“1. Herkesin kiꢀi özgürlüğüne ve güvenliğine hakkı vardır. Aꢀağıda belirtilen haller ve yasada
belirlenen yollar dıꢀında hiç kimse özgürlüğünden yoksun bırakılamaz.
...
c) Bir suç iꢀlediği hakkında geçerli ꢀüphe bulunan veya suç iꢀlemesine ya da suçu iꢀledikten sonra
kaçmasına engel olmak zorunluluğu inancını doğuran makul nedenlerin bulunması dolayısıyla, bir
kimsenin yetkili merci önüne çıkarılmak üzere yakalanması ve tutulu durumda bulundurulması;
....
4. Yakalama veya tutuklu durumda bulunma nedeniyle özgürlüğünden yoksun kılınan herkes, özgürlük
kısıtlamasının yasaya uygunluğu hakkında kısa bir süre içinde karar vermesi ve yasaya aykırı görülmesi
halinde kendisini serbest bırakması için bir mahkemeye baꢀvurma hakkına sahiptir.”
A. Kabuledilebilirlik
Hükümet, AĐHM’den, AĐHS’nin 35/1. maddesi uyarınca iç hukuk yollarının
tüketilmesi ꢀartına uyulmaması gerekçesiyle baꢀvuruyu reddetmesini talep etmiꢀtir. Bu
hususta, baꢀvuranın, 430 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 3 (c) maddesi uyarınca
yapılan tutukluluğa itirazda bulunabileceğini ve 466 Sayılı Kanun Dıꢀı Yakalanan veya
Tutuklanan Kimselere Tazminat Verilmesi Hakkında Kanun uyarınca tazminat talebinde
bulunabileceğini iddia etmiꢀtir.
Baꢀvuran görüꢀlerinde ısrar etmiꢀtir.
AĐHM, geçmiꢀ davalarda, iç hukuk yollarının tüketilmediği iddiasına iliꢀkin
Hükümet’in benzer itirazlarını incelemiꢀ ve reddetmiꢀ olduğunu yinelemiꢀtir (bkz., özellikle,
Karagöz; Balık – Türkiye, no. 6663/02, 15 ꢁubat 2007). AĐHM, bu davada, yukarıda belirtilen
baꢀvurulardaki kararlarından sapmasını gerektirecek özel bir durum görmemiꢀtir. Bu nedenle,
Hükümet’in bu konudaki itirazını reddetmiꢀtir.
AĐHM, baꢀvurunun AĐHS’nin 35/3. maddesi anlamı dahilinde dayanaktan yoksun
olmadığını kaydetmiꢀtir. Ayrıca, diğer açılardan da kabuledilmez olmadığını belirtmiꢀtir.
Dolayısıyla, kabuledilebilir olduğuna karar verilmelidir.
B. Esas
Hükümet, baꢀvuranın 430 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca jandarma
komutanlığına gönderilmesinin polis nezaretinde tutuklama olarak yorumlanamayacağını ve
baꢀvuranın bu konudaki ꢀikayetlerinin açıkça dayanaktan yoksun olduğunu ileri sürmüꢀtür.
Baꢀvuran görüꢀlerinde ısrar etmiꢀtir.
AĐHM, geçmiꢀte benzer davaları incelemiꢀ ve 430 sayılı Kanun Hükmünde
Kararname’ye dayanılarak yapılan tutuklamalara iliꢀkin olarak 5. maddenin 1 (c) ve 4.
paragraflarının ihlallerini tespit etmiꢀtir (bkz., özellikle, yukarıda anılan Karagöz; Dağ ve
Yaꢀar – Türkiye, no. 4080/02, 8 Kasım 2005). AĐHM, bu davada, söz konusu kararlardan
sapmak için bir gerekçe görmemiꢀtir.
2