kullanılan özel terimleri dikkate almakta ve bu çerçevede özellikle terörle mücadele
sırasında karşılaşılan güçlükleri göz önünde tutmaktadır (Bkz.sözü edilen İbrahim
Aksoy, § 60, ve Incal-Türkiye kararlan, 9 Haziran 1998, 1998-IV, s. 1568, § 58).
Mezkur beyanlar Hükümet tarafından kürt sorununa yönelik yürütülen politikanın bir
eleştirisini içermektedir.
AİHM, Devlet Güvenlik Mahkemesinin bu beyanları Türk Devletinin toprak bütünlüğüne
kasteden söylemler olarak değerlendirmiştir.
Mahkeme başvuranlar Yazar, Çakmak ve Özata hakkında yerel hukuk makamları
tarafından alınan kararların gerekçeleri ışığında mahkumiyet kararlarının başlı başına
başvuranların ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahaleyi oluşturduğuna itibar etmektedir.
(Bkz. mutatis mutandis, Sürek-Türkiye kararı (no: 4) no; 24762/94, § 58, 8 Temmuz
1999).
AİHM başvuran Gezici ile ilgili olarak, adı geçenin yapmış olduğu konuşmada kullandığı
terimler bölücülük faaliyetlerinde bulunduğu şüphesi uyandırmaktadır. Bu durumda
başvurana yapılan müdahale “sosyal bir ihtiyaca” yanıt vermesi bakımından
değerlendirilebilir. Bunun yanı sıra AİHM, suçun niteliğinin ve verilen cezaların
ağırlığının yapılan müdahalenin orantılılığı bakımından dikkate alınması gereken
unsurlar olduğunu kaydetmektedir.
Mevcut davada başvuranlara yönelik gerçekleştirilen yasal müdahalenin “demokratik
bir toplum için zaruriyet” olarak nitelendirilemeyeceğini emsal gösteren AİHM, AİHS'nin
10. maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmaktadır.
II. SÖZLEŞMENİN 6 § l MADDESİNİN İHLAL EDİLMESİNE DAİR
Başvuranlar kendilerini yargılayan ve mahkum eden Devlet Güvenlik Mahkemesinin
bünyesinde askeri bir hakimi bulundurması nedeniyle “tarafsız ve bağımsız” bir
mahkeme olarak kabul edilemeyeceğini iddia etmekte, bu doğrultuda AİHS'nin 6 § 1
maddesinin ihlal edildiğini savunmaktadırlar.
Mahkeme daha önceki kararlarda da benzer şikayetlerin dile getirildiğini ve bunların
AİHS'nin 6 § l maddesinin ihlali ile sonuçlandığı tespitinde bulunmaktadır (Bkz.
Özel-Türkiye, 42739/98, §§ 33-34, 7 Kasım 2002, ve Özdemir-Türkiye, kararları
59659/00, §§ 35-36, 6 Şubat 2003).
AİHM, mevcut davada Hükümetin davanın seyrini farklı şekilde sonuçlandıracak hiçbir
tespiti ve delili sunmadığını incelemektedir. Başvuranların «ulusal güvenliğe» yönelik
işlenen suçlardan yargılanmasının anlaşılabilir olduğu, bunun yanı sıra başvuranın
aralarında askeri bir hakimin de yer aldığı Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin TCK'ya
dayalı olarak yapmış olduğu yargılama hususunda endişe duymasının yerinde olduğu
kanısındadır. Üstelik Devlet Güvenlik Mahkemesinin davanın gerekçesine yabancı
mülahazalar ışığında başvuranlar hakkında sebepsiz bir yargı kararı aldığı sonucu
çıkmaktadır. Bu nedenle başvuranların bu yargı makamının tarafsız ve bağımsız
olmadığı yönündeki şüphelerinin dikkate alınması gerekmektedir. (Bkz. Incal-Türkiye
karan, 9 Haziran 1998, 1998-IV s. 1573, § 72 ).
AİHM, başvuranları yargılayıp mahkum eden Devlet Güvenlik Mahkemesinin AİHS'nin
6 § l maddesinde yer alan bağımsız ve tarafsız bir mahkeme niteliğini taşımadığı
neticesine varmaktadır.