Belçika Ulusal Polis Sendikası- Belçika ve Schmidt ve Dahlström kararlarına atıfta bulunarak
Hükümet, AĐHS’nin 11. maddesinin sendikalara Devlet tarafından belli bir muamele
yapılmasını güvence altına almadığını, Sözleꢀme’nin devlete getirdiği yükümlülüğün,
devletin uygun gördüğü imkanlarla, sendikaların üyelerinin çıkarlarının korumak için
mücadele etmelerine imkan tanımak olduğunu belirtmektedir. Hükümet’e göre, ihtilaflı
genelge, AĐHS’nin 11/2 maddesi uyarınca, yürürlükteki bir mevzuatın uygulanmasına iliꢀkin
bir hatırlatmaydı. Ayrıca Hükümet, 10 Aralık 2002 tarihinde, 2001/53 sayılı genelge ile
memurların toplu sözleꢀme haklarını kullanma koꢀullarını belirleyen 4688 sayılı yasa
uyarınca 1996/21 sayılı genelgenin yürürlükten kaldırıldığını hatırlatmaktadır.
Baꢀvuran, görüꢀlerini yinelemekte ve Hükümet’in iddialarına karꢀı çıkmaktadır. Baꢀvurana
göre, itiraz edilen genelge, grevleri yasaklayarak sendikal özgürlüğünü kullanmasına orantısız
kısıtlamalar getirmiꢀtir.
Devletler bakımından AĐHS’nin 11. maddesinden kaynaklanan pozitif ve negatif
yükümlülüklere iliꢀkin genel ilkeler ile ilgili olarak AĐHM, Demir ve Baykara kararında
ortaya koyduğu içtihadına atıfta bulunmaktadır.
Đꢀbu davada sözkonusu ilkelerin
uygulanmasına iliꢀkin olarak, AĐHM, ihtilaf konusu genelgenin, memurlara toplu sözleꢀme
hakkının tanınması için Kamu Emekçileri Sendikası tarafından düzenlenen eylemlerden beꢀ
gün önce, devlet memurlarının sendika hakkı konusunda Türk mevzuatını uluslararası
sözleꢀmelere uygun hale getirme çalıꢀmalarının sürdüğü bir sırada ve devlet memurlarının
hukuki statülerinin belirsiz olduğu bir zamanda kabul edildiğini gözlemlemektedir.
AĐHM, grev hakkının mutlak bir niteliği olmadığını kabul etmektedir. Grev hakkı, bazı
koꢀullara bağlı olabilir, sözkonusu hakka bazı kısıtlamalar getirilebilir. Dolayısıyla, sendikal
özgürlük ilkesi Devlet adına yetki kullanan memurlara grev hakkı yasağı ile bağdaꢀabilir.
Ancak, bazı memur kategorilerine grev yasağı getirilse bile (mutatis, mutandis, Pellegrin-
Fransa, baꢀvuru no: 28514/95) grev hakkının yasaklanması mevcut davadaki gibi genel
olarak memurları veya Devlet’e ait ticari ve endüstriyel kuruluꢀlarda görev yapan iꢀçileri
kapsayamaz. Grev hakkına getirilen yasal kısıtlamaların, kısıtlamaya konu memur
kategorilerini mümkün olduğunca açık ve sınırlayıcı bir biçimde tanımlaması gerekmektedir.
AĐHM’nin görüꢀüne göre, mevcut davada, ihtilaf konusu genelge, AĐHS’nin 11. maddesinin
2. paragrafında sıralanan amaçların gerekleri ile dengelenmeden tüm memurlara mutlak
ꢀekilde grev hakkını yasaklayan genel ifadelerle kalem alınmıꢀtır. Ayrıca AĐHM, dosyada, 18
Nisan 1996 ulusal eylem gününün yasaklandığına dair hiçbir bulgu bulunmadığını
kaydetmektedir. Genelge ile sadece sözkonusu eylem gününe memurların katılımı
yasaklanmaktaydı. Sözkonusu eyleme katılarak, baꢀvuran sendikanın yönetim kurulu üyeleri
yalnızca barıꢀçıl toplanma özgürlüklerini kullanmıꢀtır (Ezelin-Fransa, 26 Nisan 1991 tarihli
karar). Dava konusu genelgeye dayanılarak sözkonusu kiꢀiler disiplin cezasına çarptırılmıꢀtır.
AĐHM, sözkonusu cezaların, üyelerinin çıkarlarını savunmak amacıyla eylemlere veya böyle
bir greve katılmayı isteyen sendika üyeleri ve diğer kiꢀiler açısından caydırıcı nitelik taꢀıdığı
kanaatindedir (Urcan ve diğerleri ve Karaçay-Türkiye 27 Mart 2007 tarihli karar). AĐHM,
Hükümet’in demokratik bir toplumda dava konusu kısıtlamanın gereklikliliğini ortaya
koymadığını belirtmektedir.
Kendi incelemesini yapan AĐHM, sözkonusu genelgenin kabulü ve uygulanmasının “zorlayıcı
bir sosyal gereksinimi” karꢀılamadığı ve baꢀvuran sendikanın AĐHS’nin 11. maddesi ile
tanınan hakları etkili bir ꢀekilde kullanmasına yönelik orantısız bir müdahale oluꢀturduğu
sonucuna ulaꢀmaktadır.
5