COUNCIL  
AVRUPA  
OF EUROPE  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ÜÇÜNCÜ DAĐRE  
GARBUL/TÜRKĐYE  
(B a vuru no. 64447/01)  
KARAR  
STRAZBURG  
19 Temmuz 2007  
Sözkonusu karar AĐHS’nin 44§2. maddesi uyarınca kesinlik kazanacaktır. Ancak ,ekle ilikin  
değiiklik yapılabilir.  
1
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2007. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın  
adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri  
Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari  
olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USULĐ ĐꢀLEMLER  
Davanın nedeni, Türk Hikmet Garbul’un (“bavuran”), 28 Temmuz 1999 tarihinde,  
Đnsan Hakları ve Temel Özgürlükleri Korumaya Dair Sözleme’nin (“Sözleme”) 34. maddesi  
uyarınca, Türkiye aleyhine Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne yaptığı bavurudur (bavuru  
no. 64447/01).  
OLAYLAR  
I. DAVA OLAYLARI  
Bavuran 1967 doğumludur ve AĐHM’ye bavuruda bulunduğu tarihte Aydın  
Cezaevi’nde hapis cezasını çekmektedir.  
A. Polis tarafından gözaltında tutulması ve bavuranın kötü muameleye maruz  
kaldığı iddiası hususundaki sağlık raporları  
Belirsiz bir günde yasadıı silahlı bir örgüt olan PKK’ya dahil olduğu iddiaları  
nedeniyle bavuran hususunda bir yakalam emri çıkarılmıtır. Polis memurları kimliği belirsiz  
birenden telefon almaları ardından bavuranı 2 Temmuz 1997 tarihinde sabah karı 2.00’da  
yakalalardır. Polis ayrıca bavuranın kaldığı evi aramıtır. Polis memurlarınca hazırlanan  
ve bavuran tarafından imzalanan arama ve yakalama emrinden, bavuranın evinin  
aranmasına rıza gösterdiği anlaılmaktadır.  
B. Bavuran aleyhindeki cezai takibat  
3 Temmuz 1997 tarihinde bavuran, Đzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet  
Savcısı önüne çıkarılmıtır. Savcıya, Agit’in (kod adı) kendisini tehdit ederek düğün  
törenlerinde müzisyen olarak çalıırken PKK için para toplamasını istediğini söylemitir. Bazı  
kimseler hakkında bilgi vermive M.K., F.Ö., S.T. ve F.K. adlı ahısları tanıdığını inkar  
etmitir.  
Aynı gün Đzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi önüne çıkarılmıve örgüte üye  
olmadığını belirtmitir. Mahkeme, tutuklu olarak yargılanmasına karar vermitir.  
Bavuran, cezaevine havale edildiği sırada askerler tarafından dövüldüğünü ileri  
sürmütür.  
21 Mayıs 1998 tarihinde Đzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi bavuranın sözkonusu  
örgüt ile hiyerarik ve organik bir bağlantı içerisinde olduğunu tespit etmitir. Bavuranın  
itirazlarını inandırıcı bulmadığını belirtmitir. Bavuran, 3713 nolu Kanun’un 168 § 2. ve 5.  
maddeleri uyarınca suçlu bulunmuve on iki yıl altı ay hapis cezasına mahkum edilmitir.  
Bavuran itiraz etmitir. Dilekçesinde mahkemenin, baskı altında verdiği ifadeleri  
gözönüne almıolduğunu belirtmitir.  
23 ubat 1999 tarihinde Yargıtay, ilk derece mahkemesinin kararını onamıtır.  
2
C. AĐHM önünde ilgili dava usulleri  
28 Temmuz 1999 tarihli bir yazı ile bavuran AĐHM’ye bavuruda bulunmutur. 14  
Kasım 1999, 17 ubat 2000, 12 Temmuz 2000 ve 29 Eylül 2000 tarihli yazılarda Mahkeme,  
bavurandan kötü muamele iddialarını destekleyen belgeler sunmasını istemitir.  
D. Bavuranın kötü muamele iddialarına ilikin soruturma  
1 Kasım 2000 tarihinde bavuran, Đzmir Emniyet Müdürlüğü terörle mücadele ubesi  
polis memurları aleyhinde Đzmir Cumhuriyet Savcısı’na bir ikayette bulunmutur. 30 Haziran  
ve 2 Temmuz 1997 tarihleri arasında polis tarafından gözaltında tutulduğu sırada ikence  
gördüğünü ileri sürmütür.  
11 Aralık 2000 tarihinde Cumhuriyet Savcısı, delil eksikliği nedeniyle polis aleyhinde  
cezai takibat balatmamaya karar vermitir.  
HUKUK  
I. AĐHS’NĐN 3. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
Bavuran polis tarafından gözaltında tutulduğu sırada maruz bırakıldığı kötü  
muamelenin, AĐHS’nin aağıda kaydedilen 3. maddesini ihlal edecek ekilde ikence  
anlamına geldiği hususunda ikayette bulunmutur:  
“Hiç kimse ikenceye, insanlık dıı ya da onur kırıcı ceza veya ilemlere tabi tutulamaz.”  
Hükümet bavuranın, Cumhuriyet Savcısı’na bavuruda bulunmadan önce ikayetini,  
AĐHM’ye sunmuolduğunu belirtmitir. Bu nedenle AĐHM’den, AĐHS’nin 35 § 1. maddesi  
bağlamındaki iç hukuk yollarının tüketilmesi gereğine uyulmadığı için bavurunun  
kabuledilmez olduğuna karar vererek reddetmesini talep etmitir. Esaslara ilikin olarak  
bavuranın iddialarının gerekçeleri bulunmadığını ileri sürmütür.  
Bavuran, Hükümet’in sözkonusu balık altındaki ilk itirazı ile özel olarak  
ilgilenmemitir. Esaslar hususunda ise yakalandığı andan itibaren çeitli ekil ve derecelerde  
kötü muamele ekillerine maruz kaldığını belirtmitir. Kendisinin ve aile mensuplarının  
dövüldüklerini, çıplak bırakıldığını, gözlerinin bağlandığını ve uzun süre aynı pozisyonda  
durmak zorunda bırakıldığını ileri sürmütür. Bununla birlikte tehdit edildiğini, üzerine  
basınçlı su püskürtüldüğünü ve genital organları da dahil olmak üzere vücudunun çeitli  
kısımlarına elektrik oku uygulandığını iddia etmitir. Ayrıca Türkiye’deki sağlık raporlarının  
eksikliklerine dikkat çekmive bu hususta yayımlanan sağlık raporlarının güvenilirliğine  
itiraz etmitir.  
AĐHM bavurunun aağıda kaydedilen nedenlerlen ötürü kabuledilmez olması sebebi  
ile bavuranın AĐHS’nin 35 § 1. maddesi uyarınca iç hukuk yollarını tüketip tüketmediğine  
karar vermenin gerekli olmadığı kanısındadır.  
AĐHM kötü muameleme iddialarının uygun delillerle desteklenmesi gerektiğini  
yinelemektedir. Sözkonusu delilleri değerlendirmek için AĐHM “makul üphenin ötesinde”  
kanıt standartını kullanmaktadır; ancak, sözkonusu delillerin yeterli derecede güçlü, açık ve  
3
uygun çıkarımlar ile çürütülmemibenzeri maddi karinelerin birarada mevcut bulunmasından  
kaynaklanabileceğini de eklemektedir.  
Sözkonusu davada AĐHM öncelikle bavuranın yakalanmasına ve gözaltına alınmasına  
ilikin olayların taraflar arasında ihtilaflı olduğunu belirtmektedir. Bavuran, Eskiizmir’deki  
evinde yakalandığını ve 30 Haziran 1997 tarihinde gözaltına alındığını ileri sürmektedir.  
Hükümet buna itiraz etmitir. AĐHM, bavuran tarafından imzalanan yakalama emrinin de  
dahil olduğu resmi belgelere göre, bavuranın 2 Temmuz 1997 tarihinde Yamanlar’daki bir  
evde yakalandığını gözlemlemektedir. Aleyhinde yürütülen cezai takibat sırasında yakalandığı  
yere ve tarihe itiraz etmediğini ve iddia edilen olaylardan üç yıl dört ay sonra 1 Kasım  
2000’de konuya yetkili yerel makamlara ilettiğini gözönüne alan AĐHM, Cumhuriyet  
Savcısı’nın bavuranın 2 Temmuz 1997’de Yamanlar’daki bir evde yakalandığına ilikin  
tespitlerine itiraz etmenin gerekli olmadığı kanısındadır.  
Sözkonusu davada bavuranın ikayetine konu kötü muamele, dayak, elektrik oku ve  
basınçlı su püskürtülmesini içermektedir. Bununla birlikte, bavuranın iddialarının  
güvenilirliği hususunda üphe uyandıran birçok unsur mevcuttur.  
Bavuranın gözaltında tutulması sonunda hazırlanan sağlık raporunda (3 Temmuz  
1997), alnında ve sağ bacağında hafif bir sıyrık ve rengi ve boyutları belirtilmeksizin  
ğsünde bir kırmızılık olduğu belirtilmektedir. Sağ bacaktaki hafif sıyrık yanında sözkonusu  
sağlık raporu, yakalanmasından dokuz saat sonra bavurusu hususunda yayımlanan sağlık  
raporu ile aynıdır (2 Temmuz 2003). AĐHM sözkonusu sağlık raporlarında değinilen  
göstergelerin, bavuranın ileri sürdüğü kötü muameleye kanıt oluturmakta yetersiz olduğu  
kanısındadır. Bu hususta AĐHM, bavuran tarafından iddia edildiği ekilde maruz bırakılan  
kötü muamelenin, vücudunda ciddi izler bırakacağını ve polis tarafından gözaltında tutulduğu  
sürenin sonunda, resmi olarak tutuklanmasından önce kırk sekiz saatten az bir süre geçmitir,  
kendisini muayene eden doktor tarafından farkedileceğini belirtmektedir. Bu nedenle 2 ve 3  
Temmuz 1997 tarihlerinde yayımlanan sağlık raporlarındaki bulgular, bavuranın kötü  
muamele tarifini doğrulamamakta ve bu tariflerle uyumamaktadır.  
AĐHM bavurana ilikin yayımlanan sağlık raporlarındaki detay eksiklerinin  
farkındadır. Ancak dava dosyasında, sözkonusu rapordaki bulguları kuku verici bulan veya  
bavuranın iddialarını destekleyen hiçbir kanıt mevcut bulunmadığını belirtmektedir.  
Özellikle dava dosyasında bavuranın, gözaltında tutulduğu süre sonunda baka bir doktoru  
görmek istediğine ve bu isteğinin reddedildiğine ilikin bir delilin mevcut olmadığını da  
eklemektedir.  
Ayrıca yakalandığı sırada bavuranın, 2 Temmuz 1997 tarihli sağlık raporunda  
belirtilen yaralanmaların doğruluğunu kanıtladığı kabul edilse dahi, sözkonusu yaralanmaların  
niteliği makul üphenin ötesinde bavuranın yakalandığı tarihte kendisine kaba kuvvet  
uygulanmıolabileceği kukusunu yansıtmamaktadır. Bununla birlikte, bavuran iddia ettiği  
gibi tehditlere ve/veya sözlü hakarete maruz kalmıve bunun sonucunda endie veya  
huzursuzluk hissetmiolsa bile AĐHM bu tür hislerin 3. madde bağlamında küçük düürücü  
muamele anlamına gelmediğini yinelemektedir.  
Sonuç olarak sunduğu deliller AĐHM’nin, bavuranın makul üphenin ötesinde  
yakalanğı veya gözaltına alındığı sırada ikenceye, insanlık dıı ve küçük düürücü  
muameleye maruz kaldığı sonucuna varması için yeterli değildir.  
4
Bavurunun sözkonusu kısmı açıkça temelden yoksundur ve AĐHS’nin 35 §§ 3. ve 4.  
maddeleri bağlamında reddedilmelidir.  
II. AĐHS’NĐN 6. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
Bavuran, kendisini yargılayan ve mahkum eden Devlet Güvenlik Mahkemesi  
kürsüsünde askeri bir hakim bulunması nedeniyle bağımsız ve tarafsız bir mahkeme  
tarafından adil ekilde yargılanma hakkının elinden alındığı hususunda ikayette bulunmutur.  
Ayrıca aleyhindeki suçlamaları destekleyecek delil bulunmadığı halde mahkum edildiğini  
belirtmitir. Bavuran, iddialarını AĐHS’nin 6. maddesine dayandırmıtır.  
AĐHM sözkonusu ikayetlerin AĐHS’nin ilgili kısmı aağıda kaydedilen 6 § 1.  
maddesi bağlamında incelenemesi gerektiği kanısındadır:  
“Herkes ... cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, yasayla  
kurulmubağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının ... hakkaniyete uygun ... olarak  
görülmesini istemek hakkına sahiptir.”  
A. Kabuledilebilirlik  
AĐHM bavurunun sözkonusu kısmının AĐHS’nin 35 § 3. maddesi bağlamında  
temelden yoksun olmadığını belirtmektedir. Ayrıca kabuledilmez olduğu sonucuna varmak  
için gerekçe bulunmamaktadır. Bu nedenle kabuledilebilir olduğuna karar verilmelidir.  
B. Esaslar  
1. Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin bağımsızlığı ve tarafsızlığı  
AĐHM, sözkonusu davada ortaya çıkan konuların benzeri konulara ilikin birçok  
davayı incelemive AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmıtır.  
AĐHM sözkonusu davada farklı bir sonuca varmak için gerekçe görmemektedir.  
Dolayısıyla AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmıtır.  
2. Davanın hakkaniyete uygunluğu  
Bavuranın bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından adil olarak yargılanma  
hakkının ihlal edildiği sonucunu gözönüne alan AĐHM, kendi huzurunda görülen davaların  
hakkaniyete uygunluğuna ilikin diğer ikayeti incelemenin gerekli olmadığı kanısındadır.  
III. AĐHS’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ HUSUSUNDAKĐ DĐĞER ĐDDĐALAR  
9 Mayıs 2006 tarihli görülerinde bavuran, yukarıda anılan gerekçelere dayanarak,  
AĐHS’nin 8. ve 13. maddeleri bağlamında ikayetini sunmutur. Özellikle gözaltında  
bulunduğu süre içerisinde avukat yardımı almasına izin verilmediğini, aile mensuplarının  
nerede olduğundan haberdar edilmediğini ve evinin arama emri olmaksızın arandığını  
belirtmitir.  
AĐHM sözkonusu ikayetlerin, 9 Mayıs 2006’da AĐHM’ye sunulmadan 6 ay önce  
vuku bulan olaylara ve kararlara ilikin olduğu sonucuna varmıve bu nedenle AĐHS’nin 35  
§§ 1. ve 4. maddelerine uygun olarak ikayetleri reddetmitir.  
5
IV. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI  
AĐHS’nin 41. maddesi aağıda kaydedilmitir:  
“Mahkeme ibu Sözleme ve protokollarının ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözlemeci  
Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete  
uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”  
A. Tazminat  
Bavuran manevi zarar için 27,000 Euro talep etmitir.  
Hükümet sözkonusu meblağa itiraz etmitir.  
AĐHM 6 § 1. maddenin ihlal edilmesinin, bavuranın uğradığı manevi zarar için  
balıbaına tazminat tekil ettiği kanısındadır.  
AĐHM ayrıca sözkonusu davada olduğu gibi bavuranın, AĐHS’nin bağımsızlık ve  
tarafsızlık gereklerini karılamayan bir mahkeme tarafından mahkum edildiği durumlarda  
yeniden yargılamanın veya davanın yeniden açılmasının ilke olarak ihlalin tazmininde uygun  
bir yol olduğu kanısındadır.  
B. Mahkeme masrafları  
Bavuran, yerel mahkemeler huzurunda görülenler de dahil olmak üzere mahkeme  
masrafları için 7,500 Euro talep etmitir. Talebini, Đstanbul Barosu’nun tavsiye edilen asgari  
ücret listesine dayandırmıtır. Ancak herhangi bir makbuz veya belge sunmamıtır.  
Hükümet sözkonusu meblağa itiraz etmitir.  
AĐHM içtihatına göre bavuran, ancak gerekli oldukları için yapıldıklarını ve  
miktarlarının makul olduğunu tespit edildiği müddetçe mahkeme masraflarının tazminine hak  
kazanmaktadır. Sözkonusu davada kendisine sunulan verileri ve yukarıda kaydedilen kriterleri  
gözönüne alan AĐHM yerel davalarda yapılan masrafların tazmini talebini reddetmekte ve  
AĐHM önünde yapılan masraflar için Avrupa Konseyi’nden kabul edilen 850 Euroluk yasal  
yardım hariç 1,000 Euro tazminat verilmesine karar vermektedir.  
C. Gecikme Faizi  
AĐHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere uyguladığı  
marjinal faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğuna karar  
vermitir.  
BU NEDENLERLE, AĐHM OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1. ikayetin bavuranın bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından hakkaniyete uygun  
olarak yargılanma hakkına ilikin kısmının kabuledilebilir ve kalan kısmının kabuledilmez  
olduğuna;  
6
2. AĐHS’nin, Đzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin bağımsız ve tarafsız olmamasına ilikin  
6 § 1. maddesinin ihlal edildiğine;  
3. Bavuranın, AĐHS’nin 6. maddesi bağlamındaki diğer ikayetini değerlendirmenin gerekli  
olmadığına;  
4. Đhlal bulgusunun balıbaına bavuranın uğradığı manevi zararın tazmini için yeterli  
olduğuna;  
5. (a) sorumlu Devletin bavurana, kararın AĐHS’nin 44 § 2. maddesine göre kesinletiği  
tarihten itibaren üç ay içerisinde, uygulanabilecek her türlü vergiden muaf olmak üzere  
kararın verildiği tarihte uygulanan oran üzerinden yeni Türk Lirası’na çevrilmek üzere  
mahkeme masrafları için 150 Euro (yüz elli Euro) ödemesi gerektiğine;  
(b) Yukarıda kaydedilmiolan üç aylık sürenin bitiminden ödeme gününe kadar,  
Avrupa Merkez Bankası’nın uyguladığı marjinal faiz oranına üç puan eklemek suretiyle  
oluacak faiz oranına göre yukarıda belirtilen miktarlarda ödenecek basit faizi ödemekle  
yükümlü olduğuna karar vermi,  
6. Bavuranların adil tazmin taleplerinin kalan kısmını reddetmitir.  
Đꢀbu karar, Đngilizce olarak hazırlanmıve Mahkeme Đç Tüzüğü’nün 77. Maddesi’nin 2. ve  
3. fıkraları uyarınca 19 Temmuz 2007 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmitir.  
7