COUNCIL  
A V R U P A  
OF E U R O P E  
KONSEYİ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐKĐNCĐ DAĐRE  
FĐKRET ÇETĐN – TÜRKĐYE DAVASI  
(Bavuru no: 24829/03)  
KARAR  
STRAZBURG  
13 Ekim 2009  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecektir. ekli  
düzeltmelere tabi olabilir.  
1
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın  
adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri  
Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari  
olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USUL  
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 24829/03 no’lu davanın nedeni, T.C. vatandaı  
Fikret Çetin’in (“bavuran”) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne, 7 Nisan 2003 tarihinde,  
Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına Dair Sözleme ’ni n ( “AĐHS”) 34.  
ma d d e s i uya r ı nc a ya p mı olduğu bavurudur.  
Bavuran, Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (“AĐHM”) önünde, Diyarbakır Barosu  
avukatlarından Mahmut Vefa tarafından temsil edilmitir.  
OLAYLAR  
Bavuran, 1969 doğumludur ve Diyarbakır’da ikamet etmektedir.  
A. Đlk yargılama  
1994 yılında, yasadıı bir örgüt (PKK) üyesi olduğu suçlamasıyla Diyarbakır Devlet  
Güvenlik Mahkemesi (“ilk derece mahkemesi”) önünde bavuran aleyhinde ceza yargılaması  
balatıltır. Bavuran, 15 Nisan 1999 tarihinde aleyhindeki suçlamalardan beraat etmitir.  
Đlk derece mahkemesi, beraat kararını verirken bavuranın yasadıı örgüt üyesi olduğunu  
kanıtlamak için yeterli delil bulunmadığı tespit etmitir. Ancak, mahkeme, bavuranın örgüte  
y a r d ı m v e y a t a k l ı k e t t i ği konusunda yeterli delil bulunduğu sonucuna varmıtır. Bununla  
birlikte, bavuranın örgüt üyeleri tarafından yardım ve yataklık etmeye zorlandığını göz  
önünde bulunduran ilk derece mahkemesi, kastın bulunmadığı sonucuna vararak bavuranın  
beraatına karar vermitir.  
Cumhuriyet Savcısı’nın bavuranın beraatına karı yapmıolduğu temyiz talebinin  
Yargıtay tarafından incelenmesinden önce, dava zamanaımına uğramıtır. Dolayısıyla, 1  
ubat 2000 tarihinde Yargıtay bavuran aleyhindeki ceza yargılamasını durdurmutur.  
B. Đk i n c i y a r g ı l a m a  
Bavuran, 2 Haziran 2000 tarihinde yeniden yakalanmıve Diyarbakır’da gözaltına  
alınmadan önce sağlık muayenesinden geçmitir. Sağlık raporuna göre, bavuranın vücudunda  
herhangi bir yara izine rastlanmamıtır.  
Bavuran, gözaltındayken kötü muameleye maruz kaldığını iddia etmitir.  
5 Haziran 2000 tarihinde, polis memurları, bavuranı Ergani yakınlarındaki bir  
kasabada bulunan ve 1993 yılında bombalanan iki mağaza ve bir kahvehaneye  
götürlerdir. Bu ziyaretlerle ilgili olarak alınan ifadeye göre, bavuran polise bombalama  
olaylarını baka k i ilerin yardımıyla gerçekletirdiğini anlatmıtır.  
Aynı gün gözaltı sırasında bavurandan alınan ifadede, bavuranın PKK bünyesindeki  
eylemlerini ayrıntılı biçimde anlattığı kaydedilmitir.  
6 Haziran 2000 tarihinde serbest bırakılan bavuran, sorgulanmak üzere önce  
Cumhuriyet Savcısı daha sonra hakim önüne çıkartılmıtır. Bavuran, polis tarafından önceki  
gün alınan ifadesini inkar etmive herhangi bir bombalama eylemine karıma d ı ğını  
belirtmitir. Bavuran, hakime, ifadeyi imzalamayı reddetmesi halinde polis tarafından kötü  
2
mu a me l e ye ma r u z ka l ac a ğı korkusuyla gözaltındayken vermiolduğu ifadeyi imzaladığını  
söylemitir. Bavuran, 1993 yılında PKK adına tehditle para topladığını, gösterilere katıldığını  
ve örgütü desteklemek adına bildiri dağıttığını, ancak söz konusu eylemler için zaten  
y a r g ı l a n ı p c e z a e v i n d e y a t t ı ğını ifade etmitir. Hakim, bavuranın tutuklanmasına karar  
vermitir. Aynı gün, bavuran doktor muayenesinden geçmive bavuranın vücudunda  
herhangi bir yara izine rastlanmadığı kaydedilmitir.  
Bavuran, önce polis memurları, daha sonra Cumhuriyet Savcısı ve hakim tarafından  
sorgulanırken avukat tarafından temsil edilmemitir.  
1 Ağustos 2000 tarihinde, Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet  
Savcısı, bavuranı ülke topraklarını bölmek amacıyla eylemlerde bulunmakla suçlayan bir  
iddianame ile aynı mahkemede dava açmıtır.  
Đlk derece mahkemesi önündeki yargılama sırasında, bavuran avukat tarafından temsil  
edilmitir. Bavuran, yargılama sırasında sürekli olarak polis ifadesini inkar etmive ilk  
derece mahkemesine ifadesinin “yoğun baskı” altında alındığını ifade etmitir.  
6 Kasım 2001 tarihinde, ilk derece mahkemesi, bavuranı yasadıı bir örgüte üye  
olmak ve patlayıcı döemek suçlarından mahkum etmitir. Bavuran, 17 yıl 4 ay 10 gün hapis  
cezasına çarptırılmıtır. Đlk derece mahkemesi, mahkumiyet kararını bavuranın gözaltı  
sırasında alınan ifadesine dayandırmıtır. Đlk derece mahkemesi, bavuranın avukatının  
bavuranın aynı suçlamayla iki kez yargılandığı yönündeki ifadesine cevaben, kararında  
önceki yargılamanın bombalama olaylarıyla ilgili olmadığını belirtmitir.  
13 Kasım 2001 tarihinde, bavuran mahkumiyet kararını temyiz etmive diğer  
hususlar meyanında gözaltındayken kötü muameleye maruz kaldığını ve bazı belgeleri  
imzalamaya zorlandığını iddia etmitir.  
Cumhuriyet Savcısı, Yargıtay’a sunduğu tebliğnamede, bavuranın kötü muamele  
iddialarına atıfta bulunmuve polis memurlarının bavuranı kahvehaneye götürdükleri sırada  
çekilen video kaydının ilk derece mahkemesi tarafından göz önünde bulundurulmadığı  
hususuna Yargıtay’ın dikkatini çekmitir. Cumhuriyet Savcısı’nın tebliğnamesi bavurana  
tebliğ edilmemitir.  
Yargıtay, bavuranın talebi üzerine, temyize ilikin karar vermeden önce durum a  
y a p m ı tır. Bununla beraber, ne bavuran ne de avukatı duruma ya ka t ı l mı tır. 20 Haziran  
2002 tarihinde, Yargıtay temyiz talebini reddetmive mahkumiyet kararını onamıtır. Söz  
konusu karar, 16 Aralık 2002 tarihinde ilk derece mahkemesinin sekretaryası tarafından  
kaydedilmitir.  
HUKUK  
I.  
AĐHS’NĐN 3. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
Bavuran, gözaltındayken kötü muameleye maruz kaldığı konusunda ikayetçi olmuꢀ  
ve bu ikayetini AĐHS’nin 3. maddesine dayandırmıtır.  
Hükümet, bu iddiaya itiraz etmitir.  
3
Kabuledilebilirlik  
Hükümet, diğer hususlar meyanında, bavuranın kötü muamele iddialarını destekleyen  
herhangi bir kanıt bulunmadığını ifade etmitir. Bavuran, medeni ve idari hukuk yollarından  
y a r a r l a n m a m ı tır. Son olarak, bavuranın iddialarını 2001 yılına kadar ulusal makamlar  
önünde dile getirmemesi nedeniyle altı ay kuralına uyulmamıtır.  
Bavuran, AĐHS’nin 35. maddesi uyarınca kabuledilebilirlik artlarını yerine  
getirdiğini ve Yargıtay’ın 20 Haziran 2002 tarihli kararının tebliğ edilmesinden itibaren altı ay  
içerisinde bavuruda bulunduğunu ileri sürmütür.  
A ĐHM, aağıda belirtilen nedenlerden dolayı bavurunun bu kısmının kabuledilemez  
olduğu gerekçesiyle bavuranın altı ay kuralına uyup uymadığının veya iç hukuk yollarını  
tüketip tüketmediğinin belirlenmesine gerek olmadığı kanaatindedir.  
A ĐHM, kötü muamele iddialarının uygun delillerle desteklenmesi gerektiğini hatırlatır  
(Tanrıkulu ve Diğerleri / Türkiye, no . 4 5 9 0 7 /9 9 ) . B u n ed e n l e , A ĐHM, gözaltı sürecinin  
sonunda hazırlanan sağlık raporunda bavuranın gözaltında kötü muamele gördüğüne dair  
herhangi bir bulguya rastlanmadığını kaydeder. Bu bağlamda, AĐHM, bavuranın yerel  
ma hke me l e r ve ya AĐHM önünde sağlık raporunun doğruluğuna itiraz etmediğini  
gözlemlemektedir. Ayrıca, dava dosyasında, bavu r a nı n g ö za l tı s o nr a s ı n d a b ir b a ka doktora  
mu a ye ne ol ma k i s t e d i ğini ancak söz konusu talebin reddedildiğini gösteren herhangi bir bilgi  
bulunmamaktadır.  
Son olarak, AĐHM, bavuranın ulusal makamlar ve AĐHM önünde kötü muameleye  
ma r uz ka ld ı ğı iddiası dıında ne ekilde kötü muameleye maruz kaldığına dair herhangi bir  
bilgi vermediğini kaydeder.  
A ĐHM, yukarıda anlatılanlara dayanarak, bavuranın gözaltındayken kötü muameleye  
ma r uz ka l d ı ğına dair savunulabilir bir iddia ortaya koymadığı sonucuna varır. AĐHM,  
A ĐHS’nin 35. maddesinin 3. ve 4. paragrafları uyarınca dayanaktan yoksun olduğu  
gerekçesiyle bavurunun bu kısmının reddedilmesine karar verir.  
II.  
AĐHS’NĐN 6. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐALARI  
Bavuran, gözaltı sırasında ve polis memurları tarafından kahvehaneye ve mağazalara  
götürülürken avukat yardımından yararlanamadığı konusunda ikayetçi olmuve bu ikayetini  
A ĐHS’nin 6/1 ve 6/3(c) maddelerine dayandırmıtır. Bavuran, ayrıca, Cumhuriyet Savcısı  
tarafından Yargıtay’a sunulan tebliğna me n i n k e n d i s i n e t eb l i ğ edilmediğini iddia ederek  
A ĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiği konusunda ikayetçi olmutur.  
Hükümet, bavuranın iddialarına itiraz etmitir.  
A. Kabuledilebilirlik  
Hükümet, bavuranın altı ay kuralına uymadığı kanaatindedir. Hükümet, 26 Haziran  
2002 tarihinde Yargıtay tarafından bavuranın davasına ilikin nihai kararın verildiğini, ancak  
bavuranın 7 Nisan 2003 tarihine kadar (altı ayı akın bir süre) bavuruda bulunmadığını ifade  
4
etmitir. Hükümet, ayrıca, bavuranın söz konusu ikayetleri yerel mahkemeler önünde dile  
getirmemesi nedeniyle iç hukuk yollarını tüketmediğini iddia etmitir.  
A ĐHM, iç hukuk yollarının tüketilmesi konusunda, benzer davalarda Hükümet’in ön  
itirazını inceleyip reddettiğini hatırlatır (Taçıgil / Türkiye, no. 16943/03). AĐHM, söz konusu  
davada, Taçıgil kararında yapmıolduğu tespitlerden ayrılmasını gerektirecek herhangi bir  
özel koul bulunmadığı kanaatindedir.  
Hükümet’in altı ay kuralına ilikin ifadesiyle ilgili olarak, AĐHM, Türk Ceza  
Kanunu’nun 33. maddesinde mahkeme hüküm ve kararlarının taraflara temyiz edilmesinin  
öngörülmesine rağme n, o la yl a r ı n ya andığı sırada Yargıtay Ceza Dairelerinin kararlarını  
davalılara temyiz etmediklerini gözlemlemektedir (Seher Karata/ Türkiye, no. 33179/96).  
A n c a k , s a n ı k v e y a a v u k a t ı , Y a r g ı t a y k a r a r ı i l k d e r e c e m a h k e m e s i n i n s e k r e t a r y a s ı n a  
gönderildiğinde kararın bir kopyasını talep edebilirdi.  
Bu davada, Cumhuriyet Savcısı’nın tebliğnamesi, ilk derece mahkemesinin  
sekretaryasına gönderildiği 16 Aralık 2002 tarihinden itibaren bavuran ile avukatının  
tasarrufundaydı. Altı aydan kısa bir süre içerisinde, 7 Nisan 2003 tarihinde AĐHM’ye  
bavuruda bulunulmutur.  
Sonuç olarak, AĐHM, Hükümet’in yukarıda bahsedilen iki ön itirazını da reddeder.  
A ĐHS’nin 35/3 maddesi uyarınca bu ikayetlerin açıkça dayanaktan yoksun olmadığını  
kaydeden AĐHM, ayrıca baka a ç ı la r d a n b a k ı l d ı ğında da kabuledilemezlik unsuru  
bulunmağını tespit eder. Bu nedenle söz konusu ikayetler kabuledilebilir niteliktedir.  
B. Esas  
1. Ceza yargılamansın ilk aamalarında adli yardım sağlanmağına ilikin ikayet  
A ĐHM, Salduz / Türkiye (no. 36391/02) davasında belirlediği temel ilkeleri hatırlatır.  
A ĐHM, söz konusu davayı bu ilkeler ıığında inceleyecektir.  
A ĐHM, söz konusu davada, bavuranın avukata eriim hakkına getirilen kısıtlamanın  
sistematik olduğunu ve Devlet Güvenlik Mahkemelerinin yetki alanına giren suçlar nedeniyle  
göz atında tutulan herkese uygulandığını hatırlatır. Bavuran sürekli olarak avukat yardımı  
almadan verdiği ifadeleri inkar ettiği halde, Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi  
ma hku mi ye t k a r ar ı nı ver ir ke n sö z ko n us u i fad el er i kul l a nmı tır. Dolayısıyla, söz konusu  
davada, bavuranın avukata eriim hakkının kısıtlanmasından etkilendiği açıktır. Bu nedenle,  
ne sonradan sağlanan avukat yardımı ne de sonraki yargılamanın çekim e l i n i t e l i ği daha önce  
y a p ı l a n h a t a l a r ı t e l a f i e d e b i l i r .  
Özetle, bavuranın yargılama veya temyiz aamasında aleyhindeki delillere itiraz etme  
imkanı bulunsa da, gözaltındayken avukat yardımından yararlanamaması bavuranın savunma  
haklarını telafi edilemez bir ekilde etkilemitir.  
Dolayısıyla, AĐHS’nin 6/1 maddesi ile birlikte 6/3(c) maddesi ihlal edilmitir.  
2. Cumhuriyet Savcısı’nın tebliğnamesinin bavurana tebliğ edilmediğine ilikin ikayet  
5
Hükümet, Yargıtay önünde derdest olan bütün dosyaların tarafların eriimine açık  
olması nedeniyle bavuranın tebliğnameden haberdar olabileceğini belirtmitir.  
A ĐHM, Göç / Türkiye (no. 36590/97) kararında aynı ikayeti incelediğini ve AĐHS’nin  
6/1 maddesinin ihlalini tespit ettiğini hatırlatır.  
A ĐHM, bavuranın ikayetini incelemive söz konusu davada, yukarıda adı geçen  
davada yapmıolduğu t e sp i t ler d e n a yr ı l ma s ı n ı g e r e k t ir e ce k he r h a n g i b i r ö z e l ko ul  
bulunmağı sonucuna varmıtır.  
Dolayısıyla, Cumhuriyet Savcısı tarafından hazırlanan tebliğnamenin bavurana tebliğ  
edilmemesi nedeniyle AĐHS’nin 6/1 maddesi ihlal edilmitir.  
III.  
ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐA EDĐLEN DĐĞER AĐHS MADDELERĐ  
Bavuran, son olarak, savunmasını hazırlaması için kendisine yeterli zaman ve  
kolayğın sağlanmadığı ve aynı suçtan iki kez yargılandığı gerekçesiyle AĐHS’nin 6/1, 6/3(a)  
ve 6/3(b) maddelerinin ihlal edildiği konusunda ikayetçi olmutur. Bavuran, bu  
ikayetleriyle ilgili olarak bavurabileceği etkili bir iç hukuk yolu bulunmadığı gerekçesiyle  
A ĐHS’nin 13. maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmütür.  
Dava olaylarını, tarafların ifadelerini ve AĐHS’nin 6. maddesinin ihlal edildiği  
y ö n ü n d e k i t e s p i t l e r i n i g ö z ö n ü n d e b u l u n d u r a n A ĐHM, söz konusu bavu r ud a o r t a ya k o n a n  
temel hukuki sorunu incelediği kanaatindedir. Bu nedenle, AĐHM, bavuranın AĐHS’nin 6. ve  
13. maddeleri uyarınca yapmıolduğu diğer ikayetlerle ilgili olarak ayrı bir karar vermesine  
gerek olmadığı sonucuna varır (mutatis mutandis, Kamil Uzun / Türkiye, no. 37410/97).  
IV.  
AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI  
AĐHS’nin 41. maddesine göre:  
“ M a h k e m e i bu Sözleme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözlemeci  
Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun  
bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”  
A. Tazminat  
Bavuran, maddi tazminat olarak 4,500 Euro, manevi tazminat olarak 10,000 Euro  
talep etmitir.  
Hükümet, bavuranın taleplerinin aırı ve dayanaktan yoksun olduğunu iddia etmitir.  
Talep edilen maddi tazminat ile tespit edilen ihlal arasında illiyet bağı bulunmadığını  
kaydeden AĐHM söz konusu talebi reddeder. Öte yandan, AĐHM, manevi tazminat olarak  
bavurana 2,000 Euro ödenmesine karar verir.  
A ĐHM, ayrıca, AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlaline karılık en uygun telafi yolunun,  
mü mk ün o la b i ld i ği kadarıyla bavuran için söz konusu hükmün göz ardı edilmediği bir durum  
y a r a t m a k o l d u ğunu hatırlatır. Sonuç olarak, AĐHM, en uygun telafi yolunun bavuranın talep  
6
etmesi halinde AĐHS’nin 6/1 maddesinin gereklerine uygun olarak yeniden yargılanması  
olacağı kanaatindedir (Salduz).  
B. Yargılama masraf ve giderleri  
Bavuran, ayrıca, yerel mahkemeler ve AĐHM önünde yapmıolduğu yargılama  
ma s r a f ve gid e r le r i i ç i n 3, 92 3 E uro ta l e p e t mi tir. Bavuran, bu miktarı belirlerken Diyarbakır  
Barolar Birliği tarafından önerilen asgari ücreti göz önünde bulundurmutur.  
Hükümet, yargılama masraf ve giderlerine ilikin talebin herhangi bir delille  
desteklenmediğini gözlemlemive AĐHM’yi söz konusu talebi reddetmeye çağırmıtır.  
A ĐHM’nin içtihadına göre, bir bavuran gerçekliğini ve gerekliğini kanıtladığı makul  
mi kt a r l a rd a ki ya r gı gi d erl er i n i e lde e d eb i l ir . Söz k o nus u da vad a , b a vuran iddia ettiği yargı  
giderlerinin gerçekliğini kanıtlamamıtır. Bavu r a n , a v u ka t lı k ü c r e t i ne i li kin talebini  
desteklemek üzere kontrat, ücret sözleme s i ve ya a vuk at ı n ı n da va yl a i l gi l i o lar a k ka ç s aa t  
çalığını gösteren herhangi bir döküm sunmamıtır. Buna göre, AĐHM, yargılama masraf ve  
giderlerine ilikin olarak herhangi bir ödeme yapılmamasına karar verir.  
C. Ge c i kme F a iz i  
A ĐHM, gecikme faizinin, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına  
uyguladığı faiz oranına üç puanlık bir artıeklenerek belirlenmesini uygun görmektedir.  
BU GEREKÇELERE DAYANARAK AĐHM, OYBĐRLĐĞĐ ĐLE  
1. Ceza yargılamasının ilk aamalarında avukat yardımı sağlanmadığına ve Cumhuriyet  
Savcısı’nın tebliğnamesinin bavurana tebliğ edilmediğine ilikin ikayetlerin  
kabuledilebilir olduğuna, 3. madde uyarınca yapılan ikayetin ise kabuledilemez  
olduğuna;  
2. A ĐHS’nin 6. ve 13. maddeleri uyarınca yapılan ikayetlerin ayrıca incelenmesine  
gerek olmadığına;  
3. Ceza yargılamasının ilk aamalarında bavurana avukat yardımı sağlanmaması  
nedeniyle AĐHS’nin 6/1 maddesi ile birlikte 6/3(c) maddesinin ihlal edildiğine;  
4. Cumhuriyet Savcısı’nın tebliğnamesinin bavurana tebliğ edilmemesi nedeniyle  
A ĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;  
5. (a)AĐHS’nin 44. maddesinin 2. paragrafı gereğince kararın kesinletiği tarihten  
itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirası’na  
çevrilmek üzere ve her türlü vergi ve kesintiden muaf tutularak Savunmacı Hükümet  
tarafından bavurana manevi tazminat olarak 2,000 Euro (iki bin Euro) ödenmesine;  
(b)Yukarıda belirtilen üç aylık sürenin sona erdiği tarihten itibaren ödemenin  
y a p ı l m a s ı n a k a d a r , A v r u p a M e r k e z B a n k a s ı ’ n ı n o d ö n e m i ç i n g e ç e r l i o l a n m a r j i n a l  
kredi kolaylığı oranının üç puan fazlasına eit oranda basit faiz uygulanmasına;  
6. A d i l t a t m i n e i l i kin diğer taleplerin redded ilmesine karar vermi tir.  
7
Đꢀbu karar Đngilizce olarak hazırlanmıve AĐHM Đçtüzüğü’nün 77. maddesinin 2. ve 3.  
paragrafları gereğince 13 Ekim 2009 tarihinde yazılı olarak bildirilmitir.  
8