AĐHM’nin, bu kez sözkonusu mülkiyetten yoksun bırakma iꢀleminin 1 No’lu Ek Protokol’ün
1. maddesinde ifade edilen ikinci kural anlamında ‘kamu yararı amacı’ gibi meꢀru bir amaç
taꢀıyıp taꢀımadığını incelemesi gerekmektedir.
Hükümet baꢀvuranın tapu senedinin iptalinin ihtilaf konusu taꢀınmazın baꢀlangıçtaki tahsis
amacının korunması ihtiyacından kaynaklandığını savunmaktadır. Hükümete göre bu nedenle
sözkonusu karar meꢀru bir amaca matuftu.
Hükümet tarafından ileri sürülen tahsis amacının artık bir manasının kalmadığını ileri süren
baꢀvuran mülkiyetine el konulmasının hiçbir meꢀru bir amaç taꢀımadığını iddia etmektedir.
Baꢀvuran, esasen Đstanbul’da çok az sayıda yetim Rum çocuğunun kaldığını, bunların da daha
elveriꢀli binalarda barındırıldığını belirtmektedir. Đlgili ayrıca, vakfın amacının ortadan
kalkmasına rağmen, mülk sahibini mülkünden mahrum etmenin kamu düzenine hangi ꢀekilde
hizmet ettiği hususunun Hükümet tarafından izah edilmediği kanaatindedir.
AĐHM, “kamu yararı” kavramını
doğası niteliği hep geniꢀ bir kavram olarak
değerlendirdiğini hatırlatır. Özellikle mülkiyetten yoksun bırakma hususundaki yasaların
kabul edilmesi kararı, çoğu zaman politik, ekonomik ve sosyal sorunların incelenmesini
kapsamaktadır. Ekonomik ve sosyal bir politika izlemek için yasa koyucunun geniꢀ bir
özgürlüğünün olmasının normal olduğuna kanaat getiren AĐHM, yargısının makul bir
dayanaktan yoksun olmaması kaydıyla, yasa koyucunun “kamu yararının” gereklerini
belirleme ꢀekline saygı duymaktadır (James ve diğerleri-Birleꢀik Krallık, 21 ꢁubat 1986
tarihli karar; Pressos Compania Naviera S.A. ve diğerleri-Belçika, 20 Kasım 1995 tarihli
karar; Broniowski-Polonya, baꢀvuru no: 31443/96).
AĐHM, her ꢀeyden önce, Adalar Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından dava konusu
müdahaleyi haklı kılmak için gösterilen gerekçelerden birinin, tarihi bir öneme sahip
sözkonusu taꢀınmazı sağlamlaꢀtırmak için sahibinin gerekli tedbirleri almaması olduğunu
gözlemlemektedir. Ancak mevcut dava bağlamında böyle bir amacın geçerli olmadığı
anlaꢀılmaktadır, zira ne ulusal mahkemeler ne Hükümet, sözkonusu bina için de geçerli
olduğu üzere kültürel, mimari veya tarihi bir değere sahip taꢀınmaz mallar sözkonusu
olduğunda, özellikle mimari mirasın korunmasına yönelik olarak alınması gereken tedbirleri
içeren koꢀulları belirleyen ilgili mevzuattan faydalanmıꢀtır (Bkz, mutatis mutandis, sözü
edilen Beyeler; SCEA Ferme de Frensoy-Fransa, baꢀvuru no: 61093/00 son olarak
Debelianovi-Bulgaristan, baꢀvuru no: 61951/00, 29 Mart 2007).
AĐHM’nin, Türk Devletinin, vakıfların statüsüne ve sahip oldukları mallara iliꢀkin hukuki bir
sorunu çözmek durumunda kaldığı hususunda tereddütü bulunmamaktadır. Nitekim, AĐHM,
Sözleꢀmeci Devletlerin vakıflar gibi tüzel kiꢀiler tarafından taꢀınmaz mal edinilmesine iliꢀkin
rejimi düzenleme konusunda geniꢀ bir takdir yetkisine sahip olduklarını hatırlatmaktadır. Bu
durumda, Sözleꢀmeci Devletler, genel menfaate uygun olarak, açıklanan hedef ve amaçların
gerçekleꢀmesini, kamu düzenini ve vakfın üyelerinin çıkarlarını gözetecek tedbirleri hayata
geçirebilirler. (Fener Rum Erkek Lisesi Vakfı-Türkiye, baꢀvuru no: 34478/97).
Sonuç olarak, 1936 beyannamesinden altmıꢀ bir yıldan fazla bir süre sonra 1997 yılında tapu
iptal davasının açılması, ihtilaflı tedbirin alınmasını gerekli kılan gerekçelere iliꢀkin soru
iꢀaretlerine neden olsa da, bu tek baꢀına, vakıflar kanununun “kamu yararı amacına” hizmet
etme genel amacının meꢀruiyetini ortadan kaldırmaz. (Bkz. Yunanistan’ın Eski Kralı).
d) Müdahalenin orantılılığı
9