Yargıtay 11 Haziran 2002 tarihinde baꢀvuranların mahkumiyetlerini onamıꢀtır.
HUKUK
AĐHS’nin 6/3 maddesinin c) fıkrasına atıfta bulunan baꢀvuranlar gözaltında bulundukları sırada
avukat yardımından yararlanamadıklarından ꢀikayetçi olmaktadır.
Hükümet baꢀvuranların gözaltı süresi bitimini müteakip altı ay içinde baꢀvurularını
yapmadıklarını savunarak altı ay kuralına uyulmaması nedeniyle AĐHM’yi bu baꢀvuruyu
reddetmeye çağırmaktadır. Hükümet buna istinaden baꢀvuranların iddiasına karꢀı çıkmaktadır.
AĐHM, Yargıtay’ın 11 Haziran 2002 tarihinde kararını verdiğini ve AĐHS’nin 35/1 maddesine
uygun olarak bu kararın iç hukuktaki nihai kararı oluꢀturduğuna itibar etmektedir (Bkz. Ek ve
ꢁıktaꢀ-Türkiye kararı no: 6058/02 ve 18074/03, 17 ꢁubat 2009). Mevcut baꢀvuru 10 Aralık
2002 tarihinde yapılmıꢀtır. Dolayısıyla Hükümetin itirazı reddedilmektedir. AĐHS’nin 35.
maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde ꢀikayetin dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden
AĐHM, ayrıca baꢀka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit
eder. Bu nedenle ꢀikayet kabuledilebilir niteliktedir.
Esas ile ilgili olarak AĐHM, Salduz-Türkiye kararında benimsediği içtihadına atıfla (Büyük
Daire kararı no: 36391/02, 27 Kasım 2008) aynı gerekçelerle AĐHS’nin 6/1 maddesiyle
bağlantılı olarak AĐHS’nin 6/3 maddesinin c) fıkrasının ihlal edildiği sonucuna varmaktadır.
AĐHS’nin 6/1 ve 3 d) maddesine atıfta bulunan baꢀvuranlar Devlet Güvenlik Mahkemesindeki
davanın ilk bölümüne askeri hakimin katılmasından ve mahkumiyetlerinin diğer yargılamalar
kapsamındaki kiꢀilerin tanıklıklarına dayandığından ve bu kiꢀileri sorgulama olanaklarının
olmamasından ꢀikayetçi olmaktadır. Baꢀvuranlar Elçiçek ve Tuğrul Kürt kökenli olmaları
dolayısıyla Türkçe bilmediklerini ve jandarmalar ve savcı önünde tercüman aracılığıyla
iletiꢀim kuramadıklarını ileri sürmektedir. Baꢀvuranlar sonuç itibarıyla haklarında yapılan
suçlamaları bilmediklerini ve bu durumun AĐHS’nin 6/3 maddesinin a) fıkrasının ihlaline yol
açtığını öne sürmektedir.
AĐHM, baꢀvuranlar tarafından öne sürülen bu iddiaları incelemiꢀtir. Mahkemeye sunulan
deliller ıꢀığında AĐHM, Sözleꢀme ile güvence altına alınan hak ve özgürlüklere iliꢀkin
herhangi bir ihlalin sözkonusu olmadığını hatırlatır; dayanaktan yoksun addedilen bu
ꢀikayetlerin AĐHS’nin 35. maddesinin 3. ve 4. paragraflarına uygun olarak reddedilmesi
gerekir.
Geriye AĐHS’nin 41. maddesinin uygulanması hususu kalmaktadır. Baꢀvuranlar 200.000 Euro
maddi ve manevi tazminat ve yargılama gider ve masrafları için 20.160 Euro talep etmektedir.
Baꢀvuranlar herhangi bir kanıtlayıcı belge sunmamıꢀtır.
AĐHM, mevcut baꢀvurunun koꢀullarında sonuç itibarıyla en uygun telafi yönteminin
baꢀvuranların talep etmesi halinde AĐHS’nin 6/1 maddesindeki gereklilikleri karꢀılayacak
ꢀekilde yeniden yargılanmaları olacağı kanısındadır (sözü edilen Salduz).
AĐHM bunun dıꢀında tespit edilen ihlal ile öne sürülen maddi zarar arasında herhangi bir
illiyet bağı kuramamakta ve bu talebi reddetmektedir.
3