COUNCIL  
AVRUPA  
OF E U R O P E  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐKĐNCĐ DAĐRE  
ELĐF KARAKAYA – TÜRKĐYE  
(B a vuru no. 5173/05)  
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
STRAZBURG  
27 Ekim 2009  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecektir.  
ekli düzeltmelere tabi olabilir.  
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın  
adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri  
Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari  
olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USUL  
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 5173/05 no’lu davanın nedeni, Elif Karakaya  
(“bavuran”) adlı T.C. vatandaının, Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi’ne 10 Ocak 2005  
tarihinde, Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilikin Sözleme’nin (“Avrupa  
Đnsan Hakları Sözlemesi’nin - AĐHS”) 34. maddesi uyarınca yapmıolduğu bavurudur.  
Bavuran Đstanbul Barosu avukatlarından S. Kızılkaya ve Đ.H. Altan tarafından temsil  
edilmitir.  
OLAYLAR  
Bavuranın ei 22 Kasım 1998 tarihinde zorunlu askerlik hizmetini yaparken, otopsisinde  
tehis edildiği üzere doğutan kalp rahatsızlığına bağlı olarak kalp krizi geçirip vefat etmitir.  
Bavuran, 19 Ekim 1999 tarihinde, Askeri Yüksek Đdare Mahkemesi'nde (AYĐM)  
tazminat davası açmı, ayrıca emekli aylığı bağlanmasını talep etmitir.  
Askeri Yüksek Đdare Mahkemesi Daireler Kurulu 6 Ocak 2000 tarihinde bavuranın  
talebini, ilgili iç mevzuatla uyumlu olarak, iddialarının her biri için iki ayrı dava açması  
gerektiği gerekçesiyle reddetmitir. Bavuran 4 ubat 2000 tarihinde AYĐM’de yeniden, bu  
kez ayrı davalar açmıtır.  
AYĐM 1 Mart 2000 tarihinde ara karar çıkarmı, bavuranın dava açmadan önce Đçileri  
Bakanğı’ndan tazminat talep edip etmediğini tahkik etmitir. Mahkeme, ilgili idare  
makamlardan bu yönde bir tazminat talep edilmediği için, ulusal hükümlere istinaden,  
bavuranın tazminat talebini 29 Mart 2010 tarihinde Đçileri Bakanlığı’na iletmitir.  
Bu esnada Đçileri Bakanlığı Jandarma Genel Komutanlığı tarafından 12 ubat 2000  
tarihinde bavurana tazminat ödenmitir. Đçileri Bakanlığı belirsiz bir tarihte bavuranın  
tazminat talebini, tazminatın daha önceden ödendiği gerekçesiyle reddetmitir. Bu karar  
bavurana 24 Mayıs 2000 tarihinde tebliğ edilmitir.  
Bavuran ön koula uyarak, 1 Haziran 2000 tarihinde AYĐM’de yeniden tazminat davası  
açmı, aynı tazminat miktarına ek olarak avukat yardımı talep etmitir. AYĐM, ilgili  
hükümlerle bavurana ödenen tazminata atıfta bulunarak, 28 Haziran 2000 tarihinde  
bavuranın avukat yardımı talebini reddetmitir.  
AYĐM Đkinci Dairesi 27 Mart 2002 tarihinde bavuranın tazminat talebine ilikin olarak,  
bavuranın askeri personel olmadığı gerekçesiyle görevsizlik kararı vermitir. Đlgili ulusal  
mevzuata istinaden, daire, davanın, yetkili sivil idare mahkemesinde açılması gerektiğine  
karar vermitir.  
Bavuran 7 Haziran 2002 tarihinde Ankara Đdare Mahkemesi’nde tazminat davası  
açmıtır. Ankara Đdare Mahkemesi 17 Temmuz 2003 tarihinde konunun askeri mahiyeti  
nedeniyle AYĐM tarafından incelenmesi gerektiğini kaydetmive davayı uyumazlık  
mahkemesine havale etmitir. Uyumazlık Mahkemesi 17 Kasım 2003 tarihinde davanın  
askeri idare mahkemesinin yargı yetkisine girdiğine karar vermitir.  
1
Ankara Đdare Mahkemesi yukarıdaki karara atıfta bulunarak, 19 Aralık 2003 tarihinde  
görevsizlik kararı vermitir. Bunun üzerine AYĐM davanın esasını incelemeye devam  
etmitir. 3 Mayıs 2004 tarihinde bavuranın, olutuğu iddia edilen maddi ve manevi zararına  
ilikin bir bilirkii raporu Ankara Đdare Mahkemesi’ne sunulmutur. Bavuran bilirkii  
raporunda ifade edilen meblağlara itiraz etmitir.  
AYĐM, 16 Haziran 2004 tarihinde bavurana yasal faiz oranıyla beraber tazminat  
ödenmesine karar vermitir. Karar bavurana 27 Temmuz 2004 tarihinde tebliğ edilmitir.  
Bavuran düzeltme talebinde bulunmamıtır.  
HUKUK  
Bavuran tazminat davasının süresinin AĐHS’nin 6/1 maddesinde öngörülen “makul süre”  
kouluyla örtümediğinden ikayetçi olmutur. Hükümet bu sava itiraz etmi, bavuranın 27  
Mart 2002 tarihli görevsizlik kararına itiraz etmesi gerektiğini, bu itirazın sözkonusu süreci  
kısaltacağını ileri sürmütür. Benzer biçimde, bavuran 16 Haziran 2004 tarihli karara da  
itiraz etmemi, böylelikle iç hukuk yollarını tüketmemitir.  
AĐHM, u anda Türk yasalarında davanın haddinden uzun sürmesine ilikin ikayetle ilgili  
bavurulacak hukuk yolu bulunmadığını gözlemler (bkz. Tamar – Türkiye, 15614/029). Bu  
nedenle, mevcut davada verilen son ulusal karar olan 16 Haziran 2004 tarihli karara yapılacak  
bir itiraz, bavuranın AĐHM’ye sunduğu, davanın süresine ilikin ikayetine çözüm tekil  
edemez.  
AĐHM ikayetin AĐHS’nin 35/3 maddesi çerçevesinde dayanaktan yoksun olmadığını  
kaydeder. Ayrıca AĐHM, baka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru  
bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle ikayet kabuledilebilir niteliktedir.  
Göz önünde bulundurulacak süre 19 Ekim 1999 tarihinde balamı,16 Haziran 2004  
tarihinde sona ermitir. Dava, hukuki ihtilaflardan ötürü, biri uyumazlık mahkemesi olmak  
üzere üç farklı mahkeme önünde 4 yıl 8 ay sürmütür.  
AĐHM, bir yargılama süresinin makul nitelikte olup olmadığının, davanın karmaıklığı,  
bavuranın ve yetkili makamların tutumu ile davanın ilgililer açısından arz ettiği öneme  
bakılarak belirlenmesi gerektiğini yineler (diğerlerinin yanı sıra bkz. Frydlender – Fransa  
[BD], 30979/96).  
Hükümet’in, bavuranın 27 Mart 2002 tarihli görevsizlik kararına itiraz etmesi gerektiğine  
ve bu itirazın sözkonusu süreci kısaltacağına ilikin görüüyle ilgili olarak AĐHM, bunun  
farazi bir yaklaım olduğunu kaydeder. Bu karara itiraz etmek, meselenin sonuçta uyumazlık  
mahkemesi tarafından çözüldüğü düünüldüğünde, davayı daha da uzatacaktı. Bavuran  
yalnızca görevsizlik kararına riayet etmi, ikayetini AYĐM’in yönlendirdiği üzere idare  
mahkemelerine taımıtır.  
AĐHM, bavuranın tazminat davasını 19 Ekim 1999 tarihinde açtığını gözlemler. Öte  
yandan, usule ilikin belirli hukuki koulları yerine getirmediği için, ikayetini 4 ubat ve 1  
Haziran 2000 tarihlerinde yinelemek durumunda kalmıtır. Böylelikle, AĐHM, bavuranın bu  
süre içinde titizlik göstermediği kanısındadır. Dolayısıyla 19 Ekim 1999 ile 1 Haziran 2000  
tarihleri arasında sürenin, sözkonusu gecikmenin değerlendirilmesinde, makamlara  
atfedilemeyeceği kanısındadır.  
2
AĐHM ayrıca bavuranın 1 Haziran 2000 tarihinde yeniden tazminat davası açmasının  
ardından, yaklaık bir yıl dokuz ay sonra AYĐM’in 27 Mart 2002 tarihinde görevsizlik kararı  
verdiğini gözlemler. Benzer biçimde, Ankara Đdare Mahkemesi, dava açıldıktan bir yıl bir ay  
sonra, 17 Temmuz 2003 tarihinde görevsizlik kararı vermitir. AĐHM, her iki durumda da,  
kararların, bavuranın esasa ilikin talebinin incelenmesiyle değil, yetki alanı sorunuyla sınırlı  
olduklarını kaydeder. AĐHM, mevcut davanın uzun sürmesinin ana nedeninin, yargı alanı  
sorununun etkili biçimde çözülmemesi olduğu kanısındadır. AĐHM’ye göre bu nedenle oluan  
gecikme haddinden uzundur. Bu konu belirlendikten sonra, AYĐM bavuranın tazminat  
talebinin incelenmesini, bilirkii raporunun sunulduğu da göz önünde bulundurulduğunda  
makul bir süre olan altı ayda tamamlamıtır.  
Öte yandan AĐHM, davaya konu olayın, einin ölümünün ardından, bavuran için çok  
önemli olduğunu ve ulusal mahkemelerin titizlik göstermelerini gerektirdiğini  
vurgulamaktadır.  
Sonuç olarak, AĐHM, konuya ilikin içtihadına dayanarak, mevcut davada, yargı alanı  
ihtilafını çözmede yaanan gecikmenin haddinden uzun olduğu, bu nedenle, davanın genel  
uzunluğunun “makul süre” koulunu karılayamadığı kanısındadır.  
Buna göre AĐHS’nin 6/1 maddesi ihlal edilmitir.  
AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI  
Bavuran toplam 154.754.760 Türk Lirası (yaklaık 73.692.742 Euro) maddi tazminat  
talep etmitir. Bu meblağ, bavurana göre, faiziyle beraber ulusal mahkemelerin ödenmesine  
hükmetmesi gereken tazminatın geri kalan tutarıdır. Bavuran manevi tazminatı AĐHM’nin  
takdirine bırakmı, mahkeme masrafları için talepte bulunmamıtır. Hükümet bavuranın  
talebine itiraz etmitir.  
AĐHM tespit edilen ihlal ile meydana geldiği iddia edilen maddi zarar arasında illiyet bağı  
görememektedir. Bu nedenle bu talebi reddeder. Öte yandan, tazminat davasının gecikmesi  
nedeniyle bavuranın bir takım manevi zarara uğramıolduğu kanısındadır. AĐHM,  
hakkaniyete uygun surette bu balık altında bavurana 1500 Euro ödenmesine hükmeder.  
AĐHM, mevcut davada mahkeme masraflarıyla ilgili talepte bulunulmadığını göz önünde  
bulundurarak, tazminat ödenmemesine karar verir.  
AĐHM gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere uyguladığı  
faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğuna karar vermitir.  
AĐHM YUKARIDAKĐ GEREKÇELERE DAYANARAK, OYBĐRLĐĞĐYLE  
1. Bavurunun geri kalanının kabuledilebilir olduğuna;  
2. AĐHS’nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;  
3. (a) Savunmacı Devlet’in, bavurana, AĐHS’nin 44 § 2. maddesi uyarınca kararın  
kesinletiği tarihten itibaren üç ay içinde, uygulanabilecek her tür vergiyle beraber,  
ödeme gününde geçerli olan kur üzerinden Türk Lirası’na çevirerek 1500 Euro (bin  
beyüz Euro) manevi tazminat ödemesine,  
3
(b) Yukarıda anılan üç aylık sürenin aılmasından ödeme gününe kadar geçen süre için  
Avrupa Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere uyguladığı faiz oranına üç puan  
eklemek suretiyle elde edilecek oranın gecikme faizi olarak uygulanmasına;  
4. Bavuranın adil tazmin talebinin kalan kısmının reddine,  
KARAR VERMĐꢀTĐR.  
Đꢀbu karar Đngilizce hazırlanmı, AĐHM Đç Tüzüğü’nün 77 §§ 2. ve 3. maddesi uyarınca  
27 Ekim 2009 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmitir.  
Françoise Elens-Passos  
Zabıt Katibi Yardımcısı  
Françoise Tulkens  
Bakan  
4