kriterlere göre incelenmesi gerekir. Bu bakımdan, AİHM, bu kriterlerin kümülatif değil,
alternatif olduğunu belirtmektedir: 6. Madde’nin “cezai alanda suçlamalar” sözlerinin
uygulanması için, AİHM için söz konusu suçun doğası gereği “cezai” olması veya ilgili kişiyi,
doğası veya ciddiyet derecesi gereği genel olarak “cezai” alana ait olan bir yaptırıma tabi
tutması gerekmektedir (bkz, inter alia, Lutz / Almanya, 25 Ağustos 1987 tarihli karar, A Serisi
no. 123, s. 23, § 55). Bu, her kriterin ayrı ayrı incelenmesinin “cezai alanda suçlamanın”
varlığına dair net bir sonuca varmayı mümkün kılmadığı durumda, kümülatif bir yaklaşımı
bertaraf etmemektedir (bkz, diğer makamlar arasında, Garyfallou AEBE, yukarıda kaydedilen,
s. 1830, § 33; ve Bendenoun / Fransa, 24 Şubat 1994 tarihli karar, A Serisi no. 284, s. 20, §
47).
AİHM, yukarıda bahsedilenler karşısında, takibatın iç hukukta “cezai” olarak
sınıflandırılmamasına rağmen, suçun niteliğini, başvuranın maruz kaldığı cezanın niteliğini ve
ciddiye derecesini göz önüne alarak, başvurana verilen para cezasının AİHS uyarınca “cezai”
olduğu görüşüne varmıştır (bkz, Öztürk / Almanya, 21 Şubat 1984 tarihli karar, A Serisi no.
73, § 50). AİHM, bu nedenle, söz konusu davada 6 § 1 Maddesi’nin uygulanabilir olduğu
görüşündedir.
AİHM, AİHS’nin 35 § 3 Maddesi uyarınca, başvurunun asılsız olmadığını
belirtmektedir. AİHM, ayrıca, başvurunun kabuledilebilir olmaması için hiçbir gerekçe
görmemektedir. Bu nedenle, başvurunun kabuledilebilirliği ilan edilmelidir.
B. Esaslar
1. Genel ilkeler
AİHM, 6 § 1 Maddesi’nde yer alan davaların açık olarak görülmesi gerektiğinin temel
bir ilke olduğunu yinelemektedir. Davaların açık olarak görülmesi, davacıları, halkın
incelemesine tabi olmayan adaletin uygulanmasına karşı korumaktadır; bu, ayrıca insanların
mahkemelere güvenmesini sağlayan yollardan biridir. Umuma açık olma, adaletin
uygulanmasını şeffaf hale getirerek, 6 § 1 Maddesi’nin amacının, özellikle de her demokratik
toplumun ilkelerinden biri olan adil duruşma hakkının yerine getirilmesine katkıda
bulunmaktadır (bkz, diğerleri arasında, Stefanelli / San-Marino, no. 35396/97, § 19, ECHR
2000-II).
AİHM, 6. Madde’nin tamamının, bir sanığın ceza davası duruşmasına etkin bir
biçimde katılabilme hakkını sağladığını hatırlatmaktadır. Bu, genel olarak, yalnızca orada
bulunma hakkını değil, aynı zamanda gerektiği durumda yasal yardım alma ve takibatı etkin
bir şekilde izleme haklarını da kapsamaktadır. Böyle haklar, tarafların dahil olduğu bir takibat
kavramında zaten yer almaktadır ve 6 § 3 Maddesi’nin (c) ve (e) alt paragraflarında belirtilen
teminatlardan da çıkarılabilir (bkz, diğerleri arasında, Stanford / İngiltere, 23 Şubat 1994
tarihli karar, A Serisi no. 282-A, s. 10-11, § 26).
Ayrıca, 6 § 1 Maddesi, ilk derece mahkemesinin kararını temyize gönderme gibi bir
hakkı da güvence altına almamaktadır. Ancak, iç hukukun temyiz hakkını öngörmesi
durumunda, temyiz işlemleri duruşma sürecinin bir uzantısı olarak muamele görecek ve buna
göre 6. Madde’ye tabi tutulacaktır (Delcourt / Belçika, 17 Ocak 1970 tarihli karar, A Serisi
no. 11, § 25).
4