Mahkemeleri’nin yapısına dair görüş bildirme yetkisinin bulunmadığını, temyiz başvurusunun
iç hukukta bu sorunu giderecek etkili bir başvuru olmadığını savunmaktadır. Bu nedenle
başvuranın DGM’nin 19 Ekim 1998 tarihinde vermiş olduğu kararından itibaren altı ay
içerisinde başvuruda bulunması gerekirdi.
Başvuran bu tespite karşı çıkmaktadır.
AİHM, benzer şikayetlerin Özdemir-Türkiye davasında da dile getirildiğini hatırlatmış,
(no:59659/00 § 26, 6 Şubat 2003) bu neticeyi değiştirecek hiçbir unsurun bulunmadığı
sonucuna varmıştır. Dolayısıyla Hükümetin yapmış olduğu itiraz reddedilmektedir.
AİHM, mahkemenin bu yöndeki içtihatları (Bkz. Incal-Türkiye kararı 9 Haziran 1998, 1998-
IV ve Çıraklar-Türkiye kararı, 28 Ekim 1998, 1998-VII) ve mahkemeye sunulan unsurlar
ışığında başvurunun esas bakımından incelenmesi gerektiğine itibar etmekte ve başvuruyu
kabuledilemez bulmak için bir gerekçe bulunmadığını eklemektedir.
B. Esasa ilişkin
1. İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin bağımsızlığına ve tarafsızlığına ilişkin
Mahkeme daha önceki kararlarda buna benzer pek çok şikayetlerin dile getirildiğini ve
bunların AİHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlali ile sonuçlandığını belirtmektedir. (Bkz. söz edilen
Özel kararı, §§ 33-34, ve Özdemir kararı, §§ 35-36).
AİHM, mevcut davada Hükümetin davanın seyrini farklı şekilde sonuçlandıracak hiçbir
tespiti ve delili sunmadığını kaydetmekte, bunun yanı sıra aralarında askeri bir hakimin de yer
aldığı Devlet Güvenlik Mahkemesi karşısında başvuranın TCK’ya dayalı suçlardan
yargılanması konusunda endişe duymasının anlaşılabilir olduğu tespitinde bulunmaktadır.
Başvuran, hakkında açılan davada Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin kararını yabancı
gerekçelere dayandırdığı şüphesini duyabilir. Bu nedenle başvuranın bu yargı makamının
tarafsız ve bağımsız olmadığı yönündeki şüphelerinin dikkate alınması gerekmektedir. (sözü
edilen Incal kararı s. 1573, § 72 ).
AİHM, başvuranı yargılayıp mahkum eden İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin
AİHS’nin 6 § 1. maddesi uyarınca bağımsız ve tarafsız bir mahkeme niteliğini taşımadığı
sonucuna varmıştır.
2. Yargı Sürecinin adilliği hakkında
AİHM, daha önce de benzer kararlarda dile getirdiği üzere bağımsızlıktan ve tarafsızlıktan
yoksun bir mahkemenin kendi yargısına tabi olan kişilere her halükârda adil bir yargılamayı
garanti edemeyeceği hükmüne varıldığını hatırlatmaktadır.
Bu yöndeki bir ihlalin tespiti ışığında, Mahkeme başvuranın adil yargılanma hakkının ihlal
edildiği şikayetini ayrıca incelemeyi gerekli görmemektedir. (Bkz. diğerleri arasında sözü
edilen Çıraklar kararı, s. 3074, §§ 44-45).
II. AİHS’NİN 41. MADDESİ’NİN UYGULANMASI
A. Maddi ve Manevi Tazminat
3