Hükümet, bu yetkinin belediyelere mülk sahiplerine aꢀırı yük empoze etmeleri için
verilmediğini savunmaktadır. Hükümet, mevcut davada bir yol, bir meydan ve bir yeꢀil alan
yapımının söz konusu olduğunu ve bu çalıꢀmaların ihtilaflı arsaların değerini tartıꢀmasız bir
ꢀekilde olumlu yönde etkilediğini ileri sürmektedir. Hükümet, burada haklı bir denge
sağlanmıꢀ olduğunu ve dolayısıyla ꢀikâyet edilen bu durumun 1 Nolu Ek Protokolün 1.
maddesindeki hükümlere aykırılık teꢀkil etmediğini savunmaktadır.
Baꢀvuran, Hükümetin bu savına karꢀı çıkmakta ve özellikle belediye tarafından yapılan imar
planı değiꢀikliğinde hiçbir kamu yararı bulunmadığı yönündeki iddialarını tekrarlamaktadır.
Bu nedenle baꢀvuran, kendisine hiçbir tazminat ödenmeksizin arazisinin % 30,9’una el
konularak mülkiyet dokunulmazlığı hakkının 1 Nolu Ek Protokolün 1. maddesi anlamında
orantısız bir ꢀekilde ihlâl edildiğini savunmaktadır.
AĐHM, 1 Nolu Ek Protokolün 1. maddesine atıfla yapılan ꢀikâyetin yukarıda yapılan
açıklamalar sonrasında açıkça dayanaktan yoksun olduğu anlaꢀıldığından, iç hukuk yollarının
tüketilip tüketilmediği konusunda ayrıca hüküm vermenin gereksiz olduğu kanaatine
varmaktadır.
AĐHM, 1 Nolu Ek Protokolün 1. maddesindeki hükümlere göre idari makamlar tarafından
mülkiyet dokunulmazlığı hakkına yapılacak bir müdahalenin yasal dayanağı olması
gerektiğini kaydetmekte ve demokratik bir toplumun temel ilkelerinden biri olan hukukun
üstünlüğünün, AĐHS’nin bütün maddelerinin özünde yeraldığını hatırlatmaktadır (Yunanistan
aleyhine Iatridis davası [GC], no 31107/96, prg. 58, CEDH 1999-II).
Mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin, « kamu yararına » uygun bir « meꢀru amacı »
olmalıdır. Kullanılan yöntemler ile her halükarda bir kimseyi mülkünden yoksun bırakan
amaç arasında makul bir orantısallık iliꢀkisi bulunmalıdır (Belçika aleyhine Pressos
Compania Naviera S.A. ve diğerleri davası, 20 Kasım 1995, prg. 38, seri A no 332, ve
Yunanistan aleyhine Yagtzilar ve diğerleri davası, no 41727/98, prg. 40, CEDH 2001-XII).
Toplumun genel çıkarlarının gereksinimleri ile bireyin temel haklarının korunma zorunluluğu
arasında kurulması gereken « adil denge » kavramı iꢀte bunu ifade etmektedir (Đsveç aleyhine
Sporrong ve Lönnroth davası, 23 Eylül 1982, prg. 69, seri A no 52). Böylesi bir dengeyi
kurma kaygısı, 1 Nolu Ek Protokolün 1. maddesindeki tüm hükümlerin yapısında
yansıtılmıꢀtır.
Sözkonusu bu çıkarlar arasında adil bir denge sağlanıp sağlanmadığını ve yine mülkiyeti
elinden alınan kiꢀiye aꢀırı yük empoze edilip edilmediğini belirlemek için, kuꢀkusuz tazminat
ꢀartlarına bakmak gerekmektedir (Birleꢀik Krallık aleyhine Lithgow ve diğerleri davası, 8
Temmuz 1986, prg. 120-121, seri A no 102). AĐHM, bu konuda daha önce, bir mülkiyetten
yoksun bırakma sırasında taꢀınmazın değerine uygun makul bir tazminat ödenmediği
durumlarda, genel olarak, bir ihlâlin oluꢀtuğuna hükmetmiꢀtir. Bununla birlikte, ekonomik
reform veya sosyal adalet önlemleri gibi
« kamu yararına » olan meꢀru amaçlar, tam
piyasa değerinden daha düꢀük tazminat ödemelerini haklı gösterebilir (Birleꢀik Krallık
aleyhine James ve diğerleri davası, 21 ꢁubat 1986, prg. 54, seri A no 98).
Yukarıdaki ilkelerin mevcut davada uygulanıp uygulanmadığı konusunda AĐHM, ilk önce
baꢀvuranın sahip olduğu arsanın 3 224 metre karesinin elinden alınmasının mülkiyet
dokunulmazlığı hakkına bir müdahale oluꢀturduğunu ve 1 Nolu Ek Protokolün 1. maddesinin
birinci bendinin ikinci cümlesi anlamında mülkiyetten yoksun bırakma kapsamında analiz
edilmesi gerektiğini kaydetmektedir.
4