3. AĐHM’nin takdiri
AĐHM, bir ihlal tespit edilen bir kararın, Savunmacı Devlet’e sözkonusu ihlale son verme ve
olabildiğince ihlalden önce içinde bulunduğu duruma tekabül edecek ꢀekilde ihlalin
sonuçlarını ortadan kaldırma hukuki yükümlülüğünü getirdiğini hatırlatmaktadır (bkz,
örneğin, Brumarescu-Romanya, (adil tatmin), baꢀvuru no: 28342/95).
Bir davada Sözleꢀmeye taraf olan devletler, ihlale hükmedilen bir kararın gereklerini yerine
getirmek için kullanacakları yolları seçmekte ilke olarak özgürdürler. Bir kararın infazının
yöntemleri hakkındaki sözkonusu takdir yetkisi, AĐHS tarafından Sözleꢀmeye taraf olan
devletlerin birincil yükümlülüğü olan insan haklarına saygı yükümlülüğünün (1. madde) cüzü
olan seçme hakkının bir ifadesidirĐhlalin niteliği bir restitutio in integrum uygulama imkanı
sağlıyorsa, AĐHM’nin bu konunda ne yetkisi ne elveriꢀli bir imkanı bulunduğundan restitutio
in integrum gerçekleꢀtirmek Savunmacı Devlet’e düꢀmektedir. Buna karꢀın ꢀayet, ulusal
hukuk ihlalin sonuçlarını ortadan kaldırma imkanı tanımıyorsa ya da yalnızca bir kısmını
ortadan kaldırıyorsa, AĐHS’nin 41. maddesi gerekirse AĐHM’ye, kendisine uygun gelen
tazminatın mağdur tarafa ödenmesine hükmetme yetkisi sunmaktadır.
Mevcut davada, AĐHM, davanın, hukuki bir kararla baꢀvuranın tapusunun iptaline iliꢀkin
olduğunu gözlemlemektedir. Baꢀvuran tarafından 1902 tarihinde satıꢀ sözleꢀmesi yoluyla
edinilen bir taꢀınmaz sözkonusudur. 1903 yılında mülkün kullanım hakkı, Yetimhane
Vakfı’na geçmiꢀtir. Sözkonusu geçiꢀ tapu kaydında belirtilmiꢀtir. Buna karꢀın tapu kaydında,
baꢀvuran, sözkonusu taꢀınmazın “sahibi” olarak geçmeye devam etmiꢀtir.
Esasa iliꢀkin kararında, ihtilaflı taꢀınmazın baꢀvurana ait olduğunu kabul eden AĐHM,
baꢀvuranın tapusunun iptal edilmesinin baꢀvuranın mallarına saygı hakkına yönelik bir ihlal
oluꢀturduğu kanaatindedir. Ayrıca AĐHM, baꢀvuranın tapusunu iptal eden ulusal
mahkemelerin, ihtilaflı taꢀınmazın malikliğinin, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından
faaliyetlerini durdurması nedeniyle “mazbut” olarak değerlendirilen Yetimhane Vakfı’na
devredilmesine karar verdiğini kaydetmektedir. Sonuç olarak AĐHM, taꢀınmazın artık
baꢀvurana ait olmadığı ve Baꢀbakanlık hamiliğinde, sözkonusu Genel Müdürlük tarafından
yönetilecek bir kamu binası olacağı sonucuna ulaꢀmıꢀtır.
Esasa iliꢀkin kararında, AĐHM, mülkiyetten yoksun bırakmanın keyfi olup olmadığı hususuna
iliꢀkin bir hükme varmamıꢀ olsa da esasa iliꢀkin görüꢀlerini sunmuꢀtur:
“…sözkonusu taꢀınmazın, uzun seneler boyunca belirli bir kullanım amacına tahsis edildiği göz önüne alınsa
bile, hiçbir halde, sözkonusu tahsisin, mülkiyet hakkının içeriğinin boꢀaltılmasını gerektirdiğini düꢀündürecek
bir durum bulunmamaktadır. Savunmacı Hükümet’in sözkonusu taꢀınmazın tahsis edildiği amacını korumak
istemesi kendi baꢀına bir sorun teꢀkil etmemekle beraber, AĐHM, Türk yetkililerin, baꢀvurana uygun bir tazminat
ödemeksizin baꢀvuranı bu ꢀekilde malından yoksun bırakamayacaklarına kanaat getirmektedir. Zira mevcut
davada baꢀvuranın hiçbir ꢀekilde tazminat almadığını saptamak gerekmektedir.
Bu koꢀullarda, mülkten yoksun bırakmanın yasa ile öngörülmüꢀ olduğunu ve kamu yararı amacına hizmet
ettiğinin ispat edildiği varsayılsa dahi AĐHM, mülkiyet hakkının korunması ile kamu yararının gerekleri arasında
hüküm sürmesi gereken adil dengenin bozulduğu ve baꢀvuranın alıꢀılmıꢀın dıꢀında ve ölçüsüz bir yüke
katlanmak zorunda kaldığı kanaatindedir. Bu durumda, 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesi ihlal edilmiꢀtir.”
Sözkonusu görüꢀler ıꢀığında, AĐHM, ihtilaflı taꢀınmazın baꢀvuran adına yedinden tescil
edilmesinin, baꢀvuranı, 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesinin gerekleri ihlal edilmemiꢀ
olsaydı içinde bulunacağı duruma mümkün olduğunca denk gelen bir duruma getireceği
5