CONSEIL  
AVRUPA  
DE L’EUROPE  
KONSEYĐ  
AVRUPA ĐNSAN HAKLARI MAHKEMESĐ  
ĐKĐNCĐ DAĐRE  
ELÇĐÇEK VE DĐĞERLERĐ - TÜRKĐYE DAVASI  
(Bavuru no: 6094/03)  
KARARIN ÖZET ÇEVĐRĐSĐ  
STRAZBURG  
16 Temmuz 2009  
Đꢀbu karar AĐHS’nin 44/2 maddesinde belirtilen koullar çerçevesinde kesinleecektir. ekli  
düzeltmelere tabi olabilir.  
1
______________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2009. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan  
Hakları Genel Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın  
adının tam olarak belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri  
Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari  
olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
USUL  
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (6094/03) no’lu davanın nedeni T.C.  
vatandaları Hadi Elçiçek, Kulink Sevilgen ve Salih Tuğrul’un (bavuranlar) Avrupa Đnsan  
Hakları Mahkemesi’ne 10 Aralık 2002 tarihinde Đnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin  
Korunmasına ilikin Sözleme’nin (Avrupa Đnsan Hakları Sözlemesi - AĐHS) 34. maddesi  
uyarınca yapmıolduğu bavurudur.  
Bavuranlar Avrupa Đnsan Hakları Mahkemesi (AĐHM) önünde Ankara Barosu  
avukatlarından S. Kaya tarafından temsil edilmektedir.  
OLAYLAR  
Bavuranlar sırasıyla 1968, 1961 ve 1956 doğumludur. Bu bavurunun yapıldığı sırada  
bavuranlar Siirt Cezaevinde hükümlü bulunmaktaydı.  
16 ve 19 ubat 1999 tarihinde yakalanan bavuranlar polis önünde yasadıı örgüt PKK  
bünyesinde gerçekletirdikleri eylemler hakkında ayrıntılı ifadeler vermitir. Bavuranlar 25  
ubat 1999 tarihinde Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Cumhuriyet Savcısı  
tarafından dinlenmi, daha sonra aynı mahkemede nöbetçi hakim karısına çıkarılmılardır.  
Hakim adı geçenlerin tutuklanmalarına karar vermitir. Yetkili savcı ve hakim önünde  
bavuranlar polise vermioldukları ifadelerin içeriğini teyit etmitir. Ön soruturma  
aamasında bavuranlar avukat bulundurma hakkından yararlanmamılardır.  
Cumhuriyet Savcısı 19 Mart 1999 tarihinde Eski Türk Ceza Kanunu’nun 125. maddesi  
uyarınca bavuranları bir jandarma karakoluna saldırıda bulunmak, bu esnada iki güvenlik  
görevlisinin ölümüne neden olmak ve anayasal düzeni zorla yıkmaya teebbüs etmekle itham  
etmitir.  
5 Mayıs 1999 tarihli ilk durumada, DGM bavuranların savunmalarını dinlemitir.  
Bavuranlar Salih Tuğrul ve Hadi Elçiçek ifadelerini Kürtçe tercüman aracılığıyla vermitir.  
Adı geçenler mahkeme önünde ön soruturma kapsamında verdikleri beyanları ve olayları  
inkâr etmitir.  
1999 yılının Haziran ayında Devlet Güvenlik Mahkemelerinde askeri hakimin varlığına son  
veren Anayasal ve yasal düzenlemeler gerçekletirilmitir.  
Yalnızca sivil hakimlerden oluan DGM, 2 Ağustos 1999 ve 4 Aralık 2001 tarihleri arasında  
on altı duruma yapmıtır. Mahkeme bavuranların davasını aynı olaylara dayalı açılan tek  
sanıklı baka bir davaya birletirmi, savunma tarafının tanıklarını dinlemive dava dosyasına  
diğer yargılamalar kapsamında bulunan sanıkların vermioldukları beyanları ve tutanakları  
eklemitir. 4 Aralık 2001 tarihli durumada mahkeme bavuranları dinlemi; Salih Turgut ve  
Hadi Elçiçek bir tercüman aracılığıyla ifade vermitir.  
DGM, 4 ubat 2001 tarihli duruma sırasında bavuranları haklarında yapılan ithamlardan  
suçlu bulmuve ölüm cezasına çarptırmı, bu cezayı daha sonra müebbet hapis cezasına  
çevirmitir. Mahkeme karar dayanağı olarak bavuranların gözaltında vermioldukları  
beyanların yanı sıra diğer yargılamalar çerçevesinde dinlenen kiilerin beyanlarını gerekçe  
olarak göstermitir.  
2
Yargıtay 11 Haziran 2002 tarihinde bavuranların mahkumiyetlerini onamıtır.  
HUKUK  
AĐHS’nin 6/3 maddesinin c) fıkrasına atıfta bulunan bavuranlar gözaltında bulundukları sırada  
avukat yardımından yararlanamadıklarından ikayetçi olmaktadır.  
Hükümet bavuranların gözaltı süresi bitimini müteakip altı ay içinde bavurularını  
yapmadıklarını savunarak altı ay kuralına uyulmaması nedeniyle AĐHM’yi bu bavuruyu  
reddetmeye çağırmaktadır. Hükümet buna istinaden bavuranların iddiasına karı çıkmaktadır.  
AĐHM, Yargıtay’ın 11 Haziran 2002 tarihinde kararını verdiğini ve AĐHS’nin 35/1 maddesine  
uygun olarak bu kararın iç hukuktaki nihai kararı oluturduğuna itibar etmektedir (Bkz. Ek ve  
ıkta-Türkiye kararı no: 6058/02 ve 18074/03, 17 ubat 2009). Mevcut bavuru 10 Aralık  
2002 tarihinde yapılmıtır. Dolayısıyla Hükümetin itirazı reddedilmektedir. AĐHS’nin 35.  
maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde ikayetin dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden  
AĐHM, ayrıca baka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit  
eder. Bu nedenle ikayet kabuledilebilir niteliktedir.  
Esas ile ilgili olarak AĐHM, Salduz-Türkiye kararında benimsediği içtihadına atıfla (Büyük  
Daire kararı no: 36391/02, 27 Kasım 2008) aynı gerekçelerle AĐHS’nin 6/1 maddesiyle  
bağlantılı olarak AĐHS’nin 6/3 maddesinin c) fıkrasının ihlal edildiği sonucuna varmaktadır.  
AĐHS’nin 6/1 ve 3 d) maddesine atıfta bulunan bavuranlar Devlet Güvenlik Mahkemesindeki  
davanın ilk bölümüne askeri hakimin katılmasından ve mahkumiyetlerinin diğer yargılamalar  
kapsamındaki kiilerin tanıklıklarına dayandığından ve bu kiileri sorgulama olanaklarının  
olmamasından ikayetçi olmaktadır. Bavuranlar Elçiçek ve Tuğrul Kürt kökenli olmaları  
dolayısıyla Türkçe bilmediklerini ve jandarmalar ve savcı önünde tercüman aracılığıyla  
iletiim kuramadıklarını ileri sürmektedir. Bavuranlar sonuç itibarıyla haklarında yapılan  
suçlamaları bilmediklerini ve bu durumun AĐHS’nin 6/3 maddesinin a) fıkrasının ihlaline yol  
açtığını öne sürmektedir.  
AĐHM, bavuranlar tarafından öne sürülen bu iddiaları incelemitir. Mahkemeye sunulan  
deliller ıığında AĐHM, Sözleme ile güvence altına alınan hak ve özgürlüklere ilikin  
herhangi bir ihlalin sözkonusu olmadığını hatırlatır; dayanaktan yoksun addedilen bu  
ikayetlerin AĐHS’nin 35. maddesinin 3. ve 4. paragraflarına uygun olarak reddedilmesi  
gerekir.  
Geriye AĐHS’nin 41. maddesinin uygulanması hususu kalmaktadır. Bavuranlar 200.000 Euro  
maddi ve manevi tazminat ve yargılama gider ve masrafları için 20.160 Euro talep etmektedir.  
Bavuranlar herhangi bir kanıtlayıcı belge sunmamıtır.  
AĐHM, mevcut bavurunun koullarında sonuç itibarıyla en uygun telafi yönteminin  
bavuranların talep etmesi halinde AĐHS’nin 6/1 maddesindeki gereklilikleri karılayacak  
ekilde yeniden yargılanmaları olacağı kanısındadır (sözü edilen Salduz).  
AĐHM bunun dıında tespit edilen ihlal ile öne sürülen maddi zarar arasında herhangi bir  
illiyet bağı kuramamakta ve bu talebi reddetmektedir.  
3
Manevi tazminat konusunda ise AĐHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası’nın  
marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı orana üç puanlık bir artıeklenerek bavuranların her  
birine hakkaniyete uygun 1.000 Euro manevi tazminat ödenmesini uygun görmektedir.  
AĐHM yargılama masraf ve giderlerine ilikin bavuranların herhangi bir belge  
sunmadıklarını gözlemlemektedir. Sonuç olarak bavuranların bu yöndeki talepleri  
reddedilmektedir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AĐHM, OYBĐRLĐĞĐYLE,  
1. Gözaltında avukat bulundurma hakkından yararlanılmadığına ilikin ikayetin  
kabuledilebilir, bunun dıında kalanların kabuledilemez olduğuna;  
2. AĐHS’nin 6/1 maddesiyle bağlantılı olarak 6/3 maddesinin c) fıkrasının ihlal edildiğine;  
3. a) AĐHS’nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinletiği tarihten itibaren üç ay içinde,  
miktara yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf tutularak ödeme tarihindeki döviz kuru  
üzerinden TL’ ye çevrilmek üzere, Savunmacı Devlet tarafından bavuranların her birine  
1.000 (bin) Euro manevi tazminat ödenmesine;  
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet  
tarafından, Avrupa Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan  
fazlasına eit oranda basit faiz uygulanmasına;  
4. Adil tatmine ilikin diğer tüm taleplerin reddine;  
KARAR VERMĐꢁTĐR.  
Đꢀbu karar Fransızca olarak hazırlanmıve AĐHM’nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3.  
paragraflarına uygun olarak 16 Temmuz 2009 tarihinde yazılı olarak bildirilmitir.  
4