C O N S E I L D E  
L ' E U R O P E  
AVRUPA  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ÜÇÜNCÜ DAĐRE  
ERÜKÇÜ - TÜRKĐYE DAVASI  
(Bavuru no: 4211/02)  
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
STRAZBURG  
13 Kasım 2008  
Đꢀbu karar Sözleme’nin 44/2 maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecek olup  
ekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.  
1
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2008. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın  
adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri  
Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari  
olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USUL  
T.C. vatandaı Özkan Erükçü (bavuran) tarafından Türkiye Cumhuriyeti aleyhine, 20  
Ağustos 2001 tarihinde, Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilikin  
Sözleme’nin (Avrupa Đnsan Hakları Sözlemesi - AĐHS) 34. maddesi uyarınca yapılan  
4211/02 numaralı bavuru sonucu bu dava görülmektedir.  
Bavuran Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (AĐHM) önünde Đstanbul barosu avukatlarından  
A. Güler tarafından temsil edilmektedir.  
OLAYLAR  
I. DAVANIN KOULLARI  
Bavuran 1970 doğumlu olup Đstanbul’da ikamet etmektedir.  
Bavuran askerlik hizmeti ilemlerini balatmak üzere 3 Mayıs 1994 tarihinde Maltepe  
Askerlik ubesi’ne (ube) müracaat etmitir. Talebi üzerine ube sağlık kontrolü için  
Gümüsuyu Askeri Hastanesi’ne yönlendirmitir. Bavuran ise GATA Haydarpaa Askeri  
Hastanesi’ne giderek O.A. adlı bir astsubayın hazırladığı çürük raporunu almıtır. Bu çürük  
raporunu vermesi üzerine bavuran askerlik hizmetinden muaf tutulmutur.  
Belirtilmeyen bir tarihte, askeri yetkililer bavuranın verdiği raporun sahte olduğunu anlamıꢀ  
ve adı geçeni asker kaçağı listesine almılardır.  
Bavuran 17 Nisan 2000 tarihinde yakalanarak gözaltına alınmıtır.  
Genelkurmay Bakanlığı Askeri Mahkeme Savcısı (Askeri Mahkeme) 21 Nisan 2000 tarihli  
bir iddianame ile Askeri Ceza Kanunu’nun 81/1 maddesine dayalı olarak bavuranı askerlik  
hizmetinden kaçmak amacıyla sahte evrak kullanmak suçu ile itham etmitir. O.A. da suç  
ortağı olduğu gerekçesiyle gözaltına alınmıtır.  
15 Mayıs 2000 tarihinde yapılan ilk durumada bavuran kendisine rapor düzenleyen  
O.A.’nın maksadını hemen anlayamadığını ifade ederek yapılan suçlamaları reddetmitir.  
Bavuran hiçbir zaman askerlik ubesine böyle bir raporu vermediğini ileri sürmütür. Bahse  
konu olaylara dayanarak müvekkilinin kandırıldığını iddia eden bavuranın avukatı Askeri  
Ceza Kanunu’nun 81/2 maddesinin ikinci bendi uyarınca «daha az» bir cezaya çarptırılmasını  
talep etmitir. Avukat ihtilaf konusu suçun TCK’nın 356. maddesinde yer alan «resmi  
makamlara sahte evrak vermek» kapsamına girdiğini, bunun ise askeri mahkemenin yetki  
alanına girmediğini öne sürmütür. Avukat ayrıca Ö. Erükçü’nün serbest bırakılmasını talep  
etmitir.  
Yine aynı gün 15 Mayıs 2000’de askeri mahkeme bilirkii görüüne bavurmu, bilirkii  
askerliğe elverisiz raporunun tek baına bir kiiyi askerlik hizmetinden muaf tutmaya  
yetmeyeceğini, rapor sonuçlarının yetkili tam teekküllü bir hastane tarafından doğrulanması  
gerektiğini ifade etmitir. Bavuran bunun üzerine aynı gün serbest bırakılmıtır.  
Askeri Mahkeme 6 Ekim 2000 tarihinde Askeri Ceza Kanunu’nun 81/1 maddesi uyarınca  
bavuranı on ay ağır hapis cezasına çarptırmıtır.  
21 Aralık 2000 tarihinde 4616 sayılı Kanun yürürlüğe girmitir. Bu Kanun Nisan 1999  
tarihine kadar ilenen suçlardan dolayı açılan ceza davalarının ertelenmesini öngörmekteydi.  
2
Kanun’un 5 a) bendi uyarınca diğerlerinin yanı sıra Askeri Ceza Kanunu’nun 81. maddesi  
alanına giren suçlar da muafiyet kapsamında yer almaktaydı.  
Askeri Mahkeme’nin bu hükmü bavurana 4 Nisan 2001 tarihinde tebliğ edilmitir. Bavuran  
özellikle O.A.’nın durumaya katılmadığı gerekçesiyle kararı temyize götürmütür. Bavuran  
ayrıca 4459 sayılı Kanun’dan yararlanma talebini belirtmive 81. maddenin 4616 sayılı  
Kanun’un uygulama alanında yer almamasının eitlik ilkesine aykırı olduğunu iddia etmitir.  
Askeri Yargıtay 16 Haziran 2001 tarihli nihai kararı ile temyiz edilen kararı onamıve 4616  
sayılı Kanun’un Anayasa’ya aykırı olduğu itirazını reddetmitir.  
HUKUK  
I. AĐHS’NĐN 6/1 MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA  
Bavuran sivil bir kii olarak yalnızca askeri hakimlerden oluan bir mahkeme tarafından  
yargılanmasının bağımsızlık ve tarafsızlık ilkesi ile bağdamadığından, askeri mahkemedeki  
ceza davasının hakkaniyete uygun gerçeklemediğinden ikayetçi olmaktadır. Bavuran bu  
bağlamda AĐHS’nin 6/1 maddesine atıfta bulunmaktadır.  
Hükümet bu iddiaya karı çıkmaktadır.  
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde ikayetlerin dayanaktan yoksun  
olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca baka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru  
bulunmadığını tespit eder. ikayetler kabuledilebilir niteliktedir.  
A. Askeri Mahkemenin bağımsızğı ve tarafsızlığı hakkında  
AĐHM bu bavurudakine benzer ikayetleri ortaya koyan bavuruları daha önce de  
incelediğini ve AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiği sonucuna vardığını hatırlatır (Bkz.  
Ergin (no:6); Onaran-Türkiye kararı no: 65344/01, 5 Haziran 2007; Düzgören-Türkiye no:  
56827/00 9 Kasım 2006; Özel vd.-Türkiye kararı no: 37626/02, 31 Ocak 2008).  
AĐHM, Hükümetin mevcut davada farklı bir sonuca ulamasını sağlayacak ikna edici hiçbir  
tespit ve delil sunmadığını kaydetmektedir. Bunun yanı sıra sivil kii olarak orduya sadakat  
göstermek zorunluluğu olmayan bavuranın yalnızca askeri hakimlerden oluan bir  
mahkemede askerlik hizmetinin yerine getirilmemesine ilikin görülen davada ordu mensubu  
hakimler tarafından yargılanmaktan endie duymasının anlaılabilir olduğu tespitinde  
bulunmaktadır. Bavuran hakkında açılan davada askeri mahkemenin kararını dava  
konusunun özüne yabancı gerekçelere dayandırmasından endie duyabilir. Bu nedenle  
bavuranın bu yargı makamının tarafsız ve bağımsız olmadığı yönündeki üpheleri objektif  
olarak doğrulanmaktadır (sözü edilen Ergin (no: 6) kararı, ve sözü edilen Özel vd. kararı).  
AĐHM bu nedenle AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmaktadır.  
B. Ceza davasının adilliği hakkında  
Bavuran hapis cezasına çarptırılması ile sonuçlanan ceza davasının adil olmadığını öne  
sürmekte, bu bağlamda askeri mahkemenin en önemli tanığın durumaya katılmasını  
reddettiğinden ve temyize gittiği Askeri Yargıtay’ın kararından haberdar olamadığından  
yakınmaktadır.  
AĐHM, benzer kararlarda verdiği hükümleri hatırlatarak bağımsızlıktan ve tarafsızlıktan  
3
yoksun bir mahkemenin her halükarda kendi yargısına tabi kiilere adil bir yargılama  
sunamayacağı kanısına varmaktadır.  
Bavuranın bağımsız ve tarafsız bir mahkemede yargılanma hakkının ihlalinin tespiti ıığında  
AĐHM, bu ikayetin incelenmesini gerekli görmemektedir (Bkz. diğerleri arasında, Çıraklar-  
Türkiye, 28 Ekim 1998).  
II. DĐĞER ĐDDĐALAR HAKKINDA  
Bavuran resen yapılan bilirkii incelemesi sonuçlarını dikkate almaksızın Askeri Ceza  
Kanunu’nun 81. maddesinde yer alan suç kapsamında mahkum edilmesi nedeniyle AĐHS’nin  
7. maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmektedir. Bavuran ayrıca herhangi bir AĐHS hükmüne  
atıfta bulunmadan Askeri Ceza Kanunu’nun 81. maddesinin 4616 sayılı Kanun’un uygulama  
kapsamından çıkarılmasının kanun önünde eitlik ilkesine aykırı olduğunu iddia etmektedir.  
Bavuran son olarak 4459 sayılı Kanun’dan yararlanan kiilerin her türlü adli kovuturmadan  
muaf olacağı hükmünün açıkça yer almasına rağmen mahkum edildiğinden yakınmaktadır.  
AĐHM, AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiği tespiti ıığında, mevcut bavuruda yer alan  
temel hukuki sorunu incelediğine itibar etmektedir. Dava olaylarının bütünü ve tarafların  
argümanları dikkate alındığında, AĐHM yapılan bu ikayetleri ayrıca incelemeyi gerekli  
görmemektedir.  
III. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐ’NĐN UYGULANMASI  
A. Tazminat  
Bavuran 100.000 Euro maddi tazminat, 100.000 Euro manevi tazminat talep etmektedir.  
Hükümet bu miktarlara karı çıkmaktadır.  
AĐHM öne sürülen maddi zarar ile ilgili olarak sözkonusu dava AĐHS’nin 6/1 maddesinin  
gereklerine uygun olarak gerçekletirilseydi sonucunun ne olacağı konusunda spekülasyonda  
bulunamayacağını ifade etmektedir. O halde bavurana bu yönde bir tazminat ödenmesine  
gerek görmemektedir (Bkz. Findlay-Birleik Krallık kararı, 25 ubat 1997, Kartal ve  
Kızıldağ-Türkiye kararı no: 59641/00, 8 Nisan 2008).  
Manevi zarara gelince, AĐHM mevcut dava koullarında ihlal tespitinin tek baına bavuran  
açısından adil bir tatmin oluturacağı kanısındadır.  
AĐHM ayrıca, bu bavurudaki gibi özel bir durumda, bağımsızlık ve tarafsızlık koullarını  
yerine getirmeyen bir mahkeme tarafından mahkumiyet kararı alındığında, ilgilinin talebi  
doğrultusunda yeni bir sürecin ya da yargılamanın balatılmasının ilke olarak tespit edilen  
ihlalin giderilmesi bakımından uygun bir yöntemi oluturduğu görüündedir (Bkz. sözü edilen  
Kartal ve Kızıldağ kararı; Özel vd. kararı ve Ergin kararı).  
B. Yargılama masraf ve giderleri  
Bavuran AĐHM önünde yapmıolduğu yargılama giderleri için 25.000 Euro talep  
etmektedir. Bavuran bu yönde avukatı ile imzaladığı ve temsil ve tercüme masraflarını  
kapsayan 15.000 Euro tutarındaki sözlemeyi sunmaktadır. Bavuran baka herhangi bir  
kanıtlayıcı belge sunmamıtır.  
Hükümet bu miktarlara karı çıkmaktadır.  
4
AĐHM’nin yerleik içtihadına göre bir bavuran gerçekliğini, gerekliğini kanıtladığı makul  
miktarlardaki yargı giderlerini elde edebilir. AĐHM sunulan belgeler ve sözü edilen kıstaslar  
ıığında AĐHM önünde yapmıolduğu yargılama giderleri için bavurana 1.000 Euro  
ödenmesine karar verir.  
C. Gecikme Faizi  
AĐHM, Avrupa Merkez Bankası’nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına üç  
puanlık bir artıın ekleneceğini belirtmektedir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, MAHKEME,  
1. Oybirliğiyle, AĐHS’nin 6/1 maddesi hakkındaki ikayetlerin kabuledilebilir olduğuna;  
2. Oybirliğiyle, askeri mahkemenin bağımsızlıktan ve tarafsızlıktan yoksun olması nedeniyle  
AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;  
3. Oybirliğiyle, kalan diğer ikayetlerin ayrıca incelenmesine gerek olmadığına;  
4. 2’ye karı 5 oy ile, ihlal tespitinin kendisinin bavuranın uğradığı manevi zararı gidermesi  
bakımından adil bir tatmini oluturduğuna;  
5. Oybirliğiyle,  
a) AĐHS’nin 44 / 2 maddesi gereğince kararın kesinletiği tarihten itibaren üç ay içinde,  
miktara yansıtılabilecek her türlü vergi ve masraflarla birlikte, ödeme tarihindeki döviz kuru  
üzerinden YTL.’ye çevrilmek üzere Savunmacı Hükümet tarafından bavurana yargılama  
giderleri olarak 1.000 (bin) Euro ödenmesine;  
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapıldığı tarihe kadar Hükümet  
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan  
fazlasına eit oranda faiz uygulanmasına;  
6. 2’ye karı 5 oy ile, adil tatmine ilikin diğer taleplerin reddine;  
KARAR VERMĐꢀTĐR.  
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.  
paragraflarına uygun olarak 13 Kasım 2008 tarihinde yazılı olarak bildirilmitir.  
Mevcut karar ekinde AĐHS’nin 45/2 ve Đçtüzüğün 74/2 maddesi uyarınca yargıçlar I. Ziemele  
ve A. Power’ın karı oy görüü yer almaktadır.  
5
6