COUNCIL  
OF EUROPE  
AVRUPA  
KONSEYĐ  
EUROPEAN COURT OF HUMAN RIGHTS  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐKĐNCĐ D A ĐRE  
FAHRETTĐN AYDIN – TÜRKĐYE DAVASI  
(B a vuru no. 31695/02)  
KARAR  
STRAZBURG  
29 Ocak 2008  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2. maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde  
kesinleecektir. ekli düzeltmelere tâbi olabilir.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2008. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın  
adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri  
Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari  
olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
FAHRETTĐN AYDIN – TÜRKĐYE KARARI  
USUL  
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 31695/02 no’lu davanın nedeni T.C. vatandaı  
Fahrettin Aydın’ın (“bavuran”) Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 6 Haziran 2002  
tarihinde Avrupa Đnsan Hakları Sözlemesi’nin (“Sözleme”) 34. maddesi uyarınca yapmıꢀ  
olduğu bavurudur.  
Bavuran, AĐHM önünde Diyarbakır Barosu avukatlarından E. Talay tarafından temsil  
edilmitir.  
OLAYLAR  
DAVANIN KOULLARI  
Bavuran 1963 doğumludur ve Diyarbakır’da yaamaktadır. Eğitim-Sen üyesi bir tarih  
öğretmeni olan bavuran, somut bavuruya yol açan olaylar yaandığında Diyarbakır Atatürk  
Lisesi’nde görev yapmaktaydı.  
26 ve 27 Ekim 1998 tarihlerinde Eğitim-Sen’in bağlı olduğu KESK’in Diyarbakır  
ubesince yapılan çağrıyla, sendikalı devlet memurlarının olağanüstü hal bölgesi dıındaki  
diğer görevlere atanmasını protesto etmek amacıyla bavuran iyerine, üzerinde “Sürgünler  
bizi korkutamaz – KESK Diyarbakır” sloganı yazan bir rozet takarak gelmitir.  
28 Mayıs 1999 tarihinde 285 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 4 (g) maddesi  
uyarınca Olağanüstü Hal Bölge Valisi kararı ile Milli Eğitim Bakanlığı bavuranı  
Giresun’daki bir okula tayin etmitir.  
Bavuran Diyarbakır Đdare Mahkemesi’ne bavurarak Giresun’a tayininin iptal  
edilmesini istemitir. Mahkeme 14 Haziran 2000 tarihinde esas üzerine inceleme yapmadan  
talebi reddetmi, KHK’nın 7. maddesine göre sözkonusu KHK’ya binaen yapılan idari  
ilemlerin iptali için idare mahkemelerine bavurulamayacağını kaydetmitir.  
Bavuran 14 Haziran 2000 tarihli kararı 28 Ağustos 2000 tarihinde temyiz etmi,  
dilekçesinde sözkonusu KHK’nın 7. maddesinin AĐHS’nin 6 ve 13. maddesinde belirtilen  
haklarını ihlal ettiğini savunmutur.  
18 Ekim 2001 tarihinde Danıtay, Diyarbakır Đdare Mahkemesinin kararını onamı,  
Danıtay kararı bavurana 12 Aralık 2001 tarihinde tebliğ edilmitir.  
Hükümet, görülerinde bavuranın kendi isteği üzerine 21 Haziran 2006 tarihinde  
Diyarbakır’daki bir okula tayin edildiğini bildirmitir.  
HUKUK  
I. HÜKÜMETĐN ÖN ĐTĐRAZLARI  
Hükümet öncelikle somut bavurunun AĐHS hükümleriyle madde bakımından uyumsuz  
olması nedeniyle reddedilmesi gerektiğini ifade etmitir. Bu bağlamda Mahkemenin  
1
FAHRETTĐN AYDIN – TÜRKĐYE KARARI  
içtihadına atıfta bulunmular (Pellegrin – Fransa [BD], no. 28541/95) ve devlet memurlarının  
meslek hayatına ilikin ihtilafların AĐHS’nin 6. maddesi kapsamı dıında olduğunu  
savunmulardır.  
Đkinci olarak bavuranın Giresun’a tayinini takiben baka bir ehre tayin edilmesini  
Milli Eğitim Bakanlığı’ndan talep etmemiolması nedeniyle iç hukuk yollarını tüketmemiꢀ  
olduğunu savunmulardır. Bu bağlamda bavuranın 2006 yılında böyle bir talepte  
bulunduğunda Diyarbakır’daki bir okula tayin edildiğini hatırlatmıtır.  
AĐHS ile uyumazlıkla ilgili ilk ön itiraza ilikin olarak Mahkeme, önceki davalarda  
Hükümetin benzer itirazlarını inceleyip reddetmiolduğunu hatırlatır (bkz. Metin Turan –  
Türkiye, no. 20868/02). Bu bağlamda sözkonusu memur ile devlet arasındaki ilikinin özel  
niteliği nedeniyle, maa, ödenek ve benzer haklara ilikin sıradan iihtilaflarının AĐHS’nin  
6/1. maddesinin güvencesinden mahrum bırakmanın ilke olarak doğru olmadığına dair yeni  
içtihadına iaret eder (Vilho Eskelinen vd. – Finlandiya [BD], no. 63235/00). Bu nedenle  
sözkonusu itirazı reddeder.  
Đç hukuk yollarının tüketilmediği konusundaki ikinci itiraza ilikin olarak ise Mahkeme  
bu itirazın AĐHS’nin 13. maddesine dayalı olarak getirilen ikâyetin esası ile yakından ilikili  
olduğu görüündedir. Bu nedenle itirazı ikâyetin esası ile birletirir.  
II. AĐHS’NĐN 11. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
Bavuran AĐHS’nin 11. maddesine dayanarak baka bir ehre tayin edilmesinin sendikal  
faaliyetlerine bir misilleme olduğunu savunmutur.  
Hükümet bu görüe itiraz etmitir. Bavuranın görev yerinin değitirilmesinin sendikal  
faaliyetleri ile ilgisi olmadığını belirtmiler ve tayinden sonra da bavuranın bunlara devam  
edebileceğini savunmulardır. Hükümete göre 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu uyarınca  
tüm kamu görevlileri değiik ehirlerde görevlendirilebilmektedir.  
Kendisine sunulan tüm delilleri inceleyen Mahkeme, bavuranın Giresun’a sendikal  
faaliyetleri yüzünden tayin edildiği iddiasını destekleyen tespit ya da delil sunmadığını belirtir  
(bkz. a contrario Metin Turan, yukarıda anılan). Bu nedenle Mahkeme, bavuranın tayininin  
AĐHS’nin 11. maddesinde belirtilen haklarına bir ihlal tekil ettiğini tespit etmemitir.  
Mahkeme ayrıca daha önce benzer ikâyetler inceleyip ihlal tespit etmediğini hatırlatır  
(bkz. ErtaAydın vd, no. 43672/98; Ademyılmaz vd. – Türkiye, no. 41496/98, 41499/98,  
41501/98, 41502/98, 41959/98, 41602/98 ve 43606; Bulğa vd. – Türkiye, no. 43974/98 ve  
Akat – Türkiye, no. 45050/98). Mahkeme somut davada yukarıda anılan bavurulardaki  
tespitlerinden uzaklamak için özel koul görmemektedir.  
Bavurunun bu kısmı açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle AĐHS’nin 35/3. ve  
35/4. maddeleri uyarınca reddedilmelidir (ayrıca bkz. Soysal vd. – Türkiye, no. 54461/00,  
54579/00 ve 55922/00).  
2
FAHRETTĐN AYDIN – TÜRKĐYE KARARI  
III. AĐHS’NĐN 6 VE 13. MADDELERĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
Bavuran, iç hukukta 285 sayılı KHK uyarınca yapılan idari ileme itiraz edebileceği  
etkili bir yol olmamasından ikâyetçi olmutur. Bu bağlamda AĐHS’nin 6 ve 13. maddelerini  
öne sürmütür. Mahkeme bavuranın ikâyetinin 13. madde kapsamında incelenmesi  
gerektiğini belirtir.  
Hükümet bavuranın görüüne itiraz etmitir.  
A. Kabuledilebilirlik  
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde bavurunun dayanaktan yoksun  
olmadığını kaydeden AĐHM, bavurunun baka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik  
unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle bavuru kabuledilebilir niteliktedir.  
B. Esas  
Mahkeme o tarihte yürürlükte olan mevzuatın 285 sayılı KHK’ya dayalı olarak yapılan  
idari ilemlerin iptali için idari mahkemelere bavurulmasına izin vermediğini gözlemler.  
Mahkeme daha önce benzer davaları incelemive Türk hukuk sisteminde bavuranın  
baka bir ehirde görevlendirilmesi eklindeki idari ileme itiraz edebileceği etkili hukuk yolu  
bulunmaması bakımından AĐHS’nin 13. maddesinin ihlal edildiğini tespit etmitir (Ertaꢀ  
Aydın vd, yukarıda anılan; Ademyılmaz vd, yukarıda anılan; Bulğa vd, yukarıda anılan; Akat,  
yukarıda anılan; Soysal vd, yukarıda anılan). Somut davada baka bir sonuca varmak için  
neden görmemektedir. Bu nedenle Hükümetin ön itirazı reddedilmelidir.  
Sonuç olarak 13. madde ihlal edilmitir.  
IV. AĐHS’NĐN DĐĞER MADDELERĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
Bavuran AĐHS’nin 8, 10 ve 14. maddelerini öne sürmü, Hükümet iddialara itiraz  
etmitir.  
Mahkeme, bavuranın AĐHS’nin 8, 10 ve 14. maddelerine dayanan ikayetlerini  
incelemitir. Ancak elindeki tüm delilleri dikkate aldığında davada sözkonusu hükümlerin  
ihlalini ortaya çıkarabilecek unsur tespit etmemektedir. Bu nedenle bavurunun bu kısmı  
açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle AĐHS’nin 35/3. ve 35/4. maddeleri uyarınca  
reddedilmelidir.  
V. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI  
AĐHS’nin 41. maddesine göre:  
“Mahkeme ibu Sözleme ve Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözlemeci  
Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete  
uygun surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”  
3
FAHRETTĐN AYDIN – TÜRKĐYE KARARI  
A. Tazminat  
Bavuran, kendisinin Giresun’a tayin edilmesi, ailesinin ise Diyarbakır’da kalması  
nedeniyle sürekli seyahat etmek zorunda kaldığını ifade etmitir. Bu nedenle 20,000 Euro  
maddi, 10,000 Euro manevi tazminat talep etmitir.  
Hükümet taleplere itiraz etmitir.  
Mahkeme tespit edilen ihlal ile talep edilen maddi tazminat arasında illiyet bağı  
kuramamaktadır; bu nedenle talebi reddeder. Ancak bavuranın belli bir manevi zarara  
uğramıolduğu kanaatindedir. Dava koullarını dikkate alarak ve hakkaniyete uygun olarak  
bavurana bu balık altında 500 Euro ödenmesine hükmeder.  
B. Yargılama masraf ve giderleri  
Bavuran ayrıca AĐHM önündeki masraf ve giderler için 3,000 Euro talep etmi,  
Hükümet talebe itiraz etmitir.  
AĐHM’nin içtihadına göre bir bavuran, ancak masrafların gerçekten ve gerektiği için  
yapıldığı ve miktarın makul olduğu kanıtlanmıise bunları geri almaya hak kazanmaktadır.  
Sözkonusu davada bavuran talep ettiği masrafları gerçekten yaptığını kanıtlamamıtır. Bu  
nedenle bu balık altında ödeme yapılmayacaktır.  
C. Gecikme faizi  
AĐHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi faizlerine  
uygulağı orana üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğuna karar  
vermitir.  
BU GEREKÇELERE DAYANARAK AĐHM OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1. Hükümetin iç hukuk yollarının tüketilmemesine ilikin ön itirazının ikayetin esası ile  
birlikte incelenmesine ve itirazın reddine;  
2. Etkili hukuk yolu hakkına ilikin ikâyetin kabuledilebilir, bavurunun kalan kısmının  
kabuledilemez olduğuna;  
3. AĐHS’nin 13. maddesinin ihlal edildiğine;  
4. (a) Sorumlu Devlet’in bavurana, AĐHS’nin 44/2. maddesi uyarınca kararın kesinletiği  
tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihinde geçerli olan kur üzerinden Yeni Türk  
Lirası’na çevrilerek ve uygulanabilecek her türlü vergiden muaf tutularak 500 Euro (beꢀ  
yüz Euro) manevi tazminat ödemesine;  
(b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten ödemenin yapılmasına kadar geçen süre için  
Hükümetin, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredilere uyguladığı faiz oranına üç  
puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın gecikme faizi olarak uygulanmasına;  
5. Adil tatmine ilikin diğer taleplerin reddine  
4
FAHRETTĐN AYDIN – TÜRKĐYE KARARI  
KARAR VERMĐꢀTĐR.  
Đꢀbu karar Đngilizce olarak hazırlanmıve AĐHM Đç Tüzüğü’nün 77. maddesinin 2. ve 3.  
paragrafları uyarınca 29 Ocak 2008 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmitir.  
Sally DOLLÉ  
Kâtip  
Françoise TULKENS  
Bakan  
5