COUNCIL  
AVRUPA  
OF E U R O P E  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐKĐNCĐ DAĐRE  
FATMA TUNÇ – TÜRKĐYE (no. 2)  
(B a vuru no. 18532/05)  
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
STRAZBURG  
13 Ekim 2009  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecektir.  
ekli düzeltmelere tabi olabilir.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın  
adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri  
Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari  
olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USUL  
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 18532/05 no’lu davanın nedeni, Fatma Tunç  
(“bavuran”) adlı T.C. vatandaının, Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 15 Nisan 2005  
tarihinde, Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilikin Sözleme’nin (“Avrupa  
Đnsan Hakları Sözlemesi’nin - AĐHS”) 34. maddesi uyarınca yapmıolduğu bavurudur.  
Bavuran Đstanbul Barosu avukatlarından F. KarakaDoğan tarafından temsil edilmitir.  
OLAYLAR  
1980 doğumlu bavuran Kocaeli’de ikamet etmektedir.  
Bavuran 10 Ekim 2001 tarihinde yasadıı örgüt üyesi olduğu üphesiyle Đstanbul’da  
yakalanmıtır. 14 Ekim 2001 tarihinde Cumhuriyet Savcısı’nın müsaadesiyle avukatı ile kısa  
süreliğine (5 dakika) görüebilmitir.  
Polis, 14 Ekim 2001 tarihinde, avukatı bulunmaksızın bavuranın ifadesini almıtır.  
Bavuran, verdiği ifadede, hakkındaki suçlamaları kabul etmi, yasadıı örgütle olan  
bağlantılarına ilikin ayrıntılı bilgi vermitir. Daha sonra, bavuran 16 Ekim 2001 tarihinde,  
önce Cumhuriyet Savcısı’nın, ardından Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi sorgu hakiminin  
huzuruna çıkarılmıtır. Bavuran Cumhuriyet Savcısı huzurunda yasadıı örgüt üyesi  
olduğunu kabul etmitir. Sorgu hakimi tarafından sorgulanması sırasında ise hakkındaki  
suçlamaları reddetmitir. Sorgu hakimi bavuranın sorgulanmasının ardından tutuklu olarak  
yargılanmasına karar vermitir.  
Cumhuriyet Savcısı 23 Kasım 2001 tarihinde, Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi’ne,  
bavuranı Türk Ceza Kanunu’nun 168/2 maddesiyle Terörle Mücadele Kanunu’nun 5.  
maddesi uyarınca yasadıı silahlı örgüte üye olmakla suçlayan bir iddianame sunmutur.  
Đstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi 4 Mart 2004 tarihinde, bavuranın polise verdiği  
ifadeyle diğer delillere dayanarak bavuranı suçlu bulmu, on iki yıl altı ay hapis cezasına  
çarptırmıtır. Yargıtay 11 Kasım 2004 tarihinde bavuranın itirazını reddetmitir.  
Bavuran 7 Ekim 2005 tarihinde cezaevinden salıverilmitir.  
HUKUK  
I. AĐHS’NĐN 6. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
Bavuran AĐHS’nin 6/3 (a), (b) ve (c) maddesi uyarınca, gözaltındayken avukat yardımı  
alamadığından, avukatı yanında olmaksızın alınan ifadesinin de davayı gören mahkeme  
tarafından mahkumiyetine karar verilirken kullanıldığından ikayetçi olmutur.  
Hükümet, bavuranın, AĐHS’nin 35/1 maddesinin öngördüğü altı aylık süre kouluna  
uymağını savunmutur. Hükümet’e göre, bavuranın, AĐHM’ye bavurusunu, Đstanbul  
Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde 10 Aralık 2001 tarihinde görülen ilk durumanın ardından  
altı ay içinde yapması gerekirdi. Esasa ilikin olarak, Hükümet, bavuranın, gözaltındayken  
14 Ekim 2001 tarihinde avukatıyla görüolduğunu belirtmitir.  
1
AĐHM, bir davanın adil olup olmadığının belirlenmesinde, davanın bütününün göz önünde  
bulundurulması gerektiğini anımsatır (John Murray - Đngiltere). Mevcut davada bavuran  
AĐHM’ye bavurusunu, AĐHS’nin 35/1 maddesinin gerektirdiği gibi, Yargıtay’ın 11 Kasım  
2004 tarihinde kesinleen kararının peinden altı ay içinde yapmıtır. Sonuç olarak  
Hükümet’in itirazı kabul edilmemitir.  
AĐHM bavurunun bu kısmının AĐHS’nin 35/3 maddesi çerçevesinde dayanaktan yoksun  
olmadığını kaydeder. Ayrıca AĐHM, baka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru  
bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle bavuru kabuledilebilir niteliktedir.  
AĐHM, tarafların sundukları belgelerde, bavuranın avukatıyla 14 Ekim 2001 tarihinde,  
16.40-16.45 arasında bedakika görüğünü gözlemlemitir. AĐHM bu bağlamda Salduz  
kararında ([BD], 36391/02), ceza davasının hazırlığında, soruturma aamasının önemini  
vurguladığını anımsatır. Zira bu aama esnasında toplanan deliller suçun davada ele alınacağı  
çerçeveyi belirler. AĐHS’nin 6/1 maddesi, adil yargılanma hakkının yeterince “uygulanabilir  
ve etkili” olabilmesi için, belirli davaların özel koullarında bu hakkın kısıtlanmasını  
gerektirecek zaruri sebepler olmadığı sürece, kural olarak, üphelinin, polisin ilk  
sorgulamasından itibaren avukata eriebilmesini gerektirir. Yukarıda belirtilenler ile 3842  
Sayılı Kanun’un 31. maddesi doğrultusunda, avukata eriimle ilgili olarak uygulanan  
kısıtlamanın sistematik olduğu ve devlet güvenlik mahkemelerinin yetkisine giren suçlarla  
bağlantılı olarak gözaltında bulunan herkese uygulandığı göz önünde bulundurulduğunda,  
AĐHM, bavuranın gözaltındayken avukatıyla görümesine karın, bu görümenin AĐHS  
standartlarına göre yeterli olmadığı sonucuna varmıtır.  
AĐHM ayrıca, Salduz davasında gözaltında hukuki yardım alınamamasına ilikin meseleyi  
incelediğini, AĐHS’nin 6/1 maddesiyle bağlantılı olarak 6/3 (c) maddesinin ihlal edildiğini  
gözlemler. AĐHM mevcut davayı incelemi, Salduz kararında tespit ettiği bulguların dıına  
çıkılmasını gerektirecek özel koullar tespit etmemitir.  
Bu nedenle bu davada AĐHS’nin 6/1 maddesiyle bağlantılı olarak 6/3 (c) maddesi ihlal  
edilmitir.  
II. AĐHS’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐA EDĐLEN DĐĞER MADDELERĐ  
Bavuran ayrıca 6. madde uyarınca, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından  
yargılanmadığını iddia etmitir. AĐHS’nin 13. ve 14. maddeleri uyarınca, ikayetleri  
doğrultusunda etkili bavuru yolu bulunmadığını ileri sürmütür.  
AĐHM dava dosyasında bavuranın iddialarını destekleyecek veya bu hükümlerin ihlalini  
tekil edecek hiçbir unsur görememektedir. Bu nedenle bavurunun bu kısmının AĐHS’nin  
35/3 ve 4. maddeleri çerçevesinde dayanaktan yoksun olduğu için reddedilmesi gerekir.  
III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI  
Bavuran 5,000 Euro maddi tazminat, 15,000 Euro manevi tazminat talep etmitir.  
Bavuran ayrıca, yargılama masrafları için 2,000 Euro, avukatlık masrafları için 5,000 Euro  
talep etmi, taleplerini desteklemek için vekalet sözlemesini sunmutur.  
2
AĐHM tespit edilen ihlal ile meydana geldiği iddia edilen maddi zarar arasında illiyet bağı  
görememektedir. Bu nedenle bu talebi reddeder. Manevi tazminatla ilgili olarak, hakkaniyete  
uygun surette bavurana 1,500 Euro ödenmesine hükmeder.  
AĐHM ayrıca en uygun tazmin biçiminin, bavuranın, talep etmesi halinde, AĐHS’nin 6/1  
maddesinin koullarıyla uyumlu olarak yeniden yargılanması olacağı kanısındadır (bkz.  
Salduz). AĐHM’nin içtihadına göre, yargılama giderleri, ancak gerçekliği ve gerekliliği  
kanıtlandığı ve makul bir meblağ olduğu takdirde bavurana geri ödenir. Bu davada, AĐHM,  
sahip olduğu belgeler ve yukarıda belirtilen ölçütler ıığında, bu balık altında 1,000 Euro  
tazminat ödenmesinin makul olduğu sonucuna varmıtır.  
AĐHM ayrıca gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere  
uygulağı faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğuna karar  
vermitir.  
AĐHM YUKARIDAKĐ GEREKÇELERE DAYANARAK, OYBĐRLĐĞĐYLE  
1. Bavurana hukuki yardım sağlanmamasına ilikin ikayetin kabuledilebilir olduğuna,  
bavurunun geri kalanının kabuledilemez olduğuna;  
2. Bavurana gözaltında hukuki yardım sağlanamaması nedeniyle, AĐHS’nin 6/1 maddesiyle  
bağlantılı olarak 6/3 (c) maddesinin ihlal edildiğine;  
3. (a) Savunmacı Devlet’in, bavurana, AĐHS’nin 44 § 2. maddesi uyarınca kararın  
kesinletiği tarihten itibaren üç ay içinde, uygulanabilecek her tür vergiyle beraber,  
ödeme gününde geçerli olan kur üzerinden Türk Lirası’na çevirerek izleyen meblağları  
ödemesine,  
(i) Uygulanabilecek her türlü vergi ile beraber 1,500 Euro (bin beyüz Euro) manevi  
tazminat,  
(ii) Bavurana uygulanabilecek her türlü vergi ile beraber mahkeme masrafları için  
1,000 Euro (bin Euro),  
(b) Yukarıda anılan üç aylık sürenin aılmasından ödeme gününe kadar geçen süre için  
Avrupa Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere uyguladığı faiz oranına üç puan  
eklemek suretiyle elde edilecek oranın gecikme faizi olarak uygulanmasına;  
5. Bavuranın adil tazmin talebinin kalan kısmının reddine,  
KARAR VERMĐꢀTĐR.  
Đꢀbu karar Đngilizce hazırlanmı, AĐHM Đç Tüzüğü’nün 77 §§ 2. ve 3. maddeleri uyarınca  
13 Ekim 2009 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmitir.  
Françoise Elens-Passos  
Zabıt Katibi Yardımcısı  
Françoise Tulkens  
Bakan  
3