C O N S E I L D E  
L ' E U R O P E  
AVRUPA  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ESER- TÜRKĐYE DAVASI  
(Bavuru no:5400/02)  
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
STRAZBURG  
25 Ekim 2005  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44§2. maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecek olup  
bazı ekli düzeltmelere tabi olabilir.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2005. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (5400/02) bavuru no’lu davanın nedeni,  
bu ülke vatandaı Mustafa Eser’in (bavuran) 19 Ekim 2001 tarihinde Avrupa Đnsan Hakları  
Sözlemesi’nin (AĐHS) 34. maddesi uyarınca Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne (AĐHM)  
yapmıolduğu bavurudur.  
Bavuran, Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi önünde, Đstanbul Barosu avukatlarından  
H. Kaplan tarafından temsil edilmektedir.  
OLAYLAR  
Bavuran 1945 doğumludur. Olayların geçtiği dönemde Hereke Belediye bakanıdır.  
9 Kasım 1990 tarihinde, bavuran ve altı kii Türk Ceza Kanunu’nun 203§1  
maddesine dayanılarak zimmet suçuyla ve bu suça itirakle suçlanmılardır.  
11 Mart 1991 tarihinde, Kocaeli Ağır Ceza Mahkemesi savunmalarını dinlemitir.  
Kocaeli Ağır Ceza Mahkemesi belediye makamlarından bilgi istemive dava dosyasının  
Kartal Ağır Ceza Mahkemesi’ne iletilmesini talep etmitir.  
17 Haziran 1991 tarihinde, Ağır Ceza Mahkemesi tarafından, bavuranın belediye  
meclisinin toplantı tutanaklarının dosyaya dahil edilme isteği kabul edilmitir.  
22 Haziran 1992 tarihinde, Kartal Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davanın dosyası  
incelendikten sonra, Kocaeli Ağır Ceza Mahkemesi iki davanın birletirilmesine gerek  
olmadığına karar vermitir.  
7 Temmuz 1993 tarihinde, Ağır Ceza Mahkemesi tanıklar için celp müzekkeresi  
çıkarve Cumhuriyet Savcısından bir tanığın adresinin tespit edilmesini istemitir.  
8 Ekim 1993 ile 4 Nisan 1994 tarihleri arasında yapılan üç duruma sırasında, Ağır  
Ceza Mahkemesi sekiz tanığın beyanlarını dinlemitir.  
18 Mayıs 1994 tarihinde, bavuranın avukatı ifadeleri alınmayan tanıkların  
Sayıtay’da görülen dava çerçevesinde dinlendiklerini belirtmektedir. Dinlenen tanıkların  
beyanları yeterli olduğu için dosyanın görüvermesi amacıyla Cumhuriyet Savcısı’na sevk  
edilmesi gerektiği söylenmitir. Mahkeme tanıkların adreslerinin tespit edilmesi hususundaki  
isteğini yinelemive durumanın ertelenmesine karar vermitir.  
21 Ekim 1994 tarihinde Cumhuriyet Savcısı ek bilgi istemitir, bu istek 14 Aralık  
1994 tarihinde Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yerine getirilmitir.  
5 Temmuz 1995 tarihinde, Ağır Ceza Mahkemesi, savunma dilekçelerini sunmaları  
için sanıklara süre vermitir.  
Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki yirmi yedi duruma sırasında, bavuran yirmi defa  
durumaya katılmamıtır.  
14 Temmuz 1995 tarihinde, Ağır Ceza Mahkemesi sanıkların savunma dilekçelerini  
almıve savunmaları dinlemi, duruma sonunda, görevi kötüye kullanmak olarak  
2
nitelendirdiği bavurana isnat edilen olayların, zamanaımına uğradığına karar vermitir.  
Mahkeme, belediye çalıanlarının delil yetersizliğinden beraatlarına karar vermive davanın,  
Kartal Ağır Ceza Mahkemesi tarafından benzer olaylardan yargılanıp hapis cezasına mahkum  
edilen ve cezası ertelenen belediye muhasebecisi ile ilgili olan kısmını reddetmitir.  
9 Mayıs 1996 tarihinde, Yargıtay, kararın, bavuranla birlikte belediye muhasebecisi  
ile ilgili olan kısmını bozmutur.  
7 Ekim 1996 ile 17 Mart 1997 tarihlerinde düzenlenen bedurumadan birisi  
sanıkların talebi üzerine ertelenmitir.  
30 Nisan 1997 tarihli duruma sonunda, Ağır Ceza Mahkemesi bavuranın zimmet  
suçu ilediğine karar vermive bavuranı dokuz yıl, sekiz ay yirmi gün ağır hapis ve zimmete  
geçirilen tutar üzerinden ağır para cezasına mahkum etmitir.  
7 Mayıs 1998, Yargıtay bu kararı bozmutur.  
12 Ekim 1998 tarihinde, Ağır Ceza Mahkemesi, Cumhuriyet Savcısı’nın kararlarını  
almıtır. Bavuranın tanıkların dinlenmesi yönünde talebini haklı bulmuve zimmetine  
geçirdiği miktarların ödenmesi için bavurana süre tanımıtır.  
25 Ocak 1999 tarihinde, Ağır Ceza Mahkemesi bir tanığın ifadesini dinlemitir. Đkinci  
tanığın belirtilen adreste ikamet etmediğinden dolayı bulunamadığını belirtmive adresinin  
tespit edilmesini istemitir. Durumaya katılmayan üçüncü tanık aleyhine celp müzekkeresi  
çıkartır.  
21 Nisan 1999 tarihinde, Ağır Ceza Mahkemesi bir tanığın halen bulunamadığını  
gözlemlemive adresinin tespit edilmesi için aratırma yapılmasını talep etmitir. bavuranın  
dilekçesi üzerine, bu kiinin belediyedeki görevinin süresi hakkında Belediye makamlarından  
bilgi istemitir.  
9 Temmuz 1999 tarihinde, Ağır Ceza Mahkemesi, tanığın adresinin tespit edilebilmesi  
için sanıkların avukatlarına ek süre vermitir.  
9 ubat 2000 tarihinde, Ağır Ceza Mahkemesi bavuranın avukatlarının savunmalarını  
dinlemitir.  
21 ubat 2000 tarihinde yapılan duruma sırasında, Ağır Ceza Mahkemesi zimmete  
geçirilen tutarların ödendiğini belirten ödendi belgesini dosyaya eklemive ödemenin yapılıp  
yapılmadığının kontrol edilmesi amacıyla Hereke Belediyesi’nin banka hesaplarının  
incelenmesini istemitir.  
27 Mart 2000 tarihinde, Ağır Ceza Mahkemesi, bavuranı altı yıl beay yirmi gün  
hapis ve ağır para cezasına mahkum etmitir.  
20 Haziran 2001 tarihinde Yargıtay bu kararı onamıtır.  
3
HUKUK AÇISINDAN  
I. AĐHS’NĐN 6 § 1 MADDESĐNĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
Bavuran dava süresinin, AĐHS’nin 6§1 maddesinde belirtilen “makul süre” ilkesini  
ihlal ettiğini iddia etmektedir.  
Hükümet davanın karmaıklık arz ettiğini belirtmekte ve bavuranın  
yükümlülüklerinin altını çizmektedir. Bavuranın durumalara katılmamıolması dava  
süresini yavalatmıtır. Davanın seyrinde makamların etkisiz olduğu söylenemez, sonuç  
olarak dava süresinin AĐHS ve AĐHM içtihadı uyarınca makul olmadığının  
söylenemeyeceğini belirtmektedir.  
Değerlendirmeye alınacak dönem 9 Kasım 1990 tarihinde balamıve 20 Haziran  
2001 tarihinde sona ermitir. Altı duruma yapılmıve dava yaklaık on yıl yedi ay  
sürmütür.  
A. Kabuledilebilirlik hakkında  
AĐHM, bavurunun, AĐHS’nin 35 § 3. maddesine göre açıkça dayanaktan yoksun  
olarak ilan edilemeyeceğini belirtmektedir. Kabuledilemezliğe ilikin baka hiçbir gerekçe  
bulunmamaktadır.  
B. Esas hakkında  
AĐHM bir yargılama süresinin makul olup olmadığının, davanın koullarına göre ve  
bata davanın karmaıklığı olmak üzere, AĐHM tarafından benimsenen kriterler ile bavuran  
ve yetkili mercilerin tutumları dikkate alınarak değerlendirildiğini hatırlatır (Bkz., diğerleri  
arasında, Pélissier ve Sassi-Fransa [GC], no: 25444/94, § 67, CEDH 1999-II).  
AĐHM daha önce buna benzer soruları gündeme getiren birçok dava incelediğini ve  
bunların AĐHS’nin 6§1. maddesinin ihlali yönünde sonuçlandığını ortaya koymaktadır ( Bkz.  
Pélissier ve Sassi, adıgeçen, ve Dereci-Türkiye, no:77845/01, 24 Mayıs 2005).  
AĐHM mevcut davayı incelemive Hükümet’in davayı farklı ekilde sonuçlandıracak  
hiçbir olgu ve kanıt sunmadığı kanaatine varmıtır. Bu konudaki içtihadı uyarınca, dava  
konusu yargılama süresinin aırı olduğuna ve “makul süre” kouluna riayet etmediğine karar  
vermitir.  
Dolayısıyla AĐHS’nin 6 § 1 maddesi ihlal edilmitir.  
II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA  
AĐHS’nin 41. maddesinde belirtilen unsurlar.  
A. Tazminat  
Bavuran 20.000 Euro (yirmi bin) maddi tazminat, 30.000 Euro (otuz bin) manevi  
tazminat talep etmektedir.  
4
Hükümet bu taleplere itiraz etmektedir.  
AĐHM, tespit edilen ihlaller ile bavuranların ikayetçi olduğu maddi tazminat  
arasında nedensellik bağı bulunmadığından, maddi tazminat talebini kabul etmemitir. Buna  
karılık manevi tazminat olarak 2.500 Euro (iki bin beyüz) ödenmesine karar vermitir.  
B. Masraf ve Harcamalar  
Bavuran, AĐHM nezdinde yaptığı masraf ve harcamalar için 15.000 Euro (on bebin)  
tazminat talebinde bulunmaktadır.  
Hükümet bu iddialara karı çıkmaktadır.  
AĐHM, içtihatları uyarınca, ancak gerçekten yapılan ve makul bir miktardaki masraf  
ve harcamaların geri ödenebileceğini hatırlatır. Dolayısıyla masraf ve harcamalar için 500  
Euro (beyüz) ödenmesine karar vermitir.  
C. Gecikme Faizi  
AĐHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz  
oranına üç puanlık bir artıın ekleneceğini belirtmektedir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK AĐHM OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1. Bavurunun kabuledilebilir olduğuna;  
2. AĐHS’nin 6§1 maddesinin ihlal edildiğine;  
3. a) AĐHS’nin 44§2. maddesi gereğince kararın kesinletiği tarihten itibaren üç ay  
içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden YTL’ye çevrilmek üzere ve miktara  
yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf tutularak, Savunmacı Hükümet tarafından  
bavurana, manevi tazminat için 2.500 Euro (iki bin beyüz), masraf ve harcamalar  
için 500 Euro (beyüz) ödenmesine;  
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar  
Hükümet tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz  
oranının üç puan fazlasına eit oranda basit faiz uygulanmasına;  
4. Adil tazminata ilikin diğer taleplerin reddine;  
karar vermitir.  
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıve AĐHM Đç Tüzüğü’nün 77. maddesinin 2. ve  
3. fıkralarına uygun olarak 25 Ekim 2005 tarihinde yazıyla bildirilmitir.  
5