Bu müdahalenin öngörülebilirliği ve meşruluğuna gelince, gerekliliği konusunda vardığı
sonuç ışığında AĐHM bu sorular üzerinde durmayı yersiz görmektedir (10. madde ile ilgili
Çetin vd.-Türkiye kararı, no: 40153/98 ve 40160/98, 11. madde açısından Çetinkaya-Türkiye
kararı, no: 75569/01, 27 Haziran 2006).
2. «Demokratik bir toplum için gereklilik»
Hükümet başvuranların yazmış oldukları mektuplarında güvenlik görevlililerinin
cezaevlerinde sürdürdükleri operasyonları hakkında bilgi vermeleri ölçüsünde sözkonusu
müdahalenin gerekli olduğunu savunmaktadır. Bu müdahale hali hazırda hassas bir konuyu
teşkil eden cezaevlerinde yeni bir ayaklanmanın ortaya çıkmasını engelleme amacını taşıdığı
kadar sözkonusu tahkiklerin sağlıklı bir biçimde değerlendirilmesine de imkân tanımaktadır.
AĐHM, gereklilik kavramının sosyal bir ihtiyacı karşılamayı ve özellikle izlenen meşru
amacın orantılılığını kapsadığını hatırlatmaktadır. Bu bağlamda, AĐHM hükümlülerin
mektuplarının bazı kontrollerden geçirilmesinin olağan zorunluluklar ve makul gerekçeli
mahkumiyetlerde AĐHS ile çakışmadığını kabul etmektedir. Genel olarak, benzer bir denetimi
hoş görülebilir bir önlem olarak kabul etmek için bir hükümlü açısından bu mektupların kimi
kez dış dünya ile tek bağlantıları olduğunu unutmamak gerekir (Bkz. Campbell-Birleşik
Krallık kararı, 25 Mart 1992).
Mevcut başvuruda AĐHM, başvuranların mektuplarının içeriği ve neden engellendiği
hakkında adı geçenler tarafından bilgi verilmediğini ifade etmektedir. Aynı şekilde, iç hukuk
mercilerinin sözkonusu engelleme kararı da yer almamaktadır. Hükümetin yazılı görüşlerinin
okunmasından ve başvuranlar tarafından sunulan bilgilerden AĐHM, güvenlik güçlerinin
cezaevlerinde sürdürdükleri operasyonların ve adı geçenlerin bu esnada maruz kaldıkları kötü
muamelelerin ortaya konduğuna dikkat çekmektedir.
Ayrıca, dava dosyasında yer alan delillerin okunmasından, Bayan Bayraktar’ın başvuranların
avukatı sıfatıyla haklarında yürütülen ceza yargı sürecinde yer aldığı ve ilgililerin mahkum
edilmelerinin ardından bile yardımını ve hukuki desteğini sürdürdüğü açıkça görülmektedir.
AĐHM, bir avukat ile görüşmenin neticesi ne şekilde olursa olsun AĐHS’nin 8. maddesi
uyarınca ayrıcalıklı bir statüden yararlanmak olduğunu hatırlatarak bu iletişimin ayrıca bir
hükümlünün maruz kaldığı muameleleri dile getirmesi bakımından bir ön başvuru hakkını
sağladığını belirtmektedir (Bkz. diğerleri arasında, Campbell ve Golder-Birleşik Krallık
kararı, 21 Şubat 1975). AĐHM ayrıca daha önce «cezaevi yönetimini karalama» veya «cezaevi
yetkilileri hakkında hakaretler» içeren şahsi mektuplarının akışının durdurulmasının
«demokratik bir toplum için gereklilik» oluşturmadığı sonucuna vardığının altını çizmektedir
(Bkz. Silver vd. kararı, §§ 64 ve 99 c)). Aynı şekilde cezaevi personeli hakkındaki iddialara
karşı kısıtlamalarda da benzer sonuca varmıştır. Bu sonuçtan ayrı tutulmayı gerektirecek
hiçbir gerekçe bulunmamaktadır.
Bu nedenle AĐHM, AĐHS’nin 8. maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmaktadır.
III. AĐHS’NĐN 13. MADDESĐ’NĐN ĐHLAL EDĐLDĐĞĐ ĐDDĐASI HAKKINDA
AĐHM dava dosyasında yer alan delil unsurlarının okunmasından başvuranların kötü muamele
iddialarından bilgilendiğini, bu bağlamda Bayan Bayraktar’ın müvekkillerini ziyaret etmeye
ve onlarla görüşmeye getirilen engelleme nedeniyle mevcut yasal başvuru yollarına müracaat
4