AĐHM, hukuki süreç ile öngörülen baꢀvuru yollarının yalnızca, tapu tescilinde yasadıꢀı bir
düzenleme olduğunda ya da maliklikle ilgili bir sorun olduğu durumda dava açılmasına imkan
tanıdığı değerlendirmesinde bulunarak, geçmiꢀte, benzer davalar çerçevesinde kendisine
yapılan sözkonusu itirazı reddettiğini hatırlatmaktadır (I.R.S ve diğerleri). Oysa mevcut
davada böyle bir durum sözkonusu değildir. AĐHM, önceden ulaꢀtığı sonucu teyit etmekte ve
Hükümet’in itirazını reddetmektedir. AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde
baꢀvurunun dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca, baꢀka açılardan
bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle baꢀvuru
kabuledilebilir niteliktedir.
AĐHM, müteaddit defalar, mevcut davadakine benzer sorunları ortaya koyan davaları
incelediğini ve 2942 sayılı Yasa’nın 38. maddesinin uygulanması nedeniyle mülkiyetten
yoksun bırakmadan dolayı Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiği tespitinde
bulunduğunu hatırlatmaktadır (I.R.S. ve diğerleri, Kadriye Yıldız ve diğerleri-Türkiye, baꢀvuru
no: 73016/01, 10 Ekim 2006, Börekçioğulları (Çökmez) ve diğerleri-Türkiye, baꢀvuru no:
58650/00, 19 Ekim 2006). AĐHM, sözkonusu hükmün uygulanması ile ilgili olarak,
Hükümet’in iꢀbu kararda farklı bir sonuca ulaꢀmak için ikna edici hiçbir tespit ve argüman
sunmadığını tespit etmektedir.
AĐHM, 38. maddenin mevcut davaya uygulanmasının, tapusunun iptal edilmesi nedeniyle
baꢀvuranın tazminat elde etme imkanından yoksun kalmasına yol açtığı kanaatindedir. Kamu
yararının gerektirdikleri ile kiꢀisel hakların korunması yükümlülüğü arasında hüküm sürmesi
gereken
adil
dengeyi
koruma
imkanı
sağlayan
hiçbir
tazminat
iꢀlemi
gerçekleꢀtirilmemesinden dolayı böyle bir müdahale ancak keyfi olarak nitelendirilebilir.
Bu itibarla Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesi ihlal edilmiꢀtir.
AĐHS’nin 41. maddesinin uygulanması bağlamında baꢀvuran, 2008 yılının Haziran ayında,
taꢀınmazın metre karesini 2.820 Euro olarak değerlendiren baꢀvuran, gecikme faizi ile birlikte
654.000 Euro tazminat talebinde bulunmaktadır. Baꢀvuran, diğer hak sahipleri tarafından
açılan bir dava çerçevesinde taꢀınmazın aynı parseli için yapılan ve 2000 yılının Haziran
ayında taꢀınmazın metre karesini 315,74 Euro olarak takdir eden 22 Kasım 2004 tarihli
bilirkiꢀi raporunu sunmaktadır. Bununla birlikte, 25 Haziran 2008 tarihli görüꢀlerinde,
baꢀvuran taraf, ulusal yargılamanın baꢀladığı tarih olan 12 Temmuz 2000 tarihinde, tazminat
talebinin 122.070 Euro tutarında olduğunu belirtmektedir.
Hükümet, adil tatmin önerisinde bulunmaksızın sözkonusu taleplere itiraz etmektedir.
Öncelikle, baꢀvuranın maddi kaybını değerlendirmede AĐHM açısından ciddi bir güçlüğün
bulunduğunu tespit etmek gerekmektedir. Bilahare, AĐHM, Ek 1 No’lu Protokol’ün 1.
maddesi ile güvence altına alındığı ꢀekli ile baꢀvuranın hakkına yönelik olarak yapılan ihlalin,
ulusal mahkemeler tarafından daha önce kabul edilen ve telafi edilen bir sorundan
kaynaklandığını gözlemlemektedir. Bu hususta AĐHM, yükümlülüğün ötesinde, AĐHS’nin 13.
maddesi uyarınca savunulabilir ꢀikayeti olan her kiꢀiye ulusal bir mahkeme önünde etkili
baꢀvuru yolu sunulmasını ve Devletlerin, tespit edilen ihlallerden doğan sorunları çözme
genel yükümlülüğünü hatırlatan ulusal baꢀvuru yollarının iyileꢀtirilmesine iliꢀkin 12 Mayıs
2004 tarihli Bakanlar Komitesi Tavsiye Kararına atıfta bulunmaktadır (Broniowski-Polonya,
31443/96). Bu bağlamda AĐHM, durumuna en uygun ꢀekilde baꢀvuranın maddi kaybını
değerlendirmek için ulusal mahkemelerin en uygun mercileri oluꢀturduğu kanaatindedir.
Sonuç olarak AĐHM, bir tazminat davasının ya da tazminat ödenmesi ile sonuçlanacak
3