amacıyla hareket ettiğini belirtmektedir. Güvenlik güçleri, kanunla kendilerine tanınan güç
çerçevesinde hareket etmiꢀlerdir. Jandarmalar, kendileri gibi silahlı olan ve uyarı ateꢀine
rağmen ateꢀ açmaya devam eden kiꢀilere karꢀı silahlı güç kullanmıꢀtır. Hükümet, kullanılan
gücün, AĐHS’nin 2 § 2. maddesinde ifade edilen amaçlarla orantılı olduğunu belirtmektedir.
B. Süleyman Ekrem’in ölümü ile ilgili olarak
1. Genel ilkeler
AĐHS’nin 2 § 1. maddesinin ilk cümlesi Devlet’i yalnızca istemli ve illegal ölüme
sebebiyet vermekten kaçınmayı değil aynı zamanda, iç hukuk düzeninde kendi yargısına tabi
kiꢀilerin yaꢀam haklarının korunması için gerekli önlemleri almayı da zorunlu kılmaktadır
(Bkz. Kılıç-Türkiye kararı, no: 22492/93). Bu doğrultuda Devletin yükümlülüğü esas olarak,
yaꢀama hakkını güvence altına almak için bireye karꢀı iꢀlenecek suçları caydırıcı, hukuki ve
idari bir çerçeve içine yerleꢀtirmek, bu mekanizmanın iꢀleyiꢀi bakımından yaptırımlar
uygulamak ve ihlalleri ortadan kaldırmaktır (Velikova-Bulgaristan, no: 41488/98, ve Perk ve
diğerleri). Kiꢀileri koruma aracı olan AĐHS’nin amaç ve hedefi, aynı zamanda 2. maddeyi
etkili ve somut gereklilikler ortaya çıkaracak ꢀekilde yorumlamaya ve uygulamaya
çağırmaktadır (McCann ve diğerleri-Birleꢀik Krallık, 27 Eylül 1995 tarihli karar).
AĐHS’nin 2. maddesinde bizzat belirtildiği gibi, güvenlik güçlerinin öldürücü güce
baꢀvurmaları belli hallerde meꢀru sayılabilir. Bununla birlikte 2. madde, sınırsız bir yetki
tanımamaktadır. Devlet görevlilerinin fiillerinin sınırlarının kurallarla çizilmemiꢀ olması ve
bu konuda keyfiliğe izin verilmesi, insan haklarına saygı ilkesi ile bağdaꢀmamaktadır. Bu
husus, gücü keyfi ve kötüye kullanmaya karꢀı, yerinde ve etkili bir sistem içinde, polis
operasyonlarının iç hukukla yetkilendirilmesinden baꢀka, bu hakkın yeterince
sınırlandırılması gerektiğinin göstergesidir (Bkz. Makaratzis-Yunanistan, no: 50385/99).
Bu bağlamda, bütün olarak ele alındığında bu hükmün 2. paragrafının öncelikli olarak
kasten ölüme sebebiyet verilen durumları tanımlamadığını, güce baꢀvurularak istem dıꢀı
ölüme yol açmanın da üzerinde durduğunu belirtmek gerekir. Bununla birlikte ölüme
sebebiyet veren güç kullanımının kasti ya da bilinçli niteliği, bu tedbirin gerekli olup
olmadığının belirlenmesinde dikkate alınması gereken bir unsurdur. Her türlü güce baꢀvurma,
a), b) ve c) fıkralarında öngörülen amaçlara ulaꢀılması için “mutlak surette gereklilik arz
etmelidir”. “Mutlak gereklilik” terimlerinin kullanımından normal ꢀartlarda AĐHS’nin 8’den
11’e kadar olan maddelerinin 2. paragrafı uyarınca Devletin müdahalesinin «demokratik bir
toplum için gereklilik» koꢀulu ile bağdaꢀıp bağdaꢀmadığının tanımlanması açısından kesin ve
zorunluluk ilkesinin uygulanması kastedilmektedir. Özellikle, güce baꢀvurma 2. maddenin 2
a), b) ve c) fıkralarında öngörülen amaçlarla mutlak surette orantılı olmalıdır (Oğur-Türkiye,
no: 21594/93, ve Ergi-Türkiye, 28 Temmuz 1998 tarihli karar, Derleme Kararlar ve
Hükümler). Bu hükmün demokratik bir toplumdaki önemini vurgulayan AĐHM, bu düꢀünceyi
ꢀekillendirmek için, ölüme sebebiyet veren halleri büyük bir titizlikle incelemek, özellikle
ölüme sebebiyet veren güce baꢀvurulduğunda yalnızca bu gücü kullanan Devlet görevlilerinin
fiillerini değil, aynı zamanda olayların bütününü, bu eylemlerin oluꢀturulmasını ve denetimini
de dikkate almak durumundadır (Bkz. McCann ve diğerleri- Birleꢀik Krallık).
2. Davaya uygulanması
Mevcut davada AĐHM, davaya iliꢀkin olayların, Süleyman Ekrem’in yaꢀamının
korunması ve AĐHS’nin 2. maddesinde öngörüldüğü ꢀekilde etkili ve uygun soruꢀturma
6