CONSEIL DE  
L'EUROPE  
AVRUPA  
KONSEYİ  
AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ  
EVRİM ÇİFTÇİ - TÜRKİYE DAVASI  
(Başvuru no: 59640/00)  
KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ  
STRAZBURG  
29 Kasım 2005  
İşbu karar AİHS’nin 44 § 2. maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek olup,  
şekli bazı düzeltmelere tabi olabilir.  
1
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2005. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan ve (59640/00) başvuru no’lu davanın nedeni  
T.C. vatandaşı Evrim Çiftçi’nin (başvuran) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne 2 Haziran  
2000 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin Temel İnsan Haklarını güvence altına  
alan 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur.  
OLAYLAR  
Başvuran, 15 Ocak 1997 tarihinde İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi  
ekipleri tarafından yasadışı örgüt DHP (Devrimci Halk Partisi) üyesi olma suçuyla  
yakalanarak gözaltına alınmıştır.  
Başvuran, 19 Ocak 1997 tarihinde DHP’ye bağlı olduğunu teyit eden belgeyi imzalamıştır.  
Başvuran 29 Ocak 1997 tarihinde önce İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM)  
Cumhuriyet Savcısı, ardından DGM yetkili hakimi karşısına çıkarılmış, yetkili hakim  
kararıyla tutuklu yargılanmasına karar verilmiştir.  
Cumhuriyet Savcısı ve yetkili hakim karşısında başvuran hakkında yapılan suçlamaları  
reddetmiştir.  
Cumhuriyet Savcısı 3 Nisan 1997 tarihinde başvuranı silahlı bir çeteye katılma suçu ile itham  
etmiş, TCK’nın 169. ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5. maddeleri uyarınca  
mahkumiyetini talep etmiştir.  
Başvuran 6 Haziran 1997 tarihinde şartlı salıverilme hakkından yararlanmıştır.  
DGM, 19 Ekim 1998 tarihli bir kararla başvuranı üç yıl dokuz ay hapis cezasına çarptırmıştır.  
Mahkeme kararında, kanıt unsurlarının, arama tutanaklarının ve bilirkişi raporlarının  
Cumhuriyet Savcısı’nın iddialarını teyit eder nitelikte olduğuna hükmetmiştir.  
Başvuran Yargıtay’da temyize gitmiştir. Yargıtay 28 Şubat 2000 tarihinde İlk derece  
mahkemesi’nin kararını onamıştır.  
HUKUK AÇISINDAN  
I. AİHS’NİN 6 § 1. MADDESİ’NİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI  
Başvuran, bünyesinde askeri bir hakimi bulundurması nedeniyle İstanbul Devlet Güvenlik  
Mahkemesi’nin tarafsız ve bağımsız bir mahkeme niteliğini taşımadığını ve adil bir yargılama  
güvencesini sağlayamayacağını iddia etmektedir.  
Başvuran, İlk derece mahkemesi’ndeki yargılama sırasında avukat bulundurma hakkından  
yararlanamaması nedeniyle davanın hakkaniyete uygun olmadığını iddia etmekte, bu  
doğrultuda AİHS’nin 6 § 1. maddesini öne sürmektedir.  
A. Kabuledilebilirlik hakkında  
Hükümet, DGM’nin bağımsız ve tarafsız bir yapıda olmadığına ilişkin şikayetle ilgili nihai  
kararın yine bu mahkeme tarafından verildiğini ifade etmektedir. Hükümet bu doğrultuda  
olayların meydana geldiği dönemdeki iç hukuka göre Yargıtay’ın Devlet Güvenlik  
2
Mahkemeleri’nin yapısına dair görüş bildirme yetkisinin bulunmadığını, temyiz başvurusunun  
iç hukukta bu sorunu giderecek etkili bir başvuru olmadığını savunmaktadır. Bu nedenle  
başvuranın DGM’nin 19 Ekim 1998 tarihinde vermiş olduğu kararından itibaren altı ay  
içerisinde başvuruda bulunması gerekirdi.  
Başvuran bu tespite karşı çıkmaktadır.  
AİHM, benzer şikayetlerin Özdemir-Türkiye davasında da dile getirildiğini hatırlatmış,  
(no:59659/00 § 26, 6 Şubat 2003) bu neticeyi değiştirecek hiçbir unsurun bulunmadığı  
sonucuna varmıştır. Dolayısıyla Hükümetin yapmış olduğu itiraz reddedilmektedir.  
AİHM, mahkemenin bu yöndeki içtihatları (Bkz. Incal-Türkiye kararı 9 Haziran 1998, 1998-  
IV ve Çıraklar-Türkiye kararı, 28 Ekim 1998, 1998-VII) ve mahkemeye sunulan unsurlar  
ışığında başvurunun esas bakımından incelenmesi gerektiğine itibar etmekte ve başvuruyu  
kabuledilemez bulmak için bir gerekçe bulunmadığını eklemektedir.  
B. Esasa ilişkin  
1. İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin bağımsızlığına ve tarafsızlığına ilişkin  
Mahkeme daha önceki kararlarda buna benzer pek çok şikayetlerin dile getirildiğini ve  
bunların AİHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlali ile sonuçlandığını belirtmektedir. (Bkz. söz edilen  
Özel kararı, §§ 33-34, ve Özdemir kararı, §§ 35-36).  
AİHM, mevcut davada Hükümetin davanın seyrini farklı şekilde sonuçlandıracak hiçbir  
tespiti ve delili sunmadığını kaydetmekte, bunun yanı sıra aralarında askeri bir hakimin de yer  
aldığı Devlet Güvenlik Mahkemesi karşısında başvuranın TCK’ya dayalı suçlardan  
yargılanması konusunda endişe duymasının anlaşılabilir olduğu tespitinde bulunmaktadır.  
Başvuran, hakkında açılan davada Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin kararını yabancı  
gerekçelere dayandırdığı şüphesini duyabilir. Bu nedenle başvuranın bu yargı makamının  
tarafsız ve bağımsız olmadığı yönündeki şüphelerinin dikkate alınması gerekmektedir. (sözü  
edilen Incal kararı s. 1573, § 72 ).  
AİHM, başvuranı yargılayıp mahkum eden İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin  
AİHS’nin 6 § 1. maddesi uyarınca bağımsız ve tarafsız bir mahkeme niteliğini taşımadığı  
sonucuna varmıştır.  
2. Yargı Sürecinin adilliği hakkında  
AİHM, daha önce de benzer kararlarda dile getirdiği üzere bağımsızlıktan ve tarafsızlıktan  
yoksun bir mahkemenin kendi yargısına tabi olan kişilere her halükârda adil bir yargılamayı  
garanti edemeyeceği hükmüne varıldığını hatırlatmaktadır.  
Bu yöndeki bir ihlalin tespiti ışığında, Mahkeme başvuranın adil yargılanma hakkının ihlal  
edildiği şikayetini ayrıca incelemeyi gerekli görmemektedir. (Bkz. diğerleri arasında sözü  
edilen Çıraklar kararı, s. 3074, §§ 44-45).  
II. AİHS’NİN 41. MADDESİ’NİN UYGULANMASI  
A. Maddi ve Manevi Tazminat  
3
Başvuran uğradığı maddi zararda takdiri AİHM’ye bırakmaktadır. Manevi zarar olarak,  
50.000 Fransız Frangı (FF), yaklaşık 7.622 Euro talep etmektedir.  
Hükümet bu miktarları aşırı olarak nitelendirmektedir.  
İddia edilen maddi tazminata ilişkin olarak AİHM, Devlet Güvenlik Mahkemesi önündeki  
sürecin Sözleşme’nin ihlali meydana gelmeseydi nasıl sonuçlanacağına ilişkin bir yargıda  
bulunamayacağından başvuranlara bu yönde bir tazminat ödenmesini gerekli görmemektedir.  
(Findlay-İngiltere kararı, 25 Şubat 1997, s.284, § 85).  
Manevi tazminatla ilgili olarak AİHM, olayların mevcut koşulları dikkate alındığında ihlal  
kararının tespitinin adil tazmin için başlı başına yeterli olduğuna karar vermiştir. (Sözü edilen  
Çıraklar kararı, s. 3074, § 49).  
Sözleşme tarafından öngörülen bağımsızlık ve tarafsızlık koşullarını yerine getirmeyen bir  
mahkeme tarafından mahkumiyet kararı alındığında, ilgilinin talebi doğrultusunda yeni bir  
sürecin ya da yargılamanın başlatılması ilke olarak tespit edilen ihlalin giderilmesi  
bakımından uygun bir yöntemi oluşturur (Bkz. Öcalan-Türkiye Büyük Daire kararı, no:  
46221/99, AİHM 2005-...).  
B. Masraf ve harcamalar  
Başvuran, masraf ve harcamalar için 10.000 FF, yani 1.524 Euro talep etmektedir.  
Hükümet bu talebin kanıtlanmadığına itibar etmektedir.  
Mevcut durumda sunulan deliller ve Mahkemenin bu yöndeki yerleşik içtihadı ışığında  
Mahkeme, başvurana AİHM nezdinde yapmış olduğu harcamalar için 1.500 Euro ödenmesini  
kararlaştırmıştır.  
C. Gecikme Faizi  
AİHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına 3  
puanlık bir artışın ekleneceğini belirtmektedir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, MAHKEME, OYBİRLİĞİYLE,  
1. Başvurunun kabuledilebilir olduğuna;  
2. İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin bağımsızlıktan ve tarafsızlıktan yoksun olması  
nedeniyle AİHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiğine;  
3. AİHS’nin 6. maddesine ilişkin diğer şikayetin ayrıca incelenmesine gerek olmadığına;  
4. Mevcut kararın adil tazmin için başlı başına yeterli olduğuna;  
5. a) AİHS’nin 44 § 2. maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde,  
miktara yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden  
4
Y.T.L.’ye çevrilmek üzere, Savunmacı Hükümetin başvurana masraf ve harcamalar için 1.500  
(bin beş yüz) Euro ödemesine;  
b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ve ödemenin yapılmasına kadar, Avrupa Merkez  
Bankasının o dönem için geçerli faizinin üç puan fazlasına eşit oranda basit faizin  
uygulanmasına;  
6. Adil tazmine ilişkin diğer taleplerin reddine;  
KARAR VERMİŞTİR.  
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM’nin iç tüzüğünün 77 §§ 2. ve 3.  
maddelerine uygun olarak 29 Kasım 2005 tarihinde yazıyla bildirilmiştir.  
5