CONSEIL DE  
L'EUROPE  
AVRUPA  
KONSEYİ  
EMRULLAH HATTATOĞLU/TÜRKİYE DAVASI  
(Başvuru No: 48719/99)  
Strazburg  
14 Nisan 2005  
Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan ve (48719/99) başvuru no’lu davanın nedeni,  
Emrullah H.’nin (başvuran) Avrupa İnsan Hakları Komisyonu’na (Komisyon) 28 Ocak 1998 tarihinde  
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) eski 25. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur.  
Başvuran, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde İstanbul Barosu avukatlarından  
M.B. H. tarafından temsil edilmektedir.  
Başvuranın 6 Haziran 1999 tarihinde vefat etmesi üzerine, mirasçıları Neriman K., Asuman A.,  
Murat Bülent H. ve Zeynep D. Hattatoğlu Ö., başvuranın yerine ve onun adına bu davayı sürdürmek  
istediklerini belirtmişlerdir. Pratik nedenlerden dolayı mevcut davada Emrullah H.’den “başvuran”  
olarak bahsedilecektir.  
OLAYLAR  
Davanın Koşulları  
Başvuran Ordu’da altı adet arsa sahibidir. 1990 yılında Arsa Ofisi Genel Müdürlüğü (İdare)  
tarafından sanayi bölgesi yapımı için bu arsalar kamulaştırılmış, ardından aynı kurumun belirlediği  
kamulaştırma bedeli başvurana ödenmiştir.  
İdare tarafından ödenen tutarı yetersiz bulan başvuran, Ordu Asliye Hukuk Mahkemesi’ne,  
kamulaştırma bedelinin yükseltilmesi talebiyle dava açmıştır. Mahkeme başvuranı haklı bularak İdare  
tarafından başvurana, mülkün devir tarihinden itibaren işlemek üzere yıllık 30% oranında gecikme  
faiziyle birlikte ek tazminat ödenmesine karar vermiştir. Yargıtay verilen bu kararı onamıştır.  
30 Nisan ve 4 Mayıs 1998 tarihlerinde İdare başvurana, toplam 2.470.464.534 TL. (yaklaşık 9.287  
Euro) ödeme yapmıştır.  
HUKUK AÇISINDAN  
I. 1 NO’LU EK PROTOKOL’UN 1. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA  
Başvuran, İdare’nin ek kamulaştırma bedelini ödemede gecikmesi ve Türkiye’deki yüksek  
enflasyon oranı karşısında yetersiz kalan gecikme faizi nedeniyle mülkiyet hakkının  
korunmadığından şikâyetçi olmakta ve bu bağlamda, I No’lu ek Protokol’un 1. maddesinin ihlal  
edildiğini iddia etmektedir.  
A. Kabuledilebilirlik Hakkında  
AİHM, içtihatlarından doğan kriterler ışığında (Bkz., özellikle Akkuş, adıgeçen karar) ve elindeki  
mevcut unsurların tümü gözönüne alındığında, başvurunun esastan incelenmesi gerektiği kanaatine  
varmıştır. AİHM başvuruda hiçbir kabuledilemezlik gerekçesi ile karşılaşılmadığını tespit etmiştir.  
B. Esas Hakkında  
AİHM daha önce bu davanınkine benzer soruları gündeme getiren başka davalar da incelemiş ve  
I No’lu ek Protokol’un 1. maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmıştır (Bkz., Akkuş, adıgeçen karar, s.  
1310, §§ 30-31 ve Aka, adıgeçen karar, s. 2682, §§ 50-51).  
AİHM mevcut davayı incelemiş ve Hükümet’in davayı farklı şekilde sonuçlandıracak hiçbir  
tespit ve delil sunmadığı kanaatine varmıştır. Ulusal mahkemelerin kararına göre kamulaştırmayı  
yapan idare tarafından başvurana verilmesi gereken ek tazminatın ödenmesindeki gecikme,  
başvuranı, mülkünün kamulaştırılmasına ilaveten ayrı bir zarara daha sokmuştur. Sözkonusu  
davanın toplam fiili süresi ile ikiye katlanan bu gecikme, AİHM’yi, başvuranın genel yararın  
gerektirdikleri ile mülkiyet hakkına saygının korunması arasında mevcut olması gereken adil dengeyi  
________________________________________________________________________________________________  
© T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2005. Bu gayrıresmi özet çeviri Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve İnsan Hakları Genel  
Müdür Yardımcılığı tarafından yapılmış olup, Mahkeme’yi bağlamamaktadır. Bu çeviri, davanın adının tam olarak  
belirtilmiş olması ve yukarıdaki telif hakkı bilgisiyle beraber olması koşulu ile Dışişleri Bakanlığı Avrupa Konseyi ve  
İnsan Hakları Genel Müdür Yardımcılığı’na atıfta bulunmak suretiyle ticari olmayan amaçlarla alıntılanabilir.  
bozan, alışılmışın dışında ve ölçüsüz bir yüke katlanmak zorunda kaldığı yönünde düşünmeye sevk  
etmektedir.  
Sonuç olarak AİHM, I No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiğine karar vermiştir.  
III. AİHS’NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA  
AİHS’nin 41. maddesinde yer alan unsurlar.  
A. Maddi ve Manevi Tazminat  
Başvuran 365.000 Euro değerinde maddi ve manevi zarara uğradığını iddia etmektedir.  
Hükümet bu iddialara karşı çıkmaktadır.  
AİHM, Akkuş (adıgeçen karar, s. 1311, §§ 35-36 ve 39) kararında benimsenen hesaplama  
yöntemini gözönünde bulundurarak ve ilgili ekonomik veriler ışığında, başvurana maddi tazminat  
olarak 100.552 (yüz bin beşyüz elliiki) Euro ödenmesine karar vermiştir.  
Manevi tazminat hususunda ise AİHM, mevcut dava koşullarında, bir ihlalin varlığının tespitinin  
adil tazmin için başlı başına yeterli olduğuna kanaat getirmiştir.  
B. Masraf ve harcamalar  
Başvuran aynı zamanda, AİHM tarafından verilecek olan tutarın %15’ine denk düşen, Sözleşme  
organları nezdinde yaptığı masraf ve harcamaların ödenmesini talep etmektedir.  
Hükümet bu konuyu AİHM’nin takdirine bırakmaktadır.  
Mahkemenin bu konudaki içtihadı ve mevcut unsurlar doğrultusunda, AİHM, başvurana tüm  
masraflarla birlikte 500 (beşyüz) Euro ödenmesinin makul olduğuna kanaat getirmiştir.  
C. Gecikme faizi  
AİHM, Avrupa Merkez Bankası’nın kısa vadeli kredilere uyguladığı faizden % 3 oranında fazla  
gecikme faizi uygulanacağını belirtmektedir.  
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK AİHM OYBİRLİĞİYLE,  
1. Başvurunun kabuledilebilir olduğuna;  
2. I No’lu Ek Protokol’ün 1. maddesinin ihlal edildiğine;  
3. a) AİHS’nin 44§2 maddesi uyarınca, kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme  
tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirası’na çevrilmek üzere ve miktara yansıtılabilecek KDV,  
pul, harç ve masraflarla birlikte, Savunmacı Devlet tarafından başvurana:  
i. maddi tazminat için 100.552 (yüz bin beşyüz elliiki) Euro ödemesine,  
ii. masraf ve harcamalar için 500 (beşyüz) Euro ödemesine;  
b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar, Hükümetin, Avrupa  
Merkez Bankası’nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan fazlasına eşit oranda basit faizi  
uygulamasına;  
4. Adil tazmine ilişkin diğer taleplerin reddine;  
Karar vermiştir.  
İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM’nin iç tüzüğünün 77§§ 2 ve 3 maddesine uygun  
olarak 14 Nisan 2005 tarihinde yazıyla bildirilmiştir.