sonrasında, Mahkeme dava konusu parselin Hazine’nin kaydına geçmesine karar vermiꢀti.
Bununla ilgili olarak, ikinci yargılamanın baꢀlatılması sırasında, ilgili kiꢀilerin hiçbirinin Ek 1
no’lu Protokol’ün 1. maddesi ile güvence altına alınan mülk sahibi sıfatı bulunmamaktaydı.
Baꢀvuranlar bu sava itiraz etmektedir.
AĐHM’nin daha önce de ifade ettiği gibi, ulusal mahkemelerin AĐHS’nin ihlal edildiğini
alenen ya da özü itibariyle kabul etmedikleri ve ihlali gidermedikleri sürece, baꢀvuran lehine
alınan bir karar ya da tedbir, baꢀvuranın mağdur sıfatını kaybetmesi için yeterli olmamaktadır
(Amuur-Fransa, 25 Haziran 1996, Derleme Hükümler ve Kararlar, Dalban-Romanya, no:
28114/95).
Mevcut dava ile ilgili olarak AĐHM, baꢀvuranların tapularının iptal edilmesi nedeniyle
tazminat almıꢀ olmalarının, AĐHS’nin 34. maddesi uyarınca mağdur sıfatlarını ortadan
kaldırmadığı görüꢀündedir. Esasında, ilk yargılamalar davanın incelenmesinde dikkate
alınması gereken önemli bir unsur gibi olsalar da, bunlar ulusal makamlar tarafından yasal bir
düzenlemenin geriye dönük olarak uygulanması nedeniyle tazminat taleplerinin
reddedilmesinden ꢀikayetçi olan ilgililerin iddialarının bilinmesi ya da tanınması anlamına
gelmemektedir.
Yukarıda yer alan bilgiler ıꢀığında AĐHM, baꢀvuranların halen AĐHS ile güvence altına alınan
haklarının ihlal edilmesi nedeniyle mağdur olduklarını iddia edebilecekleri kanaatindedir.
B. Đç hukuk yollarının tüketilmesi
Hükümet, iç hukuk yollarının tüketilmediğini belirtmektedir.71867/01, 71869/01 ve 73319/01
numaralı davalar çerçevesinde, kararın düzeltilmesi talebinde bulunmayan baꢀvuranların, iç
hukuk yollarını tüketmiꢀ olduklarının düꢀünülemeyeceğini belirtmektedir. Hükümet,
74858/01 numaralı dava ile ilgili olarak baꢀvuranın, hiçbir zaman Kamulaꢀtırma Kanunu’nun
38. maddesinin Anayasa’ya uygunluğu konusunda bir itirazda bulunmadığını belirtmektedir.
Baꢀvuranlar bu sava itiraz etmektedirler.
Hükümet tarafından dile getirilen kararın düzeltilmesi talebi ile ilgili olarak AĐHM, Türk
Hukuku’nda bu baꢀvurunun, Yargıtay tarafından yapılan bir hata nedeniyle sözkonusu kararı
tekrar gözden geçirme amacının olduğunu not etmektedir. Tarafların tekrar baꢀvuru yapması
üzerine, yeni unsurlar olmadan Mahkeme ikinci bir inceleme baꢀlatmaktadır (Đsmail Çınar-
Türkiye, no: 28602/95, 13 Kasım 2003, ve mutatis mutandis, Karaduman-Türkiye, no:
16278/90, Komisyon’un 3 Mayıs 1993 tarihli kararı).
AĐHM, bir baꢀvuranın büyük olasılıkla etkili ve yeterli olan iç hukuk yollarını kullanmıꢀ
olması gerektiğini hatırlatmaktadır. Bir baꢀvuru yolu kullanıldığında, uygulamada aynı amacı
taꢀıyan baꢀka bir baꢀvuru yolunun kullanılması zorunlu değildir (Bkz, en son olarak, Patricia
Raquel Rela Alves-Portekiz (karar), no: 19485/02, 9 Kasım 2004). Mevcut davada, AĐHM
için, Asliye Hukuk Mahkemeleri tarafından, baꢀvuranların taleplerinin reddedilmesine iliꢀkin
verilen kararları Yargıtay’ın kesin olarak onadığının tespit edilmesi yeterli olacaktır.
Sözkonusu Kanun’un Anayasa’ya uygunluğunun denetlenmesi ile ilgili olarak AĐHM, bu
baꢀvuru yolunun doğrudan ꢀahıslara açık olmadığını ve Anayasa’nın geçici 15. maddesi
6