AĐHM, Halim Bayram’ın iddia edildiği gibi bir üstü tarafından vurulup vurulmadığının
belirlenmesi için bu test sonucunda önemli bir bilgi elde edilebileceği kanaatindedir. Ayrıca,
Halil Bayram’ın ameliyattan sonra bilincinin yerine gelmesine ve konuşabilmesine rağmen,
hastanedeyken ifadesi alınmamıştır. Hükümet’in görüşlerinde, ameliyattan sonraki gün Halim
Bayram’ın bilincinin yerine geldiği kabul edilmiş, ancak yaşayıp yaşamayacağı belli
olmadığından ve her halükarda ölümünün ardından adli soruşturma yapılacağından
hastanedeyken ifadesinin alınmadığı belirtilmiştir. Ancak, Hükümet’in açıklamaları AĐHM
için ikna edici olmamıştır. AĐHM’ye göre, hastanedeyken Halim Bayram’ın ifadesinin
alınmaması, soruşturmayı ciddi biçimde aksatmıştır.
Ayrıca, soruşturma sırasında Askeri Cumhuriyet Savcısı’nın tanıklardan, özellikle
başvuran tarafından kardeşini öldürmekle suçlanan Hüseyin Arabacı’dan, çok kısa ifade
alması konusunda AĐHM’nin tereddütleri vardır. Hüseyin Arabacı’ya olay hakkında ne bildiği
sorulduğunda, başvuranın kardeşinin kendini vurduğunu duyduğunu, hemen ne olduğuna
bakmaya gittiğini ve ambulans çağırdığını söylemiştir.
AĐHM, son olarak, soruşturma sırasında verilen doktor raporları arasında tutarsızlık
olduğunu gözlemlemektedir. 15 Eylül 1998’de verilen ilk doktor raporunda, sol bel
bölgesinde bir mermi çıkış deliği ve göğüs bölgesinde bir mermi giriş deliği saptandığı
kaydedilmiştir. Daha sonra, ksifoit çıkıntısından ve sırttan alınan deri örnekleri kimyasal
incelemeye alınmış ve Adli Tıp Kurumu, 18 Eylül 1998’de hazırladığı raporda, Halim
Bayram’ın sırtından alınan deri parçası üzerinde çok miktarda nitrit ve nitrat iyonuna
rastlandığını kaydetmiştir. AĐHM, Adli Tıp Kurumu’nun 26 Şubat 1999 tarihli rapora
dayanarak ikinci bir rapor hazırladığını ve bu kez Halim Bayram’ın sırtından vurulduğu
sonucuna vardığını gözlemlemektedir. Sözkonusu rapora göre, mermi Halim Bayram’ın
sırtından girmiş ve ksifoit çıkıntısının sağ alt tarafından çıkmıştır. Atış mesafesinin
belirlenmesi için, Halim Bayram’ın giysileri de kimyasal incelemeye gönderilmiştir. Adli Tıp
Kurumu, 25 Ekim 1999 tarihli raporunda, giysiler üzerinde nitrit-nitrat iyonu veya kurşun
kalıntısına rastlanmadığını kaydetmiştir. Son olarak, 21 Ocak 2000’de, Adli Tıp Laboratuarı,
15 ve 18 Eylül 1998 ve 26 Şubat 1999 tarihlerinde hazırlanan raporlarla çelişen bir nihai rapor
çıkarmıştır. Bu raporda, Halim Bayram’ın giysilerinde nitrit-nitrat iyonu veya kurşun
kalıntısına rastlanmadığı tespitine atıfta bulunulmuş ve merminin karın bölgesinden girdiği
sonucuna varılmıştır. AĐHM, bu noktada, otopsinin amacının, klinik bulguların objektif bir
analizi dâhil olmak üzere ölümün hangi koşullarda meydana geldiğini açıklığa kavuşturmak
olduğunu kaydeder (Gül, yukarıda kaydedilen). AĐHM, Adli Tıp Laboratuarı’nın raporunda
kaydedilen sonucun kabul edilmesi ve soruşturmanın sonlandırılması aşamasında, bu
rapordaki bulgular ile Adli Tıp Kurumu tarafından hazırlanan ve açık bir biçimde Halim
Bayram’ın karın bölgesinden değil sırtından vurulduğunu gösteren önceki iki raporda yer alan
bulgular (Halim Bayram’ın gömleği üzerinde yapılan balistik inceleme sonucunda arkada bir
mermi deliği tespit edilmiş ve Profesör Christopher Milroy tarafından hazırlanan raporla
önceki iki raporda yer alan bulgular doğrulanmıştır) arasındaki çelişkilerin, ilgili makamlar
tarafından soruşturulmadığını veya açıklığa kavuşturulmadığını belirtmiştir. AĐHM, ayrıca,
merminin karından girdiği sonucu, Halim Bayram’ın yalnızca sırt kısmında kurşun kalıntısına
rastlandığı ve giysilerinin başka hiçbir yerinde kurşun izi bulunmadığı yönündeki tespitler
arasındaki belirgin tutarsızlığın soruşturulması için ilgili makamlar tarafından gerekli
adımların atılmadığına karar vermiştir.
AĐHM, yukarıda anlatılanlara dayanarak, başvuranın kardeşinin ölümüne sebebiyet
veren koşullarla ilgili olarak ulusal makamlar tarafından yeterli ve etkili bir soruşturma
yapılmadığı kanaatine varmıştır. AĐHM, Halim Bayram’ın intihar sonucu mu öldüğünü yoksa
8