AĐHM’nin bilhassa önem verdiği ve somut başvurularda ortak olan şikayet,
başvuranların gözaltı sürelerinde avukat yardımından yararlanamamalarıdır. Dolayısıyla,
AĐHM, incelemesini bu konuyla sınırlı tutmayı uygun değerlendirmiştir.
Hükümet, 18074/03 numaralı başvuruya ilişkin olarak, söz konusu başvurunun altı ay
süresi dışında yapıldığını; zira, ilk derece mahkemesinin kararını 31 Ekim 2001 tarihinde
verdiğini; öte yandan başvurunun 14 Mayıs 2003 tarihinde yapıldığını ifade etmiştir. AĐHM,
bir davanın hakkaniyete uygun olarak görülüp görülmediğini değerlendirirken yargılamanın
bütününün göz önünde tutulması gerektiğini hatırlatmıştır (bkz., John Murray – Đngiltere, 8
Şubat 1996). Somut davada, başvuran, AĐHM başvurusunu, Yargıtay tarafından verilen nihai
karar tarihinden itibaren altı ay içinde sunmuştur. Dolayısıyla, başvurusunu, AĐHS’nin 35/1
maddesinin gerektirdiği gibi altı ay süresi içinde yapmıştır. Sonuç olarak, Hükümet’in itirazı
onanamaz.
AĐHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde bu şikayetlerin dayanaktan yoksun
olmadığını kaydeden AĐHM, ayrıca, başvuruların başka açılardan bakıldığında da
kabuledilemezlik unsuru taşımadığını tespit etmiştir. Bu nedenle başvurular kabuledilebilir
niteliktedir.
Esas hususunda, AĐHM, aynı şikayetleri Salduz – Türkiye başvurusunda incelemiş ve
AĐHS’nin 6/1 maddesi ile bağlantılı olarak 6/3 (c) maddesinin ihlalini tespit etmiş olduğunu
gözlemlemiştir ([BD], no. 36391/02, 27 Kasım 2008). AĐHM, bahsi geçen kararda, avukat
yardımından yararlanma hakkına getirilen kısıtlamanın sistematik olduğu ve ilgili dönemde
devlet güvenlik mahkemeleri yetki alanına giren suçlarla bağlantılı olarak gözaltında tutulan
her kişiye yaşa bakmaksızın uygulandığı tespitinde bulunmuştur.
AĐHM somut davayı incelemiş ve yukarıda belirtilen Salduz kararından sapmasını
gerektirecek özel bir durum görmemiştir.
Dolayısıyla, somut davada AĐHS’nin 6/1 maddesi ile bağlantılı olarak 6/3 (c) maddesi
ihlal edilmiştir.
AĐHS’nin 41. maddesi uyarınca adil tatmin hususunda, birinci başvuran Mehmet Şirin
Ek herhangi bir talepte bulunmamıştır. Đkinci başvuran Hüseyin Şıktaş 15.000 Euro manevi
tazminat talebinde bulunmuştur. Ayrıca, avukat masraflarına karşılık avukatlık ücreti
sözleşmesine dayanarak 8.000 Yeni Türk Lirası (yaklaşık 3.900 Euro) ve yargılama masraf ve
giderlerine karşılık 210 YTL (yaklaşık 100 Euro) talep etmiştir. Hükümet bu taleplere karşı
çıkmıştır.
AĐHM, hakkaniyet temelinde karar vererek, ikinci başvurana 1.500 Euro manevi
tazminat ödenmesine karar vermiştir.
AĐHM, ayrıca, en uygun telafi şeklinin, talep etmeleri halinde, başvuranların AĐHS’nin
6/1 maddesi gereklerine uygun olarak yeniden yargılanmaları olduğunu belirtir (bkz., üzerine
gerekli değişiklikler yapıldıktan sonra, Gençel – Türkiye, no. 53431/99, 23 Ekim 2003;
yukarıda anılan Salduz).
AĐHM, konuyla ilgili içtihadına göre, ayrıca, ikinci başvurana yargılama masraf ve
giderlerine karşılık olarak 1.000 Euro ödenmesini uygun olarak değerlendirmiştir.
2