2004). AĐHM, mevcut davada evvelce verdiği kararlardan ayrılmasını gerektirecek herhangi
bir durum tespit etmemiꢀtir. AĐHM sonuç itibarıyla Hükümetin bu itirazını reddetmektedir.
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde baꢀvuruların dayanaktan yoksun
olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca baꢀka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru
bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle baꢀvurular kabuledilebilir niteliktedir.
Hükümet davanın esası hakkında, AĐHS’nin 3. maddesine dayalı olarak baꢀvuranlar
tarafından öne sürülen kötü muamele iddialarının iç hukukta Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2002
tarihli kararı ile incelenip karara bağlandığını, buna karꢀın sözkonusu davanın zamanaꢀımına
uğradığını ifade etmektedir.
AĐHM ulusal mahkemelerin bu bağlamda yaptıkları tespitten sapmayı gerektirecek herhangi
özel bir neden gözlemlemediğini kaydetmekte ve baꢀvuranların belirli bir düzeyde kötü
muameleye maruz kaldıklarının sağlık raporları ile ortaya konulduğunu dikkate almaktadır.
AĐHM bu koꢀullar çerçevesinde, aynı olaylara dayalı olarak AĐHS’nin 3. maddesinin esas
bakımından ihlal edildiği sonucuna varmaktadır.
AĐHM yürütülen soruꢀturmaların etkili bir yapıda olup olmadığı hususunda ise, baꢀvuranlar
tarafından yapılan ꢀikayeti müteakip bir soruꢀturma gerçekleꢀtirildiğini ve ceza davasının
açıldığını gözlemlemektedir. Bununla birlikte Yargıtay 4 Ekim 2004 tarihli bir karar ile
TCK’nın 102. maddesi gereğince ceza davasının zaman aꢀımına uğradığı gerekçesiyle
yargılamayı sonlandırmıꢀtır. Bu bağlamda, AĐHM’ye göre ulusal mahkemelerin iꢀkence ile
itham edilen Devletin görevlilerinin ivedilikle yargı önüne çıkarılmasını gözetmemeleri ve
sanıkların zamanaꢀımından yararlanmalarına engel olmamaları üzüntü vericidir (Bkz. Hüseyin
ꢁimꢀek-Türkiye kararı, no: 68881/01, 20 Mayıs 2008).
Sonuç itibarıyla, AĐHM gözaltından sorumlu polislerin yargılanmaları için toplam yedi yıldan
fazla bir sürenin geçtiği göz önüne alındığında, ꢀiddet eylemi faillerinin iꢀkence suçuyla
yargılandıkları halde neredeyse cezasız kalmaları nedeniyle ulusal mercilerin yeterli düzeyde
ivedilikle ve gerekli ihtimamı gösterir ꢀekilde hareket etmedikleri kanısındadır (Bkz. Türkmen-
Türkiye, no: 43124/98, 19 Aralık 2006 ve sözü edilen Okkalı).
II. AĐHS’NĐN 6/1 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA
AĐHS’nin 6/1 maddesine atıfta bulunan baꢀvuranlar sorumlu polisler hakkında sürdürülen ceza
davasının uzunluğundan ꢀikayetçi olmaktadır.
AĐHS’nin 3. maddesi bakımından ortaya konulan bu temel sorunun incelendiğini belirten
AĐHM, 6. madde doğrultusunda yapılan bu ꢀikayetin ayrıca incelenmesine gerek olmadığına
itibar etmektedir (Bkz. diğer birçokları arasında, Kamil Uzun-Türkiye kararı, no: 37410/97, 10
Mayıs 2007).
III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA
Baꢀvuranlar maruz kaldıkları manevi zarar için 320.000 Euro manevi tazminat talep
etmektedir.
Hükümet bu miktara karꢀı çıkmaktadır.
5