ETEM KARAGÖZ – TÜRKĐYE KARARI
AĐHM, baꢀvuranın tutukluluk halinin, AĐHS’nin 5/3 maddesi hükmüne göre, polis
tarafından gözaltına alındığı 19 Ocak 1994 tarihinde baꢀlayıp birinci derece mahkemesince
mahkûm edildiği 30 Temmuz 1997 tarihine kadar sürdüğünü gözlemler. 30 Temmuz 1997
tarihinden hakkındaki hükmün Yargıtay tarafından bozulduğu 1 Mart 1999 tarihine kadar
geçen süreyi baꢀvuran, 5/1 (a) maddesi bağlamında “yetkili bir mahkemece mahkûm
edildikten sonra” hükümlü olarak geçirmiꢀ olup bu nedenle sözkonusu dönem 5/3 maddesinin
kapsamı dıꢀında kalmaktadır (bkz. Cahit Solmaz – Türkiye, no. 34623/03 ve kararda belirtilen
diğer davalar). Ancak 1 Mart 1999 tarihinden birinci derece mahkemesi tarafından tekrar
mahkûm edildiği 9 Mart 2007 tarihine kadar geçen sürede baꢀvuran, AĐHS’nin 5/3 maddesine
göre, tekrar tutuklu konumundadır. Buna göre baꢀvuranın tutuklu olarak geçirdiği süre
toplamda 11 yıl 6 aydan fazladır.
A. AĐHS’nin 5/3 maddesi
Hükümet, ciddi bir cürümle suçlanan baꢀvuranın tutukluluk halinin devamında gerçek
kamu yararı bulunduğunu savunmuꢀtur. Aynı zamanda baꢀvuranın kaçması ve baꢀka suçlar
iꢀlemesi tehlikelerinin bulunduğunu belirtmiꢀtir.
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde baꢀvurunun açıkça dayanaktan
yoksun olmadığını kaydeden AĐHM, baꢀvurunun baꢀka açılardan bakıldığında da
kabuledilemezlik unsuru taꢀımadığını tespit eder. Bu nedenle baꢀvuru kabuledilebilir
niteliktedir.
AĐHM, Diyarbakır DGM’nin baꢀvuranın tutukluluğunun devamı yönündeki son
kararında, o tarih itibariyle 11 yıldan fazla süreyi (hükümlü olarak geçen süreler dahil)
cezaevinde geçirmiꢀ olan baꢀvuranın tutuksuz yargılanmak üzere tahliyesinin ne derecede bir
tehlikeye yol açacağını belirtmemiꢀ olduğunu gözlemler. Dava dosyasında birçok defa
baꢀvuranın tutukluluğunun devamına karar veren birinci derece mahkemesinin, yargılama
süresince baꢀvuranın tutukluluk süresine iliꢀkin kaygı duyduğunu gösteren herhangi bir belge
de yoktur.
AĐHM, somut davadakine benzer sorunlar ortaya çıkaran davalarda çok defa AĐHS’nin
5/3 maddesinin ihlal edildiğini tespit etmiꢀtir (bkz. örneğin Taciroğlu – Türkiye, no.
25324/02; Solmaz – Türkiye, no. 27561/02; Güveç – Türkiye, no. 70337/01).
Tarafına sunulan tüm delilleri inceleyen AĐHM, Hükümet tarafından, somut davada
farklı bir sonuca ulaꢀmasını sağlayacak ikna edici hiçbir bilgi veya görüꢀ sunulmadığı
kanaatindedir. Konu ile ilgili içtihadını dikkate alan AĐHM, somut davada baꢀvuranın
tutukluluk süresinin aꢀırı olduğuna ve AĐHS’nin 5/3 maddesine uymadığına karar vermiꢀtir.
Bu nedenle sözkonusu hüküm ihlal edilmiꢀtir.
B. AĐHS’nin 5/4 maddesi
Hükümet baꢀvuranın, tutukluluğuna birinci derece mahkemesi önünde itiraz ettiğini,
bunun da etkili bir hukuk yolunun bulunduğunu gösterdiğini belirtmiꢀtir. Alternatif olarak,
baꢀvuranın iç hukuk yollarının etkisiz olduğuna inandığı takdirde, tutuklama kararından
itibaren 6 ay içinde AĐHM’ye baꢀvurması gerektiğini kaydetmiꢀtir.
2