CONSEIL  
AVRUPA  
DE L’EUROPE  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐKĐNCĐ DAĐRE  
GÖKÇEK vd -TÜRKĐYE DAVASI  
(Bavuru no:6219/04)  
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
STRAZBURG  
26 Ocak 2010  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecektir. ekli  
düzeltmelere tabi olabilir.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2010. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın  
adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri  
Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari  
olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USUL  
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (6219/04) no’lu davanın nedeni, 11 T.C.  
vatandaı, Fatma Gökçek, Hadice Gökçek, Nazver Gökçek, Güzide Gökçek, Meliha Gökçek,  
Gülten Canbolat, Türkan Oruç, Özden Taar, Mehmet Emin Gökçek, Gökçe Gökçe ve  
Mehmet Can Gökçe’nin (bavuranlar) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 10 Aralık 2003  
tarihinde Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilikin Sözleme’nin (Avrupa  
Đnsan Hakları Sözlemesi - AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapmıoldukları bavurudur.  
Bavuranlar, Ankara Barosu avukatlarından A.Köseyener tarafından temsil edilmektedir.  
OLAYLAR  
DAVANIN KOULLARI  
Bavuranlar, sırasıyla, 1945, 1947,1941, 1930, 1918, 1943, 1929, 1941, 1934, 1938 ve 1924  
doğumlulardır.  
Dava, yaklaık 27.846.000 m2 yüzölçümünde olan ve bavuranların murisi (de cujus)  
N.Gökçek’in babası adına 1907 yılında tescil edilen otuz üç parsellik tarım alanı ile ilgilidir.  
N. Gökçek’in üç kızı, N.Gökçek’in mirasını edinmilerdir. Bavuran Meliha Gökçek ve diğer  
bavuranların anneleri, Meliha Gökçek’in kız kardeleri Z.Gökçek ve F.Gökçek  
sözkonusudur.  
15 Nisan 1975 tarihinde, ihtilaflı parseller ile ilgili olarak, Halfeti Asliye Hukuk  
Mahkemesi’nde mülkiyet davası açılmıtır. 12 Haziran 1975 tarihinde, köyde kadastro  
çalımalarının devam ettiği gerekçesi ile Halfeti Asliye Hukuk Mahkemesi, kadastro  
mahkemesi lehine ratione materiae bakımından yetkisi bulunmadığını ilan etmitir.  
1978 tarihinde, bavuran Maliha Gökçek ve kızkardei Z. Gökçek davanın müdahil tarafını  
oluturmulardır. Bavuranlar, Mehmet Can Gökçe, Özden Taar, Türkan Oruç, Gülten  
Canbolat ve Gökçe Gökçe vefat eden anneleri F.Gökçek’in mirasçıları sıfatıyla müdahil  
olmulardır.  
1981 tarihinde, bilirkii incelmesi amacıyla, sözkonusu yerlere ziyaret gerçeklemitir.  
1982 yılında, mahkeme, sözkonusu yerlere yeni bir ziyaret gerçekletirilmesine hükmetmive  
sözkonusu ziyaret 1985 yılının sonunda gerçekletirilmitir.  
1993 yılında, mahkeme sözkonusu yerlere baka bir ziyaret yapılmasına karar vermitir.  
2003 yılında, bavuranlar, Mehmet Emin Gökçek, Güzide Gökçek, Fatma Gökçek, Hadice  
Gökçek ve Nazver Gökçek, vefat eden anneleri Z.Gökçek’in mirasçıları sıfatıyla yargılamayı  
izlemilerdir.  
Yargılama boyunca, kadastro mahkemesi, çok sayıda davaya müdahil olma talebi almıtır.  
Yargılamanın sonunda, davada tarafların sayısı, yaklaık yüz kırk kiiye ulatır. Ayrıca,  
yargılama süresince hakim iki davanın birletirilmesine karar vermitir. Davada çok sayıda  
değiiklikler, hakim tarafından verilen ret kararları ve hakimlerin davadan ayrılmaları ile  
bilirkii incelmelerine ilikin çok sayıda değiiklik meydana gelmitir.  
2
22 Aralık 2008 tarihinde, kadastro mahkemesi, sözkonusu yerlere önceden yapılan iki  
ziyaretin karar vermek için yeterli olduğuna kanaat getirmive baka bir ziyaret yapılması  
kararından vazgeçmitir.  
Davayı inceleyen, kadastro mahkemesi, N.Gökçek’in mirasçılarını, otuz parselin yarısının  
maliki olarak kabul etmive tapu kaydının adlarına tescil edilmesine hükmetmitir.  
25 Mart 2009 tarihinde, bavuran tarafından sunulan görülere göre, sözkonusu karar nihai  
hale gelmitir.  
HUKUK  
Bavuranlar, yargılama süresinin, AĐHS’nin 6/1 maddesi ile öngörülen “makul süre” ilkesini  
ihlal ettiğini iddia etmektedir.  
Hükümet, sözkonusu iddiaya karı çıkmaktadır.  
Dikkate alınacak dönem, ancak Türkiye’nin kiisel bavuru hakkını tanıdığı tarih olan 28  
Ocak 1987 tarihinden itibaren balamıtır. Bununla birlikte, sözkonusu tarihten itibaren geçen  
sürenin makul yapısını değerlendirmek için davanın içinde bulunduğu durumu göz önüne  
almak gerekmektedir (Cankoçak-Türkiye, bavuru numaraları: 25182/94 ve 26959/95, 20  
ubat 2001 ve ahiner-Türkiye, bavuru no: 29279/95). Đꢀbu davanın kabul edildiği tarihte,  
sözkonusu yargılama sona ermemitir. Bu kararın kabul edildiği tarihte, sözkonusu yargılama,  
tek yargıda, yaklaık yirmi üç yıl sürmütür.  
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde bavurunun dayanaktan yoksun  
olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca, baka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru  
bulunmadığını tespit etmektedir. Bu nedenle bavuru kabuledilebilir niteliktedir.  
AĐHM, yargılama sürecinin makul yapısının dava koullarını takiben ve mahkeme yerleik  
içtihatları, özellikle davanın karmaıklığı, bavuranın ve yetkili mercilerin tutumları ve  
ilgililer bakımından davanın önemi dikkate alınarak değerlendirildiğini hatırlatmaktadır  
(Frydlender-Fransa, bavuru no: 30979/96).  
AĐHM, mevcut davada ortaya konan sorunlara benzer sorunları müteaddit defalar incelemiꢀ  
ve AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine karar vermitir (bkz, sözü edilen Frydlender).  
Takdirine sunulan unsurları incelemesinin ardından, AĐHM, Hükümet’in ibu davada farklı  
bir sonuca ulamak için ikna edici hiçbir tespit ve argüman sunmadığına kanaat getirmektedir.  
Konuya ilikin içtihadını göz önüne alan AĐHM, mevcut davada, yargılama süresinin uzun  
olduğu ve “makul süre” ilkesini karılamağı kanaatindedir.  
Dolayısıyla, AĐHS’nin 6/1 maddesi ihlal edilmitir.  
Bavuranlar, yargılama süresinin uzunluğunun, 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesi ile  
güvence altına alındığı ekli ile mallarına saygı haklarına yönelik bir ihlal oluturduğunu iddia  
etmektedirler.  
AĐHM, maliklik hakkına ilikin davanın ulusal mahkemeler önünde halen derdest olduğunu  
belirtmektedir. AĐHM, 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesi kapsamında yapılan ikayeti  
3
inceleyebilmek için iç hukukta görülen yargılamanın nihai sonucunu bilmelidir. Ulusal  
mahkemeler önünde görülen yargılamanın günümüzdeki safhasında, sözkonusu ikayetin  
zamanından önce yapıldığı sonucuna ulaılmaktadır. Ulusal yargılamanın sonunda, halen  
iddia edilen ihlalin mağduru olduklarına kanaat getirirlerse bavuranlar yeniden AĐHM’ye  
bavuruda bulunma imkanına sahiptirler. AĐHS’nin 35. maddesinin 1. ve 4. paragrafları  
uyarınca iç hukuk yollarının tüketilmemesi nedeniyle sözkonusu ikayetin reddedilmesi  
gerektiği sonucuna ulaılmaktadır (bkz, bu bağlamda, Selahattin Çetinkaya vd-Türkiye,  
bavuru no: 31504/02, 20 Ekim 2009).  
AĐHS’nin 41. maddesinin uygulanması ile ilgili olarak, bavuranlar, maruz kaldıkları maddi  
zarar için ortaklaa olarak 56.430.681 Euro talep etmekte ve her biri 20.000 Euro manevi  
tazminat istemektedir. Bavuranlar ayrıca, 5.520 Euro yargılama masraf ve gideri talep  
etmektedirler. Bavuran belge olarak avukatlık çalıma saati dökümünü ve avukatlık ücreti  
makbuzu ile çeviri, kırtasiye, posta masraflarına ilikin makbuzları belge olarak sunmaktadır.  
Hükümet, sözkonusu iddialara itiraz etmektedir.  
AĐHM, tespit edilen ihlalle iddia edilen maddi tazminat arasında bir illiyet bağı görememekte  
ve sözkonusu talebi reddetmektedir.  
Buna karın manevi tazminat ile ilgili olarak, AĐHM, bavuran Meliha Gökçek tarafından  
talep edilen miktarın ödenmesine ve Z.Gökçek’in mirasçılarına (bavuranlar, Mehmet Emin  
Gökçek, Güzide Gökçek, Fatma Gökçek, Hadice Gökçek ve Nazver Gökçek) ortaklaa olarak  
20.000 Euro ödenmesine, F. Gökçek’in mirasçılarına (bavuranlar, Mehmet Can Gökçe,  
Özden Taar, Türkan Oruç, Gülten Canbolat ve Gökçe Gökçe) ortaklaa olarak 20.000 Euro  
ödenmesine kanaat getirmektedir.  
Son olarak AĐHM, bavuranlara ortaklaa olarak 2.000 Euro yargılama masraf ve gideri  
ödenmesine hükmetmektedir.  
AĐHM, gecikme faizinin, marjinal kredi kolaylıklarına uygulanan orana üç puanlık bir artıꢀ  
eklenerek belirlenmesine hükmetmektedir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1. Bavurunun yargılamanın uzunluğu kapsamında yapılan ikayete ilikin kısmının  
kabuledilebilir geri kalan kısmının kabuledilemez olduğuna;  
2. AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;  
3. a) AĐHS’nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinletiği tarihten itibaren üç ay içinde,  
ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirası’na çevrilmek üzere, Savunmacı Devlet  
tarafından aağıdaki miktarların ödenmesine;  
i) her türlü vergiden muaf tutularak, bavuran Meliha Gökçek’e 20.000 Euro (yirmi bin Euro),  
bavuranlar, Mehmet Emin Gökçek, Güzide Gökçek, Fatma Gökçek, Hadice Gökçek ve  
Nazver Gökçek’e ortaklaa olarak 20.000 Euro (yirmi bin Euro) ve son olarak, bavuranlar,  
Mehmet Can Gökçe, Özden Taar, Türkan Oruç, Gülten Canbolat ve Gökçe Gökçe’ye  
ortaklaa olarak 20.000 Euro (yirmi bin Euro) manevi tazminat  
ii) her türlü vergiden muaf tutularak bavuranlara ortaklaa olarak 2.000 Euro (iki bin Euro)  
yargılama masraf ve gideri ödenmesine  
4
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet  
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç  
puan fazlasına eit oranda basit faiz uygulanmasına  
4. Adil tatmine ilikin diğer tüm taleplerin reddine;  
KARAR VERMĐꢁTĐR.  
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.  
paragraflarına uygun olarak 26 Ocak 2010 tarihinde yazılı olarak bildirilmitir.  
5