C O N S E I L D E  
L ' E U R O P E  
AVRUPA  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐKĐNCĐ DAĐRE  
FENER RUM PATRĐKLĐĞĐ - TÜRKĐYE  
(B a vuru no: 14340/05)  
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
STRAZBURG  
15 Haziran 2010  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2. maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecek olup bazı  
ekli düzeltmelere tabi olabilir.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2010. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın  
adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri  
Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari  
olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USUL  
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (14340/05) no’lu davanın nedeni Fener Rum  
Patrikliği’nin (bavuran) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne (AĐHM) 19 Nisan 2005  
tarihinde Avrupa Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunması Sözlemesi’nin (AĐHS)  
34. maddesi uyarınca yapmıolduğu bavurudur.  
8 Temmuz 2008 tarihli bir kararla, AĐHM, 1 No’lu Ek Ptorotol’ün 1. maddesinin ihlal  
edildiğine karar vermitir. Ayrıca AĐHM, 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesi ile birlikte  
AĐHS’nin 14. ve 6. maddeleri kapsamında yapılan ikayetin ayrıca incelenmesine gerek  
olmadığı kanaatindedir.  
AĐHS’nin 41. maddesi uyarınca, bavuran, neden olunan zararın giderilmesi için Hükümet  
tarafından uygulanacak en uygun yolun ihtilaflı taınmazın kendisine iade edilmesi olduğunu  
belirtmektedir. Hükümetin sözkonusu taınmazı iade edememesi durumda, bavuran zararının  
tazmin edilmesini kabul etmeye hazır olduğunu ifade etmekte ve taınmazın piyasa değerine  
tekabül eden meblağı talep etmektedir. ayet bu da mümkün değilse, bavuran, 80.000.000  
Euro değerinde tazminat talep etmektedir. Bavuran, ayrıca, 10.000 Euro manevi tazminat  
talep etmektedir. Bavuran, ulusal mahkemeler ve AĐHM önünde yapmıolduğu yargılama  
masraf ve giderleri için 50.000 Euro talep etmektedir.  
AĐHM, AĐHS’nin 41. maddesinin uygulanması hususunun saklı tutulmasına ve Hükümet ve  
bavuranların, AĐHS’nin 44/2 maddesi uyarınca kararın kesinlemesinden itibaren altı ay  
içinde bu mesele hakkındaki görülerini yazıyla kendisine bildirmeye ve bilhassa aralarında  
varacakları her türlü uzlamadan kendisini haberdar etmeye davet edilmesine karar vermitir.  
Bavuran ve Hükümet görülerini sunmutur.  
Esasa ilikin karardaki izleyen olaylar  
Esasa ilikin kararda belirtildiği üzere, Vakıflar Genel Müdürlüğü 22 Ocak 1997 tarihinde  
2762 sayılı Kanun’un 1. maddesine atfen aldığı bir kararla o tarihe kadar mülhak vakıflar  
kategorisine giren Büyükada Rum Erkek Yetimhanesi Vakfını (Yetimhane Vakfı) –ki Vakıf  
lehine devir gerçeklemi- mazbut vakıf olarak nitelendirmitir.  
Bilahare Yetimhane Vakfı sözkonusu kararın iptali istemiyle 4 Nisan 1997 tarihinde Đstanbul  
Đdare Mahkemesi’ne bavurmutur. Bavuranın talebi ilk önce reddedilmitir. Bununla  
birlikte bavuran tarafından yapılan karar düzeltme bavurusunun ardından, Danıtay Dava  
Daireleri Kurulu, 4 Aralık 2008 tarihli bir kararla, belli sayıda taınmazları bulunan ve belli  
sayıda öğrenciye burs veren Yetimhane Vakfı’nın “mazbut” değerlendirmesinde  
bulunulamayacağını tespit etmitir. Bu durumda Danıtay, amaca uygun kullanılmadığı  
değerlendirmesinde bulunan Đdare Mahkemesi’nin 29 Eylül 2006 tarihli kararını bozmutur.  
Vakıflar Genel Müdürlüğü, 4 Aralık 2008 tarihli karara karı karar düzeltme bavurusunda  
bulunmutur. Dava dosyasından, sözkonusu davanın idare mahkemeleri önünde halen derdest  
olduğu sonucuna ulaılmaktadır.  
2
Bavuran, Yetimhane Vakfı’nın hiçbir zaman ihtilaflı taınmazı adına tescil edilmesini talep  
etmediğini beyan eden ve Yetimhane Vakfı Genel Kurulu’nun imzası bulunan 31 Mart 2006  
tarihli bir mektubu AĐHM’ye sunmutur.  
HUKUK  
A. Tazminat  
1. Bavuranın argümanları  
Bavuran öncelikle, sözkonusu taınmazın özelliğini ve Türkiye’deki Ortodoks azınlık  
açısından önemini vurgulamaktadır. Bu taınmaz 23.255 m² yüzölçümünde bir arsa olup  
Büyükada’daki en yüksek tepenin zirvesinde bulunmaktaydı. Bu arsa üzerinde, balangıçta  
otel olarak hizmet vermesi için tasarlanmıbekatlı bir ana bina ile iki katlı mütemilat  
bulunmaktaydı. 1898-1900 yıllarında ina edilen ana bina, kültürel, mimari ve tarihi bir değer  
taıyarak ve 3.000 Rum yetimi barındırarak Avrupa’nın en eski ve geniahap saraylarından  
birini oluturmaktadır.  
Ayrıca, Türkiye’deki Rum azınlık açısından ve Ekümenik Patrikliği açısından önemini  
vurgulamak amacıyla, Ekümenik Patrik 1. Bartolemeos, 4 Eylül 2007 tarihinde AĐHM’ye bir  
memorandum sunmutur. Ekümenik Patrik 1. Bartolemeos’a göre, sözkonusu taınmaz,  
yetimlere sunduğu efkat ve kullanımı göz önüne alındığında, Rum azınlığını temsil eden  
kimliğin ve Ekümenik Patrikliğinin tarihsel mirasının sembollerinden biridir.  
Bavuran, ayrıca, Ekümenik Patrik tarafından 25 ubat 2009 tarafından Avrupa Komisyonuna  
gönderilen bir mektubu sunmutur. Ekümenik Patrik 1. Bartolemeos, bu mektupta sözkonusu  
taınmazda çevre eğitimi vermek üzere ayrılmısürekli bir merkez kurma niyetinde olduğunu  
ifade etmitir.  
Ayrıca bavuran, 29 Eylül 2006 tarihli kararı bozan ve Yetimhane Vakfı’nın “mazbut” olarak  
değerlendirilemeyeceğini belirten Danıtay Dava Daireleri Kurulu’nun kararına atıfta  
bulunmaktadır.  
Sözkonusu özellikler göz önüne alındığında, bavuran, neden olunan zararın giderilmesi için  
Hükümet tarafından uygulanacak en uygun yolun ihtilaflı taınmazın kendisine iade edilmesi  
olduğu kanaatindedir. Ayrıca, Yetimhane Genel Kurulu tarafından imzalanan 31 Mart 2006  
tarihli bir mektupla, bavuran, Yetimhane Vakfı’nın hiçbir zaman ihtilaflı taınmazın adına  
tescil edilmesini talep etmediğini belirtmektedir.  
Đade olmaması durumunda, bavuran zararının tamamının tazmin edilmesini ve taınmazın  
piyasa değerine tekabül eden meblağın ödenmesini talep etmektedir. Đddialarını desteklemek  
için bavuran, biri 19 Ağustos 2004 tarihinde Som Kurumsal Gayrimenkul Değerlendirme ve  
Danımanlık Hizmetler A.tarafından diğeri 21 Ağustos 2007 tarihinde Lambert Smith  
Hampton (Hellas) tarafından yapılan iki bilirkii raporuna atıfta bulunmaktadır. Đlk rapor,  
değerlendirme tarihinde taınmazların satıdeğerini 41.000.000 TL (yaklaık 22.777.777  
Euro) olarak tespit etmitir. Đkinci bilirkii raporu ise, taınmazların değerinin 57.500.000  
Euro olduğu değerlendirmesinde bulunmutur.  
3
Bavuran, AĐHM’den, Lambert Smith Hampton (Hellas) A.tarafından yapılan  
değerlendirmeyi dikkate almasını istemitir.  
Bavuran, 10.000 Euro manevi tazminat talebinde bulunmaktadır.  
2. Hükümet’in Argümanları  
Hükümet, ihtilaflı taınmazın tapu kaydının, tapu kütüğünde halihazırda Yetimhane Vakfı  
adına tescil edilmiolduğunu gözlemektedir. 29 Eylül 2006 tarihli kararı bozan ve Yetimhane  
Vakfı’nın “mazbut” olarak değerlendirilemeyeceğini belirten Danıtay Dava Daireleri  
kararına atıfta bulunarak, Yetimhane Vakfı’nın statüsüne ilikin davanın idare mahkemeleri  
önünde halen derdest olduğunu hatırlatmaktadır.  
Hükümet, sözkonusu davanın, Yetimhane Vakfı’nı “mazbut” olarak değerlendiren kararın  
iptali ile sonuçlanacağı varsayılsa dahi, Danıtay Dava Daireleri Kurulu kararı uyarınca,  
Yetimhane Vakfı’nın sözkonusu taınmazın meru maliki olacağından dolayı, sözkonusu  
malikliğe ilikin olarak yetkisinin olmayacağını belirtmektedir.  
Ayrıca Hükümet, ulusal mahkemeler tarafından alınan tedbir ne olursa olsun, sözkonusu  
taınmazın, her zaman, Türkiye’de bulunan Rum azınlığa ait olacağını belirtmektedir.  
Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yapılan karara düzeltme bavurusunun Danıtay  
tarafından Vakıflar Genel Müdürlüğü lehine kabul edilmesi varsayımında bile amaçlarına  
uygun olarak, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından Yetimhane Vakfı adına yönetilmesi  
nedeniyle, Hükümet, sözkonusu taınmaz üzerinde sınırlı yetkilere sahip olacaktır.  
Sözkonusu koullarda, Hükümet’e göre, tazminat ödenmesi, sözkonusu zararın telafisi için en  
uygun tek yolu oluturmaktadır. Sözkonusu tazminat, taınmazın ve yetimhane binasının  
değerini kapsayacaktır. Bu bağlamda, maddi tazminat ile ilgili olarak, Hükümet, bavuran  
tarafından belirlenen bilirkiiler tarafından yapılan incelmelere itiraz etmektedir ve yapılan  
değerlendirmelerin aırı ve kabuledilemez olduğuna hükmetmektedir. Hükümet, ayrıca, ilgili  
tarafından sözkonusu taınmazın hiçbir zaman kullanılmaması nedeniyle, taınmazından  
faydalanamamasından dolayı bavurana ödenmesi gereken bir miktarın bulunmadığını  
savunmaktadır. Hükümet, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından tapu iptal davası açıldığı  
sırada belirtilen miktara bavuranın karı çıkmadığını hatırlatmaktadır.  
Sözkonusu miktar 1.100 Türk Lirası idi.  
Ayrıca Hükümet, 11 Eylül 2007 tarihinde gerçekletirilen ve 13 Mart 2009 tarihinde Đstanbul  
Valiliğine bağĐmar ve ehircilik Müdürlüğü’ne bağlı dört görevliden oluan Komisyon  
tarafından açıklanan ilk değerlendirmeyi belirtmektedir. Sözkonusu değerlendirmeye göre,  
taınmazın değeri, 10.830.856 TL’dir (yaklaık 5.014.285 Euro).  
Manevi tazminat ile ilgili olarak, Hükümet, mevcut davada ihlal tespitinin yeterli adil tatmin  
oluturduğu kanaatindedir.  
4
3. AĐHM’nin takdiri  
AĐHM, bir ihlal tespit edilen bir kararın, Savunmacı Devlet’e sözkonusu ihlale son verme ve  
olabildiğince ihlalden önce içinde bulunduğu duruma tekabül edecek ekilde ihlalin  
sonuçlarını ortadan kaldırma hukuki yükümlülüğünü getirdiğini hatırlatmaktadır (bkz,  
örneğin, Brumarescu-Romanya, (adil tatmin), bavuru no: 28342/95).  
Bir davada Sözlemeye taraf olan devletler, ihlale hükmedilen bir kararın gereklerini yerine  
getirmek için kullanacakları yolları seçmekte ilke olarak özgürdürler. Bir kararın infazının  
yöntemleri hakkındaki sözkonusu takdir yetkisi, AĐHS tarafından Sözlemeye taraf olan  
devletlerin birincil yükümlülüğü olan insan haklarına saygı yükümlülüğünün (1. madde) cüzü  
olan seçme hakkının bir ifadesidirĐhlalin niteliği bir restitutio in integrum uygulama imkanı  
sağlıyorsa, AĐHM’nin bu konunda ne yetkisi ne elverili bir imkanı bulunduğundan restitutio  
in integrum gerçekletirmek Savunmacı Devlet’e dümektedir. Buna karın ayet, ulusal  
hukuk ihlalin sonuçlarını ortadan kaldırma imkanı tanımıyorsa ya da yalnızca bir kısmını  
ortadan kaldırıyorsa, AĐHS’nin 41. maddesi gerekirse AĐHM’ye, kendisine uygun gelen  
tazminatın mağdur tarafa ödenmesine hükmetme yetkisi sunmaktadır.  
Mevcut davada, AĐHM, davanın, hukuki bir kararla bavuranın tapusunun iptaline ilikin  
olduğunu gözlemlemektedir. Bavuran tarafından 1902 tarihinde satısözlemesi yoluyla  
edinilen bir taınmaz sözkonusudur. 1903 yılında mülkün kullanım hakkı, Yetimhane  
Vakfı’na geçmitir. Sözkonusu geçitapu kaydında belirtilmitir. Buna karın tapu kaydında,  
bavuran, sözkonusu taınmazın “sahibi” olarak geçmeye devam etmitir.  
Esasa ilikin kararında, ihtilaflı taınmazın bavurana ait olduğunu kabul eden AĐHM,  
bavuranın tapusunun iptal edilmesinin bavuranın mallarına saygı hakkına yönelik bir ihlal  
oluturduğu kanaatindedir. Ayrıca AĐHM, bavuranın tapusunu iptal eden ulusal  
mahkemelerin, ihtilaflı taınmazın malikliğinin, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından  
faaliyetlerini durdurması nedeniyle “mazbut” olarak değerlendirilen Yetimhane Vakfı’na  
devredilmesine karar verdiğini kaydetmektedir. Sonuç olarak AĐHM, taınmazın artık  
bavurana ait olmadığı ve Babakanlık hamiliğinde, sözkonusu Genel Müdürlük tarafından  
yönetilecek bir kamu binası olacağı sonucuna ulatır.  
Esasa ilikin kararında, AĐHM, mülkiyetten yoksun bırakmanın keyfi olup olmadığı hususuna  
ilikin bir hükme varmamıolsa da esasa ilikin görülerini sunmutur:  
“…sözkonusu taınmazın, uzun seneler boyunca belirli bir kullanım amacına tahsis edildiği göz önüne alınsa  
bile, hiçbir halde, sözkonusu tahsisin, mülkiyet hakkının içeriğinin boaltılmasını gerektirdiğini düündürecek  
bir durum bulunmamaktadır. Savunmacı Hükümet’in sözkonusu taınmazın tahsis edildiği amacını korumak  
istemesi kendi baına bir sorun tekil etmemekle beraber, AĐHM, Türk yetkililerin, bavurana uygun bir tazminat  
ödemeksizin bavuranı bu ekilde malından yoksun bırakamayacaklarına kanaat getirmektedir. Zira mevcut  
davada bavuranın hiçbir ekilde tazminat almadığını saptamak gerekmektedir.  
Bu koullarda, mülkten yoksun bırakmanın yasa ile öngörülmüolduğunu ve kamu yararı amacına hizmet  
ettiğinin ispat edildiği varsayılsa dahi AĐHM, mülkiyet hakkının korunması ile kamu yararının gerekleri arasında  
hüküm sürmesi gereken adil dengenin bozulduğu ve bavuranın alıılmıın dıında ve ölçüsüz bir yüke  
katlanmak zorunda kaldığı kanaatindedir. Bu durumda, 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesi ihlal edilmitir.”  
Sözkonusu görüler ıığında, AĐHM, ihtilaflı taınmazın bavuran adına yedinden tescil  
edilmesinin, bavuranı, 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesinin gerekleri ihlal edilmemiꢀ  
olsaydı içinde bulunacağı duruma mümkün olduğunca denk gelen bir duruma getireceği  
5
kanaatindedir. Bu bağlamda, AĐHM, Hükümet’in tazminat ödenmesinin sözkonusu zararın  
tazmini için tek uygun yol olduğuna dair olan argümanını izleyemeyecektir.  
Ayrıca AĐHM, “kanunların kabul edilmesini müteakip [vakıfların yönetimine ilikin  
düzenleme] Yetimhane Vakfı’nın herhangi bir maliklik sıfatı belirtmediğine özel bir önem  
atfetmektedir” (esasa ilikin karar).Bu bağlamda, AĐHM, sözkonusu taınmazın Yetimhane  
Vakfı adına tescil edilmesini hiçbir zaman talep etmediklerine dair Yetimhane Vakfı Genel  
Kurulu’nun mektubunu dikkate almaktadır.  
Sonuç olarak AĐHM’ye göre, özü itibariyle, 1 No’lu Ek Protokol’ün 1. maddelerinin  
gereklerine aykırı olduğuna hükmedilen bir durumu kabul etmeye yönelik olduğundan  
bavurana tazminat ödenmesi yeterli telafi yöntemi olarak kabul edilemez. Ayrıca AĐHM,  
belli bir taınmazları bulunan ve belli sayıda öğrencilere burs veren Yetimhane Vakfı’nın  
“mazbut” ilan edilemeyeceği değerlendirmesinde bulunan Danıtay Dava Daireleri  
Kurulu’nun 4 Aralık 2008 tarihli kararını dikkate almaktadır.  
Nitekim AĐHM, Bozcada Kimisis Teodoku Rum Ortodoks Kilisesi Vakfı – Türkiye no:2  
(Bavuru no:37646/03, 37665/03, 37992/03, 37993/03, 37996/03, 37998/03, 37999/03 ve  
38000/03) kararında, kendilerine özgü özellikleri olan taınmaz olduğundan, Bozcaada Rum  
Mezarğı, kilise ve eski manastırın iadesinin, en uygun tek telafi yöntemi olduğuna  
hükmettiğini hatırlatmaktadır (bkz, mutatis, mutandis,Vontas vd-Yunanistan, bavuru no:  
43588/06, 5 ubat 2009). AĐHM, bavurana ait mamelek olarak ihtilaflı taınmazın önemi göz  
önüne alındığında, sözkonusu değerlendirmelerin mutatis mutandis mevcut davaya  
uygulanacağını gözlemlemektedir (mutatis, mutandis, Vontas vd-Yunanistan, bavuru no:  
43588/06, 5 ubat 2009).  
Sonuç olarak AĐHM’ye göre, ibu davada, tapu kaydının bavuran adına yeniden tescil  
edilmesi, bavuranın maruz kaldığı zararın telafisi için en uygun tek yolu oluturmaktadır.  
Dolayısıyla olası bir tazminat miktarına hükmetmeye gerek yoktur.  
Manevi tazminat ile ilgili olarak, AĐHM, mülkiyetinden yoksun bırakılma karısında  
yoksunluk ve sıkıntı yaaması nedeniyle bavuranın AĐHS’nin ihlalinden dolayı belli bir  
manevi zarara uğradığı kanaatindedir. AĐHM, hakkaniyete uygun olarak, bavurana, 6.000  
Euro manevi tazminat ödenmesine hükmetmektedir.  
B. Yargılama masraf ve giderleri  
Bavuran, ulusal mahkemeler önünde yapmıolduğu masraflar için 53.651.12 TL talep  
etmektedir. Đddialarını desteklemek için bavuran, 2009/6244 sayılı dosya (dosya no: 2005/E  
ve 2005/40K) çerçevesinde, 20 Nisan 2005 tarihinde, Adalar Mahkemesi tarafından  
hükmedilen bir borç ödemesine ilikin bir makbuzu sunmaktadır. Bavuran, ayrıca, ulusal  
mahkemeler ve AĐHM önündeki yargılamalarda yapmıolduğu tüm yargılama masraf ve  
giderleri için 50.000 Euro talep etmektedir. Bavuran, avukatlık ücret tarifesini ve savunmada  
avukatı tarafından gerçekletirilen çalımaların dökümünü belge olarak sunmaktadır.  
Hükümet, iddiaların makul olmadığına kanaat getirmektedir. Hükümet, yargılama masraf ve  
giderleri ile ilgili olarak, talep edilen miktarın aırı olduğu ve yeterli belgelerle  
desteklenmediği kanısındadır.  
6
AĐHM içtihadına göre bir bavuran yargılama masraf ve giderlerinin geri ödemesini ancak  
gerçekliği, gerekliliği ve oranlarının makul yapısı ortaya konduğu sürece elde edebilir. Ayrıca  
AĐHM, AĐHS’nin ihlal edildiği tespitinde bulunduğunda, sözkonusu ihlali önlemek veya  
gidermek için giriimlerde bulunduğunda, ulusal mahkemeler önünde yapmıolduğu  
yargılama masraf ve giderlerine ilikin bavurana ödeme yapılmasına hükmetmez.  
Ulusal mahkemeler önünde yapılan masrafların miktarı ile ilgili olarak, iddiaların, AĐHM Đç  
Tüzüğünün 60. Maddesinin gereklerini tamamen karılayacak ekilde belgelendirildiği  
muğlaktır. Nitekim AĐHM, avukatlık ücretine ilikin miktarı da aırı bulmaktadır. AĐHM,  
harcamaların bir kısmının ödenmesine hükmetmektedir. Dava koulları dikkate alındığında  
bavurana 20.000 Euro ödenmesinin uygun olduğu kanaatindedir.  
C. Gecikme faizi  
AĐHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına üç  
puanlık bir artıın ekleneceğini belirtmektedir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1 a) AĐHS’nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinletiği tarihten itibaren üç ay içinde  
Savunmacı Devlet tarafından ihtilaf konusu taınmazın tapu sicilde bavuran adına yeniden  
tescil edilmesine;  
b) AĐHS’nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinletiği tarihten itibaren üç ay içinde,  
ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirası’na çevrilmek üzere Savunmacı Devlet  
tarafından bavurana aağıdaki miktarların ödenmesine;  
(i) her türlü vergiden muaf tutularak 6.000 Euro (altı bin Euro) manevi tazminat  
(ii)her türlü vergiden muaf tutularak 20.000 Euro (yirmi bin Euro) yargılama masraf ve  
gideri  
c) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet  
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan  
fazlasına eit oranda basit faiz uygulanmasına;  
2. Adil tatmine ilikin diğer tüm taleplerin reddine;  
KARAR VERMĐꢀTĐR.  
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.  
paragraflarına uygun olarak 15 Haziran 2010 tarihinde yazılı olarak bildirilmitir.  
7