CONSEIL DE  
L'EUROPE  
AVRUPA  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
EĞĐLMEZ - TÜRKĐYE DAVASI  
(Bavuru no: 21798/04)  
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
STRAZBURG  
10 Kasım 2005  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44§2. maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecek olup  
bazı ekli düzeltmelere tabi olabilir.  
1
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2005. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri,  
davanın adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile  
Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak  
suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (21798/04) bavuru no’lu davanın  
nedeni, bu ülke vatandaı Aye Eğilmez’in (bavuran) 10 Haziran 2004 tarihinde Avrupa  
Đnsan Hakları Sözlemesi’nin (AĐHS) 34. maddesi uyarınca Avrupa Đnsan Hakları  
Mahkemesi’ne (Mahkeme) yapmıolduğu bavurudur.  
Bavuran AĐHM önünde, Đstanbul Barosu avukatlarından S. Akat tarafından temsil  
edilmektedir.  
Wernicke Korsakoff (WK-S) hastası olduğunu iddia eden bavuran, yeniden  
hapsedilmesi durumunda AĐHS’nin 3. maddesinin ihlal edileceğini ileri sürmektedir.  
OLAYLAR  
A. Bavurunun yapılmasına kaynaklık eden olaylar  
1967 doğumlu olan bavuran, 4 Haziran 1998 tarihinde Đzmir DGM tarafından bir  
terörist örgüte üye olmaktan oniki yıl altı ay hapis cezasına mahkum edilmitir.  
Bavuran 2002-2003 yılları arasında Uak Cezaevi’nde yatmaktayken açlık grevine  
balamıtır.  
4 Aralık 2001 tarihinde bavuranın babası, CMUK’un 399. maddesine dayanarak,  
sağlık durumundan ötürü kızının cezasının infazının ertelenmesini talep etmitir.  
19 Aralık 2001 tarihinde Uak Cumhuriyet Savcısı bavuranı muayene olmak üzere  
Uak Devlet Hastanesi’ne göndermive muayene sonucu düzenlenen 15 Ocak 2002 tarihli  
raporda, bavuranın özgürlükten yoksun bırakıcı cezayı çekebileceği yönünde görüꢀ  
bildirilmitir.  
Bunun üzerine 16 Ocak 2002 tarihinde Uak Cumhuriyet Savcısı, bavuranın  
babasının talebini reddetmitir. Cumhuriyet Savcısı’nın kararına karı yapılan itiraz bavurusu  
da 5 Nisan 2002’de kabul edilmemitir.  
25 Haziran 2002 tarihinde Cumhuriyet Savcısı’nın emri üzerine bavuran yeniden  
muayene edilmive düzenlenen raporda ilkinde ulaılan sonuçlar tekrarlanmıtır.  
Cumhuriyet Savcısı ikinci rapora dayanarak, 11 Temmuz 2002’de bavuranın  
cezasının ertelenmesi talebini reddetmitir.  
Bavuranın bu rapora itirazı üzerine ilgili kii 4 Mart 2003 tarihinde Cumhuriyet  
Savcısı tarafından Adli Tıp Kurumu’nca muayene edilmeye gönderilmitir. Sözkonusu kurum  
tarafından düzenlenen 16 Nisan 2003 tarihli raporda, bavuranda Wernicke-Korsakoff  
Sendromu (WK-S) tehis edilmive uzatılabilir olmak kaydıyla altı ay süreyle hastanın  
cezasının infazının ertelenmesi gerektiği sonucuna varılmıtır.  
24 Nisan 2003 tarihinde Uak Cumhuriyet Savcısı CMUK’un 399. maddesi uyarınca  
bavuranın serbest bırakılmasına karar vermive bunu, erteleme süresinin bitiminden önce  
bavuranın Cumhuriyet Savcılığı’na gitmesi kouluna bağlamıtır.  
2
Bavuran 29 Eylül 2003 tarihinde Đstanbul Cumhuriyet Savcılığı’na gitmive oradan  
muayene edilmek üzere Adli Tıp Enstitüsü’ne gönderilmitir. Yapılan muayene sonucunda 15  
Ekim 2003 tarihinde hazırlanan raporda, bavuranın sağlık durumunun artık erteleme  
tedbirinin devamını gerektirmediği sonucuna varılmıtır.  
6 Kasım 2003 tarihinde Uak Cumhuriyet Savcısı bavuran hakkında mahkumlara  
mahsus yakalama müzekkeresi çıkartmı, ilgili kii ise firar etmitir.  
12 Kasım 2003 tarihinde bavuranın avukatı, Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu  
tarafından müvekkilinin sağlık dosyasının yeniden incelenmesini talep ederek, Uak Ağır  
Ceza Mahkemesi’ne yakalama müzekkeresine karı itiraz bavurusunda bulunmutur. 14  
Kasım 2003’te adıgeçen Mahkeme bu talepleri reddetmitir.  
Bavuranın avukatı bu karara karı da 23 Aralık 2003’te itiraz etmitir.  
27 Ocak 2004 tarihinde Alaehir Ağır Ceza Mahkemesi bu bavuruyu reddetmitir.  
12 Ekim 2004’te Resmi Gazete’de yayımlanan yeni TCK’nın 1 Nisan 2005 tarihinde  
yürürğe girmesi öngörülmütür.  
30 Kasım 2004 tarihinde Cumhuriyet Savcısı’nın istemiyle re’sen toplanan Đzmir Ağır  
Ceza Mahkemesi heyeti, yeni TCK’da mevcut davada ilenen suç için daha az ceza  
öngörüldüğünü ve bavuranın da bu cezayı çekmiolduğunu gözönüne alarak, cezasının  
infazının ertelenmesine karar vermitir. Đzmir Ağır Ceza Mahkemesi, henüz yürürlüğe  
girmediğinden yeni TCK’yı uygulamanın mümkün olmadığını fakat mevcut davada bu  
durumun önemli bir rol oynamadığını zira bavuranın yeni TCK uyarınca mahkum edilmiꢀ  
olması halinde alacağı cezayı zaten çekmiolduğunu belirtmitir. Bununla birlikte Mahkeme,  
davayı sonlandırmak için yeni TCK’nın yürürlüğe girdiği tarihte dava dosyasının tekrar  
açılması gerektiğini kaydetmitir.  
31 Mayıs 2005 tarihli bir Kanun’la, yeni TCK’nın yürürlüğe girme tarihi 1 Haziran  
2005 tarihine ertelenmitir.  
B. AĐHM’nin soruturma görevi  
Elli üç adet bavurunun bir tanesini oluturan mevcut davada, AĐHM, Đç Tüzüğü’nün  
Ek A1 maddesi uyarınca, esas hakkında incelemesi için ilgili olayların tespit edilmesi  
amacıyla soruturma heyeti oluturmutur.  
AĐHM üyeleri arasından altı delegeyi, Türkiye’deki ceza infaz kurumları ile  
hastanelerde ziyarette bulunmakla görevlendirmive üç uzman doktordan oluan bir bilirkii  
heyetini, öncelikle aralarında bavuranın da bulunduğu ilgili kiilerin sağlık öykülerini  
değerlendirmek, ardından da bu kiilerin özgürlükten yoksun bırakıcı bir cezayı çekip  
çekemeyeceklerini belirlemek amacıyla nöropsikiyatrik muayeneler yürütmekle  
görevlendirmitir.  
23 Ağustos 2004 tarihinde bu görevin en iyi ekilde yürütülmesi amacıyla, AĐHM  
Hükümet’ten, Đç Tüzüğü’nün 39. maddesi uyarınca, amaçlanan muayenelerin Bilirkii Kurulu  
tarafından yürütülebilmesi için, firari durumda olan bavuranın 6 Eylül-13 Eylül 2004  
tarihleri arasında yakalanmamasını talep etmitir.  
3
AĐHM bu görevi çerçevesinde, bavurandan, 11 Eylül 2004 tarihinde muayene  
edileceği Đstanbul Üniversitesi Çapa Hastanesi’ne gitmesini istemitir. AĐHM bavurana,  
geçerli bir mazereti olmadan bu çağrıya uymaması halinde, AĐHS’nin 37§1 c) maddesi  
uyarınca bavurusunun kayıttan düeceğini de bildirmitir.  
AĐHM’nin bu ekilde gerçekletirdiği soruturma görevine ilikin bilgi Tekin Yıldız-  
Türkiye (no: 22913/04, 10 Kasım 2005) kararında yer almaktadır.  
HUKUK AÇISINDAN  
Bavuran, cezasının infazının ertelenmesini kararının, hiçbir bilimsel değeri olmayan  
ve bir önceki sağlık raporu ile açıkça çelikili olan bir diğer sağlık raporuna dayanılarak  
kaldırılğını ileri sürmekte ve yakalandığı Wernicke-Korsakoff hastalığı nedeniyle yeniden  
hapsedilmesinin AĐHS’nin 3. maddesini ihlal edeceğini belirtmektedir.  
AĐHM bavuranın avukatının 28 Temmuz 2004 tarihli bir mektupla, hakkındaki  
yakalama müzekkeresinin kaldırılmadığı sürece müvekkilinin Bilirkii Kurulu tarafından  
öngörülen sağlık muayenesine gelmeyeceğini bildirdiğini kaydeder.  
Hükümet bavurana verilen cezanın yasal reformlar çerçevesinde yeniden  
belirlendiğini ve böylelikle ilgili kiinin 30 Kasım 2004 tarihinde ceza affından yararlandığını  
belirtmektedir. Dolayısıyla bavuranın bu ceza ile ilgili olarak yeniden hapsedilme riski  
yoktur. Her ne olursa olsun, bavuranın 24 Nisan 2004 tarihinden itibaren özgür olduğu  
dikkate alındığında, sözkonusu kiinin artık mağdur sıfatı bulunmamaktadır.  
AĐHM, bu konuda yapılan uyarıya karın bavuranın 11 Eylül 2004 tarihli muayeneye  
gelmediğini gözlemlemitir.  
Bavuranın avukatı 14 ubat 2005 tarihli bir mektupla bu durumu, Hükümet  
tarafından belirtilen geçici tedbirin ardından müvekkili hakkındaki yakalama müzekkeresinin  
kaldırılğının kendisine zamanında bildirmemesiyle açıklamaya çalıtır.  
Bavuranın avukatı diğer yandan, müvekkilinin cezasının geri kalanının ertelenmesi  
kararının mevcut davada hiç önem taımadığını, zira yeni TCK’nın henüz yürürlüğe  
girmediğini iddia etmektedir. Sonuç olarak Hükümet her an bavuranı yakalayıp yeniden  
hapsedebilir.  
AĐHM bu argümanların hem desteklenmediğini hem de anlaılabilir ve nesnel bir  
endieye dayanmadığını, zira mevcut davada Hükümet’in, o ana kadar kendisine bildirilen  
geçici tedbirlerin tamamına saygı göstermekle kalmayıp aynı zamanda soruturma görevinin  
organizasyonu ve seyri için örnek tekil edecek bir yardım sağladığını belirtmektedir.  
Bavuran tarafından da gayet iyi bilinen bu koullar altında, sözkonusu kii  
Hükümet’in herhangi bir olumsuz tutumundan dolayı endieli olduğunu iddia edemez. Çünkü  
ortaya bu türden bir üzücü durumun çıktığı varsayılsa bile, buradan sonuç çıkartacak olan  
yalnızca AĐHM’dir.  
Yukarıda anlatılanlar ıığında, AĐHM bavuranın mağdur sıfatı konusunda zaman  
kaybetmeye gerek olmadığı kanaatindedir (bkz., Amuur- Fransa, 25 Haziran 1996, Derleme  
4
Kararlar ve Hükümler 1996-III, s. 846, § 36, Dalban-Romanya [GC], no 28114/95, § 44,  
CEDH 1999-VI, ve, mutatis mutandis, S.T.- Türkiye, no 32431/96, 6 Mayıs 2003).  
Bavuranın, bu konuda yapılan kesin uyarılara rağmen, ortada hiçbir neden yokken kendisi  
için ayarlanan muayeneye gelmeyerek, bu ekilde kendi bavurusuna ait olguların tespit  
edilmesini engellememiolması gerektiğini gözlemlemek AĐHM için yeterlidir.  
Sonuç olarak AĐHM mevcut davada, AĐHS’nin 37§1 c) maddesi uyarınca bavurunun  
incelenmesine devam edilmesine artık lüzum kalmadığı kanaatine varmıtır.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK AĐHM OYBĐRLĐĞĐYLE,  
Bavurunun kayıttan düürülmesine  
karar vermitir.  
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıve AĐHM Đç Tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve  
3. fıkralarına uygun olarak 10 Kasım 2005 tarihinde yazıyla bildirilmitir.  
5