getirilebileceğini hiçbir zaman göz ardı etmemiştir (Tolstoy-Miloslavsky- Birleşik Krallık, 13
Temmuz 1995 tarihli karar). Hukuk mahkemelerinde açılan davalar için mahkeme harcı
ödenmesinin istenmesi, AİHS’nin 6/1 maddesine aykırı olarak mahkemeye erişim hakkının
sınırlaması olarak kabul edilemez. Bununla birlikte, ilgilinin, mahkemeye erişim hakkından
yararlanıp yararlanmadığının ve “davasının bir mahkeme tarafından görülüp görülmediğinin”
belirlenmesinde, bir davanın özel koşulları ışığında değerlendirilen masrafların tutarı, kişinin
ödeme gücü ve sözkonusu sınırlamanın yargılamanın hangi safhasında ortaya çıktığı gibi
faktörlerin dikkate alınması gerekir. (Kreuz, Weissman ve diğerleri- Romanya, başvuru no:
63945/00, Iorga-Romanya başvuru no: 4227/02, 25 Ocak 2007).
Mevcut davada yargılama masraflarının ödenmemesi, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’nin
davanın açılmamış sayılması değerlendirmesinde bulunmasına yol açmıştır. Mahkeme harcı
olarak başvurandan talep edilen miktar yaklaşık 900 Euro idi. Sözkonusu miktar, hastalığı
nedeniyle işsiz olan ve başka hiçbir kaynağı bulunmayan başvuran açısından yüksek bir
meblağ idi. AİHS’nin amacının teorik ya da hayali hakları değil gerçek ve etkili hakları
(Artico-İtalya, 13 Mayıs 1980) korumak olduğunu göz önüne alan AİHM, yargılama
masraflarının başvurana aşırı yük yüklediği kanaatindedir (Iorga).
AİHM, adli yardım talebini reddederken, İdare Mahkemesi’nin, yoksulluk, talebin yerindeliği
gibi, Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 465. maddesinde belirtilen koşulların biraya
gelmediği kanaatine vardığını not etmektedir.
Başvuranın durumunun belirsizliği, mahkemeye erişim hakkına yönelik olarak getirilen
kısıtlamanın incelenmesinde belirleyici bir unsur oluşturmaktadır. AİHM, devletin kamu
kaynaklarından sadece gerçekten ihtiyacı olan davacılara adli yardım yapmak istemesini
meşru bir kaygı olarak kabul etmektedir. Bununla birlikte, AİHM, fakirlik ilmühaberinin
başvuranın maddi durumunu belirtmek için yeterli olduğu kanaatindedir. İdare mahkemesinin
değerlendirme yaparken sözkonusu belgeyi göz önünde tutması gerekmekteydi. Oysa mevcut
davada böyle olmamıştır. Ayrıca İdare Mahkemesi, sözkonusu kararı hiçbir şekilde
gerekçelendirmemiş olup, başvuranın durumunun etkili ve somut bir şekilde incelendiğinden
emin olmak mümkün değildir (bu anlamda, Ciğerhun Öner-Türkiye, başvuru no: 33612/03,
20 Mayıs 2008).
AİHM, mevcut davada, adli yardım talebinin reddedilmesinin, başvuranı, davasının bir
mahkeme tarafından görülmesi imkanından yoksun bıraktığını tespit etmektedir.
Yargılamanın ilk safhasında ilk derece mahkemesinde gerçekleşen bir kısıtlama
sözkonusudur.
Sözkonusu unsurlar göz önüne alındığında, AİHM, başvuranın, somut ve etkili bir şekilde
idare mahkemesine erişim hakkından yararlanamadığı kanaatine varmaktadır.
Bu durumda AİHS’nin 6/1 maddesi ihlal edilmiştir.
II. AİHS’NİN 1 VE 13. MADDELERİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
Başvuran, mahkemeye erişim imkanının engellenmesinden dolayı etkili bir başvuru
imkanından yoksun bırakılmasından şikayetidir. Başvuran, AİHS’nin 13. maddesine atıfta
bulunmaktadır. Aynı olaylar temelinde, başvuran, AİHS’nin 1. maddesinin ihlal edildiğini
ileri sürmektedir.
5