COUNCIL  
OF EUROPE  
KONSEYĐ  
EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐKĐNCĐ D A ĐRE  
FUAT ÇALIKAN – TÜRKĐYE DAVASI  
(B a vuru no. 25506/03)  
KARAR  
STRAZBURG  
20 Ekim 2009  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde  
kesinleecektir. ekli düzeltmelere tâbi olabilir.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın  
adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri  
Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari  
olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
FUAT ÇALIKAN – TÜRKĐYE KARARI  
USUL  
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 25506/03 no’lu davanın nedeni Fuat Çalıkan adlı  
T.C. vatandaının (“bavuran”) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne (“AĐHM”) 27 Mayıs  
2003 tarihinde, Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına Đlikin Sözleme’nin  
(“AĐHS”) 34. maddesi uyarınca yapmıolduğu bavurudur.  
Bavuran, AĐHM önünde Đstanbul Barosu avukatlarından Gönül Sözeri tarafından temsil  
edilmitir.  
OLAYLAR  
DAVA KOULLARI  
Bavuran 1961 doğumludur ve Đstanbul’da yaamaktadır. 4 ubat 2000 tarihinde  
meydana gelen bir trafik kazasında bavuran yönetimindeki otomobil ile E.K. yönetimindeki  
kamyon çarpı, bavuranın taıdığı yolcu olay yerinde ölmü, bavuran ise ağır  
yaralanmıtır.  
Aynı tarihte, kazaya karıan kamyonda bulunan iki yolcu jandarma tarafından  
sorgulanmı, yolcular yolun kaygan olduğunu ve bavuranın otomobilinin kayarak  
kamyonlarına çarptığını ifade etmilerdir.  
Kamyon sürücüsü E.K. yakalanmıancak ertesi gün serbest bırakılmıtır.  
11 ubat 2000 tarihinde Gerede Asliye Ceza Mahkemesi savcısı bavuran ve E.K.’yi  
tedbirsizlik ve dikkatsizlik nedeniyle ölüm ve yaralanmaya sebebiyet vermekle suçlayan bir  
iddianame sunmutur. Đddianameden kamyondaki yolculardan birinin de kazada yaralandığı  
anlaılmaktadır.  
Đlk duruma 11 Nisan 2000 tarihinde yapılmı, 20 Temmuz 2000 tarihinde mahkeme  
kazanın meydana geldiği yol kesiminde keif yapmıtır. Bir trafik polisinin hazırladığı 28  
Temmuz 2000 tarihli ve Adli Tıp Kurumu’nun hazırladığı 17 Ocak 2001 tarihli iki raporda  
bavuranın kazada tam kusurlu olduğu belirtilmitir. Bavuranın avukatının bir üniversiteye  
inceleme yaptırılması talebi mahkemece cevapsız bırakılmıtır.  
4 Ekim 2001 tarihinde ilk derece mahkemesi bavuranı suçlu bulmuve 2 yıl hapse ek  
olarak para cezasına çarptırmıtır.  
Bavuran 31 Ekim 2001 tarihinde kararı temyize götürmü, Yargıtay Basavcısı  
bavuranın mahkûmiyetinin bozulması yönünde yazılı mütalaa sunmuancak bu görüꢁ  
bavurana tebliğ edilmemitir.  
Yargıtay, bir duruma yapmaksızın verdiği 23 Eylül 2002 tarihli kararında bavuranın  
itirazını reddetmive mahkûmiyet kararını onamıtır.  
Yargıtay kararı, ilk derece mahkemesine 25 Ekim 2002 tarihinde gönderilmi, bavuran  
karardan 2 Aralık 2002 tarihinde haberdar olduğunu iddia etmitir. 16 Aralık 2002 tarihinde  
bavuran kararın düzeltilmesi talebinde bulunmutur.  
1
FUAT ÇALIKAN – TÜRKĐYE KARARI  
Para cezasının ödeme emri ve cezaevine teslim olması gerektiğini belirten davetname  
bavurana 25 Aralık 2002 tarihinde tebliğ edilmitir.  
27 Aralık 2002 tarihinde bavuran hapis cezasının ertelenmesi talebiyle savcılığa  
bavurmu, bavuranın talebi 30 Aralık 2002 tarihinde kabul edilmive cezanın infazı 25  
Nisan 2003 tarihine kadar ertelenmitir.  
Bavuranın kararın düzeltilmesi talebi 24 ubat 2003 tarihinde Yargıtay savcısı  
tarafından reddedilmitir.  
17 Mart 2003 tarihinde bavuran, yeniden yargılanma talebinde bulunmu, talep aynı  
gün reddedilmitir. Bavuran, 26 Mayıs 2003 tarihinde hapis cezasını çekmeye balamıtır.  
HUKUK  
I. AĐHS’NĐN 6. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
Bavuran, Yargıtay Basavcısı’nın yazılı mütalaasının kendisine tebliğ edilmemesinin  
AĐHS'nin 6/1 maddesinde öngörülen adil yargılama hakkını ihlal ettiğini öne sürmü,  
Hükümet sözkonusu iddiaya itiraz etmitir.  
A. Kabuledilebilirlik  
Hükümet, bavuranın AĐHS'nin 35/1 maddesinde öngörülen altı ay kuralına uymadığını  
savunmutur. Yargıtay Ceza Dairelerince verilen kararların sanıklara tebliğ edilmeyip ilk  
derece mahkemelerine gönderilmesi nedeniyle altı ayın, kararın mahkemeye gönderildiği  
tarihten balaması gerektiğini ifade etmitir. Yargıtay’ın 23 Eylül 2002 tarihli kararı ilk derece  
mahkemesine 25 Ekim 2002 tarihinde gönderilmiancak bavuru 27 Mayıs 2003 tarihinde,  
altı aylık sürenin dolmasından sonra yapılmıtır.  
Bavuran Hükümetin bu görüüne cevap sunmamı, dolayısıyla Hükümetin bavurunun  
kabuledilebilirliğine itirazına karı çıkmamıtır.  
AĐHM, bir bavuranın iç hukuktaki nihai kararın yazılı bir nüshasını almaya otomatik  
olarak hakkı olduğu hallerde AĐHS'nin 35/1 maddesinin amaç ve hedefinin en iyi ekilde, altı  
ayın yazılı kararın tebliğ tarihinden balatılarak yerine getirilebileceğini hatırlatır (bkz. Worm  
– Avusturya, Karar Raporları 1997-V). Somut davada olduğu gibi, iç hukukun tebliğ imkanı  
sağlamadığı birtakım davalarda AĐHM, altı aylık sürenin ulusal yargıdaki nihai kararın ilk  
derece mahkemesine gönderildiği ve dolayısıyla tarafların kararın içeriğini kesinlikle  
öğrenebileceği tarihten balatılmasını uygun bulmutur (Aydın engül – Türkiye, no. 75845/01  
ve kararda adı geçen diğer davalar).  
Ne var ki bu davada olduğu gibi, Yargıtay kararının ilk derece mahkemesine  
gönderilmesinden sonra yetkililerin nihai kararın infazı için harekete geçtiği hallerde altı aylık  
süre bavurana infaz sürecinin tebliğ edilmesiyle balar (bkz. Özer – Türkiye, no. 35721/04 ve  
3832/05).  
Mevcut davada ödeme ve cezaevine teslim olma emri bavurana 25 Aralık 2002  
tarihinde tebliğ edilmitir. Dolayısıyla AĐHM’ye 27 Mayıs 2003 tarihinde bavuru yapan  
2
FUAT ÇALIKAN – TÜRKĐYE KARARI  
bavuran, altı ay kuralına uymutur. Bu nedenle AĐHM, Hükümetin kabuledilebilirliğe dair  
itirazını reddeder.  
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde bavurunun dayanaktan yoksun  
olmadığını kaydeden AĐHM, bavurunun baka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik  
unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle bavuru kabuledilebilir niteliktedir.  
B. Esas  
Bavuran, Basavcı’nın Yargıtay’a sunduğu yazılı mütalaasının kendisine tebliğ  
edilmemesinden ikâyetçi olmu, bu durumun itiraz gerekçelerinde savcının görülerine yanıt  
vermesini engellediğini savunmutur.  
Hükümet iddiaları reddetmi, Yargıtay’da görülmekte olan tüm dava dosyalarının  
taraflara açık olması nedeniyle bavuranın savcının yazılı görülerini öğrenebileceğini ifade  
etmitir.  
AĐHM, sözkonusu mağduriyeti daha önce incelediğini ve Göç – Türkiye ([BD], no.  
36590/97) kararında AĐHS'nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğini tespit ettiğini kaydeder.  
AĐHM bavuranın mevcut davada yaptığı ikâyeti incelemive yukarıda anılan  
davadaki bulgularından ayrılmasını gerektiren özel koul tespit etmemitir.  
Bu nedenle savcının mütalaasının bavurana tebliğ edilmemesi nedeniyle AĐHS'nin 6/1  
maddesi ihlal edilmitir.  
II. AĐHS’NĐN 5, 6 VE 13. MADDELERĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
Bavuran yine AĐHS'nin 6. maddesine dayanarak aağıdaki hususlardan ikâyetçi  
olmutur:  
(i) ilk derece mahkemesi kendisinin ifadesine bavurmamıtır;  
(ii) sadece bir duruma yapılmı(11 Nisan 2002 tarihinde kazanın tüm görgü  
tanıklarının katıldığı duruma), ancak bavuran, uuru durumadan önce açılmadığı için  
avukatına bilgi verememi, bu nedenle avukatı durumada tanıklara soru yöneltememitir;  
(iii) ilk derece mahkemesinin bavuranın sorgusunun bir an önce tamamlanmasında  
ısrar etmesi nedeniyle tam olarak iyilemeden Đstanbul’da ifade vermek zorunda kalmı,  
ayrıca baka bir ehirde görev yapan avukatı sorgu sırasında hazır bulunamamı, dolayısıyla  
savunmanın hazırlanması için yeterli zaman ve kolaylık sağlanmamıtır;  
(iv) ilk derece mahkemesi kararı yeterince gerekçelendirilmemitir. Örneğin mahkeme,  
bavuranın ifadesini almamasına rağmen kiiliğini gerekçe göstererek cezada indirim  
yapılmasını uygun görmemitir;  
(v) ilk derece mahkemesi yolun buzlu ve kaygan olduğu hususunu göz önünde  
bulundurmamıtır.  
Bavuran, AĐHS'nin 5. maddesine dayanarak ilk derece mahkemesinin hapis cezasında  
indirime gitmemesinin özgürlük ve güvenlik hakkını ihlal ettiğini öne sürmütür.  
Bavuran son olarak, suçsuzluğunu kanıtlama potansiyeline sahip görülerinin, kararın  
düzeltilmesi talebini reddeden savcı ve yargılamanın yeniden yapılması talebini reddeden ilk  
3
FUAT ÇALIKAN – TÜRKĐYE KARARI  
derece mahkemesi tarafından yeterince dikkate alınmaması nedeniyle AĐHS'nin 13. maddesi  
bağlamında etkili bir hukuk yolunun bulunmadığını öne sürmütür.  
AĐHM, sözkonusu ikâyetleri incelemive elinde bulunan deliller ıığında ve ikâyet  
konusu hususların kendi yetki alanında bulunduğu kadarıyla bunların AĐHS ve  
Protokollerinde güvence altına alınan hak ve özgürlüklerden herhangi birinin ihlalini ortaya  
çıkardığını tespit etmemitir. Dolayısıyla bu ikâyetlerin AĐHS'nin 35. maddesinin 3 ve 4.  
paragrafları uyarınca açıkça dayanaktan yoksun olmaları nedeniyle reddedilmeleri  
gerekmektedir.  
III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI  
AĐHS’nin 41. maddesine göre:  
“Mahkeme ibu Sözleme ve Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek  
Sözlemeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde,  
hakkaniyete uygun surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”  
Bavuran, adil tatmine ilikin bir talepte bulunmamıtır. Dolayısıyla kendisine bu  
bağlamda herhangi bir ödeme yapılmasına gerek bulunmamaktadır.  
BU GEREKÇELERE DAYANARAK AĐHM OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1. Yargıtay Cumhuriyet Basavcısı’nın yazılı mütalaasının bavurana tebliğ edilmemesine  
ilikin olarak AĐHS'nin 6/1 maddesine dayalı ikâyetin kabuledilebilir, bavurunun kalan  
kısmının ise kabuledilemez olduğuna;  
2. AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;  
KARAR VERMĐꢀTĐR.  
Đꢁbu karar Đngilizce olarak hazırlanmıve AĐHM Đç Tüzüğü’nün 77. maddesinin 2. ve 3.  
paragrafları uyarınca 20 Ekim 2009 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmitir.  
4