, AlHM, daha evvel ulaştığı neticeden farklı  
şünmediğini ve söz konusu itirazın reddedilmesi gerektiğini ifade etmiştir.  
Mahkeme elindeki mevcut unsurlar ve içtihatlardan doğan ilkeler ışığında  
(Bkz, 9 Temmuz 1997 tarihli Akkuş-Türkiye kararı), AlHM, söz konusu  
şikayetin esas bakımdan incelenmesi gerektiğine itibar etmiş ve başvuruyu  
kabul edilemez bulmak için bir gerekçe bulunmadığını belirtmiştir.  
B. Esasa ilişkin  
Başvuranlar, Yargıtay kararından takriben otuz ay sonra yıllık %30 geç  
ikine faizi ile ek bedellerin ödendiğini belirtmişlerdir. Başvuranlar, o tarihte  
paranın değer kaybetmesinden dolayı zarara uğradıklarını ileri sürmüşler ve  
Türk hukukunda Devletin borçlarının ödemesini sağlayan hükümleri  
içermediğini ifade etmişlerdir.  
Hükümet, AlHM'nin emsal davasına işaret ederek Ek 1 No'lu Protokol'ün  
1. Maddesi'nin istimlakle ilgili tüm davalarda azami tazminatın ödenmesini  
gerektirmediğini ifade etmiştir. Hükümet, genel menfaatlerin talebiyle,  
şahısların temel haklarının korunması zorunluluğu arasında adil bir dengenin  
kurulduğunu ifade etmiştir.  
Hükümet, yaratıcı ve etkili kamu hizmetinin ayrılmaz bir parçası olan faiz  
oranlarının konulması ve uygulanmasında büyük kıymet bildirim hadlerine  
güvenmiştir. Devlete ödenmesi gereken yüksek faiz oranı, kamu hizmetinin  
bozulmaması ve vekaletin yerine getirilmesi konusunda kanun koyucu  
tarafından karara bağlanan dolaylı bir vergi oluşturmak için tasarlanmıştır.  
AİHM'nin daha önce Akkuş kararında da belirttiği üzere, istimlak  
tazminatının ödenmesindeki normal olmayan gecikmeler, özellikle belirli  
ülkelerde paranın değer kaybetmesi göz önünde tutulduğunda, arsası istimlak  
edilen kişiyi belirsizlik içinde bırakarak büyük oranlarda maddi kayıplara yol  
açmaktadır (Bkz. yukarıda anılan Akkuş karan, § 29).  
Dava kapsamında, AlHM, başvuranlara en sonu 28 Ocak 1998 tarihinde  
gerçekleşen toplam on ödemenin yıllık %30 basit faizi ile birlikte ek  
tazminatların ödendiğini (Yargıtay kararından takriben 30 ay sonra) oysa o  
dönemde Türkiye'de enflasyonun %90'e ve yıllık ödeme faizlerinin % 84  
ulaştığını belirtmektedir.  
AİHM, başvuranların arsalarının istimlak edildiği tarihte kendilerine  
verilecek tutarla ödemenin yapıldığı zamanki tutar arasındaki farkın - ki bu  
farka tamamen istimlak yetkilileri sebep olmuştur - mülkiyet hakkının  
korunması ve genel talepler arasında olması gereken adil dengeyi alt üst  
ederek başvuranlar açısından, arsanın kaybıyla da ikiye katlanan çeşitli  
kayıplara neden olduğu kanaatindedir  
Sonuç olarak, AlHS'ne Ek 1 Nolu Protokol'ün 1. maddesinin ihlal  
edilmiştir.  
II. AİHS'NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA  
AİHS'nin 41. maddesinin içeriği,  
"Mahkeme işbu AlHS ve protokollarının ihlal edildiğine karar verirse ve  
ilgili Yüksek AİHS Tarafın iç hukuk bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa,  
Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören  
tarafın tatminine hükmeder."  
A. Maddi ve manev i tazminat  
Başvuranlar, maddi tazminat olarak 353.490 Amerikan Doları talep  
etmişlerdir. Başvuranlar, talep edilen miktarın asliye hukuk mahkemesinin  
1994 yılı ile 1998 yılında verilen miktarların farkına tekabül ettiğini  
belirtmişlerdir. Ayrıca, başvuranlar, manevi tazminat olarak 100.000 Amerikan  
Doları istemişlerdir.  
Hükümet, bu taleplere ilişkin herhangi bir görüş bildirmemiştir.  
Elindeki ekonomik veriler ışığında yaptığı hesap sonucunda, AlHM,  
başvuranlara maddi tazminat olarak ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden  
TL'sına çevrilmek üzere toplam 2.500 Euro vermeyi uygun görmüştür.  
Hakkaniyete uygun olarak, Mahkeme her bir başvurana manevi zarar  
olarak 1,000 Euro verilmesini hükmetmiştir.  
B.Mas raf ve harcamal ar  
Başvuranlar, AİHS'nin organları ve yerel makamlar nezninde yaptıkları  
masraf ve harcamalar için 40.000 Amerikan Doları talebinde bulunmuşlardır.  
Hükümet talep edilen miktar hakkında görüş bildirmemiştir.  
içtihatlardan doğan kriterler ışığında, AİHM hakkaniyete uygun olarak  
başvurana toplam 600 Euro doları ödenmesine karar vermiştir.  
BU GEREKÇELERDEN DOLAYI, MAHKEME, OY BİRLİĞİYLE,  
1. Başvurunun kabuledilebilir olduğuna;  
2. AİHS'nin Ek 1 No'lu Protokol'ün 1. Maddesi'nin ihlal edildiğine;  
3. (a) AİHS'nin 44§2 maddesi uyarınca kararın kesinleştiği tarihten  
itibaren 3 ay içinde, miktara yansıtılabilecek KDV, pul, harç ve masraflarla  
birlikte, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden TL'sına çevrilmek üzere  
aşağıdaki miktarların başvuranlara, davalı Devlet tarafından ödenme sine,  
(i) maddi zarar için toplam 2.500 (iki bin beş yüz) Euro;  
(ii) manevi zarar için her bir başvurana 1,000 (bin ) Euro  
veya toplam 3.000 (üç bin) Euro;  
(iii) masraf ve harcamalar için 600 (altı yüz) Euro;  
(b) Ödemenin öngörülen süre içerisinde yapılmaması durumunda,  
sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ve ödemenin yapılmasına kadar,  
Hükümetin, Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli faizinin üç puan  
fazlasına eşit oranda basit faizi uygulamasına;  
4. Adil tazminata ilişkin diğer taleplerin reddine ; karar vermiştir.  
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM'nin iç tüzüğünün 77§§  
2 ve 3. maddesine uygun olarak 8 Ocak 2004 tarihinde yazıyla bildirilmiştir.