AĐHM bu ꢀikayetin AĐHS’nin 35 § 3 maddesine göre açıkça dayanaktan yoksun kabul
edilemeyeceğini saptamıꢀtır. Bunun dıꢀında baꢀka hiçbir kabuledilemezlik gerekçesi ile
karꢀılaꢀılmadığından Mahkeme, sözkonusu ꢀikayeti kabuledilebilir bulmuꢀtur.
Baꢀvuran Yeni Evrensel gazetesi yazı iꢀleri müdürü sıfatıyla mahkum edilmesinin
ifade özgürlüğü hakkını ihlal ettiğini ileri sürmektedir.
Hükümet baꢀvuranın bu savına karꢀı çıkmaktadır. Baꢀvuranın ifade özgürlüğü
hakkında yönelik bir müdahalenin varlığını kabul etmekle birlikte Hükümet, bunun AĐHS’nin
10. maddesinin 2. paragrafıyla haklı kılındığını savunmaktadır.
AĐHM sözkonusu mahkumiyet kararının, Sözleꢀme’nin 10 § 1 maddesi ile güvence
altına alınan ifade özgürlüğü hakkına yönelik bir müdahale teꢀkil ettiği hususunun taraflar
arasında bir ihtilafa yol açmadığını belirtir. AĐHS’nin 10 § 2 maddesi uyarınca müdahalenin
yasa ile öngörüldüğüne ve toprak bütünlüğünün korunması gibi meꢀru bir amaç güttüğüne
yönelik bir itirazda da bulunulmamıꢀtır (Bkz. Yağmurdereli-Türkiye, no: 29590/96, 4 Haziran
2002). Bu durumda anlaꢀmazlık, müdahalenin “demokratik bir toplumda gerekli” olup
olmadığı sorusuna dayanmaktadır.
AĐHM, dava konusu makalede, makale yazarının “Türk-Kürt ve diğer milliyetlerden
tüm emekçilere” çağrıda bulunarak “ inkar ve baskı politikası” konusuna değindiğini “hukuki
eꢀitliğin tanınması” ꢀeklindeki açıklamalara yer verdiğini tespit etmektedir. Makale yazarına
göre “Anayasal ve fiili eꢀitliğin sağlanması önündeki tüm yasakların son bulması, asimilasyon
hedefli politikalardan vazgeçilmesi (…)” gerekmektedir.
DGM, Kürt sorununu ve Kürt kökenli insanlara uygulanan baskıyı tartıꢀma konusu
yapan bu türden makalelerin, TCK’nın 312 § 2. maddesi uyarınca ırk ve bölge ayrımcılığı
gözeterek halkı kin ve düꢀmanlığa sevk ettiğine kanaat getirmiꢀtir.
AĐHM iç mahkemeler tarafından belirtilen gerekçeleri dikkatle incelemiꢀ ve bu
gerekçelerin tek baꢀına, baꢀvuranın ifade özgürlüğü hakkına yapılan müdahaleyi haklı
kılmaya yeterli olamayacağı sonucuna varmıꢀtır (Bkz., mutatis mutandis, Sürek-Türkiye no:
24762/94, 8 Temmuz 1999). Ayrıca, yapılan incelemeden, bu makalenin ꢀiddeti, isyanı ya da
demokratik ilkelerin her türlü inkarını teꢀvik ettiği ꢀeklinde bir değerlendirilme yapılması için
bir neden görememektedir.
Diğer yandan AĐHM daha önce bu davanınkine benzer soruları gündeme getiren baꢀka
davalar da incelediğini ve AĐHS’nin 10. maddesinin ihlal edildiği sonucuna vardığını hatırlatır
(Bkz. özellikle, Đbrahim Aksoy-Türkiye no: 28635/95, 30171/96 ve 34535/97, Kızılyaprak-
Türkiye, no: 27528/95, 2 Ekim 2003). AĐHM mevcut davayı içtihatları ıꢀığı altında incelemiꢀ
ve terörle mücadeleye bağlı zorluklara karꢀın, Hükümetin davayı farklı ꢀekilde
sonuçlandıracak hiçbir tespit ve delil sunmadığını tespit etmiꢀtir. (Bkz. Đbrahim Aksoy, ve
Đncal-Türkiye, 9 Haziran 1998 tarihli karar, Derleme Kararlar ve Hükümler).
AĐHM ayrıca, baꢀvuran hakkında verilen mahkumiyet kararında sözkonusu durumda
verilebilecek olan en ağır cezanın, yani para cezasıyla beraber iki yıl hapis cezasının- bu ceza
daha sonra para cezasına çevrilmiꢀtir- verildiğini tespit etmektedir. Ayrıca, sözkonusu
gazetenin yayınının iki gün süreyle durdurulmasına karar verilmiꢀtir.
3