Baꢀvuran, dava süresinin AĐHS’nin 6 § 1. maddesinde belirtilen “makul süre” ilkesini
ihlal ettiğini ileri sürmektedir.
Hükümet bu iddiaya karꢀı çıkmaktadır.
Değerlendirmeye alınacak olan dönem 23 Eylül 1996 tarihinde baꢀlamıꢀ ve halen
sonuçlanmamıꢀtır. O halde dava dört derecede incelenmiꢀ ve neredeyse on yıl altı ay
sürmüꢀtür.
A. Kabuledilebilirlik Hakkında
Hükümet, baꢀvuranın davasının ulusal mahkemelerde halen görülmekte olduğunu ve
baꢀvuranın ꢀikayetlerini ulusal mahkemeler önünde dile getirmediğini belirterek, iç hukuk
yollarının tüketilmemiꢀ olması sebebiyle AĐHM’den baꢀvurunun reddedilmesini talep
etmektedir.
Baꢀvuran bu iddialara karꢀı çıkmaktadır.
AĐHM, Türk hukukunda yargılanabilir kiꢀilerin yargılama süresi ile ilgili ꢀikayetlerini
dile getirebilmeleri amacıyla AĐHS’nin 13. maddesinde belirtildiği gibi etkili bir baꢀvuru yolu
tanınmadığı hususunu daha önce tespit etme imkanı bulmuꢀtur (Tendik ve diğerleri-Türkiye,
no: 23188/02, 22 Aralık 2005). Sonuç olarak baꢀvuranın, ꢀikayetini çözebilecek türden bir
baꢀvuru yolunu kullanabileceği hususu ortaya konulmamıꢀtır. Bu nedenle Hükümet’in
bununla ilgili olarak dile getirdiği itirazın kabuledilemez olduğuna kanaat getirilmektedir.
AĐHM baꢀvurunun AĐHS’nin 35 § 3. maddesi uyarınca açıkça dayanaktan yoksun
olmadığını tespit etmektedir. AĐHM baꢀvuruda baꢀka hiçbir kabuledilemezlik gerekçesi
bulunmadığı kanaatindedir.
B. Esas Hakkında
AĐHM bir yargılama süresinin makul olup olmadığının, davanın koꢀullarına göre ve
baꢀta davanın karmaꢀıklığı olmak üzere, AĐHM tarafından benimsenen kriterler ile baꢀvuran
ve yetkili mercilerin tutumları dikkate alınarak değerlendirildiğini hatırlatır (Bkz., diğerleri
arasında, Pélissier ve Sassi-Fransa, no: 25444/94).
AĐHM mevcut davadakilere benzer sorunları gündeme getiren birçok dava
incelediğini ve bunların AĐHS’nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiği yönünde sonuçlandığını
belirtmektedir.
AĐHM kendisine sunulan tüm unsurları incelemiꢀ ve Hükümet’in davayı farklı ꢀekilde
sonuçlandıracak hiçbir tespit ve delil sunmadığı kanaatine varmıꢀtır. AĐHM bu konudaki
içtihadını dikkate alarak, mevcut davada yargılama süresinin aꢀırı uzun olduğuna ve “makul
süre” ilkesini ihlal ettiğine kanaat getirmiꢀtir.
Sonuç olarak AĐHS’nin 6 § 1. maddesi ihlal edilmiꢀtir.
II. AĐHS’NĐN 41. MADDESĐNĐN UYGULANMASI HAKKINDA
3