Hükümete göre, ceza kararnamesinin ve ilgili ꢀahsın itirazı sonrasında ağır ceza mahkemesi
tarafından verilen kararın gerekçeleri okunduğunda, baꢀvuranın ifade özgürlüğüne hiçbir
surette müdahale edilmediği anlaꢀılmaktadır.
1. Müdahale olup olmadığı
Đfade özgürlüğü demokratik bir toplumun asli temellerinden olup toplumun ilerlemesinin
ve her bireyin geliꢀmesinin baꢀlıca koꢀullarından birini oluꢀturur. AĐHS’nin 10. maddesinin 2.
fıkrasına tabi olmak kaydıyla bu özgürlük, yalnızca olumlu karꢀılanan ya da zararsız veya
önemsiz olarak algılanan ‘bilgi’ ve ‘fikirler’ için değil; ꢀok edici, zedeleyici yahut kaygı verici
bilgi ve fikirler içinde geçerlidir. ‘Demokratik toplumun’ vazgeçilmezleri olan çoğulculuğun,
hoꢀgörünün ve açık fikirliliğin gerekleri bunlardır. (bakınız, diğerleri arasından, Đspanya
aleyhine Castells davası, 23 Nisan 1992, prg. 42, seri A no 236 ; Almanya aleyhine Vogt
davası , 26 Eylül 1995, prg. 52, seri A no 323).
Herkes için çok değerli olan ifade özgürlüğü, özellikle siyasi partiler ve onun aktif üyeleri
için ayrı bir önem taꢀımaktadır. Siyasi parti üyeleri seçenlerini temsil etmekte, onların
sorunlarını dile getirmekte ve onların çıkarlarını savunmaktadır (Türkiye aleyhine Incal
davası, 9 Haziran 1998, prg. 46, Karar ve hükümlerin derlemesi 1998-IV).
Mevcut davada, ꢀikâyet edilen kısıtlama, Hükümetin haklı olarak iꢀaret ettiği gibi,
baꢀvuranın söz konusu derginin hazırlanmasına katkıda bulunmasıyla değil, mahkemenin
yasaklama kararına uymaması nedeniyle verilen mahkûmiyetle ilgilidir. Ancak baꢀvuranın
mahkûm edilmesiyle onun fikir ve düꢀüncelerini baꢀkalarına iletme özgürlüğünün
kısıtlandığını kabul etmek gerekir. AĐHM’nin her ꢀekil altında, ifade özgürlüğüne bağlılığı ve
demokratik bir toplumun temel ve kurucu bir değeri olarak verdiği önem kayıtsız ve
ꢀartsızdır. Dolayısıyla AĐHM, dolaylı yollarla da olsa herhangi bir kısıtlama vasıtasıyla ifade
özgürlüğü ilkesinin manasının ortadan kaldırılmasına asla müsamaha gösteremez.
AĐHM, bir « kısıtlamanın » AĐHS’nin 10. maddesiyle koruma altına alınan ifade özgürlüğü
ile bağdaꢀıp bağdaꢀmadığına karar verebilecek en son mercidir (bakınız, diğerleri arasından,
Fransa aleyhine Lehideux ve Isorni davası, 23 Eylül 1998, prg. 51, Derleme 1998-VII ;
Fransa aleyhine Ekin Ortaklığı davası , no 39288/98, prg. 56, CEDH 2001-VIII ; Đtalya
aleyhine Perna davası [GC], no 48898/99, prg. 39, CEDH 2003-V).
Bu itibarla AĐHM, muhalefet partisine üye olan bir siyaset adamının mevcut davada
olduğu gibi dolaylı yollarla da olsa ifade özgürlüğüne yapılan bir müdahaleyi daha katı
değerlendirmelidir (Đspanya aleyhine Castells davası, ilgili bölüm, prg. 42). Ayrıca AĐHM,
daha önce de siyasi bültenlere el konulmasıyla ilgili davalara baktığını ve sözkonusu tedbirin
caydırıcı niteliğinin tek baꢀına 10. madde bakımından sorun yarattığı sonucuna vardığını
hatırlatmaktadır (Incal, ilgili bölüm, prg. 56).
Mevcut davada AĐHM, baꢀvuranın yasak dergileri bulundurduğu için mahkûm edilmesini,
AĐHS’nin 10. maddesiyle koruma altına alınan bilgi ve düꢀünce açıklama özgürlüğü hakkına
müdahale olarak değerlendirmektedir.
Böyle bir müdahale, “yasa ile öngörülmedikçe”, AĐHS’nin 10. maddesinin 2. paragrafı
uyarınca meꢀru amaç ya da amaçlar izlemedikçe ve sözkonusu amaçlara ulaꢀmak için
“demokratik bir toplumda gerekli olmadıkça” AĐHS’nin 10. maddesine aykırıdır.
5