COUNCIL  
A V R U P A  
OF E U R O P E  
KONSEYİ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐKĐNCĐ DAĐRE  
ETE – TÜRKĐYE  
(Bavuru no. 29315/02)  
KARAR  
STRAZBURG  
20 Eylül 2007  
Bu karar AĐHS’nin 44/2. maddesinde belirtilen artlarda kesinlik kazanacaktır. Ancak, ekle  
ilikin değiiklik yapılabilir.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2007. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın  
adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri  
Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari  
olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USUL  
Dava, Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına Đlikin Sözleme’nin  
(“Sözleme”) 34. maddesi uyarınca, Fehime Ete ve adiye Ete isimli iki Türk vatandaı  
tarafından, 21 Mayıs 2002 tarihinde, Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne Türkiye  
Cumhuriyeti aleyhine yapılan bavurudan (no. 29315/02) kaynaklanmıtır.  
Bavuranlar, Diyarbakır Barosu’na bağlı avukatlar R. Yalçındağ, O. Baydemir, C.  
Aydın ve B. Kaya tarafından temsil edilmitir.  
OLAYLAR  
I. DAVANIN UNSURLARI  
Birinci bavuran Fehime Ete (bundan sonra “bavuran” olarak anılacaktır) 1960  
doğumludur ve Siirt’te yaamaktadır.  
21 Ekim 2001 tarihinde, bavuran, yasadıı silahlı örgüt üyelerine yardım ettiği  
üphesi üzerine yakalanmıve gözaltına alınmıtır. 24 Ekim 2001 tarihinde tutuklanmıtır.  
Ancak, Olağanüstü Hal Bölge Valisi’nin ve Cumhuriyet Savcısı’nın talebi üzerine,  
olağanüstü hal kapsamında ek önlemler alınmasına imkan tanıyan 430 sayılı Kanun  
Hükmünde Kararname’nin 3 (c) maddesi uyarınca, Van Devlet Güvenlik Mahkemesi’ndeki  
tek bir hakim, 25 Kasım 2001 tarihinde, bavuranın, on günü amayan bir süreyle ek sorgu  
için, cezaevinden Diyarbakır Jandarma Komutanlığı’na nakli için izin vermitir. Bu süre, aynı  
mahkeme tarafından 5 Aralık 2001 tarihinde on gün daha uzatılmıtır. Bavuranın avukatı  
tarafından bu karara karı yapılan itiraz 7 Aralık 2001 tarihinde reddedilmitir.  
25 Kasım ve 12 Aralık 2001 tarihleri arasında bavuran Diyarbakır ve Siirt jandarma  
komutanğında alıkonulmutur. 12 Aralık 2001 tarihinde, bavuran cezaevine geri  
gönderilmitir.  
Bavuran hakkında balatılan müteakip cezai kovuturma, bavuranın beraatıyla son  
bulmutur.  
HUKUK  
I. AĐHS’NĐN 5. MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI  
Bavuran, AĐHS’nin 5. maddesi uyarınca, 25 Kasım ve 12 Aralık 2001 tarihleri  
arasında jandarma komutanlığındaki tutukluluğunun süresinin uzunluğu ve kanuna aykırılığı  
konusunda ikayetçi olmutur. Yine aynı hüküm uyarınca, söz konusu tutukluluğa itiraz  
etmesini sağlayacak etkili bir hukuk yolunun mevcut olmaması konusunda ikayetçi olmutur.  
AĐHM, bu ikayetlerin AĐHS’nin 5. maddesinin 1 (c) ve 4. paragrafları açısından  
incelenmesi gerektiğini değerlendirmitir. Söz konusu paragraflar öyledir:  
1
“1. Herkesin kii özgürlüğüne ve güvenliğine hakkı vardır. Aağıda belirtilen haller ve yasada  
belirlenen yollar dıında hiç kimse özgürlüğünden yoksun bırakılamaz.  
...  
c) Bir suç ilediği hakkında geçerli üphe bulunan veya suç ilemesine ya da suçu iledikten sonra  
kaçmasına engel olmak zorunluluğu inancını doğuran makul nedenlerin bulunması dolayısıyla, bir  
kimsenin yetkili merci önüne çıkarılmak üzere yakalanması ve tutulu durumda bulundurulması;  
....  
4. Yakalama veya tutuklu durumda bulunma nedeniyle özgürlüğünden yoksun kılınan herkes, özgürlük  
kısıtlamasının yasaya uygunluğu hakkında kısa bir süre içinde karar vermesi ve yasaya aykırı görülmesi  
halinde kendisini serbest bırakması için bir mahkemeye bavurma hakkına sahiptir.”  
A. Kabuledilebilirlik  
Hükümet, AĐHM’den, AĐHS’nin 35/1. maddesi uyarınca iç hukuk yollarının  
tüketilmesi artına uyulmaması gerekçesiyle bavuruyu reddetmesini talep etmitir. Bu  
hususta, bavuranın, 430 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 3 (c) maddesi uyarınca  
yapılan tutukluluğa itirazda bulunabileceğini ve 466 Sayılı Kanun Dıı Yakalanan veya  
Tutuklanan Kimselere Tazminat Verilmesi Hakkında Kanun uyarınca tazminat talebinde  
bulunabileceğini iddia etmitir.  
Bavuran görülerinde ısrar etmitir.  
AĐHM, geçmidavalarda, iç hukuk yollarının tüketilmediği iddiasına ilikin  
Hükümet’in benzer itirazlarını incelemive reddetmiolduğunu yinelemitir (bkz., özellikle,  
Karagöz; Balık – Türkiye, no. 6663/02, 15 ubat 2007). AĐHM, bu davada, yukarıda belirtilen  
bavurulardaki kararlarından sapmasını gerektirecek özel bir durum görmemitir. Bu nedenle,  
Hükümet’in bu konudaki itirazını reddetmitir.  
AĐHM, bavurunun AĐHS’nin 35/3. maddesi anlamı dahilinde dayanaktan yoksun  
olmadığını kaydetmitir. Ayrıca, diğer açılardan da kabuledilmez olmadığını belirtmitir.  
Dolayısıyla, kabuledilebilir olduğuna karar verilmelidir.  
B. Esas  
Hükümet, bavuranın 430 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca jandarma  
komutanğına gönderilmesinin polis nezaretinde tutuklama olarak yorumlanamayacağını ve  
bavuranın bu konudaki ikayetlerinin açıkça dayanaktan yoksun olduğunu ileri sürmütür.  
Bavuran görülerinde ısrar etmitir.  
AĐHM, geçmite benzer davaları incelemive 430 sayılı Kanun Hükmünde  
Kararname’ye dayanılarak yapılan tutuklamalara ilikin olarak 5. maddenin 1 (c) ve 4.  
paragraflarının ihlallerini tespit etmitir (bkz., özellikle, yukarıda anılan Karagöz; Dağ ve  
Yaar – Türkiye, no. 4080/02, 8 Kasım 2005). AĐHM, bu davada, söz konusu kararlardan  
sapmak için bir gerekçe görmemitir.  
2
Dolayısıyla, AĐHS’nin 5. maddesinin 1 (c) ve 4. paragraflarının ihlal edildiği kararını  
vermitir.  
II. ĐDDĐA EDĐLEN DĐĞER AĐHS ĐHLALLERĐ  
Bavuran ve kızı adiye Ete, 29 Ocak 2007 tarihli görülerinde, AĐHS’nin 3, 5, 6, 13,  
14 ve 18. maddeleri uyarınca tutukluluklarının süresi ve kanuna uygunluğu konusunda  
ikayetçi olmular ve polis nezaretinde kötü muamele gördükleri iddialarını yinelemilerdir.  
AĐHM bu konudaki ikayetlerden bazılarının daha önceki bir aamada kabuledilmez  
bulunmamıolduğunu farz etse bile, elindeki tüm belgeler ıığında ve ikayet konusu  
meseleler yetkisi dahilinde olduğu sürece, bu ikayetlerin, AĐHS veya Protokollerinde ortaya  
konan hak ve özgürlükleri ihlal etmediği kararını vermitir. Bu nedenle, bavurunun bu kısmı,  
AĐHS’nin 35/3. maddesi anlamı dahilinde açıkça dayanaktan yoksundur ve 35/4. maddeye  
uygun olarak reddedilmelidir.  
III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI  
AĐHS’nin 41. maddesi öyledir:  
“Mahkeme ibu Sözleme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek  
Sözlemeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde,  
hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”  
A. Tazminat  
Bavuran 25.000 Euro maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmutur. Bu miktar,  
bavuranın ve kızının gelecek sağlık harcamalarını ve bavuranın ailesinin bavuranı  
ziyaretleri sırasında yaptığı harcamaları kapsamıtır.  
Hükümet bu talebe karı çıkmıtır.  
AĐHM, tespit edilen ihlal ile talep edilen maddi tazminat arasında nedensel bir iliki  
görmemive dolayısıyla bu talebi reddetmitir. Ancak, AĐHM, hakkaniyet temelinde karar  
vererek bavurana 3.500 Euro manevi tazminat ödenmesine karar vermitir.  
B. Mahkeme masrafları  
Bavuran, ayrıca, AĐHM’de yapılan mahkeme masraflarına karılık 6.214 Euro talep  
etmitir. Bavuran talebini Diyarbakır Barosu’nun 2007 yılı için tavsiye edilen asgari ücretler  
listesine dayandırmıtır.  
Hükümet bu taleplere itiraz etmitir.  
3
Bavuran Mahkeme Đç Tüzüğü’nün 60. maddesinin gerektirdiği gibi mahkeme  
masraflarına ilikin destekleyici belge veya fatura sunmadığı için AĐHM bu balık altında  
tazminat ödenmemesine karar vermitir.  
C. Gecikme faizi  
AĐHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere  
uygulağı marjinal faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun  
olduğuna karar verir.  
BU SEBEPLERLE, AĐHM OYBĐRLĐĞĐ ĐLE  
1. Fehime Ete’nin 430 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca polis nezaretinde  
tutukluluğunun kanuna uygunluğu ve süresinin uzunluğuna ve söz konusu tutukluluğun  
kanuna uygunluğuna itiraz etmesini sağlayacak etkili bavuru imkanının olmamasına ilikin  
ikayetlerin kabuledilebilir; bavurunun kalanının kabuledilmez olduğuna;  
2. AĐHS’nin 5. maddesinin 1 (c) ve 4. paragraflarının ihlal edildiğine;  
3. a) Sorumlu Devlet’in, Fehime Ete’ye, AĐHS’nin 44 § 2. maddesine göre kararın kesinletiği  
tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden YTL’ye çevrilmek  
üzere ve her türlü vergi ve masraftan muaf tutularak 3.500 Euro (üç bin beyüz Euro) manevi  
tazminat ödemesine;  
b) Söz konusu sürenin bittiği tarihten ödemenin yapılmasına kadar geçen süre için  
Hükümet’in, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan  
fazlasına eit oranda basit faiz uygulamasına;  
4. Adil tazmine ilikin diğer taleplerin reddine  
KARAR VERMĐꢁTĐR.  
Đngilizce olarak hazırlanmıve Mahkeme Đç Tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.  
paragrafları uyarınca 20 Eylül 2007 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmitir.  
S. DOLLÉ  
F. TULKENS  
Zabıt Katibi  
Bakan  
4