avukatını dinlemiş ve duruşmayı sonlandırmıştır. Aynı gün, dosya unsurlarına dayanarak,
Yargıtay, 31 Mayıs 2005 tarihli kararı onamıştır. Gerekçeli karar, 15 Mart 2006 tarihinde
tarafların bilgisine sunulmuştur.
2 Temmuz 2007 tarihli bir mektupla başvuranın avukatı, 6 Aralık 2005 tarihinden kısa bir
süre önce, tarafların, ihtilaflı sonlandıran bir dostane çözüm imzaladıkları hususunda
AİHM’yi bilgilendirmiştir. 7 Aralık 2007 tarihinde, Hükümet, kabuledilebilirliğe ve esasa
ilişkin görüşlerinde sözkonusu iddiaları doğrulamıştır.
HUKUK
I. AİHS’NİN 6/1 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA
Başvuran, ulusal mahkemeler ve özellikle Yargıtay önünde görülen yargılamanın süresi
bakımından AİHS’nin 6/1 maddesi ile öngörülen “makul süre” gerekliliğine aykırı olduğu
kanaatindedir.
Hükümet, sözkonusu iddiaya karşı çıkmaktadır.
Dikkate alınacak dönem başvuranın iş mahkemesinde dava açtığı tarih olan 12 Haziran 1998
tarihinde başlamış ve Yargıtay karar tarihi olan 6 Aralık 2005 tarihinde sona ermiştir.
Sözkonusu süre iki dereceli yargıda altı kez görülen dava için yaklaşık yedi yıl altı ay
sürmüştür.
A. Kabuledilebilirliğe ilişkin
AİHS’nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde başvurunun dayanaktan yoksun
olmadığını kaydeden AİHM, ayrıca, başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru
bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle başvuru kabuledilebilir niteliktedir.
B. Esas
AİHM, yargılama sürecinin makul yapısının dava koşullarını takiben ve mahkeme yerleşik
içtihatları, özellikle davanın karmaşıklığı, başvuranın ve yetkili mercilerin tutumu ve ilgililer
bakımından davanın önemi dikkate alınarak değerlendirildiğini hatırlatmaktadır (Bkz.
diğerleri arasından Frydlender-Fransa, başvuru no: 30979/96). AİHM, iş davasının özel bir
ihtimam gerektirdiğini hatırlatmaktadır (Ruotolo-İtalya, 27 Şubat 1992; De Cantelar- Fransa,
başvuru no: 39966/98, 9 Eylül 1999 tarihli Komisyon raporu).
Mevcut davada, AİHM, ulusal mahkemeler önündeki ihtilafın başvuranın kıdem ve ihbar
tazminatının belirlenmesine dayandığını ve birçok bilirkişi incelemesi ile çok sayıda tanığın
dinlenmesi ve yüzleştirilmesini gerektirdiğinden belli bir karmaşıklığı olduğunu
belirtmektedir. Sözkonusu ihtilaf, yedi yıl altı ayın sonunda çözülmüştür: yedi yıl altı ayın,
yalnızca üç yıl on ayı, iş mahkemesinde davanın açıldığı tarih olan 12 Haziran 1998
tarihinden ilk derece mahkemesinin kararı verdiği tarih olan 24 Nisan 2002 tarihine kadar
uzanan dönem için ilk derece mahkemesinde, 24 Aralık 2002 tarihli Yargıtay kararından
sonra, on bir ayı ilk derece mahkemesinde ve son olarak dört ayı 25 Ocak 2005 tarihli
karardan sonra geçmiştir. Yargıtay, ilk temyiz başvurusunu müteakip yaklaşık sekiz ay
ikinciyi müteakip bir yıl bir ay, üçüncüyü müteakip altı ayda karar varmıştır. Oysa, 5521
sayılı kanunun 8/2 maddesi uyarınca, iş mahkemeleri tarafından alınan kararlar hakkında
3