CONSEIL  
AVRUPA  
DE L’EUROPE  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐKĐNCĐ DAĐRE  
GEDĐK -TÜRKĐYE DAVASI  
(Bavuru no:22478/06 ve 37667/08)  
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
STRAZBURG  
20 Mayıs 2010  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecektir. ekli  
düzeltmelere tabi olabilir.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2010. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın  
adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri  
Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari  
olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USUL  
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (22478/06 ve 37667/08) no’lu davanın nedeni,  
T.C. vatandaları Bülent Gedik ve Hatice Gedik’in (bavuranlar) Avrupa Đnsan Hakları  
Mahkemesi’ne 17 Mayıs 2006 ve 24 Temmuz 2008 tarihlerinde Đnsan Hakları ve Temel  
Özgürlüklerin Korunmasına ilikin Sözleme’nin (Avrupa Đnsan Hakları Sözlemesi - AĐHS)  
34. maddesi uyarınca yapmıoldukları bavurudur.  
Bavuranlar, Đstanbul Barosu avukatlarından G.Tuncer tarafından temsil edilmektedir.  
OLAYLAR  
I. DAVANIN KOULLARI  
Bavuranlar, sırasıyla 1974 ve 1952 doğumlulardır. Bavuran, Hatice Gedik Đstanbul’da  
ikamet etmektedir ve Kocaeli Cezaevi’nde tutuklu bulunan Bülent Gedik’in annesidir.  
6 ubat 1996 tarihinde, bavuran, yasadıı bir örgüt olan TKEP/L’ye yönelik olarak  
düzenlenen bir polis operasyonu çerçevesinde yakalanmıtır.  
19 ubat 1996 tarihinde, Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Savcısı tarafından ifadesinin  
alınmasının ardından, bavuran, sözkonusu mahkemenin nöbetçi hakimi karısına  
çıkarıltır. Nöbetçi hakim bavuranın tutuklanmasına karar vermitir.  
10 Nisan 1996 tarihli bir iddianame ile Savcı, eski Türk Ceza Kanunu’nun 146/1 maddesi ile  
cezalandırılan “Türk Anayasal düzenini değitirmeye teebbüs etmek” suçundan bavuran  
hakkında ceza davası açmıtır.  
16 Haziran 2004 tarihinde, 5190 sayılı Kanun, Devlet Güvenlik Mahkemelerini kaldırmıtır.  
Bavuranın davası, Đstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’ne havale edilmitir.  
3 Nisan 2008 tarihli durumada, bavuranın avukatı, Ağır Ceza Mahkemesi’nden, belli  
suçları ileyen kiilerin tutukluluklarının azami süresine ilikin yeni Ceza Muhakemesi  
Kanununun hükümlerinin yürürlüğe giriini uzatan Ceza Muhakemesi Kanununa  
düzenlemeler getiren 5739 sayılı Kanunun 6. maddesinin Anayasaya aykırı olduğu hususunda  
itirazda bulunmasını talep etmitir.  
2 Haziran 2008 tarihinde, Ağır Ceza Mahkemesi sözkonusu talebi reddetmitir.  
Bavuran tarafından yapılan çok sayıdaki serbest bırakılma talepleri ve düzenlenen itirazlar,  
hem Devlet Güvenlik Mahkemesi hem de Ağır Ceza Mahkemesi önünde yürütülen yargılama  
boyunca yetkili hukuki merciler tarafından reddedilmitir. Sözkonusu merciler, bilhassa, atılı  
olayların ciddiyetini, kanıtların durumunu ve firar riskini göz önüne alarak bavuranın  
tutukluluk halinin devamına hükmetmilerdir.  
12 Mart 2009 tarihli bir kararla, Ağır Ceza Mahkemesi, bavuranı, ağırlatırılmımüebbet  
hapis cezasına mahkum etmitir.  
2
Dosyada bulunan bilgilere göre, ibu kararın kabul edildiği tarihte, dava halen Yargıtay  
önünde derdesttir.  
HUKUK  
I. DAVALARIN BĐRLETĐRĐLMESĐ  
Olaylar ve esasa ilikin ortaya koydukları sorun bakımından, bavuruların benzerliğini dikkate  
alan AĐHM, bavuruların birletirilmesine ve tek bir davada ortaklaa olarak incelenmesine  
karar vermektedir.  
II. AĐHS’NĐN 5/3 ve 5/4 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
AĐHS’nin 13. maddesi ile birlikte AĐHS’nin 5/3 maddesine atıfta bulunarak, bavuran,  
tutukluluk süresinden ve sözkonusu sürenin yasallığını denetletecek bavuru yolunun  
bulunmamasından ikayetçi olmaktadır. Bavuran, ulusal mahkemeleri, tutukluluk halinin  
devamı için “atılı eylemlerin niteliği ve ciddiyeti ve kanıtların durumu gibi” klielemiꢀ  
gerekçeleri temel almakla suçlamıtır. Bu bağlamda bavuran, tutukluluk süresine ilikin Ceza  
Muhakemesi Usulü Kanunu hükümlerinin Anayasa uygunluğunu inceletmek için Anayasa  
Mahkemesi’ne doğrudan bavuru hakkının bulunmadığını belirtmektedir.  
Ayrıca bavuran, Bülent Gedik, tutukluluk süresinin çok uzun olmasının, kendisine göre,  
AĐHS’nin 3. maddesine aykırı olarak insanlık dıı ve küçük düürücü bir muamele tekil  
ettiğini ileri sürmektedir.  
Dava konusu olayların hukuki tanımlamasını yapmakta yetkili olan (Guerra ve diğerleri-  
Đtalya, 19 ubat 1998) AĐHM, AĐHS’nin 5/4 maddesi açısından tutukluluk haline itiraz etme  
imkanı sağlayan bavuru yolunun bulunmamasına ilikin ikayetin incelenmesinin uygun  
olacağı kanaatindedir zira yerleik içtihat göz önüne alındığında, AĐHS’nin 13. maddesinin  
daha genel gerekliliklerine oranla sözkonusu ikayet bir lex specialis oluturmaktadır (bkz,  
Nikolova-Bulgaristan, bavuru no: 31195/96).  
AĐHS’nin 3. maddesi kapsamında yapılan ikayet ile ilgili olarak, AĐHM, sözkonusu ikayetin  
tutukluluk süresine ilikin ikayete sıkı sıkıya bağlı olduğu kanaatindedir. Dolayısıyla  
sözkonusu ikayetin AĐHS’nin 5/3 maddesi açısından incelenmesi uygun olacaktır (bkz, bu  
bağlamda, Temel ve Takın- Türkiye, bavuru no: 40159/98, 14 Kasım 2002).  
A. Kabuledilebilirliğe ilikin  
Hükümet, bavuranın üç gerekçe ile iç hukuk yollarını tüketme kuralına riayet etmiꢀ  
kabuledilemeyeceğini ileri sürmektedir. Đlk olarak, bavuran, ulusal mahkemeler önünde dava  
halen sürmekteyken AĐHM’ye bavuruda bulunmutur. Đkinci olarak, Yeni Ceza Muhakemesi  
Kanunu’nun 141. maddesi ile yeniden ele alınan ve kanuna aykırı olarak yakalanan ve haksız  
yere tutulan kiilere tazminat ödenmesini öngören 466 sayılı yasa uyarınca bavuran, ulusal  
mahkemeler önünde tazminat davası açabilirdi. Son olarak bavuran, ulusal mahkemeler  
3
önünde uzun tutukluluk süresine itiraz etmemive özü itibariyle konuya ilikin ikayetlerini  
belirtmemitir.  
Ayrıca Hükümet, iç hukuk yolları etkisiz olarak değerlendirildiğinde altı ay kuralına riayet  
edilmemesine ilikin kabuledilemezliğe dair bir itiraz sunmaktadır.  
Đç hukuk yollarının tüketilmediğine ilikin itirazı kapsamında Hükümet’in ilk iki argümanı ile  
ilgili olarak, AĐHM, benzer bir dava incelediğini ve sözkonusu argümanları reddettiğini  
hatırlatmaktadır (bkz, Tunce ve diğerleri-Türkiye, bavuru numaraları: 2422/06, 3712/08,  
3714/08, 3715/08, 3717/08, 3718/08, 3719/08, 3724/08, 3725/08, 3728/08, 3730/08, 3731/08,  
3733/08, 3734/08, 3735/08, 3737/08, 3739/08, 3740/08, 3745/08 ve 3746/08, 13 Ekim 2009).  
AĐHM, bu davada ulaılan sonuçtan sapmak için hiçbir neden görememektedir. Tutukluluk  
süresine bavuranın itiraz etmemesine ilikin Hükümet’in üçüncü argümanı ile ilgili olarak,  
AĐHM, sözkonusu argümanın AĐHS’nin 5/4 maddesi kapsamında yapılan ikayete özü  
itibariyle sıkı sıkıya bağlı olduğu kanaatindedir. Dolayısıyla AĐHM, argümanın esasa  
eklenmesine karar vermektedir.  
Altı ay kuralına riayet edilmemesi kapsamında yapılan itiraz ile ilgili olarak, AĐHM,  
sözkonusu itirazı, Yücel-Türkiye (no:2) (bavuru no: 31152/04, 8 Nisan 2008) ve Gülbahar ve  
Tut- Türkiye (bavuru no: 24468/03, 24 ubat 2009) kararlarında belirtilen gerekçelerle  
reddetmitir.  
Kabuledilebilirlik ile ilgili olarak, AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde  
bavurunun dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca, baka açılardan  
bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle bavuru  
kabuledilebilir niteliktedir.  
B. Esas  
AĐHS’nin 5/4 maddesi kapsamında yapılan ikayet ile ilgili olarak, Hükümet, bavuranın,  
tutuklulukların yasallığını denetletmek amacıyla itiraz yoluna sahip olduğunu belirtmektedir.  
Bu bağlamda AĐHM, Bağrıyanık-Türkiye, (bavuru no: 43256/04, 5 Haziran 2007), Cahit  
Demirel-Türkiye (bavuru no: 18623/03, 7 Temmuz 2009) ve Tunce ve diğerleri-Türkiye  
kararlarında sözkonusu sorunu incelediğini hatırlatmaktadır. Đꢀbu davada farklı bir sonuca  
ulaacak hiçbir neden göremeyen AĐHM, Hükümet’in itirazını reddetmekte ve AĐHS’nin 5/4  
maddesinin ihlal edildiği sonucuna ulamaktadır.  
AĐHS’nin 5/3 maddesi kapsamında yapılan ikayet ile ilgili olarak, Hükümet, bavuran,  
Bülent Gedik’in maruz kaldığı tutukluluk süresinin, bilhassa üphelisi olduğu suçun niteliği,  
çarptırılan cezaların ciddiyeti, olası ciddi suçları ileme tehlikesine oranla uzun olmadığını  
savunmaktadır. Ayrıca Hükümet, firar riski, adalete engel olma tehlikesi ve kamu düzeninin  
korunması gerekliliğinin bavuranın tutukluluk halinin devamını haklı kılmak için yeterli  
unsurlar olduğunu belirtmektedir.  
AĐHM, bavuranın tutukluluk süresinin yakalandığı tarih olan 6 ubat 1996 tarihinde  
baladığını ve Ağır Ceza Mahkemesi’nin karar tarihi olan 12 Mart 2009 tarihinde sona  
erdiğini kaydetmektedir. Dolayısıyla yargılama 13 yıldan fazla sürmütür.  
4
Yerleik içtihat göz önüne alındığında, (bkz, Dereci-Türkiye, bavuru no: 77845/01, 24 Mayıs  
2005 ve Taciroğlu-Türkiye, bavuru no: 25324/02, 2 ubat 2006), AĐHM, Hükümet’in farklı  
bir sonuca ulaacak hiçbir tespit ve argüman sunmaması nedeniyle, bavuranın tutukluluk  
süresinin AĐHS’nin 5/3 maddesini ihlal ettiği kanaatindedir.  
III. ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐA EDĐLEN DĐĞER ĐHLALLER HAKKINDA  
Bavuranlar, terör eylemi olarak nitelendirilen bir suçun üphelisi olan bavuranın, serbest  
bırakılma olasılığının, genel hukuk suçlarından üpheli olan kiilere göre daha dezavantajlı  
olan bir muamelenin konusu olduğunu iddia etmektedirler. Bavuranlar bu bağlamda,  
AĐHS’nin 3. ve 5. maddeleri ile birlikte AĐHS’nin 13. maddesine atıfta bulunmaktadırlar.  
Bu bağlamda AĐHM, mevcut davada, azami tutukluluk süresi ile ilgili olarak iç hukuk  
tarafından yapılan ayrımcılığın farklı kii ve gruplara karı olmadığını ağırlığına göre çeitli  
suç tiplerini kapsadığını belirtmektedir. Dolayısıyla AĐHM, AĐHS’ye aykırı bir “ayrımcılığın”  
mevcut olduğu sonucuna ulatıracak nitelikte hiçbir unsurun bulunmadığını  
gözlemlemektedir. Sözkonusu ikayet açıkça dayanaktan yoksundur ve AĐHS’nin 35.  
maddesinin 3. ve 4. paragrafları uyarınca reddedilmesi gerekmektedir (bkz, mutatis,  
mutandis, Gerger-Türkiye, bavuru no: 24919/94, 8 Temmuz 1999).  
Bavuran Hatice Gedik, oğlu Bülent Gedik’in tutukluluk süresini, AĐHS’nin 3. maddesi  
uyarınca insanlık dıı ve küçük düürücü bir muamele olarak kabuledilebileceğini iddia  
etmektedir.  
AĐHM, sözkonusu ikayetin AĐHS’nin 3. maddesinin gerektirdiği asgari ciddiyet seviyesine  
ulamadığı kanaatindedir. Dolayısıyla sözkonusu ikayet açıkça dayanaktan yoksundur ve  
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. ve 4. paragrafları uyarınca kabuledilemez ilan edilmesi  
gerekmektedir.  
IV. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA  
AĐHS’nin 41. maddesi uyarınca, bavuran, Bülent Gedik, 80.000 Euro ve bavuran Hatice  
Gedik 30.000 Euro manevi tazminat talep etmektedir. Bavuranlar, ayrıca, AĐHM önündeki  
yargılama masraf ve giderleri için 13.585 Euro talep etmektedir. Bavuranlar, Đstanbul Barosu  
avukatlık ücret tarifesini ve avukatları tarafından düzenlenen çalıma ve masraflara ilikin bir  
makbuzu belge olarak sunmaktadırlar.  
Hükümet, sözkonusu iddialara itiraz etmektedir.  
AĐHM, hakkaniyete uygun olarak, bavuran, Bülent Gedik’e 20.400 Euro manevi tazminat  
ödenmesi gerektiği kanaatindedir. Yargılama masraf ve giderleri ile ilgili olarak, sahip olduğu  
belgeleri ve içtihadında sözü edilen kriterleri göz önüne alarak, AĐHM, bavuran, Bülent  
Gedik’e 1.000 Euro ödenmesinin uygun olacağına kanaat getirmektedir.  
AĐHM, gecikme faizinin Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı  
orana üç puanlık bir artıeklenerek belirlenmesinin uygun olacağına hükmetmektedir.  
5
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE  
1. Bavuruların birletirilmesine;  
2. Hükümet’in bavuranın tutukluluk süresine itiraz etmemesine ilikin itirazının esasa  
eklenmesine;  
3. Bavurunun, AĐHS’nin 5. maddesinin 3. ve 4. paragrafları kapsamında yapılan ikayetlere  
ilikin kısmının kabuledilebilir geri kalan kısmının kabuledilemez olduğuna;  
4. Hükümet itirazının reddedilmesine ve AĐHS’nin 5/3 ve 5/4 maddesinin ihlal edildiğine;  
5. a) AĐHS’nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinletiği tarihten itibaren üç ay içinde  
ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirası’na çevrilmek üzere, Savunmacı Devlet  
tarafından bavuran Bülent Gedik’e aağıdaki miktarların ödenmesine:  
i) her türlü vergiden muaf tutularak 20.400 Euro (yirmi bin dört yüz Euro) manevi tazminat  
ii)her türlü vergiden muaf tutularak 1.000 Euro (bin Euro) yargılama masraf ve gideri  
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet  
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç  
puan fazlasına eit oranda basit faiz uygulanmasına;  
6. Adil tatmine ilikin diğer tüm taleplerin reddedilmesine;  
KARAR VERMĐꢁTĐR.  
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.  
paragraflarına uygun olarak 20 Mayıs 2010 tarihinde yazılı olarak bildirilmitir.  
6