gecikmenin, kamulaştırmadan sorumlu makamlara atfedilebileceğini ve kamulaştırılan toprak
yanında mülk sahiplerinin ayrıca kaybına neden olduğunu tespit etmiştir. Sözkonusu gecikme
ve bütün olarak işlemlerin uzunluğu sonucu AİHM başvuranların, kamu yararı talepleri ve
mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkının korunması arasındaki
adil dengeyi sarsan kişisel ve aşırı bir yük altına girmiş oldukları sonucuna varmıştır.
17. Sonuç olarak, 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesi ihlal edilmiştir.
II. AİHS’NİN 6 § 1. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI
18. Başvuran ayrıca, AİHS’nin 6 § 1. maddesine dayanarak, Mahkeme işlemlerinin
makul olmayan derecede uzun olduğu hususunda şikayette bulunmuştur.
A. Kabuledilebilirlik
19. Başvuru AİHM’ye, iç hukukta nihai kararın verilmesinden altı aydan fazla bir
süre geçtikten sonra yapıldığı halde Yargıtay, ilk derece Mahkemesi’nin 26 Ekim 1998 tarihli
kararını onamış olduğu için Hükümet, AİHM’den sözkonusu şikayetin kabuledilemez
olduğuna karar vermesini talep etmiştir.
20. AİHM, dava işlemlerinin uzunluklarına ilişkin davalarda, herhangi bir Mahkeme
tarafından verilen bir kararın uygulanmasının, 6. madde bağlamındaki “yargılama”nın
ayrılmaz bir parçası olarak kabul edilmesi gerektiğine ilişkin ilkeyi kabul etmiş olduğunu
yineler (bkz. Di Pede/İtalya, 26 Eylül 1996 tarihli karar, Raporlar 1996-IV, sayfa 1383-1384,
§ 20-24, ve Zappia/İtalya, 26 Eylül 1996 tarihli karar, Raporlar 1996-IV, sayfa 1410-1411,
§§ 16-20).
21. AİHM, yerel Mahkemelerin ödenmesine karar verdiği ek tazminatın, 17 Mayıs
2000 tarihinde başvuranlara ödenmiş olduğunu gözlemler. Bu nedenle, 6. madde bağlamında
verilen “kararın” yukarıda anılan tarihte sona ermiş olduğu kanısındadır. AİHM başvurunun,
ödemeden itibaren altı ay içerisinde 15 Kasım 2000 tarihinde yapılmış olduğunu belirtir.
22. Yukarıda kaydedilenler ışığında AİHM, Hükümet’in ilk itirazını reddeder.
23. AİHM, sözkonusu şikayetin AİHS’nin 35 § 3. maddesi bağlamında temelden
yoksun olmadığını belirtir. Ayrıca, kabuledilemez olduğuna karar vermek için gerekçe
olmadığını belirtir.
B. Esaslar
24. 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesi bağlamında varmış olduğu sonuçlar ışığında
AİHM, davanın ayrıca 6 § 1. madde uyarınca incelenmesinin gerekli olmadığı kanısındadır.
III. AİHS’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI
25. AİHS’nin 41. maddesi aşağıda kaydedilmiştir:
“Mahkeme işbu Sözleşme ve protokollarının ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek
Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde,
hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder.”