CONSEIL  
AVRUPA  
DE L’EUROPE  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐKĐNCĐ DAĐRE  
FATĐH YÜRÜK -TÜRKĐYE DAVASI  
(Bavuru no:4930/05)  
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
STRAZBURG  
6 Nisan 2010  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecektir. ekli  
düzeltmelere tabi olabilir.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2010. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın  
adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri  
Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari  
olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USUL  
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (4930/05) no’lu davanın nedeni, T.C. vatandaı  
Fatih Yürük’ün (bavuran) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 06 Ocak 2005 tarihinde  
Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilikin Sözleme’nin (Avrupa Đnsan  
Hakları Sözlemesi - AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapmıolduğu bavurudur.  
Bavuran, Van Barosu avukatlarından C. Demir tarafından temsil edilmektedir.  
OLAYLAR  
I. DAVANIN KOULLARI  
Bavuran 1983 doğumludur ve Van’da ikamet etmektedir.  
4 Temmuz 2004 tarihinde, bavuran, askerlik hizmeti süresince yakalandığını iddia ettiği bir  
hastalık nedeniyle (Hepatit B) tazminat elde etmek amacıyla Askeri Yüksek Đdare Mahkemesi  
önünde adli yardımdan yararlanma talebinin kabul edilmesi talebiyle Milli Savunma  
Bakanğı hakkında dava açmıtır. Hastalık askerlik hizmeti sırasında ortaya çıkmıve  
bavuranın askerlik hizmetine devam edemeyeceği ilan edilmitir.  
11 Ağustos 2004 tarihinde, Askeri Yüksek Đdare Mahkemesi, bavuranın davasının  
yerindeliğini gösteren yeterli unsurların bulunmadığı gerekçesi ile ve bavuran tarafından  
sunulan fakirlik belgesinin, ihtiyar heyetinin iki üyesinin imzasının da olması gerekirken  
yalnızca muhtar tarafından imzalanması gerekçesi ile adli yardımdan yararlanmasının kabulü  
talebini reddetmitir.  
16 Ağustos 2004 tarihli bir mektupla, Askeri Yüksek Đdare Mahkemesi Genel Sekreterliği,  
mahkeme harcını yatırmak için bavuranın otuz günlük süresi olduğu ve tanınan sürede  
ödemenin yapılmaması durumunda, davanın açılmamıilan edileceği hususunda bavuranı  
bilgilendirmitir.  
24 Ağustos 2004 tarihinde, bavuran, bu kez Van Valiliği Đl Đdare Kurulu tarafından verilen  
fakirlik belgesi ile yeni bir adli yardım talebinde bulunmutur. 13 Temmuz 2004 tarihli  
sözkonusu belge, valilik birimlerince yürütülen çalımanın sonunda, bavuranın hiçbir  
malının olmadığını, gelir ve diğer kaynaklardan yoksun olduğunu ve sonuç olarak yoksul  
olduğunu göstermekteydi.  
15 Eylül 2004 tarihli bir kararla, Askeri Yüksek Đdare Mahkemesi, yasal koulların bir araya  
gelmediği gerekçesi ile bavuranın talebini yeniden reddetmive 2.445.300.000 TL  
tutarındaki (yaklaık 1.280 Euro) mahkeme harcını ödenmek için bavurana yeniden otuz  
günlük süre verilmesine karar vermitir.  
Ödeme yapılmadığından, 22 Aralık 2004 tarihinde, Yüksek Đdare Mahkemesi, bavuranın  
davasını açılmamısayıldığını ilan etmitir.  
2
HUKUK  
I. AĐHS’NĐN 6/1 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
AĐHS’nin 1, 6 ve 13. maddelerine atıfta bulunarak, bavuran, adli yardım talebinin  
reddedilmesinin, mahkemeye eriim hakkını ihlal ettiğini ileri sürmektedir.  
Ayrıca bavuran, üyelerinin atanma ekli nedeniyle, Askeri Yüksek Đdare Mahkemesi’nin,  
AĐHS’nin 6/1 maddesi uyarınca bağımsız ve tarafsız bir mahkeme olmadığını ileri  
sürmektedir.  
A. Mahkemeye eriim kapsamında yapılan ikayet  
Bavuran, maddi imkansızlığı göz önüne alındığında, mahkeme harcının yüksek olmasından  
ve Askeri Yüksek Đdare Mahkemesi’nin adli yardım talebini reddetmesinden dolayısıyla  
mahkemeye eriim hakkının ihlal edilmesinden ikayetçi olmaktadır. Bavuran, özellikle,  
AĐHS’nin 1 ve 13. maddeleri ile 6/1 maddesine atıfta bulunmaktadır.  
Hükümet, bavuranın iddialarına itiraz etmektedir. Hükümet, hakimlerin her talep edildiğinde  
adli yardımı kabul etme zorunluluğu olmadığını hatırlatmaktadır. Hakimler kararlarını  
bağımsız olarak, sunulan kanıt unsurları temelinde vermektedirler.  
Ayrıca Hükümet, bavuranın bir avukat tarafından temsil edildiğini gözlemlemektedir ve dava  
sırasında ücret almadan bir kiiyi temsil eden her avukatın baroya haber vermesi gerektiğini  
ancak mevcut davada böyle bir durumun sözkonusu olmadığını belirtmektedir. Hükümet,  
bavuranın avukatını tutmak için yeterli geliri olduğu dolayısıyla da mahkeme harcını  
ödeyebileceği sonucuna ulamaktadır.  
AĐHM, bavuranın ikayetinin sadece AĐHS’nin 6/1 maddesi kapsamında inceleneceği  
kanaatindedir.  
AĐHM, bavuranın ödeme gücü dahil bir davanın özel koulları ıığında değerlendirilen  
masrafların tutarının ve sözkonusu sınırlamayı gerektiren yargılama safhasının, ilgilinin  
mahkemeye eriim hakkından yararlanıp yararlanmadığının belirlenmesinde dikkate alınacak  
etkenler olduğunu hatırlatmaktadır(bkz, sözü edilen Bakan).  
Mevcut davada bavuranın ödemesi gereken mahkeme harcı yaklaık 1.280 Euro idi.  
Sözkonusu miktar, olayların meydana geldiği dönemde yedi aylık asgari maatan fazlasına  
tekabül etmekte ve böylece hiçbir geliri olmayan bavuran için önemli bir miktar tekil  
etmekteydi.  
AĐHM, müteaddit defalar ibu davadakine benzer koulları olan davaları incelediğini  
gözlemlemektedir (bkz, diğerleri arasından, sözü edilen Bakan, Mehmet ve Suna Yiğit veya  
Mehmet Hüsni Tunç- Türkiye, bavuru no: 20400/03, 21 ubat 2008).  
Mevcut davada, AĐHM, önceki sonuçlardan sapmayı gerektirecek nitelikte hiçbir tespit ve  
argüman görememektedir. Dolayısıyla AĐHM, ikayeti kabuledilebilir ilan etmekte ve bu  
bağlamda AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiği sonucuna ulamaktadır.  
3
B. Askeri Yüksek Đdare Mahkemesi’nin bağımsızğı kapsamında yapılan ikayet  
AĐHM, Askeri Yüksek Đdare Mahkemesi’nin bağımsızlığı sorununa ilikin ikayetlere benzer  
ikayetleri daha önce incelediğini ve kabuledilemez ilan ettiğini hatırlatmaktadır (bkz, Yavuz-  
Türkiye, bavuru no: 29870/96, 25 Mayıs 2000).  
Önceki sonuçlarından sapmayı haklı kılan hiçbir koul bulunmadığından, AĐHM, AĐHS’nin  
35. maddesinin 3. ve 4. paragrafları uyarınca dayanaktan yoksun olduğu için ikayeti  
kabuledilemez ilan etmektedir.  
II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA  
A. Tazminat  
Bavuran, maruz kaldığı maddi ve manevi zarar için 180.000 TL (yaklaık 82.000 Euro) talep  
etmektedir. Sözkonusu miktar bavuranın ulusal mahkemeler önünde talep ettiği miktara  
tekabül etmektedir.  
Hükümet, sözkonusu miktara itiraz etmektedir.  
AĐHM, tazminat davasının sonunda, bavuranın davasının açılmamısayılması  
değerlendirilmesinde bulunulmasaydı ne olabileceği hususunda yorum yapamayacaktır.  
Bununla birlikte AĐHM, tazminat davasının yerindeliğine ilikin bir karar çıkma olasılığının  
reddedildiğini gözlemlemektedir.  
Hakkaniyete uygun olarak, AĐHS’nin 41. maddesi uyarınca AĐHM, bavurana 3.000 Euro  
manevi tazminat ödenmesine hükmetmektedir.  
Ayrıca AĐHM, tespit edilen ihlalin giderilmesi için prensip olarak en uygun yolun ilgilinin  
isteği üzerine yargılamanın yeniden açılması olacağı kanaatindedir (sözü edilen Mehmet Suna  
Yiğit, Mehmet Hüsni Tunç).  
B. Yargılama masraf ve giderleri  
Bavuran, ulusal mahkemeler önünde yapmıolduğu yargılama masraf ve giderleri için 26 TL  
(yaklaık 13 Euro) ve avukat atama bağı altında AĐHM tarafından ödenen tutarın yüzde  
yirmisini talep etmektedir. Bavuran, iç hukuktaki yargılama sırasında yapmıolduğu  
masraflara ilikin belgeler ile avukatlık ücret sözlemesini sunmaktadır.  
Hükümet, aırı ve mesnetten yoksun olduğuna hükmettiği bavuranın iddialarına karı  
çıkmaktadır. Hükümete göre, sözkonusu miktarlar gerçeği yansıtmamaktadır.  
AĐHM içtihadına göre bir bavuran yargılama masraf ve giderlerinin geri ödemesini ancak  
gerçekliği, gerekliliği ve oranlarının makul yapısı ortaya konduğu sürece elde edebilir.  
Mevcut davada sahip olduğu belgeleri ve yukarıda sözü edilen kriterleri göz önüne alan  
AĐHM, bavurana 500 Euro ödenmesinin makul olacağı kanaatindedir.  
4
C. Gecikme faizi  
AĐHM, gecikme faizinin Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı  
orana üç puanlık bir artıeklenerek belirlenmesine hükmetmektedir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1. Bavurunun mahkemeye eriim hakkı kapsamında yapılan ikayet ilikin kısmının  
kabuledilebilir geri kalan kısmının kabuledilemez olduğuna;  
2. AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;  
3. a) AĐHS’nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinletiği tarihten itibaren üç ay içinde,  
ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirası’na çevrilmek üzere, Savunmacı Devlet  
tarafından bavurana miktara yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf tutularak 3.000 Euro  
(üç bin Euro) manevi tazminat ve 500 Euro (beyüz Euro) yargılama masraf ve gideri  
ödenmesine;  
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet  
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan  
fazlasına eit oranda basit faiz uygulanmasına;  
4. Adil tatmine ilikin diğer tüm taleplerin reddine;  
KARAR VERMĐꢁTĐR.  
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.  
paragraflarına uygun olarak 06 Nisan 2010 tarihinde yazılı olarak bildirilmitir.  
5