12 Ekim 1994 tarihinde Ege Üniversitesi Hastanesi’nde görevli bir nörolog tarafından
gerçekleꢀtirilen muayeneden sonra verilen 2 ꢁubat 1995 tarihli sağlık raporunda ise
baꢀvuranın çeper kemiğinde beꢀ gün iꢀ yapmasını engelleyecek bir hematom olduğu
belirtilmiꢀtir.
18 Ekim 1994 tarihli dördüncü rapor Đzmir Đnsan Hakları Derneği doktorlarının imzasını
taꢀımaktadır. Raporun fizyopatolojik kısmında, baꢀvuranın sağ kolunun arka kısmında 2x7cm
ebadında ve sağ ön kolda 2x3 cm ebadında ekimoz saptandığı belirtilmiꢀtir. Raporun
psikopatolojik kısmında ise, post travmatik nevroz tanısına uygun düꢀebilecek uykusuzluk,
bellek kaybı, konsantrasyon eksikliği, kaygı ve korku bulguları saptandığı belirtilmiꢀtir.
Yukarıda söylenenler ıꢀığında, AĐHM, üçüncü ve dördüncü sağlık raporlarının inandırıcılığına
itiraz eden Hükümet’in görüꢀünü paylaꢀmamaktadır. Zira sözkonusu olan üçüncü ve dördüncü
sağlık raporları aslında ilk iki raporu destekler nitelikte olduğundan doktorların dürüstlüğü ve
yetkileri ꢀüphe götürmemektedir.
AĐHS’nin 3. maddesinin ihlalinin kanıtlanması için gerekli delil düzeyi açısından ise (Ölmez-
Türkiye, baꢀvuru no: 39464/98, 20 ꢁubat 2007) AĐHM, sağlık raporlarının Komiser S.Ç.’nin
baꢀvuranın saçını çektiği, kolunu çimdiklediği ve baꢀına vurduğu iddialarına yeterince
inandırıcılık kazandırdığı kanaatine varmaktadır.
Mevcut davada Komiser S.Ç.’nin sözkonusu davranıꢀının baꢀvuranın sözlü saldırısından ya
da tokat atmasından kaynaklandığı muğlaktır. Önemli olan S.Ç. tarafından uygulanan fiziksel
gücün gerekli ve orantılı olup olmadığının araꢀtırılmasıdır. Bu bağlamda AĐHM, meydana
gelen yaralanmalara ve olaylara özgü koꢀullara büyük önem atfetmektedir (R.L. ve M.-J.D.).
Bu koꢀullarda AĐHM, Komiser S.Ç.’nin olayların meydana geldiği anlarda aꢀırı kızgın olan
baꢀvuranı önlemek için harekete geçtiğini varsaymaya hazırdır. Ancak bu durum, basit bir
dernek sorunu için çağrıldığı karakolda baꢀvuranın tek bayan olduğu gerçeğini değiꢀtirmez.
Ayrıca AĐHM, baꢀvuranın sonunda bir komiser ile kavga etmesine neden olan koꢀulların tam
olarak ne olduğunu anlamakta zorluk çekmektedir zira dosyada baꢀvuranı ꢀiddet kullanma
noktasına getiren olaylarla ilgili hiçbir ꢀey bulunmamaktadır.
Ne olursa olsun, tokatlanmıꢀ olmanın etkisinde olsa bile Komiser S.Ç.’nin kendisine bağlı
çalıꢀanların yanında baꢀvuranı beꢀ gün iꢀ göremez duruma getirecek ꢀekilde saldırmanın
dıꢀında daha sağduyulu davranması gerekirdi.
Mevcut davada, aꢀağılayıcı ve maruz kalan kiꢀide orantısız ölçüde korku ve zayıflık hissi
uyandırabilecek bir davranıꢀ sözkonusu olup, gerektiği kadar güç kullanmadan söz etmek
mümkün değildir. (kıyaslayınız, R.L. ve M.-J.D., Rehbock-Slovenya, baꢀvuru no: 29462/95).
Sonuç olarak AĐHS’nin 3. maddesi esası bakımından ihlal edilmiꢀtir.
2. AĐHS’nin 13. maddesine riayet edilmesine iliꢀkin
Konuya iliꢀkin ilkelerden doğan içtihatlar ıꢀığında, mevcut davada, AĐHM, baꢀvuranın
AĐHS’nin 3. maddesine dayanan “savunabilir” ꢀikayeti karꢀısında hukuki mercilerin tepkisi
göz önüne alarak, sadece AĐHS’nin 13. maddesi ile tanınan tazmin hakkından baꢀvuranın
7