etmiꢀtir. Hükümet, ayrıca, baꢀvuranın söz konusu ꢀikayetleri yerel mahkemeler önünde dile
getirmemesi nedeniyle iç hukuk yollarını tüketmediğini iddia etmiꢀtir.
A ĐHM, iç hukuk yollarının tüketilmesi konusunda, benzer davalarda Hükümet’in ön
itirazını inceleyip reddettiğini hatırlatır (Taꢀçıgil / Türkiye, no. 16943/03). AĐHM, söz konusu
davada, Taꢀçıgil kararında yapmıꢀ olduğu tespitlerden ayrılmasını gerektirecek herhangi bir
özel koꢀul bulunmadığı kanaatindedir.
Hükümet’in altı ay kuralına iliꢀkin ifadesiyle ilgili olarak, AĐHM, Türk Ceza
Kanunu’nun 33. maddesinde mahkeme hüküm ve kararlarının taraflara temyiz edilmesinin
öngörülmesine rağme n, o la yl a r ı n ya ꢀandığı sırada Yargıtay Ceza Dairelerinin kararlarını
davalılara temyiz etmediklerini gözlemlemektedir (Seher Karataꢀ / Türkiye, no. 33179/96).
A n c a k , s a n ı k v e y a a v u k a t ı , Y a r g ı t a y k a r a r ı i l k d e r e c e m a h k e m e s i n i n s e k r e t a r y a s ı n a
gönderildiğinde kararın bir kopyasını talep edebilirdi.
Bu davada, Cumhuriyet Savcısı’nın tebliğnamesi, ilk derece mahkemesinin
sekretaryasına gönderildiği 16 Aralık 2002 tarihinden itibaren baꢀvuran ile avukatının
tasarrufundaydı. Altı aydan kısa bir süre içerisinde, 7 Nisan 2003 tarihinde AĐHM’ye
baꢀvuruda bulunulmuꢀtur.
Sonuç olarak, AĐHM, Hükümet’in yukarıda bahsedilen iki ön itirazını da reddeder.
A ĐHS’nin 35/3 maddesi uyarınca bu ꢀikayetlerin açıkça dayanaktan yoksun olmadığını
kaydeden AĐHM, ayrıca baꢀka a ç ı la r d a n b a k ı l d ı ğında da kabuledilemezlik unsuru
bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle söz konusu ꢀikayetler kabuledilebilir niteliktedir.
B. Esas
1. Ceza yargılamansın ilk aꢀamalarında adli yardım sağlanmadığına iliꢀkin ꢀikayet
A ĐHM, Salduz / Türkiye (no. 36391/02) davasında belirlediği temel ilkeleri hatırlatır.
A ĐHM, söz konusu davayı bu ilkeler ıꢀığında inceleyecektir.
A ĐHM, söz konusu davada, baꢀvuranın avukata eriꢀim hakkına getirilen kısıtlamanın
sistematik olduğunu ve Devlet Güvenlik Mahkemelerinin yetki alanına giren suçlar nedeniyle
göz atında tutulan herkese uygulandığını hatırlatır. Baꢀvuran sürekli olarak avukat yardımı
almadan verdiği ifadeleri inkar ettiği halde, Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi
ma hku mi ye t k a r ar ı nı ver ir ke n sö z ko n us u i fad el er i kul l a nmı ꢀtır. Dolayısıyla, söz konusu
davada, baꢀvuranın avukata eriꢀim hakkının kısıtlanmasından etkilendiği açıktır. Bu nedenle,
ne sonradan sağlanan avukat yardımı ne de sonraki yargılamanın çekiꢀm e l i n i t e l i ği daha önce
y a p ı l a n h a t a l a r ı t e l a f i e d e b i l i r .
Özetle, baꢀvuranın yargılama veya temyiz aꢀamasında aleyhindeki delillere itiraz etme
imkanı bulunsa da, gözaltındayken avukat yardımından yararlanamaması baꢀvuranın savunma
haklarını telafi edilemez bir ꢀekilde etkilemiꢀtir.
Dolayısıyla, AĐHS’nin 6/1 maddesi ile birlikte 6/3(c) maddesi ihlal edilmiꢀtir.
2. Cumhuriyet Savcısı’nın tebliğnamesinin baꢀvurana tebliğ edilmediğine iliꢀkin ꢀikayet
5