B.Esasa ilişkin
Başvuran, bir yandan karşılıksız olarak tapusunun iptal edilmesi nedeniyle diğer taraftan da
Yargıtay’ın Anayasa Mahkemesi’nin kararını göz önüne almaması ve sözkonusu karar Resmi
Gazete’de yayımlanana kadar Yargıtay’ın kararı incelemek için toplanmayı ertelememesi
nedeniyle mallarına saygı haklarının ihlalinden şikayetçidir. Başvuran, bu bağlamda, 1 No’lu
Ek Protokol’ün 1. maddesine atıfta bulunmaktadır.
Hükümet, sözkonusu iddiaya karşı çıkmaktadır.
AİHM, ihtilaflı taşınmazın tapusunun başvuran üzerinde bulunduğu hususunun taraflar
arasında tartışma konusu olmadığını gözlemlemektedir. Ancak başvuranın tapusu idare
tarafından açılan bir davanın ardından iptal edilmiştir. Yetkili mahkeme, de facto
kamulaştırma nedeniyle açılan tazminat davasını incelemiş ve mesnetten yoksun olduğu
gerekçesiyle başvuranın talebini reddetmiştir.
AİHM, başvuran tarafından sunulan şikayete benzer bir şikayeti incelediğini ve 1 No’lu Ek
Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiği sonucuna ulaştığını hatırlatmaktadır (I.R.S. ve
diğerleri; Akagün-Türkiye, başvuru no: 71901/01, 5 Aralık 2006). AİHM, 38. maddenin
uygulanması neticesinde, tapususun iptal edilmesi nedeniyle tazminat elde edebilmek için
başvuranın her türlü imkandan yoksun bırakıldığını yinelemektedir. AİHM, her ne kadar
olayların meydana geldiği dönemde yürürlükte olan bir kanuna dayandırılmış olsa da kamu
yararının gereklilikleri ile kişisel hakların korunması yükümlülüğü arasında hüküm sürmesi
gereken adil dengeyi sağlayabilen hiçbir tazminat davasının başlatılmaması nedeniyle bu
türden bir müdahalenin yalnızca keyfi olarak değerlendirilebileceğini özellikle dile getirmiştir
(I.R.S. ve diğerleri).
AİHM mevcut davayı incelemiş ve Hükümet’in bu davada farklı bir sonuca ulaşmak için ikna
edici hiçbir argüman sunmadığına kanaat getirmiştir.
Bu durumda, 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesi ihlal edilmiştir.
IV. AİHS’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA
A. Tazminat
Başvuran, haksız yere yıllarca taşınmazın işgal edilmesinin ardından, idare tarafından hukuki
yolla sözkonusu taşınmazın karşılıksız olarak idare adına tescil ettirildiğini iddia etmektedir.
Başvuran, haksız şekilde işgal edilmesine ek olarak taşınmazın piyasa değerine tekabül
edecek şekilde zararının tazmin edilmesi gerektiği kanaatindedir. Başvuran, maddi zararının
543.475 Euro değerinde olduğunu belirtmekte ve talebini desteklemek için özel bir
gayrimenkul değerleme şirketi tarafından düzenlen bilirkişi raporu sunmaktadır. Manevi
tazminata ilişkin olarak ise başvuran sembolik olarak 1 Euro talep etmektedir.
Hükümet, başvuranın taleplerine karşı çıkmaktadır.
AİHM, I.R.S ve diğerleri-Türkiye (adil tatmin) (başvuru no: 26338/95, 31 Mayıs 2005)
kararında, tespit edilen ihlalin kaynağı, taşınmazların başvuranın elinden alınmasının hukuki
değerlendirilmesi değil de tazminat ödenmemesi olduğundan, idarenin taşınmazların değerini
tam olarak yansıtma zorunluluğu olmadığını beyan ettiğini hatırlatmaktadır. AİHM, mevcut
4